<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-5468836673052332809</id><updated>2012-02-16T20:25:03.896-08:00</updated><category term='tdk'/><category term='coca cola'/><category term='windows 1.0'/><category term='url'/><category term='turk olmak'/><category term='keyboard shortcuts'/><category term='intern'/><category term='ans'/><category term='marka'/><category term='oyak'/><category term='bilişim'/><category term='add'/><category term='steve ballmer'/><category term='referans'/><category term='pazarlama'/><category term='search engine'/><category term='türkiye'/><category term='yeter'/><category term='sanal pos'/><category term='can dündar'/><category term='elektronik imza'/><category term='kolye'/><category term='crm'/><category term='windows kısayol tuşları'/><category term='soundtrack'/><category term='rush'/><category term='osman cavcı'/><category term='e-ticaret'/><category term='fil aslan burcu'/><category term='cisco'/><category term='güvenlik'/><category term='download'/><category term='tsk'/><category term='robot.txt'/><category term='porsche'/><category term='max connections'/><category term='web 2.0'/><category term='pepsi'/><category term='atatürkçü düşünce derneği'/><category term='iletişim'/><category term='üretim'/><category term='ccie'/><category term='ahmet altan'/><category term='3d secure'/><category term='.net'/><category term='tuğçe baran'/><category term='hyundai'/><category term='pasif müşteri'/><category term='user friendly url'/><category term='i can&apos;t be with you'/><category term='tery eagleton'/><category term='işletmeler'/><category term='apache'/><category term='turan alkan'/><category term='xml'/><category term='dot net'/><category term='cranberries'/><category term='kadın'/><category term='md5 kullanımı'/><category term='c sharp'/><category term='ordu'/><category term='iletişim kazası'/><category term='marka denetimi'/><category term='mysql'/><category term='php'/><category term='internet explorer'/><category term='hülya avşar'/><category term='security'/><category term='freewill'/><category term='Maria Sharapova'/><category term='faq'/><category term='e-imza'/><category term='b2b'/><category term='ahmet necdet sezer'/><category term='ie'/><category term='mağaza'/><category term='zampara seyfettin'/><category term='turkler'/><category term='tuncay birkan'/><category term='xml nedir'/><category term='büyümek'/><category term='erkek'/><category term='run command list'/><category term='radikal'/><category term='microsoft'/><category term='network'/><category term='bigsmall'/><category term='klavye kısayolları'/><category term='php htaccess'/><category term='abuzer kadayıf'/><category term='google'/><category term='mysql data types'/><category term='e-commerce'/><title type='text'>Ike Broflovski</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>ike</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09895600768898928036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://img509.imageshack.us/img509/5582/1010bustedinthetubhw1.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>81</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5468836673052332809.post-4920342186556090255</id><published>2007-09-12T12:12:00.000-07:00</published><updated>2007-09-12T12:15:15.192-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tdk'/><title type='text'>tdk forumundan (tartışma topluluğundan) :)</title><content type='html'>dilimizi mahvedenler başlıklı entryden&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;" böyle bir başlık attım ;ama belki ben de bunların içindeyimtelivizyonlar siyasetçiler sokaklar bu işte sorumlulu ellelrinde tutuyor hele şu pop ve top dünyasının şahısları Türkçe diye bir şeyden haberleri yok on lar Tarzanca konuşuyorlar konuşmayada devam edecekler şarkılara bakıyoruz anlatım bozukluklarıyla dolu "&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;noktasına dokunmadım diyeceğim ama zaten nokta virgül hak getire&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5468836673052332809-4920342186556090255?l=ikebroflovski.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/feeds/4920342186556090255/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5468836673052332809&amp;postID=4920342186556090255' title='38 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/4920342186556090255'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/4920342186556090255'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/2007/09/tdk-forumundan-tartma-topluluundan.html' title='tdk forumundan (tartışma topluluğundan) :)'/><author><name>ike</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09895600768898928036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://img509.imageshack.us/img509/5582/1010bustedinthetubhw1.jpg'/></author><thr:total>38</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5468836673052332809.post-4244920611482841234</id><published>2007-09-11T15:16:00.019-07:00</published><updated>2007-09-11T15:36:15.022-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sanal pos'/><title type='text'>Sanal pos nedir ?</title><content type='html'>Elektronik ticaretin anahtarlarından biri de "sanal POS" denilen sistemlerdir. Web üzerinden ödeme söz konusu olduğunda sanal POS´lar devreye girer. Klasik alışverişlerde kullandığımız POS  (Point of sale- ödeme noktası) cihaz ve sistemlerinin, web siteleri üzerinden alışveriş yapmaya olanak sağlayan şekline sanal POS -VPOS (Virtual point of sale) denmektedir. Kısaca buna Internet´e uyarlanmış POS da diyebiliriz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Sanal POS ile alıcı-satıcı ya da satıcı-tedarikçi arasında online bir ödeme sistemi ve altyapısı kurulmuş olur. Sistem basit olarak, firmanın web sitesi üzerinden bilgilerini giren alıcının banka ve kredi kuruluşlarında olan hesabından, aldığı ürün veya hizmetin bedeli olan paranın firmanın kendi banka hesabına geçmesine dayanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Bu sistemi uygulamak son derece kolay ve zahmetsizdir. Ürün ve hizmetlerini web üzerinden pazarlamayı düşünen bir firma öncelikle ticari hesabının bulunduğu bir banka ile üye işyeri ve e-ticaret sözleşmelerini imzalaması, devamında da bankaya ait VPOS yazılımını kendi web sitesine kurması yeterlidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Sanal POS işleyiş olarak oldukça güvenlidir, tüm işlemler Bu süreç esnasında, dijital olarak gerçekleştirilir. Güvenlik sistemleri SSL 128 bit´lik şifreleme algoritmasına dayanan dijital imza ve dijital sertifikalı giriş-çıkış işlemlerini çözmek çok zordur, bu nedenle klasik bir alışverişte yaşayacağınız güvenlik tehlikesi (Hele hele günümüzde) kat be kat daha fazladır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Ülkemizde sanal POS hizmeti veren başlıca bankaların sanal POS´larını şöyle sıralayabiliriz. Sanal Akpos (Akbank), VPOS-724 (Vakıfbank), POSNET (Yapı Kredi Bankası), Garanti Sanal POS (Garanti Bankası), Finans WebPos (Finansbank) sistemlerini ülkemizdeki Sanal POS hizmetlerine örnek verebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanal POS kullanmanın sağlayacağı faydalar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Internet yoluyla gerçekleştirilen alışverişlerde en etkili ve güvenli ödeme metodudur. &lt;br /&gt;Perakende (B2C- firmadan müşteriye-) satışlarda %35-40 arasında artış sağlar. &lt;br /&gt; İşletmenin pazarlama alanını dar bir bölge ve şehirden kurtarıp, ülke çapında yaygın bir ağa kavuşmasını sağlar hatta ihracat olanaklarını da ciddi anlamda arttırır. &lt;br /&gt; İmaj, tanıtım ve rekabet gücü anlamında işletmeye büyük artı değer sağlar. &lt;br /&gt; Yüzyüze satış sürecinden çok daha kısa sürelerde alışveriş olanağı tanır. &lt;br /&gt; Elektronik ortamda yapılan işlemler kısa sürede tamamlanır, zamandan tasarruf sağlanır. Bu durum müşteri memnuniyetini arttırır, devamlılık sağlar. &lt;br /&gt; Sipariş ve satışlarla ilgili bilgileri veri tabanına aktarır ve saklar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5468836673052332809-4244920611482841234?l=ikebroflovski.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/feeds/4244920611482841234/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5468836673052332809&amp;postID=4244920611482841234' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/4244920611482841234'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/4244920611482841234'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/2007/09/sanal-pos-nedir.html' title='Sanal pos nedir ?'/><author><name>ike</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09895600768898928036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://img509.imageshack.us/img509/5582/1010bustedinthetubhw1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5468836673052332809.post-1010119598082095883</id><published>2007-09-11T15:16:00.018-07:00</published><updated>2007-09-11T15:35:39.790-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='crm'/><title type='text'>crm nedir ?</title><content type='html'>Yeni ekonomi anlayışı ile birlikte, e-ticaret altyapısının çeşitlendiğini, bir firmanın tüm bölüm ve ilevleri için bir otomasyon sistemi yaratılabildiğini söyleyebiliriz artık. Buna bir örnek olarak da, klasik müşteri ilişkileri yönetimini elektronik bir otomasyon altyapısı ile güçlendiren e-CRM uygulamalarını gösterebiliriz. E-ticaret uygulamalarının müşteri odaklı bir yönetim anlayışıyla gerçekleştirilmesini e-CRM (e- si ar em) olarak özetleyebiliriz. İkisi de yazılım ve otomasyon teknolojilerini kullansa da, e-ticaret ve CRM ayrı şeylerdir. CRM, tüm süreçleri (üretim,finans,pazarlama,satış) kapsayan bir"yönetim felsefesi"ya da yaklaşımı iken, e-ticaret, tüm bu süreçlerde teknolojiyi kullanan etkin bir "araçtır." Eğer e-ticaret uygulamalarınızın temeline müşteri odaklı bu yönetim anlayışını yerleştirdiyseniz buna da kısaca e-CRM diyebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  e-CRM´i bu anlamda e-ticaret faaliyetlerini müşteriye dayalı yürüten bir yazılım sistemidir diye düşünebiliriz. e-CRM için firmanıza uygun bir yazılım ve otomasyon sistemine ihtiyacınız vardır. Ama bunu sadece,teknolojik ve bilgi iletişim altyapıları,programları üreten bir firmadan tedarik edip,kendi firmanıza uyarlamanızla bu işin biteceğini sanmayın. e-CRM Internet´ten müşteriye ulaşmanın ve Internet´ten pazarlamanın anahtarıdır. Kapıyı açar ama içeri girmek size kalmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;   Her şeyden önce gerçek bir verimlilik artışı ve yoğun rekabete dayanıklılık için konuya bütüncül bakmak gerekecektir. e-CRM, e-ticaretin teknik altyapısıyla, CRM yaklaşımının uyumlaştırılması sonucu ortaya çıkan, bu yüzden de bütüncül olarak algılanıp, değerlendirilmesi gereken bir kavramdır. Yapılan araştırmalar, bu bütüncüllüğü algılayamayan, yönetim yapısı ve süreçlerini yeniden organize etmeyip sadece yazılım üzerinden e-CRM uygulayan firmaların başarısızlıklarını ortaya koymaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Firmanın kendini müşterinin yerine koyup onun gibi düşünebilmesi, bir yazılımın ya da bilgi işlem sisteminin yapacağı bir şey değildir. Otomasyon süreci çok kısa sürede müşteriden bilgi alıp bilgi göndermenize yarar. Bunu sağlayan e-CRM yazılımlarıdır. Bu bilgiyi değerlendirecek ve anlamlı sonuçlar çıkaracak olan ise insandır. CRM, sizi müşteriye herhangi bir aracı koymadan ulaştıran, onun tüm alım-satım sürecindeki duygu ve düşüncelerini yönlendiren,onun gelecekteki olası isteklerini (hatta içgüdülerini) belirleyip o istekleri ona sunarak firmaya ve ürüne bağımlı kılmaya çalışan bir faaliyetler bütünü iken, e-CRM tıpkı e-ticaret gibi, bu yoldaki tüm kapıları açan bir anahtar,bu faaliyetlerin yürütülmesini sağlayan etkin bir teknolojik araçtır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Etkili bir e-CRM uygulamasının koşulları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;   Şunu söyleyebiliriz ki, artan rekabet, geleneksel verimlilik arttırıcı yöntemlerin eskisi gibi olumlu sonuçlar vermemeye başlaması ve hantallaşan iş akışları, gelecek on yılda irili ufaklı birçok firmanın ciddi anlamda CRM uygulamalarına geçmesini kaçınılmaz kılacaktır. Fakat bu uygulamayı ciddi olarak gerçekleştirememenin getireceği maliyette üzerinde dikkatle durulması gereken bir konu. Bu riski ya da kaybı yaşamamak için, e-CRM uygulamalarına geçmeyi düşünen firmalara şunları öneriyoruz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;e-CRM bir yazılımdır ama tek başına bir şey ifade etmez. &lt;br /&gt;Her firma kendi iş içeriğine uygun bir e-CRM yazılımı kullanmalıdır. (İş süreçleri daha karışık olan büyük bir firmayla, daha basit iş akışı olan bir KOBİ´nin daha farklı bir yazılım kullanacak olması gibi.) &lt;br /&gt;Etkin CRM ya da e-CRM uygulaması için firmanın tüm iş süreçlerini yeniden yapılandırması gerekir. Bunun için tüm süreçleri oluşturan departmanların (üretim,finans,pazarlama gibi) eksiksiz olarak müşteri odaklı bir strateji izlemesi şarttır. &lt;br /&gt;Müşteri, sadece pazarlama anında ilişki kurulan bir öğe olarak değil, pazarlama öncesi ve sonrasında dikkatlice takip edilen, firmanın tüm faaliyetlerinin merkezinde olan "kutsal bir varlık" olarak kabul edilmelidir. &lt;br /&gt;Müşteriden e-CRM otomasyon sistemiyle edinilen bilgilerle sağlam bir müşteri bilgileri veri tabanı oluşturulmalı fakat bu bilgiler devamlı surette güncellenmelidir. &lt;br /&gt;Bu bilgilerle müşterinin tüm istekleri ve gelecekteki olası satın alma davranışları tahmin edilmeli, bunu sağlayacak dinamik bir müşteri ilişkileri ağı kurulmalıdır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5468836673052332809-1010119598082095883?l=ikebroflovski.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/feeds/1010119598082095883/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5468836673052332809&amp;postID=1010119598082095883' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/1010119598082095883'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/1010119598082095883'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/2007/09/crm-nedir.html' title='crm nedir ?'/><author><name>ike</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09895600768898928036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://img509.imageshack.us/img509/5582/1010bustedinthetubhw1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5468836673052332809.post-4016569354702777937</id><published>2007-09-11T15:16:00.017-07:00</published><updated>2007-09-11T15:34:32.636-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='e-commerce'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='e-imza'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='e-ticaret'/><title type='text'>E-imza ve E-sertifika ile ilgili bazı kavram ve tanımlar</title><content type='html'>Açık anahtar altyapısı nedir? Neden kullanılır? Ne sağlar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açık anahtar altyapısı, elektronik imzanın güvenli ve güvenilir biçimde uygulanmasını sağlamak için kullanılan bir teknolojidir. Açık anahtar altyapısı kullanılarak oluşturulan bir elektronik imzanın kimden geldiğinin belirlenmesi, imzalanmış metnin elektronik ortamdaki doğruluğunun ve bütünlüğünün sağlanması, atılan imzanın imza sahibi tarafından inkar edilememesi sağlanmış olur. Kanun´da (Elektronik İmza Kanunu) yer alan güvenli elektronik imzanın özelliklerinin sağlanması için kullanılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaman damgası nedir? Neden ve hangi uygulamalarda kullanılır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaman damgası Kanun´da "bir elektronik verinin, üretildiği, değiştirildiği, gönderildiği, alındığı ve / veya kaydedildiği zamanın tespit edilmesi amacıyla, elektronik sertifika hizmet sağlayıcısı tarafından elektronik imzayla doğrulanan kayıt" olarak tanımlanır. Elektronik ortamda doküman, kayıt, sözleşme gibi elektronik verilerin, belirli bir zamandan önce var olduğunu kanıtlamak için kullanılır. Elektronik ortamdaki işlemlere güvenilir zaman bilgisi eklenebilmesini sağlar. Üzerinde zaman bilgisi olması gereken elektronik başvuru, tutanak, sözleşme ve benzeri her türlü elektronik veri üzerinde kullanılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elektronik Sertifika Hizmet Sağlayıcısı (ESHS) nedir? Görevleri nelerdir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elektronik Sertifika Hizmet Sağlayıcısı (ESHS), Kanun´da "elektronik sertifika, zaman damgası ve elektronik imzalarla ilgili hizmetleri sağlayan kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek veya özel hukuk tüzel kişileri" olarak tanımlanır. ESHS´ler, kayıt merkezleri aracılığıyla aldıkları elektronik sertifika başvurularını değerlendirip güvenli koşullar altında işleyerek elektronik sertifikaları üretir, sertifika başvuru sahiplerine ulaştırır. Bunun yanı sıra, sertifika yenileme ve iptal hizmetlerini, sertifika ve iptal durumu yayımlama hizmetlerini ve zaman damgası hizmetlerini verir. Kanun gereği, Türkiye´de elektronik imzanın hukuki ve teknik yönleri ile uygulanmasına ilişkin usul ve esasları düzenleme ve ESHS´lerin faaliyetlerini denetleme görevi Telekomünikasyon Kurumu´na (TK) verilmiştir. TK denetimi sonrası ESHS olarak faaliyete geçebilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sertifikalar ne kadar süreyle kullanılır? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elektronik sertifikaların geçerlilik süreleri güvenlik nedeniyle sınırlandırılmıştır. Geçerlilik süresi sonunda, sertifika sahiplerinin elektronik sertifika kullanımına devam etmek istemeleri halinde sertifikalarını ESHS´lerin bildirecekleri yöntemler uyarınca yenilemeleri gerekir. Nitelikli elektronik sertifikalar için genel olarak 1 yıllık bir geçerlilik süresi kullanılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sunucu (SSL) sertifikaları nedir, nasıl kullanılır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sunucu (SSL) sertifikaları, Internet ve her türlü ağ üzerinde istemci bağlantılarını karşılayan sunucuların, bağlanan kullanıcılar tarafından doğrulanması amacıyla kullanılır. Eğer sunucuya bağlanan kullanıcı da elektronik sertifika sahibiyse, sunucu bağlantısı sırasında kullanıcının da kimliğinin doğrulanması mümkündür. Bu tür bir bağlantı sırasında istemci ve sunucu arasında güvenli bir iletişim kanalı oluşturulur ve gönderilip alınan bilgiler şifrelenerek transfer edilir. Sunucu (SSL) sertifikaları, özellikle İnternet üzerinde hizmet veren web sunucularının bağlantı güvenliğinin sağlanması amacıyla kullanılır. Bankacılık, e-ticaret ve e-devlet uygulamaları sunucu (SSL) sertifikalarının sık kullanıldığı alanlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kök sertifika ne demektir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir ESHS´nin, başvuru sahiplerine yönelik olarak sertifika üretebilmesini sağlayan, ürettiği nitelikli elektronik sertifikalar ve sunucu sertifikaları gibi sertifikaları imzalamakta kullandığı imza oluşturma verisine karşılık gelen imza doğrulama verisiyle ESHS´nin kurumsal kimliği arasında bağ kuran, yine ESHS´nin kendi imza oluşturma verisiyle imzalanmış sertifikasına kök sertifika adı verilir. 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu uyarınca TK tarafından yayımlanan "Elektronik İmza Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik" gereği, ESHS faaliyete geçmesini müteakip yedi (7) gün içinde; kök sertifikasının sertifika özet değerini ve özetleme algoritmasını kendi İnternet sayfasında yayımlar, ulusal yayın yapan en yüksek tirajlı üç (3) gazetede ilan vermek suretiyle kamuoyuna duyurur ve gazete ilanlarının bir örneğini TK´ya iletir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elektronik sertifikaların içeriğinde hangi bilgiler vardır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sertifika sahibi bilgileri (isim, şirket, çalışılan birim, yer, ülke, e-posta vb.) &lt;br /&gt;Sunucu sertifikalarında sunucu bilgileri (alan adı, sunucu adı, şirket adı vb.) &lt;br /&gt;Ülke adı TR (Türkiye) olmak üzere ESHS bilgileri &lt;br /&gt;Sertifika geçerlilik süresinin başlangıç ve bitiş zamanı &lt;br /&gt;Kullanılan elektronik imza oluşturma algoritmaları &lt;br /&gt;Sertifika sahibi imza doğrulama verisi &lt;br /&gt;Sertifika seri numarası &lt;br /&gt;ESHS´nin imzası&lt;br /&gt;Nitelikli elektronik sertifikalarda, Kanun gereği aşağıdaki bilgiler de yer alır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sertifikanın "nitelikli elektronik sertifika" olduğuna dair bir ibare &lt;br /&gt;Sertifika sahibi diğer bir kişi adına hareket ediyorsa bu yetkisine ilişkin bilgi, &lt;br /&gt;Sertifika sahibi talep ederse meslekî veya diğer kişisel bilgileri, &lt;br /&gt;Varsa sertifikanın kullanım şartları ve sertifika kullanımına yönelik maddi işlem sınırı.&lt;br /&gt;Çapraz Sertifikasyon nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çapraz sertifikasyon, bir ESHS tarafından üretilen elektronik sertifikaların, diğer bir ESHS´nin ürettiği elektronik sertifikalara güvenen üçüncü taraflar tarafından, ESHS´nin kök sertifikası üçüncü tarafın elinde olmadığı halde doğrulanabilmesini sağlayan, ESHS´lerin birbirlerinin kök sertifikalarını imzalamasıyla oluşturdukları sertifikasyon biçimidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elektronik sertifikalar ne tür yazılımlar ile kullanılabilir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elektronik sertifikaların bilgisayar sistemlerine tanıtılması ve elektronik imzalı metinlerin imza doğrulaması için çeşitli istemci yazılımları kullanılabilir. Bu yazılımlar uygulamaya özel geliştirilebileceği gibi, bu işlevi yerine getiren paket programlar da bulunabilir. Pek çok e-posta programı ve İnternet tarayıcısı da elektronik sertifika kullanım özelliklerine sahiptir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sertifika İlkeleri ve Sertifika Uygulama Esasları nedir? Ne amaçla kullanılır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sertifika İlkeleri, sertifika başvurularının alınması, sertifika üretimi ve yönetimi, sertifika yenileme ve iptal işlemleriyle ilgili tüm idari, teknik ve yasal gereklilikleri ortaya koyar; ESHS´nin, sertifika sahibinin ve üçüncü tarafların uygulama sorumluluklarını belirler. Sertifika Uygulama Esasları ise, Sertifika İlkeleri´nde belirlenen gerekliliklere ESHS, sertifika sahipleri ve üçüncü tarafların nasıl uyduğunu, bu gerekliliklerin nasıl hayata geçirildiğini açıklar. ESHS´ler, bağlı bulundukları Sertifika İlkeleri´nin koşullarını, Sertifika Uygulama Esasları uyarınca yürüttükleri işletme faaliyetleriyle sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak: turktrust.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5468836673052332809-4016569354702777937?l=ikebroflovski.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/feeds/4016569354702777937/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5468836673052332809&amp;postID=4016569354702777937' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/4016569354702777937'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/4016569354702777937'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/2007/09/e-imza-ve-e-sertifika-ile-ilgili-baz.html' title='E-imza ve E-sertifika ile ilgili bazı kavram ve tanımlar'/><author><name>ike</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09895600768898928036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://img509.imageshack.us/img509/5582/1010bustedinthetubhw1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5468836673052332809.post-3047861997901717854</id><published>2007-09-11T15:16:00.016-07:00</published><updated>2007-09-11T15:33:05.853-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='elektronik imza'/><title type='text'>elektronik imza nedir ?</title><content type='html'>Elektronik ortamda iletişim kurarken gönderilen bilgi ve belgelerin, ticari ya da resmi işlemlerin bağlayıcı olabilmesi, imza şartını getirmektedir bilindiği gibi. Bunu Internet ortamında sağlayan mekanizmaya elektronik imza denmektedir. Bu anlamda elektronik imzanın normal bir imzadan, uygulama, amaç ve işlerlik açısından hiçbir farkı yoktur. Fark sadece, biri kağıda atılırken, diğeri elektronik ortamda kripto edilmiş dijital bir şifredir. Bir belgenin hangi kişi ya da kuruma ait olduğunu gösteren ve sahibi olduğu kişiyi bağlayan (tıpkı normal imza gibi) hukuki bir uygulamadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  5070 sayılı Elektronik İmza Yasası´nda güvenli elektronik imza, "münhasıran imza sahibine bağlı olan, sadece imza sahibinin tasarrufunda bulunan güvenli elektronik imza oluşturma aracı ile oluşturulan, nitelikli elektronik sertifikaya dayanarak imza sahibinin kimliğinin tespitini sağlayan, imzalanmış elektronik veride sonradan herhangi bir değişiklik yapılıp yapılmadığının tespitini sağlayan imzadır" şeklinde tanımlanmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;   Elektronik imza işlemlerinin uygulanma ve denetimi konularındaki sorumluluk aynı yasayla Telekomünikasyon Kurumu´na verilmiş durumda. Yani e-imza kullanmak isteyen tüm kişi ve kurumlar Telekomünikasyon Kurumu´nun onay verdiği kuruluşlar aracılığı ile elektronik imza sözleşmesi yapabilecekler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;   Elektronik imza Internet ortamında genel olarak şu 3 temel amacı yerine getirmektedir: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Veri bütünlüğü: Verinin izin alınmadan ya da hata ile değiştirilmesini, silinmesini veya veriye ekleme-çıkarma yapılmasını önlemek, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimlik doğrulama ve onaylama: İster ticari ya da hukuki, isterse kişisel tüm mesaj ve bilgilerin, mesaj sahibine ait olduğunu ve geçerliliğini sağlamak, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnkar edilemezlik: Kişi veya kurumların elektronik ortamda gerçekleştirdikleri işlemleri inkar etmelerini önlemek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;   Gerek e-devlet dönüşüm sürecinde, gerekse iş yaşamının Internet ortamına kaydırılıp, kişisel ve kurumsal tüm işlemlerin web siteleri aracılığıyla yapılması projesi, e-imza uygulamasının gerekliliğini ortaya çıkarmaktadır. Örneğin kamu alanındaki,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kurumlararası iletişim (Üniversiteler, Emniyet Müdürlükleri, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Müdürlükleri vs.) &lt;br /&gt;Sosyal güvenlik uygulamaları (SSK, Bağ-Kur, Emekli sandığı, özel sandık ve sigortalar) &lt;br /&gt;Sağlık uygulamaları ( sağlık personeli, hastaneler, eczaneler) &lt;br /&gt;Vergi ödemeleri &lt;br /&gt;Elektronik oy verme işlemleri &lt;br /&gt;Ve her türlü kişisel başvurular (ÖSS, LGS, KPSS, LES, pasaport vb) ile,&lt;br /&gt;İş ya da ticaret alanındaki, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kişisel ya da kurumsal Internet bankacılığı &lt;br /&gt;İhracat ve ithalat gibi dış ticaret işlemleri &lt;br /&gt;Sigortacılık işlemleri &lt;br /&gt; Kağıtsız ofisler &lt;br /&gt;e-Pazarlama ve e-Satış &lt;br /&gt; e-Sözleşmeler &lt;br /&gt; e-Sipariş &lt;br /&gt;e-Tedarik ve müşteri ilişkileri &lt;br /&gt;Vergi ödemeleri&lt;br /&gt;gibi tüm uygulamalar, güvenli bir e-imza yapılanması ile geçerliliğini koruyacaktır. Önümüzdeki yıllarda gittikçe yaygınlaşıp zorunlu hale gelecek e-dönüşüm uygulamaları nedeniyle ticaret ve kamusal yaşamın vazgeçilmez bir öğesi olacaktır e-imza. Bu konuda geç davranmak sadece yasal zorunluluk anlamında değil, Internet ortamına aktarılan iş süreçlerinde de ciddi maddi kayıplar (Güvenlik ve verilerin korunması açılarından) yaratabilecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elektronik imza yasasını incelemek için www.tk.gov.tr/eimza/eimza_yasasi.htm adresini, e-imza ile ilgili mevzuatı takip etmek için de, www.e-imza.gen.tr adresini ziyaret edebilirsiniz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5468836673052332809-3047861997901717854?l=ikebroflovski.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/feeds/3047861997901717854/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5468836673052332809&amp;postID=3047861997901717854' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/3047861997901717854'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/3047861997901717854'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/2007/09/elektronik-imza-nedir.html' title='elektronik imza nedir ?'/><author><name>ike</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09895600768898928036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://img509.imageshack.us/img509/5582/1010bustedinthetubhw1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5468836673052332809.post-1079945251510391425</id><published>2007-09-11T15:16:00.014-07:00</published><updated>2007-09-11T15:28:42.979-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='e-commerce'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='e-ticaret'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='b2b'/><title type='text'>b2b nedir ?</title><content type='html'>E-ticaret kapsam olarak 2 farklı pazara ayrılır. Bunları B2B (Business to business-Firmadan firmaya e-ticaret) ve B2C (Business to customer- Firmadan müşteriye yönelik e-ticaret) pazarları olarak belirtebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;   Genel anlamda e-ticaret, tanınma açısından B2C pazarı olarak daha çok bilinmektedir. Bunda temel etken, son kullanıcıya yani müşteriye yönelik olmasındadır. Bu nedenle daha çok insanı ilgilendirebilecek bir pazar alanıdır. Oysa B2B pazarı daha dar bir kesime seslenmesine rağmen, hem iş yapan firmalar arası işlem yükü hem de özel işlerlik açısından B2C´ ye göre daha etkin, kapsamlı ve teknik bir yapıya sahiptir. Bu anlamda B2B çok daha sektörel bir ağı simgeleyen bir kavramdır. Örnek verirsek, KOBITEK.COM olarak vereceğimiz hizmetler büyük oranda, KOBİ´ lerimize yönelik ürün ve hizmet sunanların buluşturulması ve bir "tedarikçiler pazarı" ortamı yaratmaya dayalı olduğu için, tüm bu çalışmalar B2B pazarı kapsamında değerlendirilecek oldukça geniş bir ağı kapsayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;     Yukarıda verdiğimiz örneğe dayanarak kısa bir tanım yapacak olursak, B2B´yi KOBİ´ ler için tedarik pazarı olarak da niteleyebiliriz. KOBİ´ ler bu şekilde Internet üzerinden, mal ve hizmet üretim aşamasında ihtiyaç duydukları ürün tedariklerini ya da tam tersi, başka KOBİ´ lerin ihtiyaç duyduğu ara malların toptan satışlarını kolaylıkla yapabilme olanağına kavuşabilmektedirler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;   Yapılan araştırmalar 2004 yılı için Türkiye´deki e-ticaret pazarının 4 milyar dolara ulaşacağı ve bunun %62´sini (Yaklaşık 2.5 milyar dolar) B2B pazarının, kalan 1.5 milyar dolarlık kısmını ise B2C pazarının karşılayacağı gösterilmektedir. Bu rakamlar da açıkça gösteriyor ki, e-ticarette asıl yük ve iş hacmi B2B yani tedarik pazarında yoğunlaşıyor. Ülkemizde e-ticaretin gün geçtikçe ilerlemesi bu hacmi çok daha yükseklere taşıyacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kobitek.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5468836673052332809-1079945251510391425?l=ikebroflovski.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/feeds/1079945251510391425/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5468836673052332809&amp;postID=1079945251510391425' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/1079945251510391425'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/1079945251510391425'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/2007/09/b2b-nedir.html' title='b2b nedir ?'/><author><name>ike</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09895600768898928036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://img509.imageshack.us/img509/5582/1010bustedinthetubhw1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5468836673052332809.post-6782540604738516932</id><published>2007-09-11T15:16:00.013-07:00</published><updated>2007-09-11T15:25:14.500-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mysql'/><title type='text'>Date and Misc Data Types</title><content type='html'>MySQL Date and Time data types&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DATE YYYY-MM-DD.&lt;br /&gt;DATETIME YYYY-MM-DD HH:MM:SS.&lt;br /&gt;TIMESTAMP YYYYMMDDHHMMSS.&lt;br /&gt;TIME HH:MM:SS.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Also MySQL has 2 misc data types&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ENUM ( ) Short for ENUMERATION which means that each column may have one of a specified possible values.&lt;br /&gt;SET Similar to ENUM except each column may have more than one of the specified possible values&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5468836673052332809-6782540604738516932?l=ikebroflovski.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/feeds/6782540604738516932/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5468836673052332809&amp;postID=6782540604738516932' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/6782540604738516932'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/6782540604738516932'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/2007/09/date-and-misc-data-types.html' title='Date and Misc Data Types'/><author><name>ike</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09895600768898928036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://img509.imageshack.us/img509/5582/1010bustedinthetubhw1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5468836673052332809.post-397504368149887031</id><published>2007-09-11T15:16:00.012-07:00</published><updated>2007-09-11T15:24:29.677-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mysql data types'/><title type='text'>MySQL Text Data Types</title><content type='html'>MySQL Text and Blob data types&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CHAR( ) A fixed section from 0 to 255 characters long.&lt;br /&gt;VARCHAR( ) A variable section from 0 to 255 characters long.&lt;br /&gt;TINYTEXT A string with a maximum length of 255 characters.&lt;br /&gt;TEXT A string with a maximum length of 65535 characters.&lt;br /&gt;BLOB A string with a maximum length of 65535 characters.&lt;br /&gt;MEDIUMTEXT A string with a maximum length of 16777215 characters.&lt;br /&gt;MEDIUMBLOB A string with a maximum length of 16777215 characters.&lt;br /&gt;LONGTEXT A string with a maximum length of 4294967295 characters.&lt;br /&gt;LONGBLOB A string with a maximum length of 4294967295 characters.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5468836673052332809-397504368149887031?l=ikebroflovski.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/feeds/397504368149887031/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5468836673052332809&amp;postID=397504368149887031' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/397504368149887031'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/397504368149887031'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/2007/09/mysql-text-data-types.html' title='MySQL Text Data Types'/><author><name>ike</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09895600768898928036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://img509.imageshack.us/img509/5582/1010bustedinthetubhw1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5468836673052332809.post-5070359959968839011</id><published>2007-09-11T15:16:00.011-07:00</published><updated>2007-09-11T15:24:04.893-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mysql'/><title type='text'>MySQL Numeric Data Types</title><content type='html'>MySQL has 5 integer data types. Tinyint, Smallint, Mediumint, Int and Bigint.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Here is the range for each integer data type.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TINYINT &lt;br /&gt;Signed -128 to 127 &lt;br /&gt;Unsigned 0 to 255 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SMALLINT &lt;br /&gt;Signed -32768 to 32767 &lt;br /&gt;Unsigned 0 to 65535 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MEDIUMINT &lt;br /&gt;Signed -8388608 to 8388607 &lt;br /&gt;Unsigned 0 to 16777215 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;INT &lt;br /&gt;Signed -2147483648 to 2147483647 &lt;br /&gt;Unsigned 0 to 4294967295 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BIGINT &lt;br /&gt;Signed -9223372036854775808 to 9223372036854775807 &lt;br /&gt;Unsigned 0 to 18446744073709551615 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Apart from Integer data types MySQL also has Float, Double and Decimat Numeric Data Types.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;FLOAT&lt;br /&gt;Allowable values are -3.402823466E+38 to -1.175494351E-38, 0, and 1.175494351E-38 to 3.402823466E+38. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DOUBLE&lt;br /&gt;Allowable values are -1.7976931348623157E+308 to -2.2250738585072014E-308, 0, and 2.2250738585072014E-308 to 1.7976931348623157E+308.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DECIMAL&lt;br /&gt;The maximum number of digits (M) for DECIMAL is 64.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5468836673052332809-5070359959968839011?l=ikebroflovski.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/feeds/5070359959968839011/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5468836673052332809&amp;postID=5070359959968839011' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/5070359959968839011'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/5070359959968839011'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/2007/09/mysql-numeric-data-types.html' title='MySQL Numeric Data Types'/><author><name>ike</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09895600768898928036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://img509.imageshack.us/img509/5582/1010bustedinthetubhw1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5468836673052332809.post-1374810734462220933</id><published>2007-09-11T15:16:00.010-07:00</published><updated>2007-09-11T15:23:36.256-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mysql'/><title type='text'>Getting Random Rows</title><content type='html'>Selecting Random rows from a MySQL table&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;select * from myTable order by rand() limit 5&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Returns 5 random rows from table myTable&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5468836673052332809-1374810734462220933?l=ikebroflovski.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/feeds/1374810734462220933/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5468836673052332809&amp;postID=1374810734462220933' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/1374810734462220933'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/1374810734462220933'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/2007/09/getting-random-rows.html' title='Getting Random Rows'/><author><name>ike</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09895600768898928036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://img509.imageshack.us/img509/5582/1010bustedinthetubhw1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5468836673052332809.post-3163950324416532822</id><published>2007-09-11T15:16:00.009-07:00</published><updated>2007-09-11T15:22:56.852-07:00</updated><title type='text'>Expires Header in PHP</title><content type='html'>Expires header tells the client about the freshness of the page. If it is configuered properly the server sends an expires header with other headers to the client. This is an important information for the client. It means that the page is fresh only till the expiry time. So till this expiry time client can cache the page and after it is expired client need to contact the server for a fresh page.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;For example if the expiry time is set to 1 hour then client will keep the page in cache and if somebody request to open the site within 1 hour then browser will load it from the cache. After one hour if a user open the site in the browser then browser will contact the server again to get a fresh page.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;To send an expires header first you have to decide about the freshness period or expiry period. It purely depdends upon your site and will vary site to site.. For example for a news site the pages will be updated frequently or every hour while for a simple personal site it may be weeks or months.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suppose you are updating your pages every day then set the expiry date for 24 hours. To set the expiry time you have to convert it in to seconds. i.e.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;$expirytime=24 * 60 * 60;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Now we have to add it with current time&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;$expirytime=time() + $expirytime;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Now format it to GMT/UTC date/time&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;$expires = gmdate("D, d M Y H:i:s", $expirytime) . " GMT";&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Finally send the header with header function.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;header("Expires: " . $expires);&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;This will send a header to the client like this&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Expires Sat,08 Jul 2006 17:19:05 GMT&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;This means the page is fresh only till this time and date. After this time the client need to contact the server again for a refreshed page.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Always you have to take special care while sending a header to the client because you have to make sure that the header info should go first before outputing anything.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5468836673052332809-3163950324416532822?l=ikebroflovski.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/feeds/3163950324416532822/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5468836673052332809&amp;postID=3163950324416532822' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/3163950324416532822'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/3163950324416532822'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/2007/09/expires-header-in-php.html' title='Expires Header in PHP'/><author><name>ike</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09895600768898928036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://img509.imageshack.us/img509/5582/1010bustedinthetubhw1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5468836673052332809.post-2239358875995029979</id><published>2007-09-11T15:16:00.008-07:00</published><updated>2007-09-11T15:22:08.731-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='php'/><title type='text'>Last Modifiled Header in PHP</title><content type='html'>The last modified http header indicates the date and time the resource was last modified. For a file it is the date and time it was last modified. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;First get the date and time of the file in GMT&lt;br /&gt;$date=gmdate("D, d M Y H:i:s",filemtime($_SERVER['SCRIPT_FILENAME']))." GMT";&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sends the Last Modified header to the client&lt;br /&gt;header("Last-Modified: ".$date);&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5468836673052332809-2239358875995029979?l=ikebroflovski.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/feeds/2239358875995029979/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5468836673052332809&amp;postID=2239358875995029979' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/2239358875995029979'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/2239358875995029979'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/2007/09/last-modifiled-header-in-php.html' title='Last Modifiled Header in PHP'/><author><name>ike</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09895600768898928036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://img509.imageshack.us/img509/5582/1010bustedinthetubhw1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5468836673052332809.post-2168785129046577084</id><published>2007-09-11T15:16:00.007-07:00</published><updated>2007-09-11T15:21:13.603-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='search engine'/><title type='text'>HTTP Status Codes 2xx</title><content type='html'>200 OK - The request sent by the client has succeeded. With this response server returns the requested information according to the request sent by the client. Always server returns a 200 status code with some extra data according to the request method. This means the request was successfull and this is the data as per the request. i.e. server was able to find the requested resource or was able to perform the requested action and in a position to deliver that to the client.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;For a GET request server returns the requested resource. For example if the client requested a html file then server returns the file with this code. For a graphic file or other type of resources server returns that resource with the 200 response.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;For a HEAD request server returns the header info of the requested resource. For example for a html file, server returns the http header part of the file. This normally includes the HTTP version, date, Server info, last modified date, etag, conent-type, content-length, conent-style-type etc. Some search engine spiders like Googlebot uses head requests to get quick info of a file.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;For a POST request server returns the result of that action. For example when you submit a HTML form with post request, server takes that values from the from elements like input, textarea, select and return to the client with 200 status code.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;201 Created - This response means the request was succeffully completed and a new resource has been created. In the entity of the response newly created URIs (Uniform Resource Identifier) will be listed with the most specific URI in the location header field. The entity type will be described in the Content-Type header field. 201 status code also may return an etag for the newly created resoruce.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;202 Accepted - This means that server accepted the request but processing not completed. The request was accepted by the server for processing but it might be processed or disallowed at the actual time of processing. Since http communication is asynchronous there is no way to return a status code at the time of processing. When the server actually run the task the connection to the client may not exists. So the server just send a 202 telling the client that it accepted the request and will consider later for processing. There is no guarantee that it will be processed. But it will return the current status of the request or an approximate time user can expect the process to complete. This type of response is useful for routine jobs or tasks run once a day or run once in a predefined time.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;203 Non-Authoritative Information - The meta information returned in the entity header is not definitive set as available in the origin server.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;204 No Content - The server completed the request successfuly but does not require the return of an entity-body. It might return an updated meta information like headers.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;205 Reset Content - The request was successful but the User-Agent should reset the document view that caused the request.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;206 Partial Content - The partial GET request has been successful.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5468836673052332809-2168785129046577084?l=ikebroflovski.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/feeds/2168785129046577084/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5468836673052332809&amp;postID=2168785129046577084' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/2168785129046577084'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/2168785129046577084'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/2007/09/http-status-codes-2xx.html' title='HTTP Status Codes 2xx'/><author><name>ike</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09895600768898928036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://img509.imageshack.us/img509/5582/1010bustedinthetubhw1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5468836673052332809.post-4682829974523226621</id><published>2007-09-11T15:16:00.006-07:00</published><updated>2007-09-11T15:20:48.753-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='search engine'/><title type='text'>HTTP Status Codes 1xx</title><content type='html'>100 Continue - This tells the clients that it should continue with its request. This informs the client that the initial part of the request has been received and accepted by the server. Now client should continue by sending the remaining part. If the request has been completed then ignore this response. The server will send a final response after all requests completed.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;101 Switching Protocols - Tells the client that server is going to switch to a new protocol for the current connection. The new protocol will be mentioned in the Upgrade message header field. Server will do this only if there is a better way to communicate with the new protocol. For example server may switch to a new version of http protocol instead of old one whenever requied. i.e. instead of HTTP/1.0 server may swich to HTTP/1.1&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5468836673052332809-4682829974523226621?l=ikebroflovski.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/feeds/4682829974523226621/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5468836673052332809&amp;postID=4682829974523226621' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/4682829974523226621'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/4682829974523226621'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/2007/09/http-status-codes-1xx.html' title='HTTP Status Codes 1xx'/><author><name>ike</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09895600768898928036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://img509.imageshack.us/img509/5582/1010bustedinthetubhw1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5468836673052332809.post-7076803687425405664</id><published>2007-09-11T15:16:00.005-07:00</published><updated>2007-09-11T15:20:26.390-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='search engine'/><title type='text'>Relative and Absolute Links</title><content type='html'>In HTML within the HREF attribute of the anchor tag a web page can be referenced in many ways. This is very important in web site creation because search engine robots and spiders heavily depend on this link method. If this is not in the proper way then spiders may get confused and will create crawling problems. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mainly there are two types of linking structure&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Absolute Links&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;This is the most common way to link a document. An absolute link includes the protocol used, domain name, directory name and file name. An example of absolute link is &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;href="http://www.zonora.com/freecell/download.htm"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Absolute linking is the best way to refer a document because it contains all information about the document and it is not reference to any other object so a browser or search engine robot can directly fetch the resource without any problems.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;But the main disadvantage with absolute linking is that it will increase the page size. This will become more crucial if you have so many links in the page. Even though pages will become bulky, this method is suggested by major search engines including Google because this is the perfect method for search engine spiders. If you don't have too may links then you can go for this linking structure.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Relative Links&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;In this method the new page is referenced from the current document with the assumption that server or robot knows the current documents location.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;For example to link to another document in the same directory&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;href="features.htm"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Here we are just giving the file name because all other things are same for the current document and the new document including protocol, domain name and directory.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;To link to a file in the parent directory&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;href="./products.htm"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;To link to a file in two directories above&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;href="././file.htm"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;To link to a file in a subfolder&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;href="subfolder/downloads.htm"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Main advantage with relative link is it reduces the page size. This is very useful if you have many links in the page. But there are many disadvantages too with relative linking. Relative link may confuse search engine spiders and create crawling problems. So always it is better to use absolute linking whenever possible. But some HTML editors like FrontPage always use relative linking.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Root Links&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;This is another way to link documents and this is a mixture of absolute link and relative link. In this method we take root of the web as the reference point and avoid using protocol and domain name. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;An example of Root Linking&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;href="/products/file1.htm"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;This method is also good for search engines but not perfect link absolute links so many webmasters don't use it.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;So it is always better to use absolute links whenever possible. In normal circumstances all these three ways will works perfectly. But problems may start in the long run especially if you have too many redirected pages or 404 or other http errors.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5468836673052332809-7076803687425405664?l=ikebroflovski.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/feeds/7076803687425405664/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5468836673052332809&amp;postID=7076803687425405664' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/7076803687425405664'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/7076803687425405664'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/2007/09/relative-and-absolute-links.html' title='Relative and Absolute Links'/><author><name>ike</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09895600768898928036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://img509.imageshack.us/img509/5582/1010bustedinthetubhw1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5468836673052332809.post-5892586330304237263</id><published>2007-09-11T15:16:00.004-07:00</published><updated>2007-09-11T15:19:44.172-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='search engine'/><title type='text'>If-Modified-Since Header</title><content type='html'>If-Modifled-Since header is an interesting http request header which saves lot of bandwidth and server resrources. Server must be configured properly to return a proper response for this request header. Intelligent search engine robots like Googlebot can make use of it and this reduces unnecessary crawling of pages which were not updated after last visit. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;To configure this first you have to configure last-modified header for all pages. This is the last updated time and date of the particular file. In php you can create a last-modified header like this..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;$timestamp=filemtime($_SERVER['SCRIPT_FILENAME']);&lt;br /&gt;$last_modified = substr(date('r', $timestamp), 0, -5).'GMT';&lt;br /&gt;header("Last-Modified: $last_modified");&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;This takes the time and date of the requested file and returned to the client. (whether it is a browser or a search engine spider)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;When a browser or robots get this information it store the time and date to it's internal cache along with the file. In next visit the client add a new request header with the header information called If-Modified-Since with the stored date. That means the client is telling the server that i have a copy of the file dates so and so. Is it modified after that ? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Now the sever has to compare the date with the server file date and should return a response accordingly. If both dates are same then server has to return a '304 Not Modified' response otherwise it has to send the modified file to the client.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;With $_SERVER['HTTP_IF_MODIFIED_SINCE'] you can get the if-modified-since header. Check it with isset command and if it is set then you have to compare it with server file date and time. If both are same then return a 304 status code otherwise return the whole file.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;For static pages normally server takes care of this process but for dynamic pages (created in PHP, ASP) you have to manually configure it. If not configured, for each requests server has to deliver the whole file and it takes lot of server resources and bandwidth. If cofigured properly server returns only modified files to the client and reduce server overheads.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Apart from this header you can also return an etag with each file and get the request header with if-none-match header. Get the header with $_SERVER['HTTP_IF_NONE_MATCH'] and compare it with the latest etag. You can encrypt the current date and time with md5 command and send it as etag.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Using these headers improves server performance especially you have large database and large number of files. This also reduces page loading time at the browser level because browser has to download only modified files from the server. This will be very useful for returing visitors to your site. For search engine also it helps a lot because it has to download only modified pages and so robots can crawl more pages instead of downloading same pages again and again.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5468836673052332809-5892586330304237263?l=ikebroflovski.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/feeds/5892586330304237263/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5468836673052332809&amp;postID=5892586330304237263' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/5892586330304237263'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/5892586330304237263'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/2007/09/if-modified-since-header.html' title='If-Modified-Since Header'/><author><name>ike</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09895600768898928036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://img509.imageshack.us/img509/5582/1010bustedinthetubhw1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5468836673052332809.post-4013907163571683538</id><published>2007-09-11T15:16:00.003-07:00</published><updated>2007-09-11T15:19:20.260-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='search engine'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='robot.txt'/><title type='text'>Robots.txt File</title><content type='html'>Robots.txt file is used to stop accessing specific part of a web site from web spiders and web robots. Robots exclusion standard or robots.txt protocol is a very popular method to hide a part of web site from search engines. You can specify a particular folder or a file from a particular search engine robot.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;To enable this protocol you have to create a file names robots.txt and upload it to the top level folder. This is a plain text file so create it with windows notepad or with any text editor. First you have to specify the user agent and then the directories and files you want to hide. For example this will hide all files and folders from all robots&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;User-agent: *&lt;br /&gt;Disallow: /&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;To prevent indexing cgi-bin and images directories use this&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;User-agent: *&lt;br /&gt;Disallow: /cgi-bin/&lt;br /&gt;Disallow: /images/&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;If you want to stop specific robots then use the robots name instead of wildcard. To stop Google's robot (googlebot) from accession myfolder use this&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;User-agent: Googlebot&lt;br /&gt;Disallow: /myfolder/&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;You can also specify file names instead of folders.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;User-agent:*&lt;br /&gt;Disallow: /search.php&lt;br /&gt;Disallow: /download.html&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;You have to be very careful if you have directives for all robots and particular for a special robot. For eg. Googlebot ignores general directives if there is a special section for Googlebot.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;To prevent Yahoo search robot to access a section use&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;User-agent: Slurp&lt;br /&gt;Disallow: /search-engines/&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;For msn search it is msnbot.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Normally a web robot visit the site collect the information and store it in it's internal database normally call it search index. So to avoid indexing unwanted or secret files you have to use this robots.txt file.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Google removal tool also uses robots.txt to remove unwanted urls. You can request remove urls from google's index with robots.txt file with this tool.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;There are many other tags also exists in robots.txt protocol like crawl-delay, visit-time, request-rate etc. But these are not accepted by all robots. For eg. Googlebot doesnt obey crawl delay directive.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;It is also possible to stop indexing a page with meta tag. Put this tag in each page you want to hide from search engines.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5468836673052332809-4013907163571683538?l=ikebroflovski.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/feeds/4013907163571683538/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5468836673052332809&amp;postID=4013907163571683538' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/4013907163571683538'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/4013907163571683538'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/2007/09/robotstxt-file.html' title='Robots.txt File'/><author><name>ike</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09895600768898928036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://img509.imageshack.us/img509/5582/1010bustedinthetubhw1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5468836673052332809.post-2448791318248236554</id><published>2007-09-11T15:16:00.002-07:00</published><updated>2007-09-11T15:18:28.125-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='search engine'/><title type='text'>Yahoo Site Explorer</title><content type='html'>Yahoo also come out with a sitemap kind of thing for webmasters, Yahoo Site Explorer. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eventhough it has many similarities to Google's Sitemap program, it is a good move and will help webmasters a lot.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;First thing we should have a yahoo account to proceed. So if you dont have create one.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Then login to your account and open site explorer home page. There you can add your sites with Add My Site option.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Once added it will show under My Sites.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Now you have to authenticate your site. Yahoo provides a file like yahoo_authkey_xyz.txt with a code inside. You have to just download this file and ftp in to your site. If you are facing problem while downloading, then you can create a text file manually and include the code.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;After uploading the file click on authenticate. It will take some time to authenticate. Yahoo promises that they will authenticate withing 24 hours. All our sites authenitcated within one hour.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Now you can add your site feed with Add Feed option.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5468836673052332809-2448791318248236554?l=ikebroflovski.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/feeds/2448791318248236554/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5468836673052332809&amp;postID=2448791318248236554' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/2448791318248236554'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/2448791318248236554'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/2007/09/yahoo-site-explorer.html' title='Yahoo Site Explorer'/><author><name>ike</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09895600768898928036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://img509.imageshack.us/img509/5582/1010bustedinthetubhw1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5468836673052332809.post-7791837842642608473</id><published>2007-09-11T15:16:00.001-07:00</published><updated>2007-09-11T15:18:00.349-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='google'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='search engine'/><title type='text'>Google Webmaster Central</title><content type='html'>Google has renamed it's sitemap program. Now it is called Google Webmaster Central. Many new features added.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;One is preferred domains option. With this you can specify your preferred domain name with or without www. i.e http://www.example.com or http://example.com.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;This solve the canonical problem issues normally create lot of problems to webmasters.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Once it is set, it will take some time to reflect in serps because google has to re-crawl the site with the new setting. Anyway it is a nice move from Google's side because many websites have this kind of problems.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5468836673052332809-7791837842642608473?l=ikebroflovski.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/feeds/7791837842642608473/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5468836673052332809&amp;postID=7791837842642608473' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/7791837842642608473'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/7791837842642608473'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/2007/09/google-webmaster-central.html' title='Google Webmaster Central'/><author><name>ike</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09895600768898928036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://img509.imageshack.us/img509/5582/1010bustedinthetubhw1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5468836673052332809.post-404255793781473209</id><published>2007-09-11T15:16:00.000-07:00</published><updated>2007-09-11T15:17:25.893-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='search engine'/><title type='text'>Sitemap Suggestions</title><content type='html'>Now both Google and Yahoo have Sitemap features, Google Webmaster Central and in Yahoo Site Explorer. These two are very helpful for webmasters, but still they can add many new features like..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Option to include deleted and redirected pages.. so with this webmaster can inform about deleted pages which are still in the search index.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Option to view all indexed pages with page rank.. webmaster can use this instead of site command because site: is not returning correct results always..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. New feature prefered domain is a good one in sitemap... but full url is already in the sitemap file... Why can't google take it from there?. anyway it is a nice option..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. An announcement section for system maintenance, updates...data refreshes, alg changes.. etc&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Number of pages crawled per day...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6. Default page.. Many html editors link to index.htm or index.html when you link to the top directory.. but when submit to other sites people submit only the domain name. This creates duplicate pages in google's index.. So like prefered domain, sitemap should have option to specify a prefered index page.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7. Average page loading time (while crawling the site). with this we can find out any crawling problem and fine tune our scripts and judge server performance.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8. if-modified-since, hearders, robots.txt, htaccess..etc are up to expectation or not ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9. An internal ranking for each page (not page rank).. how much value given to each page.. like priority in sitemap...(0 to 1)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10. An overal rating of the site.. (depends on crawling efficiency, up time, quality of pages etc)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5468836673052332809-404255793781473209?l=ikebroflovski.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/feeds/404255793781473209/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5468836673052332809&amp;postID=404255793781473209' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/404255793781473209'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/404255793781473209'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/2007/09/sitemap-suggestions.html' title='Sitemap Suggestions'/><author><name>ike</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09895600768898928036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://img509.imageshack.us/img509/5582/1010bustedinthetubhw1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5468836673052332809.post-2503456112556566018</id><published>2007-09-11T05:32:00.001-07:00</published><updated>2007-09-11T05:32:37.590-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dot net'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='.net'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='microsoft'/><title type='text'>Net and the Emperor's new clothes</title><content type='html'>When it comes to .Net, Microsoft always sounds cocksure about how this bet-the-company software initiative is going to rock the computing universe. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;But each time Bill Gates gets going on the subject, he winds up stumping us with declarations like this: "We don't have the user-centricity until we understand context, which is way beyond presence--presence is the most trivial notion of context." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hegel on acid couldn't be more impenetrable. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yes, it's long been Microsoft's habit to speak about .Net in tongues, just as Bill G did in the line above, which I lifted from the Microsoft chairman's recent talk with press and analysts at a .Net briefing day. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hegel on acid couldn't be more impenetrable.  &lt;br /&gt;And the company continues to turn out torturous position papers with alacrity. That's bad news in bells since most of this grand software initiative still exists only as a PowerPoint demo on steroids. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;But even Gates can't ignore the reality any longer. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;After blowing smoke the last couple of years, Microsoft is finally acknowledging what the rest of us only said sotto voce: This project, as even Gates might allow, remains a riddle wrapped in a mystery inside an enigma. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"We still get people saying to us, 'What is .Net?'" he said. "It's one of those great questions that people can say, 'Yes, it's come into focus at the infrastructure level,' but a little bit where we go beyond that has been unclear to people." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;That's the computer equivalent of the emperor stripping off his new clothes to reveal the Redmond family jewels. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Microsoft has long suffered a failure to communicate when it comes to .Net. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anecdote: After the .Net introduction in 2000, Microsoft's Steve Ballmer ran into a bunch of reporters at a press reception. "So," he asked, thrusting a carrot into the cheese dip, "what do you guys think .Net is?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Shoot," I mumbled. "He's the one with the multiple zeros in the bank account. If the company CEO can't explain it, what does he want from me?" &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Actually, Ballmer was on a fishing expedition. He simply wanted to test whether the press would take away the right message from the day's indoctrination. Two years later, I'm still not sure Ballmer would get the answer he desired. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The daily newspapers describe .Net one way; the trade rags describe it another way. The common points of agreement are references to programs that understand XML and to Web services that will allow software and devices to communicate easily. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Microsoft has done a good job talking up XML and the surrounding Web services protocols. But elsewhere it's a mess. Whichever genius came up with the marketing-challenged name of .Net My Services should be sent to serve as Larry Ellison's gyochu as penance. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The underlying idea of .Net My Services was compelling enough: It was supposed to let people access personal information online on any device. They would then be able shop or bank or check their e-mail online. The only problem was Microsoft couldn't figure out where it wanted to go and the project got sidetracked because of internal debates about the proper business model and a lack of industry support. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elsewhere, the .Net-spawned concept of software as a service still isn't ready for prime time. It works just fine with Windows Update, but that's a far cry from the usefulness that would get Corporate America to pay for automatic updating across various devices. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Microsoft puts out great videos, but the reality is that .Net remains largely a repackaging of existing technology, accompanied by a collection of jargon-ridden press releases.  &lt;br /&gt;Microsoft also has considerably more work to do before it can consider Passport an unqualified success. The authentication service, which stores personal information and passwords, lets people surf the Internet without requiring them to re-enter their personal data at different Web sites. About 14 million users have so far registered for Passport, according to research firm Gartner. But the raw numbers are misleading. The majority of people signing up did so because joining the authentication service is required before people can use certain features of Windows XP and Hotmail e-mail, among other Microsoft products. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Microsoft puts out great videos, but the reality is that .Net remains largely a repackaging of existing technology, accompanied by a collection of jargon-ridden press releases. That's not a business strategy; that's a Hail Mary pass. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Breathing life into grandiose visions is no easy feat. Hewlett-Packard's former CEO Lew Platt couldn't do it. When he began plugging the company's E-speak technology in 1999, Platt was trying to explain what was the first comprehensive vision of Web services. But it fell on deaf ears--in no small part because of HP's own bumbling--and in the end, the company shelved the project. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bill Gates can't afford the same luxury of being vague. He and Microsoft are in too deep to blow it. What's called for now is clear speaking, the sooner, the better.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5468836673052332809-2503456112556566018?l=ikebroflovski.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/feeds/2503456112556566018/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5468836673052332809&amp;postID=2503456112556566018' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/2503456112556566018'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/2503456112556566018'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/2007/09/net-and-emperors-new-clothes.html' title='Net and the Emperor&apos;s new clothes'/><author><name>ike</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09895600768898928036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://img509.imageshack.us/img509/5582/1010bustedinthetubhw1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5468836673052332809.post-1496862825644673528</id><published>2007-09-11T03:31:00.001-07:00</published><updated>2007-09-11T03:31:50.313-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='network'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='güvenlik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='security'/><title type='text'>ağ güvenliği</title><content type='html'>Hacker'ların sayılarının hızla artması ve ağlara sızmak için sürekli yeni ve sinsi gibi yöntemlerin geliştirilmesi, ağ güvenliğini en önemli konulardan biri dueumuna getiriyor. CHIP ağınızı bekleyen tehlikeleri ve bujlardan korunma yöntemlerini anlatıyor.Güvenlik ve kurumsal firewall yazılımları başta olmak üzere ağ topolojisi ve ağ yönetimi(Management) üzerine bilinmesi gereken tüm incelikler bu yazı dizisinde ayrıntılı olarak ele alınacak olup, karşılaşılması muhtemel sorunlara çözüm önerileri getirilecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağ Topolojisi&lt;br /&gt;Profesyonel Ağ Yönetimi&lt;br /&gt;Sistem açıklarının kapatılması&lt;br /&gt;Profesyonel Firewall kurulumları&lt;br /&gt;Firewall testleri&lt;br /&gt;Uzaktan Yönetim / Remote Monitoring&lt;br /&gt;Internet - Intranet ve Extranet güvenliği&lt;br /&gt;LAN / WAN&lt;br /&gt;DNS / FTP / MAIL Server problemleri&lt;br /&gt;Bunlara ek olarak 3. parti bir çok yazılımın incelenmesi ve konfigüre edilmesi bu yazı dizisinde ele alınacak konuların ana başlıklarını oluşturmaktadır. 5 bölüm halinde sizlere sunacağımız bu yazı dizisinde, en önemli güvenlik açıklarının neler olduğu, hacker'ların nasıl bloke edileceği ve ağ denetiminin nasıl olması gerektiğine dair önemli bilgiler bulacaksınız. Bunlara ek olarak firewall yazılımları ve ağa yönelik bazı donanımsal ürünlerin testleri de yapılacaktır. Ciddi bir laboratuar ortamında test edilecek bu araçlar mümkün olduğu kadar çok platformda denenerek sizlere lanse edilecektir. Ayrıca ağınızda tam olarak ne olup bittiğine dair detaylı rapor alabileceğiniz yazılım incelemeleri de yine bu seride bulabileceklerinizden bazıları.Öncelikle konuya girmeden önce bu kadar geniş içerikli bir yazı dizisinin hazırlanmasındaki etkenleri kısaca aktarmak ve ağ güvenliğinin nasıl olması gerektiğine dair orta ve ileri düzey metodolojileri tanıtmak istiyoruz.&lt;br /&gt;Ağ güvenliğinin önemi ve tehlikeler&lt;br /&gt;BT ve Sistem yöneticileri (özellikle son 2 yıldır) oldukça büyük zararlara yol açan hacker ve virüs saldırılarına karşı çeşitli güvenlik önlemleri almaya başladılar. Atak davranıp ileriyi görebilenler sistem üzerindeki mevcut yapılandırmayı değiştirirken bir kısmı da ciddi anlamda firewall kurma yolunu seçtiler.Sisteme dışarıdan sızma, tescilli bilginin çalınması, sabotaj, virüsler, denial of service (hizmet durdurma saldırısı), içeriden yetkisiz erişim, ActiveX kontrolleri, kötü niyetli java applet'ler, trojan, polymorphic, macro, boot virüsler ve daha bir çok saldırı yöntemi önlem alınmamış bir sistem üzerinde kesinlikle yıkıcı etki yapacak etkenlerdir. Özellikle dış dünyaya açık güvenliği olmayan bir ağa sahipseniz ve hala çökertilmediyse ya çok şanslısınız ya da sizden bilgi sızdırılıyor anlamına gelir. Bu yazılanlar özellikle orta ve büyük ölçekli firmalar için geçerlidir. Çünkü profesyonel hacker'lar genelde marka özelliği olan, piyasada belirli bir saygınlığa ulaşmış firmaları hedef seçerler, fakat bu hiç bir zaman küçük ölçekli firmalara saldırılmayacağı anlamına gelmez. Sonuç her ne olursa olsun şirket sırları ve veritabanınızın güvenliği açısından server'larınızın mutlaka koruma altına alınması gerektiğidir.Yazının girişinde de belirtildiği gibi, sistem yöneticileri son 2 yıl içinde yapılan başarılı veya başarısız tüm saldırı atraksiyonlarına karşı, iki farklı yöntemden birini tercih etme durumunda kaldılar. İlk yöntem olan sistemi tekrardan yapılandırmak, sadece basit ve bilinen saldırıları bloke ederken, ikinci yöntem olan güvenlik araçları (Firewall) -doğru konfigüre edildiği takdirde- her tür saldırıya karşı etkin koruma sağlayabiliyor.&lt;br /&gt;FireWall: Ağ kontrolü ve trafik kaydının tutulması&lt;br /&gt;Ayrıntılı incelemeye geçmeden önce firewall'un ne olduğuna dair kısa bir tanımlama yapmak gerekir. Firewall (Ateş Duvarı), özel bir ağ'a (ve/veya ağ'dan) yetkisiz erişimleri engelleyen gerek donanımsal, gerek yazılımsal ya da her ikisinin kombinasyonu şeklinde uygulanabilen sisteme adapte edilmiş kurulumlardır. Genelde büyük şirketler ve ISP'lerde kullanılır. Fonksiyonu ağ kontrolünü sağlamak ve bütün elektronik trafiği loglamaktır. Sitem Yöneticisi(Administrator) tarfından belirlenen güvenlik politikası tabanında firewall'dan geçitler ya yasaklanır ya da serbest bırakılır. Firewall bütün iletişim girişimlerindeki kimlik bilgilerini denetler ve varolan geçerli politika ile karşılaştırır. İletiyi kabul etme ya da reddetme kararı sistem yöneticisi tarafından belirlenmiş kurallar doğrultusunda işleme alınır ve daha sonra incelenmek üzere loglanır. Bu tip yazılımlar daha çok büyük ağ'lar ve önemli bir veritabanını korumak için kullanılır. Ve en önemli nokta hiçbir firewall %100 güvenlik sağlamaz. Bu handikap ancak işletim sistemlerinde bulunan açıkların sona ermesi ve geliştirilecek yeni güvenlik yöntemleri ile ortadan kaldırılabilir!Şimdi sırasıyla alınabilecek güvenlik yöntemlerini inceleyip, hangisinin orta ve uzun vadede işe yarar olduğu sorusuna bir açıklık getirelim. Ancak konuya girmeden önce bilinmesi gereken, söz konusu her iki yöntemin de kendi aralarında alt seçeneklere ayrıldığı ve koruma amaçlı yapılacak her hareketin sistemin işleyiş performansını doğrudan etkilediğidir. Üzerinde anti-virüs özelliği bulunan veya ekstra bir anti-virüs programı ile entegre edilmiş tüm güvenlik yazılımları -doğal olarak- maksimum %10'a yakın performans düşüklüğü gösterebilir. Aslında bu kabul edilebilir bir ölçüdür. Fakat son versiyonlarını incelediğimiz bir çok anti-virüs ve firewall yazılımının bunu mümkün olduğunca minimuma indirdiğini tespit ettik.Ortalama işlem yapan bir sistem için %10'luk kayıp normal gözükebilir ancak farklı ünitelere bağlı terminal sayısı yüksek olan server'lara fazladan yük getireceği kesindir. Bu da web'i ağırlıklı olarak kullanan, yoğun e-ticaret yapan, farklı DNS'ler barındıran, kendi iç ağı dışında başka ağlara da bağımlı olan her kurum için hiçte hoş olmayan bir durumdur. Yazı dizimizin sonunda bu amaca yönelik hazırladığımız, önemli ağ işletim sistemleri ve kurumsal firewall programlarını kapsayan bir performans analiz tablosu bulacaksınız.&lt;br /&gt;Sistemin tetkik edilerek tekrar yapılandırılması&lt;br /&gt;Yetkilendirme diagramını kısıtlayarak tekrardan belirleyin, bu davetsiz misafirleri azaltacaktır.Bu yöntem ilk bakışta küçük ölçekli firmaların benimseyebileceği bir seçenek gibi gözükse de aslında ciddi anlamda profesyonellik gerektiren bir olaydır. Bu işi yapacak sistem yöneticisinin sunucu ve ağ üzerindeki mevcut işletim sistemlerini çok iyi tanıması, ne gibi açıklar bulunduğunu iyi analiz etmesi gerekir. Ayrıca yetkilendirme diagramını kısıtlayarak tekrardan belirlemesi, güncellemeleri(up-date) ve yamaları(patch) kısa aralıklarla takip ederek varsa yenilik ve direktifleri (mutlaka vardır) sisteme derhal entegre etmesi gerekir.Yetkilendirme diagramının incelenerek tekrardan belirlenmesi sisteme izinsiz girebilecek davetsiz misafirlerin sayısını azaltacaktır. Ayrıca sisteme giriş yapan kullanıcıların parolaları belirli periyotlarda akılda kalıcı olmayan yeni şifrelerle değiştirilmeli. Bunlara ilave olarak üçüncü parti yazılımlara güvenip, işletim sistemin elverdiği ölçüde, kendini kanıtlamış bir anti-virüs programı kurulmalıdır. Aynı zamanda port denetleyici (port audit) 'de kurubilirsiniz. Ancak bu server üzerinde duraksamalara sebebiyet verecektir. Anti-virüs programları, paylaşılan ağ dosyalarından gelen e-mail ek'lerine ve Internet'ten download edilen her tür dosyaya karşı etkili virüs taraması yapabilen bir yazılım olmalı. Daha da önemlisi tarama sırasında ciddi bir duraksamaya sebebiyet vermemeli.&lt;br /&gt;İyi bir yazılım: SOPHOS ANTİ-VİRÜS&lt;br /&gt;Sophos Anti-Virus Multi-platform seçeneklerinden dolayı kurumsal anti-virüs yazılımlarına iyi bir örnek. Sadece kurumsal ağlar için geliştirilmiş bir anti-virüs yazılımı olan Sophos, yukarıda saydığımız özellikleri üzerinde bulundurması açısından örnek bir program olarak gösterilebilir. Sophos virüs güncellemelerini her ay bir CD üzerinde müşterilerine yolluyor. Bunun yanında web sitesi üzerinden de güncellemeler elde edilebiliyor. Sürekli internet bağlantısına sahip olan firmalar "automated update" seçeneği ile yeni gelen virüslerin güncelleme dosyalarını alabiliyorlar. Bu programın bizi en etkileyen tarafı, Multi-Platform desteği ve istemci-sunucu mimarisi oldu. Çok geniş sunucu ve istemci desteğine sahip Sophos, sunucu tarafında Windows NT/2000, Novel Netware, OpenVMS, OS/2, Lotus Notes ve değişik Unix platformları üzerinde çalışıyor. İstemci tarafında ise tüm Windows familyası, Dos, Macintosh ve OS/2 üzerinde versiyonlar mevcut. Sophos'un kişisel kullanım için herhangi bir versiyonu bulunmuyor. Daha ayrıntılı bilgi ve deneme sürümü için www.sophos.com adresine bakabilirsiniz (Bu programın ayrıntılı incelemesi ilerleyen bölümlerde yayınlanacaktır). Bazı virüs programlarında, URL ve istenmeyen dosya uzantılarını bloke etme gibi ekstra araçlarda bulunmaktadır. Biz burada her ne kadar Sophos'u örnek olarak verdiysek te piyasada bulunan kaliteli bir çok anti-virüs yazılımı her türlü virüs ve trojanı başarıyla bulup yokedebiliyor. Önemli olan sizin zamanında tedbirinizi almış olmanızdır. International Computer Security Association'ın virüs saldırıları ile ilgili 300 BT profesyonelini kapsayan bir araştırmasına göre, katılımcıların %80'i "iş gücü kaybı, kilitlenme ve bozuk dosyaları" en önemli zararlar olarak belirlemiş. Virüs çeşitleri ve çalışma prensipleri hakkında ayrıntılı bilgiyi Sophos'un sitesinden edinebileceğiniz gibi bir başka dev yazılım grubu www.symantec.com veya Computer Associates'ın www.ca.com/virusinfo adreslerini de ziyaret edebilirsiniz.&lt;br /&gt;Ağları bekleyen tehlikeler: Hacker - Trojan ve Virüs kaosu&lt;br /&gt;Bir ağ analizörü (ya da sniffer) kullanan hacker, iletilen verinin tipi konusunda ipuçları sağlayacaktır. Yapım amaçları ve çalışma şekilleri itibariyle trojanlar virüslerden daha tehlikelidir. Ayrıntıya girmeden kısaca tanımlamak gerekirse, trojanlar Truva atı olarakta tanınırlar. ".exe, .vbs" gibi çalıştırılabilir dosyalar yoluyla bulaşan ve bulaştıkları sistemi tüm dünyaya açan casus programlardır. Bu tip programlar sayesinde, yeterli tecrübesi olan herhangi biri bile sisteminize sızıp dosyalarınızı kurcalayabilir, yaptıklarınızı haberiniz olmadan gözleyebilir, ve o andaki ruh durumuna göre canı isterse sisteminize 'format' dahi atabilir. Yukarıda da belirtildiği gibi piyasadaki kaliteli anti-virüs yazılımlarının hepsi tehlikeli trojanları tanıyabiliyor. Ancak anti-virüs yazılımlarının mutlaka güncellenmesi ve varsa (automated-update) seçeneğinin daima açık tutulması gerekir.Tüm bunlara rağmen bir trojanın sisteminize bulaşması bir dosyanın önizleme yapılmasıyla dahi olabilir. Bu yüzden ağ'daki tüm kullanıcıların sözkonusu programlarındaki otomatik önizleme seçeneklerini mutlaka "Disable" konuma getirin. Kolaylık gibi görünen bu özellik, 'gif' sanılan bir dosyayı görüntülemek için çalışır ve bu eğer bir trojansa ve çalıştırıldıysa artık çok geçtir. Sonuç olarak trojanlar executable(çalıştırılabilir) programlardır ve sadece chat odalarında insanların dosya göndermeleri ile bulaşmaz, alınan bir e-mail'deki programı çalıştırarak da trojanlanabilirsiniz!&lt;br /&gt;Sinsi Tehlike: AĞI KOKLAMA (sniffer)&lt;br /&gt;Gereksiz protokolleri kapatın. IP ve MAC bazında protokol ataması yapın. Ne kadar güvenlik tedbiriniz olursa olsun kullanıcıların sitelerden veya FTP'den dowload seçeneklerini kısıtlayın ya da bu protokolleri kapatın. Çok gerekliyse IP ve MAC bazında protokol ataması yapın. External ve Internal servisleri gözden geçirerek sadece gerekli olanları açın. Çünkü hacker'lar genelde açık protokoller ve portlar sayesinde amaçlarına ulaşmaya çalışırlar. Hacker, açık protokoller ve protları bir ağ analizörü ya da sniffer kullanarak kolayca tespit edebilir ve bir kalıp ortaya çıktığında bunun kıstaslarına uygun verileri de ele geçirmiş olur. Bir kullanıcı ağa her bağlandığında aynı veriyi iletiliyorsa bunun kullanıcı adı ve parola olma olasılığı yüksektir ve hacker tarafından deşifre edilmeside an meselesidir. Ancak ağ trafiğini izlemek, ağa fiziksel bir bağlantı gerektirir. Yine de eğer hacker yasadışı etkinliklerini yürütmek için kurallara uygun olarak bağlanmış bir cihaz kullanıyorsa, bulunma olasılığı oldukça düşüktür. Bu aşamada sistem yöneticilerine düşen görev yasadışı sniffer'lara karşı düzenli, ilan edilmemiş denetimler gerçekleştirilmesini sağlamaktır. Özellikle unutulmaması gereken bir gerçek var! İçeriden oluşabilecek saldırılarında en az dış saldırılar kadar sık ve ciddi olabileceği... USA FBI/CBI'ın Bilgisayar suçları ve güvenlik üzerine yapmış olduğu bir ankete göre ağ üzerindeki saldırıların %55'i nin içeriden kaynaklandığı tespit edilmiş.&lt;br /&gt;Trojan mantığını kullanan sadece hacker'lar mı?&lt;br /&gt;Trojan mantığını kullanan sadece hacker'lar değil! Bir çok program bu tip casus script'lerini kendilerine adepte etmiş durumdalar. Birçok shareware ve freeware program casus script'ler içermekte! Örneğin hızlı ve düzgün dosya indirmesiyle tanınan ünlü download aracı Getright bu yazılımlardan sadece biri. Getright, herhangi bir dosyayı download ettiğiniz sırada dosyanın türü ve içeriği konusunda IP numaranızı da kaydederek kendi server'ına bilgi yollayan bir program. CuteFTP ve RealPlayer'da sabıkalılar arasında. Ancak RealPlayer almış olduğu tepkilere karşılık olsa gerek son sürümüne bu işlemin iptal edilebildiği bir seçenek koymuş. Aslında bu tip teknolojilere Aureate/Radiate denmekte. Piyasada şu anda bulunan 700'ün üzerinde shareware ve freeware program bu Aureate/Radiate denen bu teknolojiyi hiç haber vermeden kullanmaktalar. Browser'lar cephesinde de durum pek farklı değil. Örneğin Netscape'in 4.7 sürümünden itibaren eklenen Smart Download seçeneğini kullandığınızda, Smart Download size hiç bir haber vermeden hangi sunucudan (server) hangi dosyayı çektiğinizi, IP numaranızı ve e-mail adresinizi Netscape'e haber veriyor.Hatta bir süre sonra arama modülünün de aynı davranışı sergilediği farkedilince, Christopher Specht isimli bir ABD vatandaşı Netscape'in sahibi AOL firmasını, "kişilerin özel hayatının gizliliğine karışmak" iddiası ile mahkemeye vermişti. Netscape/AOL ikilisinin iddialara cevabı, yarım kalan download'ları daha sonra devam ettirebilmenizi sağlayan Smart Download fonksiyonunun çalışabilmek için bu dasyalara ihtiyaç duyduğu yolunda olmuştu. Ancak bu açıklama, arama fonksiyonunda aynı davranışı sergilemesine yetmedi. Internet Explorer için de aynı durum sözkonusu. Yalnızca metod ve amaç değişik. Internet Explorer'a 5.0 sürümünden itibaren eklenen bu metot, sol tarafta bulunan arama panelinin kullanılması durumunda ortaya çıkıyor. Bu paneli kullanarak herhangi bir arama motorundan sorgulama yaptığınızda vermiş olduğunuz direktifler önce Microsoft'a gidiyor. Microsoft istekleri paketliyor ve verileri tarama yapmak istediğiniz arama motorundan alıyor.Bu işlemin nasıl gerçekleştiğini görmek isterseniz:&lt;br /&gt;Registry'deki HKEY_LOCOL_MACHINE\SOFTWARE\Microsoft\Internet Explorer\Search kayıt yolunu inceleyebilirsiniz.&lt;br /&gt;Açık tehlike kaynakları: Portlar&lt;br /&gt;Güvenliğin ihlal edildiği ortamlarda başrolü 'Portlar' oynar! Karşılıklı veri iletişimine dayalı her tür programın ve dolayısıyla trojanların çalışma sistemi portlara dayanır ve açık portlar sayesinde işlevlerini yerine getirirler. Peki nedir bu çok konuşulan portlar? PC'lerde Internet bağlantılarında kullanılmak üzere ayrılmış 65535 adet sanal port bulunur. 0-1024 arasındaki portlar "Well known port numbers" olarak bilinir ve her birinin standart görevleri vardır. Örneğin; 80 numaralı port Web sayfalarını gezerken, 25 numaralı port e-mail gönderirken, 110 numaralı port ise e-mail alırken kullanılır. "Bu standart portlar hakkında başvurabileceğiniz en güvenilir kaynaklar RFC belgeleridir" 1024'ten büyük port numaraları ise programların ve sistemlerin diledikleri gibi kullanmaları için serbest bırakılmıştır. Dolayısıyla herhangi bir standartları yoktur. Sonuç olarak güvenliği ihlal edici ortamlarda 'Portlar' başrolü oynamaktadır ve çok iyi incelenmeleri gerekmektedir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5468836673052332809-1496862825644673528?l=ikebroflovski.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/feeds/1496862825644673528/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5468836673052332809&amp;postID=1496862825644673528' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/1496862825644673528'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/1496862825644673528'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/2007/09/gvenlii.html' title='ağ güvenliği'/><author><name>ike</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09895600768898928036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://img509.imageshack.us/img509/5582/1010bustedinthetubhw1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5468836673052332809.post-2693872642874366066</id><published>2007-09-11T03:24:00.001-07:00</published><updated>2007-09-11T03:24:50.622-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='run command list'/><title type='text'>run command list</title><content type='html'>clipbrd.exe Pano işlemcisini&lt;br /&gt;cleanmgr.exe Disk temizleyiciyi&lt;br /&gt;ciadv.msc Dizin yöneticisini&lt;br /&gt;charmap.exe Karakterleri&lt;br /&gt;calc.exe Hesap makinesini&lt;br /&gt;diskmgmt.msc Disk yönetimini&lt;br /&gt;devmgmt.msc Aygıt yöneticisini&lt;br /&gt;dfrg.msc Disk birleştiriciyi&lt;br /&gt;eudcedit.exe Karakter imal edebilirsiniz&lt;br /&gt;appwiz.cpl Program ekle kaldırı&lt;br /&gt;access.cpl Erişebilirlik seçeneklerini&lt;br /&gt;accwiz.exe Erişebilirlik sihirbazını&lt;br /&gt;desk.cpl Görüntü özelliklerini&lt;br /&gt;eventvwr.exe Olay görüntüleyicisini&lt;br /&gt;freecell.exe İskambil oyununu açar&lt;br /&gt;fsmgmt.msc Paylaşılan klasörler menüsünü&lt;br /&gt;hdwwiz.cpl Donanım ekleme sihirbazını&lt;br /&gt;iexpress.exe Setup programını&lt;br /&gt;inetcpl.cpl İnternet özelliklerini&lt;br /&gt;intl.cpl Bölge ve dil ayarlarını&lt;br /&gt;joy.cpl Oyun kontrollerini&lt;br /&gt;magnify.exe Büyüteçi&lt;br /&gt;main.cpl Fare özelliklerini&lt;br /&gt;mmsys.cpl Ses ayarlarını&lt;br /&gt;mspaint.exe Paint programını&lt;br /&gt;narrator.exe İngilizce ekran okuyucusunu&lt;br /&gt;ntbackup.exe Yedekleme sihirbazını&lt;br /&gt;nusrmgr.cpl Kullanıcı hesaplarını&lt;br /&gt;osk.exe Ekran klavyesi açar&lt;br /&gt;telnet.exe Telnet'i&lt;br /&gt;spider.exe Kağıt oyunu&lt;br /&gt;gpedit.msc Grup poliçesi&lt;br /&gt;msconfig.exe Sistem ayarlarını&lt;br /&gt;verifier.exe Sürücü monitörünü&lt;br /&gt;drwtsn32.exe Sorun tanıma aracını&lt;br /&gt;dxdiag.exe DirectX sürümünüzü öğrenmenizi sağlar&lt;br /&gt;mobsync.exe Senkronizasyon sağlar&lt;br /&gt;mplay32.exe Media Player'ın çok basit bir halini&lt;br /&gt;odbcad32.exe Database işleme sağlar&lt;br /&gt;packager.exe Obje paketleyiciyi&lt;br /&gt;perfmon.exe Sistem monitörünü&lt;br /&gt;progman.exe Masaüstü yöneticisini&lt;br /&gt;rasphone.exe Erişim defterini&lt;br /&gt;shrpubw.exe Network paylaşımı bilgisini&lt;br /&gt;sigverif.exe İmza denetleyicisini&lt;br /&gt;sysedit.exe Sistem yöneticisini&lt;br /&gt;syskey.exe Şifre databaseini&lt;br /&gt;sndrec32.exe Ses kaydedicisini winver Sürüm Bilgisi&lt;br /&gt;timedate.cpl Tarih ayarlama penceresini&lt;br /&gt;tourstart.exe Windows XP turu başlatır&lt;br /&gt;winchat.exe Windows içinde bulunan chat programını&lt;br /&gt;winmine.exe Mayın Tarlası oyununu&lt;br /&gt;write.exe WordPad'i&lt;br /&gt;wupdmgr.exe Windows güncelleştirme penceresini&lt;br /&gt;explorer.exe Windows Gezgini'ni&lt;br /&gt;powercfg.cpl Güç seçeneklerini&lt;br /&gt;rasphone.exe Ağ bağlantılarını&lt;br /&gt;regedt32.exe Windows Kayıt Düzenleyicisi&lt;br /&gt;regedit.exe Windows Kayıt Düzenleyicisi&lt;br /&gt;sndvol32.exe Ses ayarlarını yapmanızı sağlar&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5468836673052332809-2693872642874366066?l=ikebroflovski.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/feeds/2693872642874366066/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5468836673052332809&amp;postID=2693872642874366066' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/2693872642874366066'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/2693872642874366066'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/2007/09/run-command-list.html' title='run command list'/><author><name>ike</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09895600768898928036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://img509.imageshack.us/img509/5582/1010bustedinthetubhw1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5468836673052332809.post-1899560195060268114</id><published>2007-09-09T05:31:00.001-07:00</published><updated>2007-09-09T06:34:43.466-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='web 2.0'/><title type='text'>web 2.0</title><content type='html'>Possibly one of the most useless phrase that's currently doing the rounds is 'Web 2.0'. I call it useless as the term implies that there is a new version of the World Wide Web available, and that us fools left using the old Web 1.0 should probably catch on and make the switch; fortunately this isn't the case.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The term was coined by O'Reilly Media 2.0 back in 2003, and was popularised by the first Web 2.0 convention in 2004 and then a series of successive conferences. Eventually it become adopted by the wider community however when a customer of mine asked me earlier today to define exactly what Web 2.0 meant I was stuck; hence my sudden need to write this article.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;I don't feel bad for not knowing how to define the standard as even Tim O'Reilly, the man who is credited with creating the term seems to describe it in an incredibly cryptic and nondescript way. Apparently "Web 2.0 is the business revolution in the computer industry caused by the move to the Internet as platform, and an attempt to understand the rules for success on that new platform."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Right, so in English what exactly does this mean? I think the best way I can describe it is to say that Web 2.0 is a term used to describe a website that has increased the overall functionality of the Web; as such, the term can mean different things to different people. Broadly speaking a website that provides new and interactive technologies such as weblogs, social websites, podcasts, RSS feeds and online web services can fall under the Web 2.0 umbrella.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Personally I think that the phrase is a nonsensical buzzword which has been coined for no real reason than the fact that it sounded catchy. Using the phrase in a meaningful way can be close to impossible since many of the core components of Web 2.0 have existed from the very earliest days of the web.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;For educational purposes I should really go over the typical characteristics that are used to make up a typical Web 2.0 site and these are as follows:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Users being able to contribute to the data on a site; Wikipedia is a good example of this.&lt;br /&gt;- An element of social networking such as MySpace.&lt;br /&gt;- Allow users to use applications entirely through a browser. A web operating system such as Goowy which I reviewed several months back is a good example of this.&lt;br /&gt;- A smart and user friendly interface; often based on a new technology such as Ajax.&lt;br /&gt;- An ability for the user to enhance the application or website as they use it.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Our website design company Refresh Creations often gets people touting that their websites are categorised as Web 2.0, but when you delve deeper it becomes apparent that they have simply installed a trivial feature such as a blog to allow them to make this claim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Personally, I hate buzzwords and have little time for people that utilize them when pitching ideas or sales pitches to me. Therefore it is somewhat unsurprising that I simply don't 'get' Web 2.0 - due to the lack of set standards to what it actually refers to you can end up making the phrase mean practically anything you want it to. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Even after researching this article for best part of an hour I'm still a little bit unsure as to what the phrase actually means and I don't think this is my failure to grasp the concept but rather the fact that it hasn't been correctly, accurately or solidly defined.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5468836673052332809-1899560195060268114?l=ikebroflovski.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/feeds/1899560195060268114/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5468836673052332809&amp;postID=1899560195060268114' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/1899560195060268114'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/1899560195060268114'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/2007/09/web-20.html' title='web 2.0'/><author><name>ike</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09895600768898928036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://img509.imageshack.us/img509/5582/1010bustedinthetubhw1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5468836673052332809.post-3021108825371559376</id><published>2007-09-09T05:31:00.000-07:00</published><updated>2007-09-09T05:32:52.921-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='keyboard shortcuts'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='klavye kısayolları'/><title type='text'>Keyboard Shortcuts</title><content type='html'>For years I have been perplexed by the people that use their mouse for absolutely everything when are a number of perfectly good keyboard shortcuts that will do the job in a fraction of the time and I believe the reason people do this is that they just don't know there is another way. Why hunt around for an item on a menu bar if you can quickly hit a key and achieve the same effect?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Funnily enough, now that Microsoft have hidden or moved all my commonly used menus in Windows Vista I find myself relying on these short cuts a great deal more than I used to. I'm sure that trying to convey these to you in a list format probably isn't going to make this one of the most exciting Click articles that I've ever written but I do know that it's one of the most useful.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;To point out the obvious, these short cuts usually require you to press two keys at once and the ALT, CTRL, Windows and Shift keys are all located down the bottom left hand side of the keyboard. I have split the shortcuts into several sections depending on where they are going to be applied and don't worry about which version of Windows you own as most share the same shortcut keys.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;General&lt;br /&gt;Alt+Enter View properties for the selected item&lt;br /&gt;Alt+Esc Cycle through windows in the order they were opened&lt;br /&gt;Alt+F4 Close the active window&lt;br /&gt;Alt+ Spacebar Open the shortcut menu for the active window&lt;br /&gt;Alt+Tab Switch between open windows&lt;br /&gt;Shift+Insert Hold this down whilst inserting a CD and it WON'T autoboot&lt;br /&gt;End Display the bottom of the active window&lt;br /&gt;Home Display the top of the active window&lt;br /&gt;Windows key Displays the start menu&lt;br /&gt;Windows key+D Minimizes all windows&lt;br /&gt;Windows key + E Opens a new Explorer window&lt;br /&gt;Windows key + F Displays the find all files box&lt;br /&gt;Windows key + L Locks your computer&lt;br /&gt;Windows key + R Displays the Run command box&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Explorer&lt;br /&gt;Shift+Delete Delete the selected item permanently without placing the item in the recycle bin&lt;br /&gt;Left arrow Collapse the current selection if it is expanded, or select the parent folder&lt;br /&gt;Right arrow Expand the current selection if it is collapsed, or select the first sub folder&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Clipboard&lt;br /&gt;Ctrl+C Copy an item to the clipboard&lt;br /&gt;Ctrl+X Cut an item to the clipboard&lt;br /&gt;Ctrl+V Paste an item from the clipboard&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Internet Browsing&lt;br /&gt;F11 Full screen mode&lt;br /&gt;Ctrl+Mouse forward Zoom in &lt;br /&gt;Ctrl+Mouse backward Zoom out&lt;br /&gt;Ctrl+0 Reset zoom level&lt;br /&gt;Alt+Home Go to homepage&lt;br /&gt;Ctrl+T Open a new tab&lt;br /&gt;Ctrl+Tab Switch between tabs&lt;br /&gt;Ctrl+W Close tab&lt;br /&gt;Alt+D Go straight to the address bar&lt;br /&gt;Alt+Left Go back to the previously viewed page&lt;br /&gt;Alt+Right Navigate forward through viewed pages&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Navigating to menu options within programs is also easy when using keyboard shortcuts. To select the edit menu press 'Alt+E' together, for the file menu press 'Alt+F' and so on then once the menu option has been opened you can navigate around them using the cursor keys then select an option with the enter key.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;I did say that this wouldn't be Shakespeare but cut out the list above, have a play around, and I promise you'll find at least some of these key combinations useful. Once you've used them a couple of times it will then become second nature to hit the keyboard shortcut rather than relying solely on your mouse.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5468836673052332809-3021108825371559376?l=ikebroflovski.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/feeds/3021108825371559376/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5468836673052332809&amp;postID=3021108825371559376' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/3021108825371559376'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/3021108825371559376'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/2007/09/keyboard-shortcuts.html' title='Keyboard Shortcuts'/><author><name>ike</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09895600768898928036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://img509.imageshack.us/img509/5582/1010bustedinthetubhw1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5468836673052332809.post-431734326560028799</id><published>2007-09-07T06:25:00.000-07:00</published><updated>2007-09-07T06:26:40.479-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='php htaccess'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='url'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='user friendly url'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='apache'/><title type='text'>Changing dynamic to static URLs</title><content type='html'>Search engine-friendly links with mod_rewrite &lt;br /&gt;Introduction &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;One of the most frequent questions posted in the Apache Server forum is "How can I change my dynamic URLs to static URLs using mod_rewrite?" So this post is intended to answer that question and to clear up a very common misconception. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mod_rewrite cannot "change" the URLs on your pages &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;First, the misconception: Mod_rewrite cannot be used to change the URL that the visitor sees in his/her browser address bar unless an external redirect is invoked. But an external redirect would 'expose' the underlying dynamic URL to search engines and would therefore completely defeat the purpose here. This application calls for an internal server rewrite, not an external client redirect. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;It's also important to realize that mod_rewrite works on requested URLs after the HTTP request is received by the server, and before any scripts are executed or any content is served. That is, mod_rewrite changes the server filepath and script variables associated with a requested URL, but has no effect whatsoever on the content of 'pages' output by the server. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;How to change dynamic to static URLs &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;With that in mind, here's the procedure to implement search engine-friendly static URLs on a dynamic site: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Change all URLs in links on all pages to a static form. This is usually done by modifying the database or by changing the script that generates those pages. PHP's preg_replace function often comes in handy for this. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Add mod_rewrite code to your httpd.conf, conf.d, or .htaccess file to internally rewrite those static URLs, when requested from your server, into the dynamic form needed to invoke your page-generation script. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Add additional mod_rewrite code to detect direct client requests for dynamic URLs and externally redirect those requests to the equivalent new static URLs. A 301-Moved Permanently redirect is used to tell search engines to drop your old dynamic URLs and use the new static ones, and also to redirect visitors who may come back to your site using outdated dynamic-URL bookmarks. &lt;br /&gt;Considering the above for a moment, one quickly realizes that both the dynamic and static URL formats must contain all the information needed to reconstruct the other format. In addition, careful selection of the 'design' of the static URLs can save a lot of trouble later, and also save a lot of CPU cycles which might otherwise be wasted with an inefficient implementation. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;An earnest warning &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;It is not my purpose here to explain all about regular expressions and mod_rewrite; The Apache mod_rewrite documentation and many other tutorials are readily available on-line to anyone who searches for them (see also the references cited in the Apache Forum Charter and the tutorials in the Apache forum section of the WebmasterWorld Library). &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Trying to use mod_rewrite without studying that documentation thoroughly is an invitation to disaster. Keep in mind that mod_rewrite affects your server configuration, and that one single typo or logic error can make your site inaccessible or quickly ruin your search engine rankings. If you depend on your site's revenue for your livlihood, intense study is indicated. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;That said, here's an example which should be useful for study, and might serve as a base from which you can customize your own solution. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Working example &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Old dynamic URL format: /index\.php?product=widget&amp;color=blue&amp;size=small&amp;texture=fuzzy&amp;maker=widgetco &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;New static URL format: /product/widget/blue/small/fuzzy/widgetco &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mod_rewrite code for use in .htaccess file: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;# Enable mod_rewrite, start rewrite engine &lt;br /&gt;Options +FollowSymLinks &lt;br /&gt;RewriteEngine on &lt;br /&gt;# &lt;br /&gt;# Internally rewrite search engine friendly static URL to dynamic filepath and query &lt;br /&gt;RewriteRule ^product/([^/]+)/([^/]+)/([^/]+)/([^/]+)/([^/]+)/?$ /index.php?product=$1&amp;color=$2&amp;size=$3&amp;texture=$4&amp;maker=$5 [L] &lt;br /&gt;# &lt;br /&gt;# Externally redirect client requests for old dynamic URLs to equivalent new static URLs &lt;br /&gt;RewriteCond %{THE_REQUEST} ^[A-Z]{3,9}\ /index\.php\?product=([^&amp;]+)&amp;color=([^&amp;]+)&amp;size=([^&amp;]+)&amp;texture=([^&amp;]+)&amp;maker=([^\ ]+)\ HTTP/ &lt;br /&gt;RewriteRule ^index\.php$ http://example.com/product/%1/%2/%3/%4/%5? [R=301,L] &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Note that the keyword "product" always appears in both the static and dynamic forms. This is intended to make it simple for mod_rewrite to detect requests where the above rules need to be applied. Other methods, such as tesing for file-exists are also possible, but less efficient and more prone to errors compared to this approach. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Differences between .htaccess code and httpd.conf or conf.d code &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;If you wish to use this code in a &lt;directory&gt; container in the http.conf or conf.d server configuration files, you will need to add a leading slash to the patterns in both RewriteRules, i.e. change "RewriteRule ^index\.php$" to "RewriteRule ^/index\.php$". Also remember that you will need to restart your server before changes in these server config files take effect. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;How this works &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;A visitor uses their browser to view one of your pages &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The visitor clicks on the link &lt;a href="/product/gizmo/red/tiny/furry/gizmocorp"&gt;Tiny red furry gizmos by GizmoCorp!&lt;/a&gt; on your page &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The browser requests the virtual file http://example.com/product/gizmo/red/tiny/furry/gizmocorp from your server &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mod_rewrite is invoked, and the first rule above rewrites the request to /index\.php?product=gizmo&amp;color=red&amp;size=tiny&amp;texture=furry&amp;maker=gizmocorp, invoking your script &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Your script generates the requested page, and the server sends it back to the client browser &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The visitor clicks on another link, and the process repeats &lt;br /&gt;Now let's say a search engine spider visits your site using the old dynamic URL: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The spider requests http://example.com/index\.php?product=wodget&amp;color=green&amp;size=large&amp;texture=smooth&amp;maker=wodgetsinc from your server &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mod_rewrite is invoked, and the second rule generates an external 301 redirect, informing the spider that the requested page has been permanently moved to http://example.com/product/wodget/green/large/smooth/wodgetsinc &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The spider queues a request to its URL database manager, telling it to replace the old dynamic URL with the new one given in that redirect response. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The spider re-requests the page it was looking for using the new static URL http://example.com/product/wodget/green/large/smooth/wodgetsinc &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mod_rewrite is invoked, and the first rule internally rewrites the request to /index\.php?product=wodget&amp;color=green&amp;size=large&amp;texture=smooth&amp;maker=wodgetsinc, invoking your script &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Your script generates the requested page, and the server sends it back to the search engine spider for parsing and inclusion in the search index &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Since the spider is now collecting pages including new static links, and all requests for old dynamic URLs are permanently redirected to the new static URLs, the new URLs will replace the old ones in search results over time. &lt;br /&gt;Location, location, location &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;In order for the code above to work, it must be placed in the .htaccess file in the same directory as the /index.php file. Or it must be placed in a &lt;directory&gt; container in httpd.conf or conf.d that refers to that directory. Alternatively, the code can be modified for placement in any Web-accessible directory above the /index.php directory by changing the URL-paths used in the regular-expressions patterns for RewriteCond and RewriteRule. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Regular-expressions patterns &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Just one comment on the regular expressions subpatterns used in the code above. I have avoided using the very easy, very popular, and very inefficient construct "(.*)/(.*)" in the code. That's because multiple ".*" subpatterns in a regular-expressions pattern are highy ambiguous and highly inefficient. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The reason for this is twofold; First, ".*" means "match any number of any characters". And second, ".*" is 'greedy,' meaning it will match as many characters as possible. So what happens with a pattern like "(.*)/(.*)" is that multiple matching attempts must be made before the requested URL can match the pattern or be rejected, with the number of attempts equal to (the number of characters between "/" and the end of the requested URL plus two) multiplied by (the number of "(.*)" subpatterns minus one) -- It is easy to make a multiple-"(.*)" pattern that requires dozens or even hundreds of passes to match or reject a particular requested URL. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Let's take a short example. Note that the periods are used only to force a 'table' layout on this forum. Bearing in mind that back-reference $1 contains the characters matched into the first parenthesized sub-pattern, while $2 contains those matched into the second sub-pattern: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Requested URL: http://example.com/abc/def &lt;br /&gt;Local URL-path: abc/def &lt;br /&gt;Rule pattern: ^(.*)/(.*)$ &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pass# ¦ $1 value ¦ $2 value ¦ Result &lt;br /&gt;1 ... ¦ abc/def .¦ - ...... ¦ no match &lt;br /&gt;2 ... ¦ abc/de . ¦ f ...... ¦ no match &lt;br /&gt;3 ... ¦ abc/d .. ¦ ef ..... ¦ no match &lt;br /&gt;4 ... ¦ abc/ ... ¦ def .... ¦ no match &lt;br /&gt;5 ... } abc .... ¦ def .... ¦ Match &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;I'll hazard a guess that many many sites are driven to unnecessary server upgrades every year by this one error alone. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Instead, I used the unambiguous constructs "([^/]+)", "([^&amp;]+)", and "([^\ ]+)". Roughly translated, these mean "match one or more characters not equal to a slash," "match one or more characters not equal to an ampersand," and "match one or more characters not equal to a space," respectively. The effect is that each of those subpatterns will 'consume' one or more characters from the requested URL, up to the next occurance of the excluded character, thereby allowing the regex parser to match the requested URL to the pattern in one single left-to-right pass. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Common problems &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;A common problem encountered when implementing static-to-dynamic URL rewrites is that relative links to images and included CSS files and external JavaScripts on your pages will become broken. The key is to remember that it is the client (e.g. the browser) that resolves relative links; For example, if you are rewriting the URL /product/widget/blue/fuzzy/widgetco to your script, the browser will see a page called "widgetco", and see a relative link on that page as being relative to the 'virtual' directory /product/widget/blue/fuzzy/. The two easiest solutions are to use server-relative or absolute (canonical) links, or to add additional code to rewrite image, CSS, and external JS URLs to the correct location. An example would be to use the server-relative link &lt;img src="/logo.gif"&gt; to replace the page-relative link &lt;img src="logo.gif"&gt;. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avoiding testing problems &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;For both .htaccess and server config file code, remember to flush your browser cache before testing any changes; Otherwise, your browser will likely serve any previously-requested pages from its cache instead of fetching them from your server. Obviously, in that case, no code on your server can have any effect on the transaction.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5468836673052332809-431734326560028799?l=ikebroflovski.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/feeds/431734326560028799/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5468836673052332809&amp;postID=431734326560028799' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/431734326560028799'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/431734326560028799'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/2007/09/changing-dynamic-to-static-urls.html' title='Changing dynamic to static URLs'/><author><name>ike</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09895600768898928036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://img509.imageshack.us/img509/5582/1010bustedinthetubhw1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5468836673052332809.post-5850020237279402914</id><published>2007-09-06T12:44:00.007-07:00</published><updated>2007-09-06T12:56:52.179-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pazarlama'/><title type='text'>yeni bir sistem</title><content type='html'>Fransız devrimi ilk önce kendi çocuklarını yemiştir. Yani ,devrimi başlatanlar , devrim düzeni kurulduktan sonra ilk olarak giyotine kurban edilenler olmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni bir düzen kurmak her zaman eskinin yıkılmasıyla başlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hürriyet gazetesi kurumsal oluşum adıyla yeni bir kimlik inşasına girişti. Bunun ilk kurbanı da E.Çölaşan oldu. Bugüne kadar o gazetenin kimliğini oluşturan bir yazar bu yeni oluşumda gazeteden ilk kovulan isim oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dikkatimi çeken şey , firmalarda da yeni bir oluşum başladığında bu oluşumdan ilk etkilenenlerin en çok koşturan , en çok çalışan insanların olmasıdır. Bu insanların yıprandığı , motivasyonunu yitirdiği , eski değerleri temsil ettikleri için listenin ilk başlarında yer aldıklarını görmüşümdür.Eski sistemde başarılı olan insanlar eski sistemin yapısına daha uygun olduğu ve yeni sisteme uyum sağlayamayacakları düşünülür.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5468836673052332809-5850020237279402914?l=ikebroflovski.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/feeds/5850020237279402914/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5468836673052332809&amp;postID=5850020237279402914' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/5850020237279402914'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/5850020237279402914'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/2007/09/yeni-bir-sistem.html' title='yeni bir sistem'/><author><name>ike</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09895600768898928036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://img509.imageshack.us/img509/5582/1010bustedinthetubhw1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5468836673052332809.post-8178028193481528349</id><published>2007-09-06T12:44:00.006-07:00</published><updated>2007-09-06T12:55:42.937-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pazarlama'/><title type='text'>herkesin öngörebildiği bir talep</title><content type='html'>Bugün için Tekstil sektörü sıfır ya da çok düşük kar baskısı altında fiyatlandırma yapmaktadır. 1980 li yıllarda elektronik sektöründe de aynı daralmayı yaşamıştık. Önümüzdeki günlerde ise cep telefonu sektörü böyle bir baskı altına girecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun nedeni , talebin birdenbire artması , bu talebi fırsat olarak gören birçok girişimcinin bu talebe yönelmesi , bu talepteki artışın aynı oranda artmamasından dolayı oluşan arz fazlasıdır. Dönem dönem çoğu sektör böyle bir daralmayı yaşar. Örneğin , Kızılırmak suyunun Ankara’ya getirilmesi projesi sürecinde birçok girişimci Çelik boru işinin çok karlı olduğunu düşündü ve çok hızlı bir biçimde birkaç firma kuruldu. Bu ani talep patlamasının yarattığı yanılsama piyasada arz fazlası oluşturacak bir rüzgar yarattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Su sıkıntısının yaşandığı dönemdeki olası ani talep patlaması çok önceden öngörülüp konuşulmaya başlanmıştı. Bugünlerde ise Devletin mandıralara ve arazilere verdiği krediler çok konuşulur durumda&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Riski, herkes bilinmeyen olarak düşünür ama tam tersi yönde düşünebiliriz ; risk herkesin öngörebildiğidir&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5468836673052332809-8178028193481528349?l=ikebroflovski.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/feeds/8178028193481528349/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5468836673052332809&amp;postID=8178028193481528349' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/8178028193481528349'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/8178028193481528349'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/2007/09/herkesin-ngrebildii-bir-talep.html' title='herkesin öngörebildiği bir talep'/><author><name>ike</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09895600768898928036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://img509.imageshack.us/img509/5582/1010bustedinthetubhw1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5468836673052332809.post-5623721242328760817</id><published>2007-09-06T12:44:00.005-07:00</published><updated>2007-09-06T12:51:34.067-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pazarlama'/><title type='text'>Satışta YILMAZ GÜNEY ve KAZANOVA taktiği</title><content type='html'>Yılmaz Güney’in bir filminde, kadın Güney’i kollarından çekerek otelin kapısından içeri çekiyor. Yılmaz, kapının önünde her zamanki karizmatik bakışlarıyla kadını süzerken kadın üzerini çıkartıp yatağın üzerine uzanıyor ve davetkar bakışlarla Yılmaz’ı yatağına davet ediyor. Kadın, Yılmaz’ın daveti kabul edeceğini zannettiği bir anda Yılmaz beyaz atkısını boynuna dolayarak kapıyı açıyor ve sert bir vuruşla arkasına dönüp çıkıp gidiyor. Ne olduğunu anlayamayan kadın kapının arkasında dizlerinin üzerine çöküp müthiş bir öfkeyle ağlama krizine giriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yılmaz Güney hiçbir kadını reddetmez ama kendisine sunulanı reddeden o cool duruşuyla her zaman arzu edilen paketlenmiş karizmatik , yalnız ve gizemli bir pazarlama vakasıdır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müşterinize önemli bir projeden bahsediyorsunuz. Sürekli, sizden ürün alması durumunda sağlayacağı faydaları anlatarak müşteriniz olmasını sağlamaya çalışıyorsunuz. Müşteri ise böyle bir alışveriş anlaşmasına soğuk bakıyor ama reddettiği durumda da sizin ısrarınızla karşılaşıyor. Bu tartışmayı bitirmek için size şöyle bir teklifte bulunuyor. Böyle bir proje için erken ama bana ilk etapta şu kadar sipariş gönderebilirsiniz. Burada iki alternatif vardır : Ya o siparişi alırsınız ya da Yılmaz Güney duruşunu sergileyip siparişi reddedersiniz…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmlerde bütün replikler ana karakterin kişiliğini tamamlamak için kullanılarak ortaya karizmatik bir kişilik çıkartılır. Bu kişilik pasif seyircinin normal hayatından olabildiğince uzaklaştırılarak hayranlık duyulacak bir mesafeye itilir. Böylece o kişilik etrafında yaratılan seyirci kitlesi artık o pazarlama vakasının müşterisidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben her zaman şunun savunurum : saygınlığını yitirdiğiniz bir müşteriye artık mal satamazsınız. Velinimetiniz haline getirip elinizi ovuşturduğunuz bir müşteri bir satıcı olarak sizi ezer. Saygınlığını kazanmadan inandırıcı olamazsınız&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygınlığınızı zedeleyeceğinizi hissettiğiniz , bütün o satış çabalarınızın 2 adet ürün satmaya dönüştüğü bir durumda Yılmaz Güney taktiği dediğim taktiği uygulayarak kapıdan çıkıp gitmeyi bilmelisiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kazanova bir pazarlamacı konferansı verseydi sanırım şöyle seslenirdi : Kadını elde etmek için yola çıktığınızda siz ona gidersiniz ; kadının gönlünü fethettiğinizde ise o size gelir. Bütün erkekler hep istediği için kaybeder , ben ise reddetmeyi bildiğim için kazanırım&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5468836673052332809-5623721242328760817?l=ikebroflovski.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/feeds/5623721242328760817/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5468836673052332809&amp;postID=5623721242328760817' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/5623721242328760817'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/5623721242328760817'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/2007/09/satta-yilmaz-gney-ve-kazanova-taktii.html' title='Satışta YILMAZ GÜNEY ve KAZANOVA taktiği'/><author><name>ike</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09895600768898928036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://img509.imageshack.us/img509/5582/1010bustedinthetubhw1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5468836673052332809.post-8223849655570778336</id><published>2007-09-06T12:44:00.004-07:00</published><updated>2007-09-06T12:49:52.488-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pazarlama'/><title type='text'>İstikbal'i kurduran emek , Bellonayı kurduran kapitaldir</title><content type='html'>Boydak grubunun yöneticisi bir röportajında şöyle diyordu : İstikbal ‘i emekle kurduk ama Bellona’yı parayla… İstikbal markası yılların bir emek birikimiyle oluşmuştu ama Bellona buradan toplanan kapital ile önceden tasarlandı, pazardaki boşluk görülerek oluşturuldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günümüzde rekabet üretimde değil, pazarlamada yaşanmaktadır. Üretim teknolojisinin gelişmesiyle üretim standartlaşmakta kalite , hız gibi faktörlerden daha ziyade pazarlama faaliyetleri daha fazla rekabet üstünlüğü sağlamaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eskiden belirli bir iş tecrübesiyle küçük bir KOBİ olarak iş hayatına başlayıp büyüme imkanınız daha fazla idi. Rekabetin yoğun olmaması size böyle bir imkanı sağlıyordu. Eğer elinizde üretim gücü var ise bu size belirli bir boşluk tanıyor, hata yapa yapa , öğrene öğrene ilerleyebiliyordunuz. Şimdi , ise ticaret üretimden değil pazarlamadan başlıyor. Elinizdeki ürün ticaret yapmak için yeterli olmuyor. Pazarı tanımak, buradan yola çıkarak ürününüzü ve üretim sürecinizi bir sanat yapıtı gibi tasarlamak zorundasınız. İşleyiş geriye dönmüş durumda. Bundan sonra bir İstikbal daha çıkmaz , piyasa size bu kadar hata ve deneyim şansı tanımaz…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5468836673052332809-8223849655570778336?l=ikebroflovski.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/feeds/8223849655570778336/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5468836673052332809&amp;postID=8223849655570778336' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/8223849655570778336'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/8223849655570778336'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/2007/09/istikbali-kurduran-emek-bellonay.html' title='İstikbal&apos;i kurduran emek , Bellonayı kurduran kapitaldir'/><author><name>ike</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09895600768898928036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://img509.imageshack.us/img509/5582/1010bustedinthetubhw1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5468836673052332809.post-6638711683586119246</id><published>2007-09-06T12:44:00.003-07:00</published><updated>2007-09-06T12:48:20.445-07:00</updated><title type='text'>İnsanların boş zamanını geçirebilecekleri bir oyun inşa edin...</title><content type='html'>Bir otelim olsaydı, resepsiyonun yanına tasmalı birkaç sevimli köpek koyar , müşterilere istedikleri saatte bu köpekleri dışarı çıkarıp gezdirme imkanı sağlardım. Otel insanlarının , mini bardaki klasik menüden daha fazla ihtiyaç duyduğu şeydir , şevkat…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Otel lobilerinde oturan insanlar genellikle en ufak bir fırsatta muhabbete başlamaya meyillidirler. O kişinin otel odasından çıkıp lobiye inmesi , otel odasında sıkılması bir girişimci olarak aynı zamanda sizin de bir probleminizdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlar filmlerin sahte olduklarını bilmelerine , oyuncuların rol yaptıklarını bilmelerine rağmen yine de ağlar , yine de heyecanlanırlar. Siz yeter ki boş zamanlarını geçirebilecekleri bir oyun inşa edin , kimse sorgulamaz ; sizin oyununuza katılıp sizinle eğlenir vakit geçirirler&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5468836673052332809-6638711683586119246?l=ikebroflovski.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/feeds/6638711683586119246/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5468836673052332809&amp;postID=6638711683586119246' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/6638711683586119246'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/6638711683586119246'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/2007/09/insanlarn-bo-zamann-geirebilecekleri.html' title='İnsanların boş zamanını geçirebilecekleri bir oyun inşa edin...'/><author><name>ike</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09895600768898928036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://img509.imageshack.us/img509/5582/1010bustedinthetubhw1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5468836673052332809.post-9068098870235567222</id><published>2007-09-06T12:44:00.002-07:00</published><updated>2007-09-06T12:45:57.375-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='referans'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pazarlama'/><title type='text'>referans ne kadar önemli</title><content type='html'>MEMLEKET NiRE KARDEŞ ?&lt;br /&gt;Küreselleşmeyle birlikte aynı kavramların , sistemlerin , yönetim biçimlerinin tarihsel , teknolojik ve ekonomik gelişmişlikten bağımsız olarak her ülkede kullanıldığını görürsünüz.&lt;br /&gt;Bu çerçecede Verimlilik , performans değerlendirmesi , toplam kalite yönetim , insan kaynakları gibi kavramlar 21. Y.Y. ‘ın ortaya çıkardığı yeni global kavramlardır.&lt;br /&gt;Oysa bu kavramlar üst yapıdaki değişimle ortaya çıkan , değişime cevap verip , değişimi tanımlayan , sistematize eden sonuçlardır&lt;br /&gt;------------- 0 ------------------&lt;br /&gt;Çoğu iş görüşmelerinde karşılaşmışsınızdır : referansınız var mı ?&lt;br /&gt;Bir 10 yıl önce memleketinizi sorarlar ve memleketinize göre çalışkan olup olmadığınızı anlamaya çalışırlardı. Ondan bir 10 yıl önce yemek yemenize bakarlardı.&lt;br /&gt;Birçok şirkette referansın %20-40 ölçüsünde işe alımda etkili olduğunu görürsünüz.&lt;br /&gt;Oysa Türk insanı “kimsenin ekmeğiyle oynama” mantelitesiyle olumsuz yönlerden bahsetmez. Zaten işe başvuran da kötü referans verebilecek nadir olan kişiyi referans vermez.&lt;br /&gt;Öyleyse niçin referans bu kadar önemli?&lt;br /&gt;Tanımadıkları ve iyiye kötüye ait bakış açılarını bilmedikleri bir kişiye niçin karşılarında somut olarak duran bir kişiden daha fazla güveniyorlar ?&lt;br /&gt;Yoksa bu da mantığı sorgulanmayan , geleneksel uygulanagelerek alışkanlık haline gelmiş bir gelenek mi ?&lt;br /&gt;Eğer böyle bir geleneksel bir uygulamaysa insan kaynakları gibi bir sosyal bilimin içerisinde nasıl bu kadar büyük bir yüzdeye ulaşabiliyor?&lt;br /&gt;Yoksa insan kaynakları yeni global bir kavram da biz bu kavramın içini üst yapımıza göre doldurup kendi sorumuzu mu soruyoruz : memleket nire kardeş ?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5468836673052332809-9068098870235567222?l=ikebroflovski.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/feeds/9068098870235567222/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5468836673052332809&amp;postID=9068098870235567222' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/9068098870235567222'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/9068098870235567222'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/2007/09/referans-ne-kadar-nemli.html' title='referans ne kadar önemli'/><author><name>ike</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09895600768898928036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://img509.imageshack.us/img509/5582/1010bustedinthetubhw1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5468836673052332809.post-8988325342886261422</id><published>2007-09-06T12:44:00.001-07:00</published><updated>2007-09-06T12:44:40.524-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kadın'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erkek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pazarlama'/><title type='text'>Erkek aynaya bakar , kadın ...</title><content type='html'>Erkek aynaya bakar kadın ise diğer bir kadına. Erkek kendi kendine sorar yakışıp yakışmadığını , kadın bir başkasına . Erkek yakışanı alır , kadın kopya eder.Pazarlamacılar kendi aralarında olandan daha fazla bir rekabetin kadınlar arasında yaşandığını görmüş ve bu kopya olayına moda diyerek göz ucuyla yapılana bir meşruiyet kazandırıp bunu bir sektöre dönüştürmüşler.İşte pazarlama budur&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5468836673052332809-8988325342886261422?l=ikebroflovski.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/feeds/8988325342886261422/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5468836673052332809&amp;postID=8988325342886261422' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/8988325342886261422'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/8988325342886261422'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/2007/09/erkek-aynaya-bakar-kadn.html' title='Erkek aynaya bakar , kadın ...'/><author><name>ike</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09895600768898928036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://img509.imageshack.us/img509/5582/1010bustedinthetubhw1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5468836673052332809.post-4055009830542865005</id><published>2007-09-06T12:20:00.000-07:00</published><updated>2007-09-06T12:32:25.818-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='e-commerce'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sanal pos'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='e-ticaret'/><title type='text'>e-ticaret hakkında bilgiler</title><content type='html'>Sanal POS Nedir? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kredi Kartı alışverişlerimizde kullandığımız POS (Point of sale- ödeme noktası) cihazlarının,  e-ticaret için  Internet’e uyarlanmış şekline VPOS (Virtual point of sale- sanal ödeme noktası) denir. Internet üzerindeki alışverişlerinizde kredi kartı ile ödeme yapabilmenizi on-line olarak sağlayabilmektedir. Üye işyeri için, müşterinin yaptığı ödemeler VPOS sisteminden yararlanılan bankadaki firma hesabına geçmektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E-ticarte sitesi üzerinden gönderilen  kredi kartı bilgilerini ve tahsilat tutarı bilgileri için ilgili bankaların merkezi sistemde provizyon işlemi tamamlanır, üye işyeri satış/tahsilat sistemine provizyon sonucunu (onay veya ret)  döndürür. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üye işyeri sistemi de (Yani firma web sitesindeki VPOS sistemi) provizyon sonucuna göre yapılan işlemlerin geri bildirimini web ortamına aktarır. Bu şekilde işlemin kontrolü ve takibi net bir şekilde sağlanmış olur. Tüm bu işlemler sadece birkaç saniye içinde tamamlanır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu süreç esnasında, gerekli kontrol işlemleri dijital olarak gerçekleştirilir. Banka ve üye işyeri arasında dijital imza, dijital sertifika yoluyla yapılan kontrol sonucu gelen teyit bilgisi, bankadan üye işyeri ödeme sistemine provizyon (nakte çevirme işlemi) sonucu olarak geri döner. Bu işlemin ardından müşterinin kredi kartından alışveriş tutarı düşülür ve üye işyerinin bankadaki hesabına geçirilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Firmanın kendi web sitesi yoluyla e-ticaret yapabilmesini sağlayan bir yazılım olan VPOS uygulamasına geçmek son derece kolaydır.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun için firmanın ticari hesap açtığı banka ile üye işyeri ve e-ticaret sözleşmelerini imzalaması, ardından da bankaya ait VPOS yazılımını kendi web sitesine kurması yeterlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güvenlik: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;VPOS ’ta  internet üzerinden transfer edilen bilgilerin 3. şahısların ellerine geçmesini önlemek için veri transferini halen en güvenli yöntem olarak bilinen SSL 128 Bit güvenlik yöntemini kullanarak gerçekleştirmektedir. E-mağazanın bulunduğu sistemden kredi kartı bilgilerini ve tahsilat tutarı alınarak ilgili bankanın  sistemine, SSL 128 Bit güvenlik yöntemi ile internet üzerinden iletir. Bankalar sanal POS hizmeti verecekleri web sitelerinde SSL 128 bit'lik şifreleme şartını aramaktadırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SSL Sertifika Maliyetleri ve Nerden Alınır? &lt;br /&gt;SSL Sertifika maliyetleri, sertifika sağlayan kuruma ve sertifika özelliklerine göre değişmektedir. Her yıl SSL sertifikası için 50$ ile 700$ aralığındaki bu ücreti vermeniz gerekmektedir. SSL sertifikası, e-ticaret sitesini yayınladığınız sunucu için olduğundan, sunucu sertifikası türünden bir sertifika almalısınız. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca SSL sertifikası kullanmak için mutlaka sabit ip kullanılmalıdır. Sabit IP’i bankalar ile yapılan anlaşma sırasında, bankanın kullandığı firewall üzerinden geçebilmek için  bildirilmesi gerekmektedir. Bu sayede yalnızca bu IP üzerinden bildirilen istekler değerlendirilmektedir. Sabit ip 'de yaklaşık 30$ civarındadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bankalar SSL sertifikaları için bir herhangi bir marka tercihinde bulunmamaktadır. Dolayısıyla maliyet açısından uygun bir sertifika alınmalıdır. Sertifika sağlayıcılardan tavsiye edebileceğim bir site: http:\\www.globalsign.com.tr&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanal POS’un Avantajları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Avantajların bazıları  ;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;·         Sanal POS işlemlerini yapmak için birden fazla programlama türünü destekler. (Web Servisleri, Windows DLL, Java, CGI, C)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;·         Hukuksal olarak gün geçtikçe desteği artmaktadır. ( http://www.tbb.org.tr )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;·         Özellikle perakende (B2C) satışlarda %35-40 arasında artış sağlamaktadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;·         Firmanın yerel bir pazardan daha geniş pazarlara, hatta yurtdışına açılmasına olanak sağlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;·         Firma imajını ve rekabet gücünü olumlu yönde etkiler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;·         Geleneksel satış sürecinden çok daha kısa sürelerde alışveriş olanağı tanır. Zamandan yapılan bu tasarruf, müşteri memnuniyeti ve bağımlılığını arttırır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;·       Farklı işletim sistemi, web server, programlama ortamlarına tam olarak entegrasyonunu  sağlamak mümkündür. (MS Windows NT, MS Windows 2003, HP-UNIX, SCO-UNIX, Linux, AIX, Solaris )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;·         Sanal POS'la yapılan alışverişlerde güvenlik son derece yüksektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;·    Satışlarla ilgili bilgileri veri tabanına aktarır ve saklar. Aynı database’i kullanarak CRM uygulaması ile entegrasyon sağlanabilir. Bu sayede kullanıcı bilgilerini listelenmesi ve raporlama sağlanabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E-ticaret sitesi oluşturabilmek için işlem sırası  : &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Sitenin tasarımının ve programlamasının e-ticaret için hazırlanması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2- SSL için sabit bir IP almak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3- 128 bitlik SSL sertifikası almak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4- Uygun bir banka ile Sanal POS için anlaşmak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5- Bankanın verdiği kodları siteye adapte etmek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6- Siteyi test aşamasına s****k&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7- Ve siteyi yayına açmak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Banka Başvuru adımları nelerdir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önemli: Başvurular e-ticaret sitesi sahibi olana firmalar tarafından yapılmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başvurunuz Banka tarafından yaklaşık 7-15 gün içinde onaylanır. Onaylanma sürecinde alışveriş sitenizin çalışan hali banka tarafından kontrol edilecektir.  (injection testi, vb) &lt;br /&gt;Başvurunuz öncesinde sitenizin alışveriş sepeti uygulamasının tamamlanmış olması ve sitenizin kontrol amaçlı gezilebilir duruma gelmiş olması gerekmektedir. &lt;br /&gt;Bu onayın ardından Sanal POS hesabınız tanımlanır. &lt;br /&gt;Tanım yapılır yapılmaz bildirmiş olduğunuz e-mail adresiniz ve telefon numaranız üzerinden sizinle irtibata geçilecek ve gerekli bilgiler size iletilecektir. &lt;br /&gt;Tanımlanan kullanıcı adını ve şifreyi kullanarak Bankanın Sanal POS sayfalarına giriş yaparak gerekli teknik bilgi ve yazılımları indirebilirsiniz. &lt;br /&gt;İndirdiğiniz yazılımları sunucunuza kurduktan sonra işlem geçirmeye başlayabilirsiniz. Bu etap, sisteminiz ile gerçekleştirmek istediğiniz entegrasyonun boyutlarına göre 15-20 dakikadan 4-5 saate kadar sürebilir. &lt;br /&gt;Örnek : Akbank'ın Sanal Pos ön başvuru sayfası: http://www.akbank.com/eticaret/m02_07.asp&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BANKA SİSTEMLERİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bankalar farklı sistemleri kullanmaktadır. Aşağıdaki şekilde hangi bankanın hani yapıyı kullandığını görebilirsiniz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Referanslar: &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;http://www.est.com.tr/referanslar01.asp&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;http://www.est.com.tr/referanslar02.asp&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;http://setmpos.ykb.com/PosnetF1/index.html&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;http://www.vakifbank.com.tr/eticaret/vpos724.html&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;http://www.bankasya.com&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EST POS SİSTEMİ &lt;br /&gt;Gerekli bilgiler&lt;br /&gt;Bankaların sanal posu EST firması tarafından yayınlanan epayment.ddl kütüphanesinin sunduğu işlemler yardımı ile gerçekleştirilir. Şu anda elimizde bulunan epayment.dll .net ile yazılmış olup versiyon numarası “1.0.1517.23556” dır. EST’den yeni versiyonlar geldikçe eski versiyonun yenisi ile güncellenmesini öneririm. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EST firmasından bağlantıya geçilip yardım alınabilecek adresi şudur;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Web   :http://www.est.com.tr&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müşteri tarafından yapılması gereken işlemler &lt;br /&gt;Sanal pos testlerinin başlayabilmesi için müşterinin bankadan ilgili kişilerle konuşup sanal posta kullanılan bazı bilgileri alıp Firma’ya iletmesi gerekmektedir. Bu bilgiler;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Parametre&lt;br /&gt; Açıklaması&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Host&lt;br /&gt; Banka sunucusu adresi&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;ClientId&lt;br /&gt; Sayısal bir değer olan üye işyeri numarası&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Name&lt;br /&gt; Üye işyeri kullanıcı adı&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Password&lt;br /&gt; Üye işyeri şifresi&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu bilgiler alındıktan sonra gerekiyorsa EST ile iletişe geçilip kodlama işlemine başlanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Firma tarafından yapılacak tanımlamalar ve işlemler&lt;br /&gt;Öncelikle EST’den temin edilen test host adresi, clientId, password ve username bilgileri ile test posunda test işlemi gerçekleştirilir. Eğer onay alınıyorsa müşteriden gelen bilgiler ile gerçek işleme geçilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ClientId, name ve password bilgileri ile epayment.dl’lin ilgili alanlarını veri tabanında pos bilgilerinin bulunduğu tabloya şifreli olarak koymamız gerekiyor. Burada uygulanan şifreleme 2 yönlü olmalıdır, bu bilgiler kullanılacağı zaman deşifre edilir. Bu tabloda bulunması gereken alanlardan biri de host adresidir. Host adresi, clientId, password ve username test ve gerçek ortam için farklı olduğundan production ortamına geçerken adres bilgisi yeniden düzenlenmelidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önemli: Dikkat edilmesi gereken nokta, Banka sanal posu için herhangi bir sabit IP tanımlamasının yapılması gerekmemektedir. Yoksa test işlemleri sırasında bankanın firewall’ında tanımlı olmayan sabit IP’miz olmadığı için, yaptığımız bütün istekler olumsuz geri dönecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örnek uygulama:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;cc5payment mycc5pay = new cc5payment();&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mycc5pay.host = “hostname”;                    &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mycc5pay.name = “name”;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mycc5pay.password = “password”;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mycc5pay.clientid = “clientId”;                      &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mycc5pay.orderresult=0;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mycc5pay.cardnumber = “CCNumber”;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mycc5pay.cv2 = “CCVNumber”;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                             &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mycc5pay.expmonth = “01”;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mycc5pay.expyear = “06”;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                         &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mycc5pay.taksit = “3”;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mycc5pay.subtotal = “1.43”;              &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mycc5pay.currency = "949"; // For YTL&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mycc5pay.chargetype = "Auth";&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;            &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mycc5pay.bname = “Sender name”;          &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mycc5pay.baddr1 = “Sender Address”;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mycc5pay.baddr2 = “senderEMail”;                           &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                                     &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;result =  mycc5pay.processorder();&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;error =mycc5pay.errmsg;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oid = mycc5pay.oid;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;approved  = mycc5pay.appr;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                             &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;if(result == "1") // banka ile bağlantı sağlandı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;{                       &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  if(!approved.Equals("Approved"))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      {                                  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;        return ; // problem with cc&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      }                                        &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;}&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;else&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;{&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;   return;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;}&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pos parametreleri &lt;br /&gt;VPOS isteği sırasında gönderilmesi gereken parametreler şunlardır; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gönderilmesi zorunlu alanlar:&lt;br /&gt;Host : &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Banka sunucusu adresi, test ve production ortamına göre farklı değer almaktadır.    &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Test host bilgisi             : "https://cc5test.est.com.tr/servlet/cc5ApiServer" &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;       Production host bilgisi    : “vpos.est.com.tr”          &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Name : &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üye işyeri kullanıcı adı, test ve production ortamına göre farklı değer almaktadır.         &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Test ve production için bu bilgi banka tarafından müşteriye yollanan sanal pos &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dokümanından elde edilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Password : &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üye işyeri şifresi, test ve production ortamına göre farklı değer almaktadır.       &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Test ve production için bu bilgi banka tarafından müşteriye yollanan sanal pos &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dokümanından elde edilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Clientid: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üye işyeri numarası, test ve production ortamına göre farklı değer almaktadır.   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Test ve production için bu bilgi banka tarafından müşteriye yollanan sanal pos &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dokümanından elde edilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Orderresult : &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;0 olursa gerçek işlem 1 olursa test işlemi yapar. İşlemlerimizde bu alana 0 değerini &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;vermekteyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Chargetype: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Auth PreAuth PostAuth Credit Void  olabilir ,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Auth       :  satış&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PreAuth   : on otorizasyon&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PostAuth : son otorizasyon, preauth yani ön otorizasyon işleminin capture edilmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Credit      : iade &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Void         : iptal  işlemlerinin yapılmasını sağlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cardnumber: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kredi kartı numarası&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Expmonth: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kredi kartı son kullanım ayı  , iki haneli sayı olarak girilmesi gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Expyear: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kredi kartı son kullanım yılı , yılın son iki hanesi sayı olarak girilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CVV2: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CVV veya CVC2, kredi kartın arkasında yer alan üç haneli güvenlik numarasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Subtotal: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşlem tutarı  , küsuratlı yabancı para miktarları için 0 dan sonra iki hane girilmeli&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"10.95"  gibi . YTL için   “1.5” şeklinde değer verilebilir.                        &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Currency: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Parabirimi (YTL icin "949", DOLAR için "840", EURO için "978" girilmelidir). &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gönderilmesi isteğe bağlı alanlar:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Parametre&lt;br /&gt; Açıklaması&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Sipariş numarası&lt;br /&gt; Bu alanda girilen değeri tekrar kullanamazsınız, “unique” olmalıdır, bos gönderilirse sistem tarafından üretilir. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Taksit sayısı&lt;br /&gt; Taksit parametresi hiç gönderilmez ise peşin işlem yapılır.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Işlem numarası&lt;br /&gt; sistem tarafından üretilir. Bos gönderilmesi tavsiye olunur.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Ip&lt;br /&gt; Sipariş veren müşterinin ip adresi&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Userid&lt;br /&gt; Sipariş veren müşterinin kullanıcı numarası&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Email&lt;br /&gt; Sipariş veren müşterinin Email adresi&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Phone&lt;br /&gt; Sipariş veren müşterinin telefon numarası&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geri Donen parametreler:&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;processorder() :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; işlemin bankaya ulaşıp ulaşmadığını  döndürür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Appr : &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşağıdaki değerlerden birini döndürebilir :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Approved : ( işlem basarili )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Declined  : ( işlem basarisiz)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Error        : (  işlem hatalı  )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Errmsg:  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;işlemde hata olması durumunda hatanın nedeni yazılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Extra("fieldname") : &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;FieldName adındaki Extra field in değerini döndürür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geri Dönen Diğer Alanlar:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Parametre&lt;br /&gt; Açıklaması&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Sipariş numarası&lt;br /&gt; işlemi yaparken sipariş numarası vermemişseniz otomatik olarak atanan sipariş numarası bu alan içinde geri döner , eğer önceden verilmişse verilen değer döner.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Groupid&lt;br /&gt; Grup numarası.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Transid&lt;br /&gt; İşlem numarası.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Code&lt;br /&gt; Provizyon numarası.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Refno&lt;br /&gt; Referans numarası.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Err&lt;br /&gt; Bankadan gelen işlem kodu.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Prosess işlemi&lt;br /&gt;Gerekli alanlar doldurulduktan sonra mycc5pay.processorder()  komutu ile ödeme işlemi yapılır ve  sonuçlar belirtilen alanlarda donulur.processorder dan dönen  ( aspx içinden aşağıdaki şekilde ulaşılabilir. )  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;retval = mycc5pay.processorder() &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşlemi  yapmaya çalışarak, işlemin bankaya ulaşıp ulaşmadığını  döndürür. Sonuç olarak 1 yada 0 döner. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 :&lt;br /&gt; Obje banka ile konuştu, konuşma mümkün olmuş olsa dahi işlem basarili olmamış olabilir; işlemin başarılı olduğunu anlamak için mycc5pay.appr’nin değerinin "Approved" olması gerekiyor.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;0 :&lt;br /&gt; Mesaj transferi gerçekleşemedi.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; mycc5pay.appr ise aşağıdaki değerlerden birini döndürebilir :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Approved&lt;br /&gt; : işlem basarili&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Declined&lt;br /&gt; : işlem basarisiz&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Error&lt;br /&gt; : işlem hatali  &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dönen değere göre işlemin gerçekleştirilip gerçekleştirilemeyeceği belli olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Loglama&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapılan bütün olumlu yada olumsuz geri dönen işlem değerleri veritabanına eklenir. Bu log’lama işleminin amacı daha sonradan yapılan ödeme işleminin takip edilmesi yada ödeme işlemin geri alınması içindir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HSBC POS SİSTEMİ &lt;br /&gt;HSBC bankası sanal posu EST firması tarafından yayınlanan epayment.ddl kütüphanesinin sunduğu işlemler yardımı ile gerçekleştirilir. Farklı olarak bir ticket sistemi içermektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ticket Sistemi&lt;br /&gt;HSBC sanal posuna işlem göndermeden önce  sistemden ticket almak gereklidir. Alınan ticket sanal pos apisi içerisindeki kart numarası alanına yazılır. Ticket 1 saat içerisinde kullanılmalıdır, bu süre sonunda otomatik olarak geçersiz duruma getirili. Bu ticket güvenlik amacı ile üretilmektedir ve her seferinde bir kullanımlık ticket üretilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örnek uygulama:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pan Değerini döndüren örnek method&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;public string GetPan(string clientid, string ccno, string cv2, string ExpYear, string ExpMonth, string type, string installment )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;{&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;string result = string.Empty;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      string pan = string.Empty;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      StreamWriter swr = null;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      StreamReader sr = null;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      try&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;{&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;            string message = "clientid=" + clientid + "&amp;pan="+ccno+"&amp;cv2="+cv2+"&amp;Ecom_Payment_Card_ExpDate_Year="+ExpYear+"&amp;Ecom_Payment_Card_ExpDate_Month="+ExpMonth+"&amp;txtype="+type+"&amp;taksit=" + installment;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;WebRequest request = HttpWebRequest.Create("https://vpos.advantage.com.tr/servlet/cardgate");&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;            request.Method = "POST";&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;            request.ContentLength = message.Length;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;request.ContentType = "application/x-www-form-urlencoded";&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;swr = new StreamWriter(request.GetRequestStream());&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;            swr.Write(message);&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;            swr.Close();&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;            HttpWebResponse response = (HttpWebResponse)request.GetResponse();&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sr = new StreamReader(response.GetResponseStream());&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;            result = sr.ReadToEnd();&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;            sr.Close();&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;            response.Close();&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;            request = null;      &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;int first = result.IndexOf('"', result.IndexOf("value", result.IndexOf("pan"))) + 1;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;int last = result.IndexOf('"', result.IndexOf('"', result.IndexOf("value", result.IndexOf("pan"))) + 1);&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;            pan = result.Substring(first, last - first);&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      }&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      catch&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      {&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;            pan = String.Empty;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      }&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;return pan;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;}&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ticket değeri alabilmek için; aşağıdaki alanlar https://vpostest.advantage.com.tr/servlet/cardgate adresine post edilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Gönderilen Parametreler&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Parametre&lt;br /&gt; Açıklaması&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Pan&lt;br /&gt; Kart numarası&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Clientid&lt;br /&gt; Banka tarafından verilen sanal pos mağaza numarası&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;cv2&lt;br /&gt; CVV2 Güvenlik Kodu&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Ecom_Payment_Card_ExpDate_Year&lt;br /&gt; Son Kullanma Yıl YY formatında&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Ecom_Payment_Card_ExpDate_Month&lt;br /&gt; Son Kullanma Ay MM formatında&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;ReturnURL&lt;br /&gt; Üye işyerinin geri dönen bilgileri alacağı adres&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Sessionid&lt;br /&gt; İşleme ait session id&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Geri Dönen Parametreler &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Parametre&lt;br /&gt; Açıklaması&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Pan&lt;br /&gt; ticket değeri. Bu bilgi işlem post edilirken sanal pos apisi içerisindeki kart numarası alanına yazılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pan değerinin ilk 6 hanesi kartın BIN numarasını verir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örnek olarak aşağıdaki pan değerinde BIN numarası (Kart numarasının ilk 6 hanesi) 424242’dir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;424242:F89DFF8B4AEAFFD671DBC4B25B:4926:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Sessionid&lt;br /&gt; İşleme ait session id&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerekiyorsa bildirilen adrese üye işyerine özel veriler de post edilebilir. Bu durumda bu veriler işlenmeden ReturnURL adresine geri gönderilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Process İşlemi &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GetPan“ Function’undan geri gelen cevap “string” türde bir ticket değeridir. Kredi Kartı numarası olarak geri gelen bu string değer kullanılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örnek Uygulama&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;cc5payment mycc5pay = new cc5payment();&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mycc5pay.host = “hostname”;                    &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mycc5pay.name = “name”;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mycc5pay.password = “password”;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mycc5pay.clientid = “clientId”;                &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mycc5pay.orderresult=0;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                         &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mycc5pay.taksit = installment;     &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                             &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;pan = GetPan(this._clientId, CardNumber, CVV, CardExpireYear, CardExpireMonth, ChargeType, installment);&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                         &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mycc5pay.cardnumber = pan;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mycc5pay.taksit = “3”;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mycc5pay.subtotal = “1.43”;              &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mycc5pay.currency = "949"; // For YTL&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mycc5pay.chargetype = "Auth";&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;            &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mycc5pay.bname = “Sender name”;          &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mycc5pay.baddr1 = “Sender Address”;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mycc5pay.baddr2 = “senderEMail”;               &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mycc5pay.processorder();&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Result = mycc5pay.appr;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oid = mycc5pay.oid;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Error = mycc5pay.errmsg;           &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geri gelen parametreler  yorumlanarak işlem gerçekleştirilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hata durumları ve izlenecek yollar &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;insufficient permission error hatası:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Production ortamında gerçek kredi kartı ile işlem yapılırken kullanıcı bilgileri (clientId, username, password) bilgilerinden biri hatalıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Processorder sonucu 0 olması:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Banka ile bağlantı kurulamadığını gösterir bunun nedeni; host adresinin yanlış girilmiş olması, firewall üzerinden hosta erişimin yapılamaması yada eğer posun Ip tanımlaması zorunluluğu varsa yanlış Ip tanımlamasından kaynaklanıyor olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Production ortamında yapılan testlerde Invalid account number hatası alınması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşlem yapılan kartın hsbc kart olması zorunludur diğer banka kartlarıyla işlem yapılamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kaynak : yazgelistir.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5468836673052332809-4055009830542865005?l=ikebroflovski.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/feeds/4055009830542865005/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5468836673052332809&amp;postID=4055009830542865005' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/4055009830542865005'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/4055009830542865005'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/2007/09/e-ticaret-hakknda-bilgiler.html' title='e-ticaret hakkında bilgiler'/><author><name>ike</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09895600768898928036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://img509.imageshack.us/img509/5582/1010bustedinthetubhw1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5468836673052332809.post-7104272646140426805</id><published>2007-09-04T17:42:00.012-07:00</published><updated>2007-09-04T17:54:50.686-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='marka denetimi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='crm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pazarlama'/><title type='text'>Marka denetimi</title><content type='html'>Uç noktalarda gezinen kitlelere hitap eden spesifik ürünlerin reklamı yapılmaz. Bu, ürünün kamuya açık aleni bir hale gelerek hitap ettiği kitleyle oluşturduğu özel bağın kopması anlamına gelir. Harley Davidson motosikletleri bunun bir örneği. Ürünün bir anlam yoğunluğu vardır ve bu yoğunluk ürün sergilenerek değil adeta gizlenerek korunur. &lt;br /&gt;Buradaki marka kendisini yaşamın monotonluğuna alternatif bir hippi kültür parçası olarak konumlandırmıştır ve marka iletişimi bu çizgiyle uyumlu olarak sürdürülür. Marka dersinin " tanınırlık " gibi ana ilkelerinin bu üründe uygulanması bu ürünün imaj yoğunluğunu zedeler , ürünü yanlış bir konumlandırmaya iter. Bu ürünün kendi marka değerini belirlemesi , sınırlaması ve bu şekilde vurgusunu hedef fokus grup üzerinde yoğunlaştırarak bir denetim sağlamasıdır. &lt;br /&gt;Bu örnekten yola çıkarak marka denetimi, ne olduğunu tanımlanmasıyla birlikte ne olmadığının da tanımlanarak varolunan alandaki imaj yoğunluğunu pekiştirme olarak tanımlayabiliriz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5468836673052332809-7104272646140426805?l=ikebroflovski.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/feeds/7104272646140426805/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5468836673052332809&amp;postID=7104272646140426805' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/7104272646140426805'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/7104272646140426805'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/2007/09/marka-denetimi.html' title='Marka denetimi'/><author><name>ike</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09895600768898928036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://img509.imageshack.us/img509/5582/1010bustedinthetubhw1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5468836673052332809.post-2246637354684427451</id><published>2007-09-04T17:42:00.011-07:00</published><updated>2007-09-04T17:53:51.046-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='marka'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pazarlama'/><title type='text'>Model ürün üzerinden pazarlık taktiği</title><content type='html'>Pazarlıkta deneyimli alıcılar öncelikleri , aciliyet durumu ve alacakları ürünün ihtiyaç duydukları ayırıcı özelliklerini satıcıların bilmemesi gerektiğini bilir. Zira ürünün ayırıcı özelliği alıcının öncelikli ihtiyacıyla örtüşüyorsa alıcının pazarlık gücü zayıflar. &lt;br /&gt;Bu yüzden deneyimli alıcıların bazıları şu şekilde bir strateji izler : öncelikle hangi ürün çeşidine ihtiyaç duyduklarını belirtmeden sizden ürünlerinizi anlatmanızı ister. Bu şekilde satıcıyı yorar , daha fazla zaman ve emek harcayan satıcının zamanının ve emeğinin karşılığını almak adına ürünü satmaya daha istekli olacağını , bunun için daha fazla ödün vermeye meyilli olduğunu bilir. &lt;br /&gt;Ardından 2. strateji uygulanır. Bilinçli olarak ihtiyaç duymadığı farklı bir ürün üzerinden pazarlığı başlatır. A ürünü üzerinden pazarlık devam eder ve bu koşullarda bu ürünü alamam diyerek alıcı satışı kapatır. Satışın gerçekleşmediğini zanneden , morali bozuk ve biraz daha esneyip satışı olumlu sonuçlandırsaydım keşke düşüncesi ve pişmanlığındaki satıcıya kapıdan çıkarken şu soruyu yöneltir. &lt;br /&gt;Peki , A yerine bir düşük modeli B ürününü alsam bu sefer şartların ne olur ? Evet , alıcı şimdi ihtiyacı olan asıl ürün için gerçek pazarlığa başladı ama karşısında bu sefer satışın gerçekleşmeyeceğini düşünen , bir daha satışı gerçekleştirememe riskine girmemek için daha büyük adımlar atmaya hazır bir satıcı var.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5468836673052332809-2246637354684427451?l=ikebroflovski.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/feeds/2246637354684427451/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5468836673052332809&amp;postID=2246637354684427451' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/2246637354684427451'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/2246637354684427451'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/2007/09/model-rn-zerinden-pazarlk-taktii.html' title='Model ürün üzerinden pazarlık taktiği'/><author><name>ike</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09895600768898928036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://img509.imageshack.us/img509/5582/1010bustedinthetubhw1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5468836673052332809.post-4915923427465883705</id><published>2007-09-04T17:42:00.010-07:00</published><updated>2007-09-04T17:52:22.146-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='marka'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='büyümek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='işletmeler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pazarlama'/><title type='text'>Büyümenin maliyeti</title><content type='html'>Geleneksel olarak Yöneticilier en önemli hedeflerini pazar payını ve ekonomik ölçeği artırmak olarak belirler ve hemen arkasından tekrarlarlar : karlılık payı bu büyümeyi takip eder. Çünkü bu büyüklüğün yarattığı ek hacim sabit giderlere yayıldığında birim maliyet küçülür. &lt;br /&gt;Bu teorik olarak herkesin bildiği ve basitçe görülebilen bir gerçek ama pratikte neden satışlarında patlama yaşayan firmaların karlılıkları teorinin öngördüğü şekilde her zaman artmıyor ? Neden dev firmalara karşı basit üretim yapan KOBİ' ler daha avantajlı ve karlılık oranları daha yüksek olabiliyor ? &lt;br /&gt;Burada sanırım doğru yanıt cezbedici olan büyümenin arkasından ortaya çıkan karmaşıklık.&lt;br /&gt;Günümüzde tüketici bilincinin artması ile tüketici tercihleri farklılaşmış , kitle tüketimi yerini bireysel tüketime bırakmıştır. Yani büyümeyi sağlıyorsunuz ama artan ek iş hacmi de o kadar farklılaşıyor. Bu da ürünlerin farklılaşması , üretim sisteminin bu farklılığa göre ayarlanması , buna uygun ek hizmetlerin verilmesiyle sağlanabiliyor. Yani artan pazar payınız oranında basit üretim sisteminiz yerini daha karmşık bir esnek üretim sistemine bırakıyor. Sabit giderlerdeki birim maliyet düşerken değişen maliyetlerin oranı artıyor. Pazar payı genişliyor ama portföyünüze yeni giren müşterilerin beklenti ve ihtiyaçları da farklılaşıyor. Bu karmaşık yapı basit seri üretimi yavaşlatıcı bir boyutta gerçekleşiyor , zira kitlesel üretimin yerine yerleşen esnek üretim müdaheleyi gerektiryor , belirli bir yönlendirme ve şekillendirme ile işliyor. Durmanın , yeniden başlamanın , işleyişi değiştirmenin maliyeti eklendiğinde ortaya çıkan rakam büyümenin maliyetidir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5468836673052332809-4915923427465883705?l=ikebroflovski.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/feeds/4915923427465883705/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5468836673052332809&amp;postID=4915923427465883705' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/4915923427465883705'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/4915923427465883705'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/2007/09/bymenin-maliyeti.html' title='Büyümenin maliyeti'/><author><name>ike</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09895600768898928036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://img509.imageshack.us/img509/5582/1010bustedinthetubhw1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5468836673052332809.post-6531986023570820178</id><published>2007-09-04T17:42:00.009-07:00</published><updated>2007-09-04T17:50:51.034-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hülya avşar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='marka'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pazarlama'/><title type='text'>Hülya avşar bir marka mı ?</title><content type='html'>Son dönemlerde sanatçılar arasında bir marka olma iddiası dile getirilmeye başlandı. Aslında bu söylem , dikkat çekici ve gündem yaratıcı çıkış dahi yaratılan marka olma-gündemde kalma yanılsamasının bir parçası. Bu gündemde kalma tekrarı döngüsü aceba bir iz bırakabilir , gündem oluşturmaya dönüşebilir , bir değer yaratabilir mi ?&lt;br /&gt;------- 0 ------&lt;br /&gt;Bu sorulara yanıt bulmak için marka kavramı ayrıntılarıyla irdelenip uzun cümlelerle tanımlanabilir. Ama düşüncem odur ki ne zaman teorik kelimelerle yola çıkılsa sonuçta gelinen nokta işin etik boyutu ya da eleştirel bir bakış açısında tıkanıp kalır. Doğru cevaba bu teorik çıkarımlarla değil pratikteki yansımalarla ve etkileri irdeleyerek ulaşabiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet , bence H.A. bir markadır.Çünki bir isimdir ve bu isim bir kesim için yönlendirici bir etkiye sahiptir.Bu isim ,bize anlamsız gelse de ,bir kısım kitle için bir değer ifade eder , bu değer yaşam biçimi ve hayat bakışı olarak bir iletişim ve özdeşleşme noktası oluşturur. Bu nokta ürüne bir inandırıcılık ve artı değer katar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Somut bir örnekle ; Molpet reklamlarında oynayan H.A. dikkat çekici bir unsur olduğu , bir kesim için öngüven oluşturduğu ve reklam ürününün kabuledilebilirliğini arttırdığı ... için derecesi tartışılabilir bir markadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bana reklamlarda kullanabilmem için bir H.A. verin, size o ürünü yerinden oynatayım"&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5468836673052332809-6531986023570820178?l=ikebroflovski.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/feeds/6531986023570820178/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5468836673052332809&amp;postID=6531986023570820178' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/6531986023570820178'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/6531986023570820178'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/2007/09/hlya-avar-bir-marka-m.html' title='Hülya avşar bir marka mı ?'/><author><name>ike</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09895600768898928036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://img509.imageshack.us/img509/5582/1010bustedinthetubhw1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5468836673052332809.post-7670715338831853930</id><published>2007-09-04T17:42:00.008-07:00</published><updated>2007-09-04T17:49:52.032-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='marka'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pazarlama'/><title type='text'>Marka ve değer paylaşımı</title><content type='html'>Marka bir maliyettir ve bu maliyeti de müşteri öder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Marka kitle tüketim kültürünün bir sonucudur. Birey pasiftir , marka bir imaj üzerine inşia edilir ve neredeyse dokunulmayacak kadar soyuttur...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugünki bireysel tüketim kültürü ve esnek üretim sistemi bir markadan ziyade, fonksiyonelliğin ön planda olduğu , daha birebir iletişimle bu faydanın vurgulandığı bir değer paylaşımıdır. Bireyin daha aktif hatta yönlendirici olduğu , bir imajdan ziyade deneyim ağırlıklı , dokunulan ve pratikte içinde yeraldığınız bir değer , bir fayda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Porche otomobil olarak bir markadır ama porche firmasının AVİS oto kiralama şirketiyle anlaşarak müşterilerine Avis'in otoparklarından faydalanma imkanı sağlaması bir değer paylaşımıdır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5468836673052332809-7670715338831853930?l=ikebroflovski.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/feeds/7670715338831853930/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5468836673052332809&amp;postID=7670715338831853930' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/7670715338831853930'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/7670715338831853930'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/2007/09/marka-ve-deer-paylam.html' title='Marka ve değer paylaşımı'/><author><name>ike</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09895600768898928036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://img509.imageshack.us/img509/5582/1010bustedinthetubhw1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5468836673052332809.post-6422073729955059106</id><published>2007-09-04T17:42:00.007-07:00</published><updated>2007-09-04T17:48:38.821-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='iletişim'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='google'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pazarlama'/><title type='text'>Google</title><content type='html'>Google bir arama motoru olarak hizmet vermeye başladı ancak kendi isminden sözettirebilmesi , yahoo ile yaşadığı rekabet , ortaya çıkardığı yeni uygulamalar ve kullanım oranıyla günümüzün en yaygın ve bilinen hizmet sağlayıcısı.&lt;br /&gt;Bu özelliğiyle tanıtım ve pazarlama alanının klasik araçlarının ötesinde daha yönlendirici ve interaktif bir potansiyele sahip yeni pazarlama mecrası. Değişen dünyanın gelecekteki rehberi , dünyadaki gözünüz...&lt;br /&gt;Google bu çerçevede bir hizmet sağlayıcı olma özelliğini aşarak , bir hizmet markası olma yolunda hızla aşamalar kaydediyor. Google ne bir arama motoru , ne yönlendirici etkiye sahip bir hizmet ne bilgi rehberi ne de bir haber ajansı. Bütün , bu parçaların toplamından daha büyük bir anlam ifade ediyor : bir hizmet markası&lt;br /&gt;--------- 0 ----------&lt;br /&gt;Son bir haftadır google günlük olarak logosunda değişikler yaparak , hergün yeni bir kıyafetle karşımıza çıkıyor. Bu şekilde daha hareketli , yaşayan , nefes alan bir kimliğe bürünüp , klasik bir hizmetin ötesine geçip kişiselleşiyor. Soyut olanı somutlaştırıp bir anlam yüklemesiyle uzun vadede oluşacak bir değer ve imaj bütünlüğünün altyapısını oluşturuyor. Sağladığı faydayı , genel bir "teknolojik gelişimin sonucu" olarak algılamanıza ve açıklamanıza izin vermeyip google markasına vurgu yapıp çağrışım sağlıyor. Fayda dağılmayıp google ismi altında birleşip zihninizde bir yer işgal ediyor. Tebrikler google&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5468836673052332809-6422073729955059106?l=ikebroflovski.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/feeds/6422073729955059106/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5468836673052332809&amp;postID=6422073729955059106' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/6422073729955059106'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/6422073729955059106'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/2007/09/google.html' title='Google'/><author><name>ike</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09895600768898928036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://img509.imageshack.us/img509/5582/1010bustedinthetubhw1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5468836673052332809.post-3954932087460572883</id><published>2007-09-04T17:42:00.006-07:00</published><updated>2007-09-04T17:47:55.899-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='iletişim kazası'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pazarlama'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hyundai'/><title type='text'>hyundai ve iletişim kazası</title><content type='html'>Güney Koreli otomobil üreticisi Hundai 1,2 milyar dolarlık bir yatırım kararı aldı. Fakat bu yatırımı çek cumhuriyetine mi yoksa Türkiyeye mi yapacağı konusunda kararsız. &lt;br /&gt;Elbette yatırım yapılırken Devlet desteği , yatırım yapılan ülkenin ulaşım ve altyapı imkanları gibi faktörler gözönüne alınır , ancak Hyundai yöneticileri yatırım yapılması ya da yapılmaması durumundaki sonuçlar konusunda basına demeçler vererek hükümet üzerinde bir baskı oluşturmaya çalışıyor. Bu şekilde daha fazla ödün alarak maliyetini aşağı çekmeye çalışırken uzun vadede bu iletişim kazasının maliyetini hesaplamıyor. Hyundai firmasının şu anki görünümü kurumsal bir uluslararası dev firmadan ziyade bir şark kurnazı görüntüsü. &lt;br /&gt;------------0------------&lt;br /&gt;Ticaret bir kar-zarar dengesi üzerinde ilerler, ancak ticaretin bu yönünü , mutfak kısmını çok fazla ön plana çıkarttığınızda firma imajınızı zedelersiniz. Zira insanlar karar verirken çok da fazla rasyonel değildir , firmanızın intibası , uyandırdığı izlenim gibi faktörler de önemlidir.&lt;br /&gt;Günümüzdeki firmalar bu tür faktörleri gözönüne alarak toplumsal projeler için bütçeler ayırırken Hundai firmasının bu tavrı tam bir iletişim kazası.&lt;br /&gt;Yıllar önce Sabancının danışmanlığını yapan ekonomi hocamdan şöyle bir hikaye dinlemiştim : Sabancı bir gün üslubundaki yerel şiveden kurtulmak için eğitim almaya karar vermiş. Hocam bununu yanlış olduğunu vurgulamış : Türk insanı ticarete bulaşmış kişiyi maneviyatını kaybetmiş , sadece çıkarını düşünen kişi olarak görür. Sizin bu üslubunuz firmamızı halka yabancılaştırmayıp yakınlaştırıyor , bu şekilde milyarlarca dolar harcayarak kuracağımız iletişim köprüsü kolayca kurulmuş oluyor.&lt;br /&gt;Hundai firmasının kamuoyu önünde sergilediği " siz ne veriyorsunuz" tavrını izledikçe aklıma bu hikaye gelir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5468836673052332809-3954932087460572883?l=ikebroflovski.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/feeds/3954932087460572883/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5468836673052332809&amp;postID=3954932087460572883' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/3954932087460572883'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/3954932087460572883'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/2007/09/hyundai-ve-iletiim-kazas.html' title='hyundai ve iletişim kazası'/><author><name>ike</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09895600768898928036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://img509.imageshack.us/img509/5582/1010bustedinthetubhw1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5468836673052332809.post-3487874863225243027</id><published>2007-09-04T17:42:00.005-07:00</published><updated>2007-09-04T17:46:35.682-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='porsche'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pazarlama'/><title type='text'>Marka ve değer zinciri</title><content type='html'>Porsche firması kısa bir süre önce Avis Rent A Car ile anlaşarak havaalanlarında porsche sahibi müşterilerinin Avis'in otoparklarından ücretsiz olarak yararlanmasını sağladı. Bu şekilde müşterilerinin ortak bir tatminsizliğini ortadan kaldırarak müşteri ana tatminini destekleyecek ve tamamlayacak bu yeni açılımla imajında yeni uzantılar oluşturmuş oldu. Porsche firması Marka olmanın ve müşteri sadakati yaratmanın kalite ve lüks gibi eskimiş klasik standartların ötesinde yeni değerler gerektirdiğinin farkında. Lüks yaşam biçimi firmanın müşteri segmentine sunduğu imaj ve değerken , müşterilerinin hayatını kolaylaştırabilecek ufak ayrıntılarla da bu değerleri ve imajı hedefleyen rakip firmalardan farklılaşıyor. Hayatın ayrıntılarında Porsche değerine dokunabilen müşteri firmayla bir değer iletişimine girip daha kolay özdeşim kurabiliyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5468836673052332809-3487874863225243027?l=ikebroflovski.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/feeds/3487874863225243027/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5468836673052332809&amp;postID=3487874863225243027' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/3487874863225243027'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/3487874863225243027'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/2007/09/marka-ve-deer-zinciri.html' title='Marka ve değer zinciri'/><author><name>ike</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09895600768898928036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://img509.imageshack.us/img509/5582/1010bustedinthetubhw1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5468836673052332809.post-295308595586115051</id><published>2007-09-04T17:42:00.004-07:00</published><updated>2007-09-04T17:46:02.948-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pasif müşteri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pazarlama'/><title type='text'>Pasif müşteri</title><content type='html'>Profesyonel satıcılar müşteri itirazlarıyla münakaşa ederek kendi iddialarını kabul ettirerek değil onları kullanarak , müşteri itirazlarını ortak bir soruna dönüştürüp çözüm üreterek sonuç alabileceklerini bilir. İtiraz eden , soru soran müşteriyi çözüm yanlısı ve çözüm arayışında olan kişi olarak görebiliriz.İtiraz ne kadar kuvvetliyse çözüm için duyulan arzu da o kadar kuvvetlidir.Direncin varolduğu noktada tavır geliştirebilir , bir yanıtla bu direnç karşılanabilir.&lt;br /&gt;Bu anlamda , bir satıcı için en zor müşteri karşınızda oturup dinler gibi gözüken , nazik davranan , itirazda bulunmayan ve soru sormayan müşteridir. Bu tavırlar karşısında satıcı doğru yaklaşım tarzını kestiremez.&lt;br /&gt;Diğer tür müşteri : Bu fiyata kesinlikle alamam cevabıyla satışı sonlandırarak size fiyat konusunda manevra yapmanız gerektiği mesajını verip , sorunu tanımlarken ; bu tür müşteriler : ilginiz için teşekürler , müsadenizle teklifiniz üzerinde biraz çalışmak isterim gibi nazik ve belirsiz cümlelerle satıcıyı bir kararsızlık içine sürükler. Sorunu tanımlayamadığınız için çözüm üretmeniz zorlaşır. Doğru cevabı vermeniz neredeyse olasık dışıdır. Kullandığınız genel cümleler yönlendirici bir etkiye dönüşmez. &lt;br /&gt;Üniversiteden yeni mezun , teorik bilgileriyle düşünen satınalmacılar genellikle böyle bir tavır sergiler.&lt;br /&gt;Bu tavırdaki alıcılara karşı en iyi yöntem bu hassas ve duygusal tavırlarını kullanarak onları mahçup duruma düşürmek ve size karşı olan ilgi ve dikkatini canlandırmaktır. Örneğin ; Görüşmeye giderken örnek , numune, maket gibi sizin için zaman ve masraf anlamına gelen çalışmalar yapıp yanınızda numune olarak götürün. Vereceği sanki rengi biraz koyu gibi yanıtları not ederek ertesi gün biraz daha açık rengini götürün. Böylece üzerinde biraz düşünmek istiyorum diye geri çevrilen ve pasif durumda yanıt bekleyen diğer rakip satıcılara karşı daha aktif bir durumda olursunuz. Karar verilirken sarfettiğiniz emek ve zaman mutlaka gözönüne alınacaktır ve alıcının istediği doğru ürüne daha çok yaklaşan , elinizdeki somut bir ürünle bir adım önde olursunuz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5468836673052332809-295308595586115051?l=ikebroflovski.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/feeds/295308595586115051/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5468836673052332809&amp;postID=295308595586115051' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/295308595586115051'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/295308595586115051'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/2007/09/pasif-mteri.html' title='Pasif müşteri'/><author><name>ike</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09895600768898928036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://img509.imageshack.us/img509/5582/1010bustedinthetubhw1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5468836673052332809.post-899299506256732533</id><published>2007-09-04T17:42:00.003-07:00</published><updated>2007-09-04T17:45:30.724-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pazarlama'/><title type='text'>İyi Polis - Kötü Polis Taktiği</title><content type='html'>Filmlerde sıkça başvurulan bir sorgulama yöntemi iyi adam - kötü adam taktiğidir. İlk sorgucu sanığa karşı çok kabadır , şiddete başvurur. Sonra iyi adam devreye girer , sanığa içecek birşeyler ve sigara verir , kötü sorgucunun yaptıklarından dolayı üzüntüsünü belirtir. Bu şekilde kötü adam bir hedef haline geldikçe sanık ile iyi adam bu hedefe karşı ortak bir nokta halini alır ve bir iyiniyet köprüsü kurulur. Sanık iyi polise konuşarak kötü polisi ve yöntemini bir anlamda cezalandırır ve öç alır .&lt;br /&gt;Pazarlıklarda da bu yöntem çok sık uygulanır.Genellikle daha inandırıcı olması açısından genel müdürler kesin bir tavır takınır : 1 hafta içinde teslim edilmesini isterim , şu fiyattan fazla vermem ... Diğer kişi ise bu sert konuşmalar sırasında utanmış gözükür ve zaman zaman çıkışlar yaparak : Müdür bey Mustafa beyi uzun süredir tanıyorum , bizim için elinden geleni yapıyor... Mustafa bey kusura bakmayın bugün biraz gerginiz...&lt;br /&gt;Böyle bir yaklaşım sonucu acemi satıcı iyi adama minnettar kalır , iyi adamın niyetinden kuşku duymaz , bu kötü yaklaşıma bir tepki olarak iyi adamın teklifini kabul ederek kötü adama ders verme eğilimine girer. Olay bu şekilde kişiselleştikçe rasyonel ortam kaybolur , satıcı kendi imaj ve değerinin peşine düşerek , öncelikleri konusunda yanılır. İyi adamın gerçekçi olmayan teklifleri bu yanılsama içerisinde kabul edilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5468836673052332809-899299506256732533?l=ikebroflovski.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/feeds/899299506256732533/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5468836673052332809&amp;postID=899299506256732533' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/899299506256732533'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/899299506256732533'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/2007/09/iyi-polis-kt-polis-taktii.html' title='İyi Polis - Kötü Polis Taktiği'/><author><name>ike</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09895600768898928036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://img509.imageshack.us/img509/5582/1010bustedinthetubhw1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5468836673052332809.post-8192682633484516072</id><published>2007-09-04T17:42:00.002-07:00</published><updated>2007-09-04T17:44:52.000-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pazarlama'/><title type='text'>Kademeli Pazarlık Taktiği</title><content type='html'>Pazarlığa küçük adımlarla ve ayrıntılarla başlanır , en büyük tavizler ise genellikle satışın sonuçlanmaya yaklaşıldığı son süreçlerde olur. Bunu bilen alıcılar daha fazla taviz için kademeli bir pazarlık süreci oluştururlar. &lt;br /&gt;Buna şöyle bir örnek verebiliriz : satınalma konusunda tam yetkili olduğunu ve şirketteki pozisyonunu anlatan görevli sizinle pazalığa başlar , belirli bir aşamaya geldikten sonra en son fiyat , vade gibi sorularla satışın kapanmaya yakın olduğunu hissettirir ve satışın sonuçlanması , kaybetme riski gibi düşünce ve psikolojik gerginlik ortamında son adımı atarsınız.Satış sonuçlanmıştır. Tam imza atacakken ; bir saniye lütfen bu satışı Ali beye de onaylatmam gerekiyor diyerek odadan çıkar ve Ali beyle beraber tekrar dönerler. Bu sefer Ali bey söze başlar: Mehmet beyle şu şekilde konuşmuşsunuz ama biraz önce telefonda yeni bir proje üzerinde mutabık kaldık , bu koşullarda bu vade firmamızı çok zorlayabilir ayrıca ... evet pazarlık yeniden başlıyor... Bu şekilde kademeli bir pazarlık süreciyle birden fazla kere satış sonuçlanıyormuş izlenimi yaratarak birden fazla büyük adımlar atmanız sağlanır. &lt;br /&gt;Bir müşterim bunu daha değişik bir metodla şu şekilde uygulardı : önce Ahmet beyle pazarlık 3000 koli üzerinden sonuçlanırdı. Daha sonra genel Müdür Aslı hanımı çağırarak 3000 koli için 5000 liraya anlaştığımızı anlatırdı. Hemen kısa bir tartışma yaşanır : şu an 3000 koli ihtiyacımız yok niçin bu kadar stok yapalım gibi , sonra Ahmet bey benden özür dileyerek satış koli miktarını 1000 koliye düşürür ve 3000 koli için verdiğim fiyattan 1000 koli ürünü almaya çalışırdı&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5468836673052332809-8192682633484516072?l=ikebroflovski.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/feeds/8192682633484516072/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5468836673052332809&amp;postID=8192682633484516072' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/8192682633484516072'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/8192682633484516072'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/2007/09/kademeli-pazarlk-taktii.html' title='Kademeli Pazarlık Taktiği'/><author><name>ike</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09895600768898928036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://img509.imageshack.us/img509/5582/1010bustedinthetubhw1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5468836673052332809.post-6159961269435284227</id><published>2007-09-04T17:42:00.001-07:00</published><updated>2007-09-04T17:44:13.605-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pazarlama'/><title type='text'>"Bütçemiz Sınırlı" Taktiği</title><content type='html'>"Bu iş için şu kadar bütçe ayırdık" taktiği genellikle yüksek rakamlı işlerde kullanılır. Rakamın yüksekliği alıcıya bu şekilde bir taban çizgisi çekerek pazarlığa dahi girmeden , kendi koyduğu sınırlar içerisinde esnememe fırsatı verir. Satıcı kabul ya da ret şıkları arasına sıkıştırılarak satma ve satamama ikileminde tavize zorlanır. &lt;br /&gt;Bu yönteme karşı satıcının iki şık arasında tercihe yoğunlaşarak kar-zarar hesabına başlaması yapılabilecek büyük bir hatadır. Zira bütçesi belirli bir alımın pazar araştırması zaten önceden yapılmıştır ve hesabınızın sonunda ulaşacağınız nokta : elde edeceğiniz cüzi bir kar marjı miktarıdır &lt;br /&gt;Bunun yerine kapanan müzakereyi farklı bir noktadan başlatmak size yeni açılımlar sağlayabilir. Belirlenen bütçeyi kabul etmemek ya da yatsımak satıcıyı pazarlığın dışına iteceğinden öncelikle hazırlanan bütçe miktarını kabul ederek giriş yapmalıyız. Böylece anlaşmaya varma ve ilerleme sağlamak için bütçe alıcı ve satıcı açısından ortak bir soruna dönüşür.Bu alıcı ve satıcıyı aynı saflarda buluşturup , ortak bir nokta yaratır. Ve sorunun çözümü için hareket ederken ortak bir çabanın içerisine girer , pazarlığa farklı bir noktadan giriş yapmış olursunuz. Bu size kendi koşullarınızı ifade ve fiyat üzerinde olmasa dahi diğer birkaç ayrıntı üzerinden pazarlık yaparak , maliyetinizi düşürme imkanı sağlar. Örneğin : Ben firmanızın öngördüğü bütçeyi kabul ediyorum ama eğer siz yıl boyunca aynı şartlarda bütün siparişlerinizi benden temin ederseniz ... Bu şekilde bir yaklaşımla sınırları çizilmiş koşulları zorlamak , ilerleme sağlayamayacağınız bir zeminde çabalamak yerine sonuç elde edebileceğiniz yeni bir pazarlık zemini oluşturup kar marjınızı farklı bir noktadan dengeleyebilirsiniz&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5468836673052332809-6159961269435284227?l=ikebroflovski.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/feeds/6159961269435284227/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5468836673052332809&amp;postID=6159961269435284227' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/6159961269435284227'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/6159961269435284227'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/2007/09/btemiz-snrl-taktii.html' title='&quot;Bütçemiz Sınırlı&quot; Taktiği'/><author><name>ike</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09895600768898928036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://img509.imageshack.us/img509/5582/1010bustedinthetubhw1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5468836673052332809.post-7774413102793046183</id><published>2007-09-04T17:42:00.000-07:00</published><updated>2007-09-04T17:43:48.813-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pazarlama'/><title type='text'>Başarılı olmayan satıcılar ödün vererek ilerler</title><content type='html'>Başarılı olmayan satıcılar ödün vererek ilerler. &lt;br /&gt;Ödünler verilerek gerçekleştirilen satışlarda ise sadece satış gerçekleşmez aynı zamanda anlaşmanın yöntemi , metodu ve pazarlığın şekli de biçimlenir. Bu artık bu müşteriyle olan pazarlıktaki ilerleme ve iletişim yönteminizdir. Müşteriyle aranızda kurulan anlaşma köprünüzdür.&lt;br /&gt;Birinci satış ödün verilerek gerçekleştiyse emin olun ki ikinci satışın gerçekleşmesi için daha fazla artı bir ödün vermeniz gerekir. Bu yöntem uzun vadede 80/20 kuralında olduğu gibi bu müşterinizi karsız bir hale getirir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5468836673052332809-7774413102793046183?l=ikebroflovski.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/feeds/7774413102793046183/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5468836673052332809&amp;postID=7774413102793046183' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/7774413102793046183'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/7774413102793046183'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/2007/09/baarl-olmayan-satclar-dn-vererek.html' title='Başarılı olmayan satıcılar ödün vererek ilerler'/><author><name>ike</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09895600768898928036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://img509.imageshack.us/img509/5582/1010bustedinthetubhw1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5468836673052332809.post-5505572353070524674</id><published>2007-09-04T16:33:00.004-07:00</published><updated>2007-09-04T17:32:51.965-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bigsmall'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pazarlama'/><title type='text'>bigsmall</title><content type='html'>Çocuk giyim sektörü belli zamanlarda hatırlanan ihtiyaç üzerine alışveriş yapılan bir sektör…Hiçbir anne veya baba çocuğuna yeni moda olduğu için mor bir kaban veya kargo pantolon almaz extradan .Extra olarak sadece ucuz bir şeyler satıyorsanız (bandırma da sepet olduğu gibi ) süreklilik sağlarsınız.Sadece kaban veya pantolonu küçük gelince alır.Çünkü insiyatif ve para anne veya babada .Çocuk alışverişi ihtiyaç olunca bakılır ve mevcutların içinde herkesin bütçesi dahilinde tercih kullanılır.Bayram gelince de çocuk sevinsin diye bir şeyler alınır .O zaman nasıl olacak da biz marka olacağız.Türkiye de marka olmuş çocuk markası kim sadece çocuk yapan… Hiç kimse …Kapısına gidip te 20 bin ytl nakitiniz varsa hepsi size mal verir. Ama öyle giyim markaları var ki büyük giyim de böyle bir şey söz konusu bile olamaz. Türkiye de sadece çocuk giyimde marka olmanız mümkün değil…Ancak kendi şartlarına göre mal satan bir firma olabilirsiniz (O da ancak bebe mağazalarına zincir mağazalarda ki en küçük pay çocuktadır zira).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Moda bayan işidir.En çok onlar ilgilenir ve bütün mağazaların bayan reyonları daha hareketli olan giriş katlarındadır veya genç giyime hitap ediyorlarsa spor ayakkabı ve adidas nike gibi firmalar girişte yer alır.Mavijeans Amerika da keşfettiği eksiklik üzerine satış grafiğini yükseltmiştir.Nedir bu eksiklik…. Mavi jeans eski gen. Müd. Nurettin Kantarelli’nin kendisinden dinleyelim.’’Bu pazar genç kızlardı. Amerika'da tutan ilk modelimiz de bu doğrultuda tasarladığımız Molly oldu. Genç kızlar kendi ince bedenlerine uygun, seksi de olabilen jean pantolon bulamıyorlardı. ‘’&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu eksiklik tüm çocuk markalarında var artık çocuklar iri yapılı ve yaşı yaşına giyinen çocuk yok diye birçok bayimizden duyuyoruz ama xs ve s beden üretimini asla düşünmüyoruz hala mantık 16 yaş olsun mu ….Hataya bak …çocuk artık çocukluktan çıkmış diyoruz sana hala çocuk bedeni giydirelim diyoruz.Ben yaşına göre beden sistemi olan bir yerden giyinmem özellikle bayanlar ….düşünebiliyor musunuz hanımefendi kaç yaşındasınız ….40 …..kırk yaş burası ya bayan ufak tefek minyon ve yaşını göstermiyorsa … kız çocuk ta öyle bence 16 yaş giyeceksinden ziyade bir kız çocuğuna senin bedenin xs veya s denildiğinde kızın daha hoşuna gideceğinden eminim çünkü zaten hepsi büyüme hevesinde .Bu reyonun adı da veya standın ‘’BİGSMALL’’…çocuğa büyüklüğüyle övünme şansı vereceğiz ve kendisinin özel olduğunu hissettireceğiz.Büyümüş çocuğu olan herkes bu sıkıntılı evreden geçmekte…çocuk mağazalarındaki modeller çok küçük veya çocuksu;&lt;br /&gt;Bayan giyim mağazasına da gidiyorsunuz bu sefer bedenler iyi ama kalıp tutmuyor veya modeller çok kadınsı …Eğer biz bu faktörlerin iyilerini alıp kötülerini elersek yani…&lt;br /&gt;1-Çok kadınsı modeller yapmayı&lt;br /&gt;2-bayan kalıbında kullanılan basen ve göğüs fazlalıklarını çocuklara göre uyarlarsak&lt;br /&gt;3-onların dinleyicisi olduğu bazı müzik grupları var (mesela hepsi 1 diye bir grup var bütün çocuklar dinliyor ve onların giyim tarzını taklit ediyor )&lt;br /&gt;4-fazla nakışa ve detaya girmeden hanım hanımcık modellerden biraz daha uzaklaşıp biraz daha isyankar ve spor giyime benzer günlük modellerle bu akımı yakalarsak kazanacaklarımız ……..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1-)Hiçbir zincir mağaza bu grubu bünyesinde bulunduramıyor.&lt;br /&gt;Bu firmaların vazgeçilmesi oluruz.&lt;br /&gt;2-)Bütün müşterilerimizden bu grubun sıkıntısı şeklinde eleştiri veya olan modelleri bayana bile sattığı yönündeki başarılı sözlerin devamını duyarız.&lt;br /&gt;3-)Fiyat mukayesesi ortadan kalkar çünkü böyle bir grup yapan yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Garson boy veya gez boy terimlerini bir yana kesinkes bırakıp BİGSMALL dan yürüyeceğiz .çünkü terimler bile çocuk için önemli trendi çok önemli bu kişiler garson değil çay taşımıyor tepsiyle ve ya dağda bayırda gezmiyor gez boy olsun …. Bu boyun adı BİGSMALL.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu bir marka adı değil sadece trend ismi.beden dizilişi şöyle :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 yaş ……..xxs yaka etiketiyle aynı beden ölçülerinde&lt;br /&gt;14 yaş …….xs yaka etiketiyle 34 bayan bedenine göre&lt;br /&gt;16 yaş …….s yaka etiketiyle 36 bayan bedenine göre&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine kantarelli nin bir sözünden hareketle ‘’ Bizim işimizde şöyle bir kural var:. Bu hepinizin işine de bir şekilde benziyor. Kumaşın iyisini alacaksın, yoksa bulup yaptıracaksın. Modaya uygun tasarlayacaksın. İyi dikeceksin, aksesuarını kaliteli seçeceksin. Son haline getirmek, mükemmelleştirmek, farklılaştırmak için ne gerekiyorsa yapacaksın. Mavi Jeans'i yaratan Erak, bunları zaten yapıyordu. Mavi Jeans bunun üzerine bir ekleme daha yaptı. O da, kimin giymesini istiyorsan, onun üzerine göre pantolon yapacaksın ilkesiydi. Çok basit gibi gözükse de bunu Türkiye'de ilk kez Mavi Jeans yaptı. Bu o kadar önemli bir nokta ki, Yeni Bosna'dan New York'a giden yolu işte bu anlayış açtı. Buna biz, üzerine tam oturmanın sırrı diyoruz. Mavi Jeans Türkiye'de ilk defa Türk insanının vücut ölçülerine, beden ve boyuna göre blue jean üretti. Piyasada 5 beden mi var, 8 beden yaptı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tespiti KİMİN GİYMESİNİ İSTİYORUZ noktasından hareketle çözeceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu başlangıç bizim genç giyime girişte de önümüzü açacak aynı zamanda .Şu anda en çok para harcayan yaş grubu gençler… Ve collezione yi Türkiye nin 3. giyim markası yapan üniversiteliler niye mi bu grup yemiyor ,içmiyor ama şık giyiniyor…Burada collezione nin dikkat ettiği bir nokta var oda birinci öncelik fiyat ikinci öncelik moda trend kalite en son geliyor.Bugün aynı şekilde klasik giyim markası damat&amp;tween paranın bu kesimde olduğundan hareketle çok mesafe katetti kısa sürede .Sarar C.C.S. ile yine bu kesime hitap ediyor düşük kalite uygun fiyat ama günün trendi ne ise o üzerine üretim yapıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu grupta çocuk renklerinden uzaklaşarak daha büyük giyime uygun renkler kullanılmalı …fazla nakışa girmeden spor ve günlük giyim tarzı kıyafetlerle koleksiyon oluşturulmalı…düşük bel kot,body,etek jile …en iyiside spor markalar ne yapıyorsa onların bir küçüğünü yapmak…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5468836673052332809-5505572353070524674?l=ikebroflovski.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/feeds/5505572353070524674/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5468836673052332809&amp;postID=5505572353070524674' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/5505572353070524674'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/5505572353070524674'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/2007/09/bigsmall.html' title='bigsmall'/><author><name>ike</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09895600768898928036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://img509.imageshack.us/img509/5582/1010bustedinthetubhw1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5468836673052332809.post-6463637969507592618</id><published>2007-09-04T16:33:00.003-07:00</published><updated>2007-09-04T17:29:28.923-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mağaza'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pazarlama'/><title type='text'>mağazacılıkta başarı ve denenmiş örnekler</title><content type='html'>Sanayi döneminde ve hatta 1950 ‘lere kadar firmalar satıştan daha ziyade üretime odaklanmış , organizasyon ve yapılanmalarını üretim ağırlıklı oluşturmuşlardır.&lt;br /&gt;Arzın kendi talebini yarattığı bu dönemde karı getiren asıl unsur seri ve hızlı üretimdi.&lt;br /&gt;Seri üretimin daha fazla sermaye ve üretim altyapısına ihtiyaç duymasıyla şirketler halka açılmaya başladı ve bu da üretime artı olarak karlılık ve ürün değeri baskısı oluşturmaya başladı.&lt;br /&gt;Ürün değeri oluşturulup bu şekilde kar marjları yükseliyor belirli bir sermaye birikimi sağlanıyordu.&lt;br /&gt;Ancak teknolojinin gelişip yaygınlaşması ve taklit edilebilmesiyle bu süreç kendi rakiplerini de yarattı.Ürün değerini ve kar marjlarını korumak zorunda olan firmalar , değer kaygısı olmaksızın ucuz işgücü ile taklit ürün üreten firmalara karşı direnemez duruma geldiler.&lt;br /&gt;Pazar da artık yavaş yavaş oluşmaya başlayan rekabet ağırlıklı yoğun ürün çıkışına cevap veremez hale geldi. İşte burada pazarlama , kurumsal imaj , promosyon gibi yeni öğeler hayatımıza girdi Ve müşteri keşfedildi.&lt;br /&gt;Artık üretim değil müşteri baz alınıyor , beklentiye cevap verebilecek esnek üretim sistemi oluşuyordu.Müşteri analiz ediliyor , beklentiye cevap vermekle yetinilmeyip beklenti tahmin ediliyor ve şekillendirilmeye, yaratılmaya çalışıyordu. Müşteri bilgileri veri bankasında saklanıyor ve müşteri sadakati yaratılmaya çalışılıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlar niçin alkol tüketir ?Sarhoş olmak için mi yoksa sosyal bir ortamı paylaşmak için ya da hayatın rutin ilerleyişinden uzaklaşmak için mi ?Niçin bazı markalar diğerlerine göre daha fazla tercih edilir ?Bunun nedeni kalite mi yoksa imaj değeri ya da yüklenen hayali değerler mi ?Ucuz rakiplere karşı daha pahalı olan ürününüzü niçin insanlar tercih eder ? Alışkanlıkları dolayısıyla mı , içgüdüsel mi yoksa rasyonel bir akıl yürütme sonucu mu ?İnsanların bir şeyi niçin satın aldıklarını bilmek aynı zamanda gelecekte de niçin daha az ya da fazla satın alacaklarını açıklayan anahtar niteliğindedir.Bu soruların doğru yanıtları pazarlama stratejinizin altyapısını oluşturur. Bu etken ve değerlerin hepsine birden marka , bu etkenlerin kontrol edilmesine ise marka denetimi diyoruz.&lt;br /&gt;Bugünün müşterisi tüketmiyor , arıyor.İhtiyacı baz alan bir üretim mevcut arz ve rekabet arasındaki paydada yerini alırken , salt ürün çerçevesinin dışında ürünü anlamlandırabilen , bu anlamla ihtiyacı tetikleyip şekillendiren firmalar ürünleriyle bu payda bölüşümünün dışında bir Pazar yaratabiliyor.Ekmek tüketime cevap verir ; “ekmeğinize elletmeyin “ sloğanıyla sunulan , dilimlenmiş , bayatlanmayan sandviç ise beklentiyi arttırıp ihtiyacı şekillendirerek , aynı üretim faktörleriyle farklı bir kulvarda yeni bir Pazar yaratır.Önce çivi vardı , sanayi dönemi çekici icat etti ; 21.yy girişimcisi çiviyle de uğraşmak , çiviyi şekillendirmek zorunda.Karşınızda alıcı yok , alabilecek bir potansiyel var. Teknoloji üretimdeki hacimsel artış ve kalite demektir ama ya bu potansiyeli harekete geçirebilecek güç ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alışveriş artık bir ihtiyaç giderme eyleminin ötesinde eğlence ve boş zamanı değerlendirme kültürünün bir parçası.Yoğun ve mobil hayata bir alternatif oluşturan alışveriş artık daha çok zamanı kapsıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MAĞAZA YERLEŞİMLERİMüşterinin psikolojik olarak satınalmaya hazır olduğu bu geniş zaman dilimi firmaların uyguladıkları pazarlama yöntemlerindeki bir değişimin habercisi.Artık satış mağazada , anlık kararlarla, satış noktası dizaynı ve ürün yerleşimi gibi etkenlerle sonuçlanıyor.Kola firmaları , sigara firmaları bütün bu değişimleri çok önceden görerek ürünlerini belirli bir öncelik ve sıraya göre düzenlenmesini sağlıyorlar.Artık ürün ambalajı ve yerleşimi de markanın iletişim rolünü yükleniyor.Bütün büyük alışveriş merkezlerinde hızlı bir müzik eşliğinde alışveriş yaparsınız. Burada amaç kişiyi gerçek yaşamdan kopartarak muhakeme yeteneğinin zayıfladığı bir yanılsama ortamına sürüklemektir.Mağazalara tek bir noktadan girebilirsiniz ; çünki içerideki ürün sıralaması kişinin psikolojik yanılsamalar içine düşebileceği ve düşündüğünden daha fazla alışveriş yapmasını sağlayacak şekilde düzenlenmiştir , bu sıra ve akışın takip edilmesi için girişler tek bir noktadan sağlanır. En pahalı ürünlerle içeri girer girmez ilk kısımda karşılaşırsınız. Çünkü alışveriş merkezine gelen kişi almaya koşullanmış , hazır bir haldedir ve birkaç alışverişten sonra bu koşullanmışlığı , hazır olma durumu zayıflar. Elektronik ve pahalı ürünler girişten sonraki ilk kısıma konur ki en zayıf olduğunuz andaki satınalmanız daha fazla tutarda olabilsin.Ayrıca bunun diğer bir psikolojik satınalmaya etkisi de şudur : yüksek fiyatlı elektronik eşyalardan sonra düşük fiyattaki gıda bölümüne geldiğinizde fiyatları olduğundan daha düşükmüş gibi algılarsınız. Kasaya yaklaştıkça sakız,cips ve kola gibi ürünlerle karşılaşırsınız ve bunları bilinçaltı adeta bedava gibi algılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*****mağazalarda en pahalı ürünler en önde ucuz mallar orta standlarda&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Satışı arttırıcı manevralar&lt;br /&gt;Kfc , Mc Donald’s gibi restaurantlara gittiğinizde standart menüler vardır. Ancak tezgahtaki satıcılar orta boy kolanızı ve orta boy patetesinizi büyük boya çevirmeye çalışır , yanında diğer sosları da teklif eder. Buradaki hız , sırada bekleyen insanların olması , çalışanların süreki güleryüzlülüğü sayesinde standart menü genelde daha farklı bir menüye dönüşür.Standart menünün satış başarısı pazarlamaya , bu menüdeki değişikliklerin başarısı da satışa aittir.Standart satışın primi 1 ise , bu standartın dışındaki değişimlerin primi 5 dir. Bu şekilde, satıcının standart işi dışında, satıcının önüne yeni bir hedef koymuş olursunuz.Satıcının performansını test eder , size kattığı getiriyi hesap edebilirsiniz.&lt;br /&gt;*****mağazalarda prim düşünülüyorsa rakamdan ziyade yüklü satışlar veya çok parça satışlara farklı uygulama yapılmalı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Satış zannedildiği kadar rasyonel bir süreç değildir.&lt;br /&gt;Otomobiller alınırken sadece taşımacılık sorununu gidermek için araç satın alınmaz , otomobilin sağlayacağı prestij ve imaj , segmentin hitap ettiği sosyal tabaka gibi faktörler de belirleyicidir. Satın almada amaç ürüne salt sahip olmak değildir , fayda her zaman üründen daha büyüktür. İnsanlar boya almazlar , evlerinin güzelliğini , bakımını ve estetiğini satın alırlar.&lt;br /&gt;Satın alınan faydadır.&lt;br /&gt;Başarılı satıcılar ürünün kendisi yerine , ürünün alıcının gereksinimlerine karşılık verip örtüşen yararlarını vurgularlar.&lt;br /&gt;İyi bir satıcı müşterinin rastgele söylediklerini not ederek beklenilen faydayı tesbit eder , bu satışta izlenecek yoldur. Bir müşteri bu araç ne kadar hız yapar diye soruyorsa aracın ne kadar ekonomik olduğunu vurgulayarak satışı devam ettirmek hatadır.&lt;br /&gt;Sohbet sırasında duyduğunuz ; “ zamanım olsa da 1-2 günlüğüne tatile gitsem “ cümlesi ihtiyacınız olan yaşam tarzı , gereksinimi , içinde bulunduğu psikolojik ortam gibi birçok cevabı içinde barındırır.Görüşme esnasında pazarlamacı şu sorulara cevap arar : “ asıl aradığı kalite mi yoksa fiyat mı , nasıl bir kişilik yapısına sahip , beklentisi ne “ müşteri ise kendi kendisine şu soruları sorar : “ bu satıcı doğru kişi mi , doğru firmayla mı görüşüyorum , istediğim faydayı elde edebilecek miyim … “ arada tek fark vardır : satıcı bu soruları bilinçli bir şekilde sorar ve cevap ararken müşteri bilinçsiz bir şekilde tanımlayamadığı soru işaretlerini gidermeye çalışarak sadece aklındaki boşlukları doldurur , aradığı cevap değil tatmin olmaktır , cevap arayacak kadar profosyonel ve hazırlıklı değildir. Satıcı müşterinin tanımlayamadığı , soru işaretlerinden oluşan bu karmaşıklığa aşama aşama son verir. Önce dinlemesini sağlar , ilgiyi üzerine toplar , daha sonra müşterinin aradığı faydayı tesbit edip ürünün bu ihtiyacı karşılayacak yönlerini vurgular …Verecek bir cevabınız yoksa ikna etmenin en iyi yolu karşıdakinin kafasını karıştırmaktır. Problem yok mu , karşıdaki insanın göremediği bir problemden bahsedin ve buna onu inandırın. Çünkü problem yoksa satış gerçekleşmez. Problem yaratıldığı zaman satış için yol alınmaya başlanır. Müşterinin aracı yok ve araca ihtiyacı olup olmadığı konusunda kararsız mı ? araçsızlık bir problemdir , işte satış öncesi sohbette gelmeyi hedefleyeceğiniz nokta.&lt;br /&gt;Sonsöz : Napolyon en tehlikeli düşman gücünü bilmediğiniz düşmandır der. En tehlikeli müşteri de bilinmeyen , kokusu alınmamış müşteridir. Gücünü ve güçlü yönlerini irdelemeden asla saldırıya geçilmez. Askerlik görevimi yaparken teröristler baskın öncesi önce taciz ateşi açarlardı : amaç zarar vermek değil verilen karşılığa bakarak direnç gücünü tesbit etmekti. Satış da böyle bir şey işte&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KFC restaurantlarda alışveriş yaptığınızda, genellikle o yoğun tempoyu hissedersiniz. Arkanızda sırada bekleyen müşteriler daha hızlı sipariş vermeniz konusunda ister istemez bir baskı oluşturur. Tezgahta siparişinizi alan kişi çok hızlı konuşarak , canlı bir şekilde siparişinizi almaya çalışır. Ancak , genellikle istediğiniz menüyü bir başka menüyle değiştirme , daha büyüğünü verme konusunda ısrar etmeden , o anki hızlı tempoyu kullanarak ikna eder.KFC restaurantlarda dikkatimi çeken diğer bir nokta ise menü değil de tek bir üründen almak istediğinizde siparişçilerin gösterdikleri tavırdır. Başlangıçta bu tavrın kişisel bir tavır olduğunu düşünmüştüm ama değişik şubelerdeki değişik siparişçilerden de benzer tavrı gördüğümde bunun bilinçli bir pazarlama yaklaşımı olduğunu düşündüm. Tek bir ürün almak istediğinizde , satıcı sanki yanlış ve mantıksız bir karar vermişsiniz , sizin için karlı olanı hesap edememişsiniz gibi bir tavır takınıyor ve size tekrar “ sadece bunu mu alacaksınız , menü almıyor musunuz” sorusunu yöneltiyor.Siparişçinin oradaki görevi , yönetim tarafından , sipariş almak , müşterisine en iyi hizmeti sunmak değil , siparişi standart siparişlere dönüştürmek , daha büyüğüyle değiştirmek olarak belirlenmiş gibi. Hatta buna bağlı bir prim sistemi de işliyor olabilir.Bu tür uluslararası büyük restaurantlar her bir ayrıntıyı , müşteri davranışlarını analiz ederek maksimum rakamları yakalamakta oldukça başarılılar. Ancak , doğru olabilecek bir satıcı yaklaşımını , o yaklaşımı yönetemeyecek bir kişinin eline verdiğinizde kontrolsüz ve tepki yaratabilecek bir ölçüsüzlüğe dönüşebilir. Karşıdaki tepkiyi ölçemeyecek bir bilinç, ezbere bir taktiği uygularken, mesaj karşıya tersi bir anlamda iletilebilir.Hedefi koyup , satıcınızın başarısını sadece bu hedefle ölçtüğünüzde, zamanla bu hedefe ulaşacak olan araç konumundaki yöntem kendi ölçülerini zorlayacaktır.Çoğu yönetim piyasada hangi sonuçların gerçekleştiğiyle ilgilenir , nasıl olduğu bir ayrıntı gibi durur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kfc , Mc Donald’s gibi restaurantlara gittiğinizde standart menüler vardır. Ancak tezgahtaki satıcılar orta boy kolanızı ve orta boy patetesinizi büyük boya çevirmeye çalışır , yanında diğer sosları da teklif eder. Buradaki hız , sırada bekleyen insanların olması , çalışanların süreki güleryüzlülüğü sayesinde standart menü genelde daha farklı bir menüye dönüşür.Standart menünün satış başarısı pazarlamaya , bu menüdeki değişikliklerin başarısı da satışa aittir.Standart satışın primi 1 ise , bu standartın dışındaki değişimlerin primi 5 dir. Bu şekilde, satıcının standart işi dışında, satıcının önüne yeni bir hedef koymuş olursunuz.Satıcının performansını test eder , size kattığı getiriyi hesap edebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadık Müşteri : Sadık müşteri dost gibidir , terk etmez ama para da kazandırmaz. Sadık müşteriler sabit giderlerinizi karşılayan güvenilir gelir kaynaklarıdır. Sadık müşteri sadece ufak firmalardaki, birebir ilişkilerle sağlanan, çekirdek bir ticari ilişki değildir. Markaların da sunduğu değere bağlanan sadık müşterileri vardır. Ama bu sadakat karşılıklı bir ilişki ve bu mesajın beslenmesini gerektirdiğinden oldukça maliyetlidir. Marka değerinin ötesinde özele inip ayrıcalıklı bir durum yaratamadığınız sürece ilişki yok olur.Rasyonel müşteri: kampanyalar ya da cazip ürünler bu müşterileri mıknatıs gibi çeker. Rasyoneldirler , ucuz olduğunuz sürece müşteriniz olarak kalmaya devam ederler. Satışın gerçekleşmesi müşteriye değil rakip firmalara bağlıdır. Siz ürünü anlatırsınız ama gözü sürekli fiyat etiketindedir&lt;br /&gt;.Entelektüel müşteri : Satıcının tutarlılığı , konuya hakimiyeti , net yanıtlar ve rakamlara başvurması ikna edici öğelerdir. Sakin bir üslup ve mantıklı cevaplar fiyatın önüne geçebilir. Ürünü alırken kazanmaktan daha ziyade, problem çıktığında mağdur olur muyum gibi endişelerini giderdiğinizde, satış gerçekleşir. Ufak alıcı taktikleri uygularlar. Örneğin ; Pazarlık yapmaya çalışırlar ama bu pazarlık yaparak mal alacakları için değil pazarlık payı bırakan, fiyat istikrarı bulunan bir firma olup olmadığınızı anlamak için atılmış bir yem olabilir.Turist müşteri : alışveriş değil, gezmek bir ihtiyaçtır bu müşteriler için ama almaya da her zaman hazırdırlar. Daha çok zamanınızı alırlar ve uygun bir teklif dahi sunsanız, başka bir firmaya sorup, emin olmadan almazlar. Daha çok soru sorarlar ama bu soruların hiçbirinin cevabı ürünü alma nedenlerini oluşturmaz. “şöyle bir özelliği olsa belki işime yarardı “ gibi cümlelerle ürün hakkında alternatif geliştirir ve düşünürler. Ürünü sunduğunuz standart şartlarla almazlar , bu şartlar ihtiyaçlarını giderse dahi ertelerler. Daha özel , artı bir şeyler yapmanız gerekir.&lt;br /&gt;Hikayeci müşteri : Hikayesini dinlemeden mal satamazsınız. Konu uzadıkça akrabalığa kadar gider. İlk soru , memleket nere, şeklinde olur genellikle. Hikaye tamamlanır ve mutlu son : satış gerçekleşir.&lt;br /&gt;*********her müşteriye aynı taktik uygulanmaz ,önce tanı sonra sat.Müşteriyi kendi kalıbına uydurmaya çalışma…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5468836673052332809-6463637969507592618?l=ikebroflovski.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/feeds/6463637969507592618/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5468836673052332809&amp;postID=6463637969507592618' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/6463637969507592618'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/6463637969507592618'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/2007/09/maazaclkta-baar-ve-denenmi-rnekler.html' title='mağazacılıkta başarı ve denenmiş örnekler'/><author><name>ike</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09895600768898928036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://img509.imageshack.us/img509/5582/1010bustedinthetubhw1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5468836673052332809.post-3949384817850578698</id><published>2007-09-04T16:33:00.002-07:00</published><updated>2007-09-04T17:14:47.063-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='marka'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pazarlama'/><title type='text'>Marka oluşumu nasıl başarılır</title><content type='html'>Opet reklam filmlerinde başarı toplumsal sağduyu sayesinde ve hizmetin müşteri memnuniyetli odaklanmasından kaynaklanıyor. Bu güne kadar benzin satış firmaları arasında bu şekilde bir yoğun rekabet yaşanmamıştı. Bunun nedenlerinden bir tanesi özellik ve fiyat bakımından standart olan ürünler için yapılan reklamların riskli olması. Bu strateji tüketici zihninde kuşkuya neden olurken , word of mouth ile bir söylenti şeklinde caydırıcı bir etki yaratabilir. Bir diğer neden ise tüketicinin benzin gibi bir ürüne yönelirken bilinçli bir tercihte bulunmayıp alışkanlık ve yakınlık gibi tesadüfi faktörlere göre hareket ettiği inancıydı.Opet ilk etapta pazarlama stratejisini oluştururken ürüne dokunmayıp risk almaktan kaçındı ve tüketiciyi istasyonlarına çekebilecek temiz tuvalet gibi bir kampanyayla start verdi. Bu kampanyayı bir çağrıya dönüştürüp sosyal sorumluluk projesi olarak adlandırarak da toplumla arasındaki ticari mesafeyi aşıp tüketicisiyle paylaşabileceği ortak bir yeni alan açtı. Bu farklılık ile benzinlik tanımının altına yerleştirilen , yıllardır birikmiş , negatif algılamaları silerek yeni bir tanım ve algılayışın kapısını açtı.Opet diğer rakiplerin mekansal farklılıklarla köşebaşlarına istasyon kurarak sağlamaya çalıştıkları rekabet üstünlüğüne yeni bir boyut getirdi. Mekansal avantajların geçici olduğunu kavrayıp imaj ve marka değerine yüklendi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;********Şu anda aynı reklam ve marka izlenim projesini sektörümüzden venice kids cnn türk te engelli çocuklara çıkardığı koleksiyonla duyurdu . Bebe grubunda üretim yapan firmalar boyasız doğal ürünler ve antibakteriyel kumaş kullanımı modası var biz im bu ve bunun gibi yenilik yapmamız gerekiyor.etiketlere kanserojen madde içermediği bilgisi,aylık gruplara viskon penye kullanılmaması daha hayata geçirilemedi.Başarılı iş hayatlarında idil Yugoslavya göçmeni olduğunu ve katettiği mesafeyi anlatı. Mavi jeans türk markası olduğunu ve Türkiye üretiyor ve dünyaya satıyor diyerek milliyetçilik duygularımızı uyandırarak aslında bossa nın kotunu ve türk işçilerinin çalıştığı lewis i hedef alarak prim yaptı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Word of Mouth ; yani ağız yoluyla kulaktan kulağa pazarlama.Bir müşterinin memnuniyetini ya da memnuniyetsizliğini yakınındaki insanlara anlatması. Bugün için kullanabileceğimiz , tüketime yönlendirme bakımından en etkili pazarlama şekli. Ancak bu metodu kullanmak , istediğiniz şekilde yönlendirmek oldukça zor. Bugün için çoğu firma bu şekilde bir pazarlama stratejisini uygulamaktan daha çok bütün enerjilerini bu yöntemin kendi aleyhlerine işlememesini sağlamak için harcıyorlar. Zira bu yöntemde tüketici bilgiyi direkt olarak yakınından aldığı için inandırıcılık ve yönlendiricilik oranı çok yüksek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Markalar odak noktalarını yitirirlerse müşteri bilincindeki anlam yoğunluklarını ve bütünlüklerini kaybederler. Zira marka bir imaj ve anlam bütünlüğüdür. Bu anlam bütünlüğünü sağlayan ise ürünler arasındaki tutarlılık ve bunun satış sonrası hizmetler gibi müşteri boyutundaki uzantılarıdır.&lt;br /&gt;Doğadan Çay sağlıklı çay imajıyla tutarlı olarak bitkisel ürün çeşitliliğiyle raflardaki yerini uzun süredir koruyordu. Bu sektörde ilk olması ve yenilediği çeşitleriyle ortaya çıktığı dönemdeki dinamizmini muhafaza etmesi sonucu kendi segmentinde belirleyici lider bir pozisyona oturmuştu. Verdiği mesaj kesin ve net , ortaya koyduğu ürünler bu mesajla tutarlıydı : Sağlıklı Çay&lt;br /&gt;Bir süredir Doğadanın çikolatalı çay olarak yeni bir ürününü reklamlarda pazarlamaya çalıştığını görüyoruz. Doğadan bu reklamla kendi seğmentinin dışına çıkıyor , yıllardır oluşturduğu anlam ve imaja yeni uzantılar eklemeye çalışıyor. Doğadan markası ve isminin verdiği pozitif imajı kullanarak yeni ürününü piyasaya Doğadan şemsiyesi altında sokmaya çalışıyor. Ama başta belirttiğimiz bir kuralı ihmal ederek imaj yoğunluğunu zedeliyor : Markalar odak noktalarını yitirirlerse müşteri bilincindeki anlam yoğunluklarını ve bütünlüklerini kaybeder , zayıflarlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;******her sektörde başarılı olacağız diye uğraşırsak asıl kalemimizi unuturuz.Bizim avantajımız sezonluk malı sezonundan önce üretip ödemesini erken alabileceğimiz ürünün üretimini yapmak , piyasada her zaman bulunacak ürünlerden kaçmaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Reklam bir sanattır sözü üretimi sürecindeki yaratıcılık gibi subjektif unsurları içerisinde barındırmasından gelir. Hedef kitle , tüketime yönlendirme ve satışlara etkisi bazında ise bilimsel bir analize tabii tutulmalıdır. Aganigi fındık reklamları çok büyük ilgi görmesine rağmen pazarlama hedefi açısından başarısızlıkla sonuçlanmıştı. Zira satışları artırmamış Türk toplumu gibi geleneksel ve muhafazakar bir kitleye ürünün üzerine seks ve cinsellikle ilgili imge yapıştırarak sunulduğu için satışları azalmıştı. Halk bu imajla kendisi arasında bir bağ kuramamıştı , bu imaj hedef kitleyi ürüne yabancılaştırmıştı.Son dönemde taklit edilen reklam türlerinden biri de ürünü bir simge ya da kişiyle özdeşleştirerek ürüne bir kişilik kazandırma , sempatik kılma ve bu şekilde kalıcılığını artırma. arçelik , çelik ile böyle bir yöntem izledi , daha sonra ata demirer ile vestel karşı atağa geçti , vadaaaa reklamıyla yapı kredi derken her firma ürününe bir maskot buldu. Böylece firmalar vestel’de olduğu gibi reklamı bölümler halinde yayınlayarak daha sonraki bölüm için merak uyandırmaya , arçelik gibi olaya biraz komedi karıştırıp reklamın izlenirliğini artırmaya çalışarak kalıcı olmaya çalıştılar … ürün değişse de değişmeyen bu simgesel kişiliklerdi. Ürün bir alt kimlik , marka ve bu kişilikler bir üst kimlikti adeta. Bu üst kimlikler bilindiği ve sık tekrarlarla bilinçaltına yerleştiği için yeni ürün için bir şemsiye görevi görüyor , kabul edilme ve alışkanlık sürecini hızlandırıyordu. Yabancı değil bu da bizden , öyle uzak durma. Koç reklamlarında hangi ürünün reklamı yapılırsa yapılsın sol alt köşeden sıyrılan koç amblemi de aynı mesajı veriyor. Bu da bizden , uzak durmana gerek yokEn son yataş reklamlarında böylem bir pazarlama atağına geçti. Sizce bu tutar mı ? ata demirer vestel reklamında bilinçli olarak bir taksici olarak halk dilinden konuşuyor. Böylece bu jest , mimik ve ağız tüketici kitlesiyle bir kimlik köprüsü kuruyor. &lt;br /&gt;Reklamlarda niçin güzel ve seksi kızlar kullanılır?Dikkat çekmek için mi , güzel ve çekici etkiyi ürüne yapıştırmak için mi yoksa anımsanır olmak için mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*****kraft bunu yakaladı ve reklamlarında bayan giyimle alakalı hiçbir şey olmamasına rağmen çekimlerinde anne imajı dahilinde bayan kullanıyor,çünkü bizim müşterimiz bayanlar…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pareto kuralı der ki : Gelirlerin % 80 'lik kısmı maliyetlerin % 20' si ile sağlanır.&lt;br /&gt;Bu kuralın elbette ki doğruluk payı vardır. Zira eşit maliyet eşit müşteri tatmini sağlamaz. Maliyetlerin sadece bazı kısımları aşırı derecede üretken ve verimlidir.&lt;br /&gt;Bu çizgiyi biraz daha genişletip kuralı departmanlar için de uygulayabiliriz. Muhasebe departmanı için harcanan para masraftır , geri dönmez ; satış departmanı için yapılan maliyet ise geliri artırıcı niteliktedir , geri dönüşü vardır.&lt;br /&gt;muhasebe departmanına yatırım yapmamanın uzun vadedeki maliyeti nedir ?&lt;br /&gt;Peki ama hangi % 20 lik kısım asıl verimliliği sağlayan parçadır ve bunları diğerlerinden nasıl ayırabiliriz ? Getirisi az olsa dahi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değişim hızlanırken dünya daha öngörülemez , risk yoğunluğunun arttığı bir mekan haline geldi.Bu risk ortamının ise dünyayı daha reel kıldığını söyleyebiliriz. Geçmişteki milliyetçilik , dinsel değerler gibi toplumsal referanslar yerini daha bireysel değerlere , kazanmak-kaybetmek gibi daha iktisadi bir mantığa bıraktı.&lt;br /&gt;Bu dünyada artık iki kutup var : tüketici ve üretici , alıcı ve satıcı Arzın talebi aştığı , tarihte hiç olmadığı kadar bir üretim bolluğunun yaşandığı bir dönemdeyiz. Bu yeni denge içinde de ağırlık merkezi üretici değil , tüketici. Rekabetin asıl unsuru üretim değil , tüketim. Ekonominin tanımı kıt olan kaynakların sınırsız ihtiyaçlarla buluşturulması değil artık ; sınırsız olan kaynakların kıt olan tüketim ile buluşturulması…&lt;br /&gt;Bu değişim tüketici lehine olan bir denge değişimi. Üretici-tüketici denklemi bu yeni tüketici merkezli oluşuma göre yeniden adlandırılıyor : tüketici – yaratıcıArtık yönetimin , organizasyonun ve bütün ekonomik unsurların yeni bir referansı var : tüketici ve yaratıcı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakkallar tarım toplumunun , süpermarketler sanayi toplumunun alışveriş merkezleridir. Bakkal yoğunluklu bir alışveriş tarzı , tüketim ve alışveriş kültürü yerine basit bir ihtiyaç giderimi yöneliminin olduğunun göstergesidir. Burada ürün ve ihtiyaç giderimi kısa süreli direkt bir eylem halidir , tüketim henüz oluşmamıştır. Talep değişkenliği sabittir , talep yok ihtiyaç vardır.Bakkallar yerini yavaş yavaş süpermarketlere devrediyor. Bim’in uyguladığı düşük fiyat ve her köşede varolma iddiası , Carrefour’daki bol çeşit , Tansaş’ın iddialı müşteri hizmetleri karşısında bakkalların sağladığı tek rekabet üstünlüğü ‘ komşu hatırı’ kaldı gibi.Son dönemde devletin niyetlendiği bakkalları kurtarma operasyonu ise işe yaramayacak kendi alternatiflerini yaratacaktır. Ayrıca reel ekonomiye ayak uyduramayan işletmelerin ayakta tutulmaya çalışılması ancak kısa bir süre için sağlanabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Orta gelir düzeyinde yer alan bir semtte MCA Store mağazasına girerek 1 takım elbise fiyatı soruyorum. Tezgahtaki satıcı 800 ytl cevabını veriyor. Pahalı olduğunu düşünüp diğer gruptaki takım elbiselerin fiyatını soruyorum : 2 adet 300 ytl ve buna ilaveten gömlek , kravat da hediye.Orta gelir seviyesinde yer alan o semtte hiç kimsenin 1 takım için 800 Ytl ödeyeceğini hiç zannetmiyorum. Mağaza yönetimi de zaten bunu biliyor. Bir satış stratejisi olarak , Tezgahtar önce 800 ytl olan takım elbiseleri göstererek kafanızdaki fiyat aralığını yukarı çekmeye çalışıyor. Bu aralığı yukarı taşıdıktan sonra, tanesi 150 ytl ye gelen ve hediyesi olan elbiseler bilinçaltınızda olduğundan daha ucuz olarak algılanıyor. Tezgahtar da zaten ucuz olanı satmaya çalışırken , pahalı olanı “ marka olduğu için bu kadar pahalı , aslında kalite aynı “ “gibi savunmalarla eleştiriyor. Buradaki pahalı ürün, ucuz olanı savunmak , görünür bir avantaj oluşturmak için kullanılıyor. Pahalı olan aklınızda oluşan beklentiyi silerek yeni bir beklenti ve kıstas ölçüsü oluyor. 150 ytl olan ürün artık 150 ytl ederinde bir ürün olmaktan çıkarak , 800 ytl lik ürün karşısında aynı kaliteye sahip daha ucuz bir ürün olarak algılanıyor.Daha sonra Kiğili mağazasına geçiyorum. Buradaki yeni uygulama ise size bir kart çıkartılıyor ve buradaki bilgilere göre size özel kampanya düzenleniyor. Örneğin, size özel doğum gününüz için % 10 , evlilik yıldönümünüzde yine sadece size özel %15 indirim. Bu şekilde insanların en çok alışveriş yaptığı dönemleri saldırgan bir biçimde hedef alıyor.Süpermarketlerin , mağazaların kart çıkartması eski bir uygulama ancak halen işe yaradığını söyleyebiliriz. Tüketicinin kendini ayrıcalıklı hissetmesi , zamanla biriken puanlarla kazandığı hakları kaybetmemek için sadık hale gelmesi…Bir müşterim perde tezgahının üzerini sürekli dağınık bırakırdı. Nedeni , iş yapar ve tercih edilir bir nokta olduğu izlenimini kapıdan giren müşteride uyandırmaktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*******Üretimde aynı fiyat grubunda ürünler çıkarmak satış esnekliğimizi daraltır.bırakın farklı fiyatlar olsun ki esneklik kazanalım.Parekende mağazalarda doğum günlerinde 23 nisanda 19 mayısta vb.önemli tarihlerde heryer tatil oluyor ve insanlar alışverişe gezmeye çıkıyor. Hareketliliği %10-15 iskontoyla yakalamalıyız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çoğu firma kendi üretim koşulları içerisinde bir ürün tasarlar ve bunun üzerine pazarlama yaklaşımları geliştirir. Oysa doğru yaklaşım pazarlanabilir bir ürün geliştirmektir. Pazarlama sadece üretimin sonunda değil, başlangıcından itibaren vardır.Pazarlamadan beklenen çoğu zaman tüketiciyi değiştirmektir , oysa ürünü biçimlendirmek daha pratiktir çoğu zaman. Pazarlama bugün için çok konuşulan , mucizevi bir tılsıma sahip son kurtarıcı olarak görülüyor. Üretim sürecince yapılan bütün hataların telafi edilebileceği sihirli bir dünya… Her türlü hastalığa iyi geleceği düşünülen bir aspirin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geride kalma travması&lt;br /&gt;Şirketler büyüdükçe, ağırlık merkezleri müşteriden şirketin kendi işleyişine doğru kayar. Ufak bir firmanın, müşteri bazlı esnek yönetim anlayışı , kendi iç dinamiklerini baz alan , müşteri gerçeği yerine kendi gerçeklerini terazinin diğer tarafına koyan bir yönetime doğru yol alır. Bu müşteri kaybı demektir ve hemen moda bir isim bulunur : krizSonra ,bu sorun yine moda cevaplarla karşılanır : Ceo , kriz yönetimi , Iso standartlarına geçme , Toplam Kalite yönetimi …Şu günlerde çoğu şirket yeni bir ceo aramakla ya da kriz yönetim&lt;br /&gt;methodlarıyla meşgul…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her müşteri hem krizle birlikte tüketici davranışlarında da büyük bir değişim yaşandı. Kriz döneminin şok etkisiyle tüketim kısıtlamasına yönelen tüketici ekonomideki düzelmeye rağmen eski davranış modellerini tekrarlamıyor. Kriz beraberinde sürekli bir risk beklentisini getirirken yeni bir tüketim bilinci oluşturdu. Artık değer ve marka satmak zor ; üründe dikkat edilen asıl unsur fonksiyonellik ve ucuzluk.“ Farkı fiyatı “ sloganı rekabeti fiyat boyutuna indirgeyip rakip firmaları da benzer tarzda harekete zorladı. Ürün kutudan poşete sokuldu ; önemli olan fonksiyonunu yerine getirmesi ve ucuzluğuydu . Daha farklı nedenleri olmakla birlikte , tüketim davranışlarındaki değişimleri dikkate alan Ülker spot ya da ucuz ürünlere yönelen tüketiciye cevap olarak Halk markası altında daha ucuz ürünler piyasaya sürdü. Reklam ve ambalaj gibi maliyetleri minimuma indirip sabit üretim maliyetleriyle bu ucuzluk furyasında satış hacmini korumaya yöneldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;******** Ekonomik grup ürünler sanırım diğer ürünlerle aynı şekilde ambalajlanacak.Tüm firmalara olduğu gibi bu ürünlerin ambalajlarıda ekonomik olmalı,yani poşette …etiketlerlerinden tutunda üretimde fiyata oynanacak her detay bu ürünlerde uygulanmalı..Tek sweet ve tek alt olabilir ama bebe ve 2-3-4 yaş grubuna takım yapılmalı.çünkü mağazalara bakıldığında bu yaş grubuna takım şeklinde ürün sorulduğu görülecektir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5468836673052332809-3949384817850578698?l=ikebroflovski.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/feeds/3949384817850578698/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5468836673052332809&amp;postID=3949384817850578698' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/3949384817850578698'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/3949384817850578698'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/2007/09/marka-oluumu-nasl-baarlr.html' title='Marka oluşumu nasıl başarılır'/><author><name>ike</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09895600768898928036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://img509.imageshack.us/img509/5582/1010bustedinthetubhw1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5468836673052332809.post-371912045575721569</id><published>2007-09-04T16:33:00.001-07:00</published><updated>2007-09-04T16:59:23.221-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pazarlama'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='üretim'/><title type='text'>Üretim ve dikkat edilecek hususlar</title><content type='html'>ÜRETİMDE OLMASI GEREKEN HEDEFLERİMİZ VE YAPMAMIZ GEREKENLER&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;McDonald’s dan daha iyi hamburger yapabilirmisiniz ?Çok kolaylıklaMcDonald’s kadar iyi bir sistem yaratabilir misiniz ?Çok zorMustafa Denizli geçmiş yıllarda Almanya ya bir takım direktörlüğü için gitmişti. Kısa sürede çok iyi sonuçlar elde etmesine rağmen bir gün beklenmedik bir şekilde işine son verdiler. Nedeni sorulduğunda Almanlar şöyle açıklamışlardı durumu : Çok iyi bir direktör ama sistem kurma anlamında herhangi bir ilerleme gözlemleyemedik… Yani Denizli sadece iyi hamburger yapabiliyor , diyorlardıİKEA firması Norveç teki mağazalarında insanların alışverişten yorulup dinlenmek istediklerinde , sattıkları mobilyalarda bir süreliğine dinlenmelerini sağlayacak bir uygulamaya geçiyor. IKEA ürününü satmıyor , bir kimlik oluşturuyor . Bir sistem inşia ediyor , bunun yanında kalan zamanda da mobilya satıyor. Çoğu firmanın yaptığı fiyat indirimleri , klasik gazete reklamları ülkemizde belirli bir başarıyı yakalıyor ancak bu kısa süreli bir el mahareti , piyasadaki boşluğu değerlendirme bazında iyi hamburger üretmeye benzetilebilir. Norveç nüfusu 5 milyondur ve her yıl 1 milyon kişi IKEA mağazalarını ziyaret eder. Bu rakam işini iyi yapmakla sağlanabilecek bir rakam değildirİşini iyi yapmak olarak genel kabul gören başarı ilkesini ödev konusuna benzetiyorum. Öğrencilere ödevini yaptın mı , diye sorulur. Yaptıysa bu yeterli görülerek , başarının gerekli koşulu yerine getirilmişcesine her iki tarafta da bir tatmin duygusu oluşur. Bu tatmin duygusu yeni bir arayışın son noktasıdır. Ödev başarıda yeterli bir etken olarak görüldüğü için başarısızlık durumunda da dış etkenlerde suç aranmaya başlanır. Ödev insanları tembelleştiren bir kabuldür.Tanıdığım bir esnaf bir gün bana şu soruyu sormuştu : her şeyi doğru yapıyorum ama niye olmuyor ? Burada , ödevimi iyi yapıyorumu kastediyordu…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ekonomik ürün yapmak çok iyi bir fikir .Ancak satışta karşılaşılan kolay satış denen bir şey …tezgahtar ev ödevinde başarılı olmak için kolay üründen satışa başlar kendince en güzelini ve en ucuzunu gösterir. Orta üründen hiçbir zaman başlamaz çünkü çoğu bilinçsiz. ve de göreceksiniz ekonomik grup ürünler en önce bitecek bir sonraki sezon patlama olacak siparişte çünkü herkes önce o ürünü gösterecek bayram üstü herkesin zaten masrafı çok en ucuza kapatıp geçecek ve de güzel bir mamülle …&lt;br /&gt;Bence ekonomik grupların en başta %30 daha sonra %70 i gönderilmeli ki en azından koleksiyon adam gibi teşhir edilebilsin sezon ilk açıldığında vitrinlere bakın hangi firma direk fiyata oynuyor?güzelliğe oynuyor temaya oynuyor&lt;br /&gt;Spor markaların fast fashion a geçtiği dönemde bizimde bu konuda yapmamız gerekenler var. Ya modelleri gösterip sevkiyat zamanını uzun döneme yayacağız yada (bu söylediğim ileridedeki hedefimiz olmalı )ödemesini açıktan alıp indirim sezonunda uygun ekonomik mal bunun oranıda müşteri ortalama cirosunun yarısı çarpı (bölge sıcaklığı veya kışına göre)2 veya 3 olmalı ki indirim hareketini yakalayabilsin .Veya kıtlık ekonomisi uygulayıp az adet le sınırlı kalacağız.Bu da bir satış taktiği&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarım toplumu 1000 yıl önce ortaya çıktı. Sanayi toplumu ise 200 yıl… Son 20 yıldır ise kimsenin adında uzlaşamadığı birçok değişkeni bir arada yaşadığımız daha karmaşık bir dünyadayızBen bu dönemi etik dönem olarak adlandırıyorum. Zira , ekonomi bugüne kadar Adam Smith’in rasyonalite çizgisinin dışına hiç çıkmamıştı.&lt;br /&gt;Talebin bugüne kadar arz’dan fazla olması bu dengenin devamlılığını sağlamıştı ama ya bugünkü bolluk dönemi ?Bu dönüşümü tavuk yumurta örneğiyle açıklayalımTarım döneminde tavuklar ortalıkta gezinirdi ve verimsizdi. Sanayi döneminde tavuklar büyük kafeslere konulup verimli bir hale getirildi. Bugün ise insanlık tavukların kafesten çıkartılarak daha doğal ortamlarda yaşamalarını talep eden etik bir dönemi yaşıyorBöyle bir tüketici beklentisini arz - talep dengesinde ve rasyonalitede nasıl tanımlayıp , klasik ekonomi tanımının hangi başlığı altında inceleyeceğiz ?Tarım ve sanayi dönemlerinde üretimi ve verimliliği esas alan ekonomik kaygı ön plandaydı. Bugünkü talep ve beklenti ise iktisadi düşüncenin dışarısına çıkan bir çizgiye yaklaşabiliyor.Dijital dönem , biyolojik dönem gibi tanımlamalar bir tarafa artık çağ’ı tanımlarken üretim kaynaklarına ve biçimine bakarak tanımlamak pek doğruyu yansıtmıyor. Ben bu dönemi üretim kaynaklarından daha ziyade tüketiciye bakarak etik dönem olarak tanımlıyorum.&lt;br /&gt;Horoza sormuşlar : tavuk mu yumurtadan çıkar , yumurta mı tavuktanHoroz : ben işime bakarım , neyin nereden çıktığı beni ilgilendirmez , demişBiz de artık neyin nasıl üretildiğiyle ilgilenmiyor bakış açımızı tüketiciye doğru çeviriyoruz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okuduğum bir makalede lcw pazarlama müdürü hami cilara şöyle diyor:Tüketici bilinçlendikçe ürünleri hızla yenileme ihtiyacı d arttı.”tüketici ne ister”sorusunun cevabını bulabilmek önem kazandı.bunu gerçekleştirebilmek için tasarımcılarımızı mağaza içine alan bir sistem kurduk. Artık üretimimizi mağazalardaki tüketicinin tercihleri yönlendiriyor.&lt;br /&gt;İnat etmeye gerek yok .müşteri ne isterse onu yapacağız çünkü istenileni yapmak daha kolay kendi kendimize icat çıkarmanın alemi yok .biz kafamızı bunu nasıl tespit edeceğimize yoralım.expolarda müşteri anketleri yapıyoruz .&lt;br /&gt;1)en çok sattığınız yaş grubu&lt;br /&gt;2)en çok sattığınız renkler&lt;br /&gt;3)en çok sorulan ve sizin yok dediğiniz ürünler&lt;br /&gt;4 )dışarıdan temin ettiğiniz gruplar&lt;br /&gt;5)rakibiniz kim ve hangi ürünleri satıyor nasıl sistemi var&lt;br /&gt;6)istenilen kumaş pamuklu mu viskon mu keten mi vs.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devlet Bahçeli , bir konuşması sırasında yanında duran korumasından ip alarak meydana atıverdi. Korumasının yanında sürekli ip taşımadığı malum. Dolayısıyla, bu olayın anlık bir heyecan ve öfkeyle değil , önceden kurgulanmış , planlanmış bir konuşmanın parçası olduğunu görüyoruz. Bu ipin ucunda Uzan’ın uyguladığı pazarlama taktiklerine karşı bir yanıt kokuyor.Kitleler soyut düşüncelerle , kavramlarla heyecanlanmazlar. Olayı somutlaştırmadan ve şova dönüştürmeden etkilemek , akılda kalmak , taraftar haline getirmek gayet zordur. Erdal İnönü yıllarca siyasette kaldı ama geriye dönüp baktığınızda hangi sözü halen kulaklarınızda çınlıyor ya da halen konuşulur olabiliyor : Özal sizi limon gibi sıkıyor… Ecevit hükümeti için muhalefet binlerce kelime sarfetti , yüzlerce eleştiri yazıldı ama akılda kalan , bugün dahi hatırladığınız ; bir esnafın kasa fırlatması olayıdırBahçeli meydanda ip atarak bu olaya karşı tepkisini net koyan lider , olarak hatırlanmaya çalışıyor.Akılda kalmak ve kitledeki bu tepkiyi kucaklıyor olmak için aynı aşırılıkla cevap veriyor. Kitlede oluşan heyecana ve tepkiye parelel bir görüntü oluşturarak , sizi ben anlıyorum , mesajını iletmeye çalışıyor.Başbakan ise kitlede bu şekilde birikmiş bir öfke var iken konuyu izah etme yolunu tercih ediyor. Mantıklı cümlelerle açıklayıp nedenlerini sıralıyor.Kitle duyguları söz konusu olduğunda ancak aynı dil ve üslup ile dinlenir olabilirsiniz. Açıklama, öfkenin en son ihtiyaç duyduğu şeydir.Müşteri karşısında bu durumu şu şekilde düşünün. Müşterinize ürün teslimatı konusunda tarih verdiniz , müşteriniz de size güvenerek program yaptı ancak ürün bir türlü yetişmiyor…Satıcı 1 : makineda bir problem çıktı ve maalesef ürününüzü yetiştiremiyoruzMüşteri kendi durumunu algılayamayan bu duruş karşısında daha da öfkelenecektir. Bu açıklama müşteri öfkesini karşılayamayacak daha da tahrik edecektir.Satıcı 2 : hanımefendi , şu an çözmemiz gereken bir problem var , ben inanın elimden gelen her şeyi yapıyorum… Bu arada müşterinin yanından telefonla hatanın olduğu departmanı arayarak ; en kısa sürede bu ürünün hazır olmasını istiyorum , şeklinde müşteri tepkisine ortak olabilirsiniz. Müşterinin göstereceği tepkiyi sizin göstermeniz, müşterinin öfkesini bir nebze tatmin edecektir. Bu şekilde müşterinin tepkisi ; Mustafa bey , yardımınız için teşekür ederim , şekline dönüşebilir.Müşteriye cevap vererek onun da size karşıt bir cevap verebileceği bir tartışma ortamı yaratmak yerine, tepkisini paylaşan bir görüntüyle aynı tarafa geçebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir böcek ilacı firması ürününün etkinliğini göstermek ve akılda kalmak için gayet etkili bir biçimde bu fotoğrafı kullanıyor.&lt;br /&gt;Spider man öldü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The New york times gazetesinde okuduğum bir makaleye göre , Amerika da bazı sektörlerde online satış grafikleri düşme eğilimi göstermiş. Oysa , birçok uzman , gelecekte online satışın hayatımızın vazgeçilmez bir gerçeği olacağını iddia ediyordu. Online alışveriş önemli bir zaman tasarrufu sağlıyordu …Peki , her şeyin daha hızlı olduğu bu dönemde , tüketici geri kalan zamanında sizce ne yapacak ?Çalışma süreleri giderek kısalırken(önceden 6 ayda sattığımız koleksiyonu şimdi 12 günde satıyoruz.) ortaya geniş bir zaman dilimi çıkıyor.Tüketici, geri kalan bu zamanı sanal bir alemde , pratik bir şekilde işlerini hallederek evinde oturmayı mı tercih edecek ?Gelecekte tüketici zamanını pratikleştirerek ona paketlenmiş bir biçimde vermenizi değil , zamanını almanızı bekleyecek. Gelecekte en önemli problemlerden bir tanesi zaman olacak ; en iyi ürün ve hizmetin yanında en iyi interaktif deneyimi sağlayan kazanacak.Sorunsuz bir şekilde hızla ürünü teslim etme sonucundan çok , bu alışveriş sürecini yönetmeye odaklanacaksınız. Ürün teslimatı , hız gibi noktalar artık herkesin yapabildiği , rekabet üstünlüğü sağlayan noktalar olmayacak. Bu alışveriş sürecine nasıl farklı eklemeler yaptığınız daha önemli olacak.Sorunsuz bir şekilde , kapıya teslim , iyi giyimli ve güleryüzlü bir teslimatçı müşterinizden imzasını alıp geriye döndüğünde sıradan , eğlencesiz ve banal bir firma olarak konuşulacaksınız.Tatil yörelerindeki garsonlar , satış temsilcilerinin rahat tavırları dikkatinizi çekmiştir. Eğlenmeye motive olmuş müşterilerine sadece ürün değil , aynı zamanda eğlence de sunarlar. Gelecekte de zaman bu anlamda genişleyeceğinden beklenti , tüketim yönünde değil , zamanı geçirme yönünde olacak.Geçen haftaki Bodrum tatilim sırasında bir garson yoldan geçen yaşlı turist bayanlara şu şekilde sesleniyordu : hey , aradığınız yakışıklı adam buradaBir önceki restauranttaki garson ise şöyle : buyrun efendim , et döner , tavuk döner …Ve mutlu son ; turistler yakışıklı adamı tercih etti&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada anlatmak istediğim marka fonksiyelliğinden daha çok size sağlayacağı faydalar çocuk küçükse aileye büyükse çocuğa aşılamaktır her nike giyen roberto carlos olmaz ama insana somut gösterimlerle izlenim uyandırılıyor bizim de böyle bir izlenime ihtiyacımız var, mct deyince bir şeylerin mesajını vermeliyiz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’de her geçen gün sayısı artan ve plansız bir şekilde yapılan alışveriş merkezlerinde (AVM) kiraların metrekare başına 200 dolara ulaştığını söyleyen Seven Hill’in Başkanı Hüseyin Özbek, "Kár etmeye imkan yok. Bu gidişle markalar batmaya başlayacak. Tepki olarak üç yıl AVM’lere girmeme kararı aldım" dedi.TÜRKİYE’de her geçen gün sayısı artan ve plansız bir şekilde yapılan alışveriş merkezlerinde (AVM) kiraların artık aklı zorlar bir hale geldiğine dikkat çeken Seven Hill’in Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Özbek, "Metrekare başına kiralar 200 dolara ulaştı. Kár etmeye imkan yok. Bu gidişle markalar batmaya başlayacak" dedi. AVM çılgınlığına kimsenin dur demediğinden yakınan Özbek "Plan, proje yok. Bunlara dikkat çekecek ne bir dernek ne de bir kuruluş var. Sektörde birlik yok. Metrekaresi 200 dolardan adam ayda 50 bin dolar kira ödeyecek. Burayı kiralayan para kazanırsa, ben her şeyi, işi gücü bırakıp, gideceğim" diye konuştu. İFLASLAR BAŞLAYACAK: Perakendecilerin bu yüksek kiralara uzun süre dayanamayacağını vurgulayan Özbek, "Herkesin bir ömrü var. Bu gidişe kimileri 6 ay kimileri 2 yıl dayanacak. İflaslar başlayacak" dedi. İmzaladıkları dışında AVM’lere 3 yıl girmeme kararı alan Seven Hill, üç yıl sonra girip, hava parası vermeyi tercih edeyor. Markanın mağazalarımızın yüzde 70’i caddelerde, kalanı AVM’lerde bulunuyor. PİYASA YABANCILARIN OLACAK: Yerli markaların ağır kira giderleri karşısında rekabet şanslarını yitireceğine tekrar dikkat çeken Özbek, piyasanın yüzde 70’inin yabancıların eline geçeceği uyarısında bulundu. Yabancı markaların korunduğunu belirten Özbek şunları söyledi: "Bu kadar olmaz. Markalar kategorik sıralansın, ona göre yer verilsin. Her marka birbirinin rakibi değil. AVM’lerde yer alabilmek için araya milletvekili, bakan sokanlar var. Böyle olmaz. AVM danışmanlarına ulaşmak bile zor. Ahmet Zorlu’yu arıyorum, dönüyor. AVM danışmanları dönmüyor."Üretim yükünü attıkSULTANHAMAM’da kumaşçı olan babası sayesinde tekstil sektörüne giren Hüseyin Özbek, daha sonra hazır giyim ve perakendeye kaydıklarını, marka olma hayalini ise 1998 yılında, 18 yaşında Seven Hill’i kurarak gerçekleştirdiğini söylüyor. "Sadece toptancı olarak kalsaydım maddi olarak daha rahat olurdum" diyen Özbek, bütün kazancını yatırıma dönüştürdüğünü anlatıyor. Kadın ve erkek koleksiyonlarına 2000 yılında çocuğu da ekleyen Seven Hill, bir yıl önce üretimden de çıkmış. Üretiminin yüzde 80’ini Türkiye’nin farklı yerlerinde yüzde 20’sini ise Uzakdoğu’da yaptırıyor. Özbek, hız kazanmak için üretimden çıktıklarını anlatarak, "Hantallığımızı bıraktık. Yükümüz hafifledi. Şu anda bir sezonda mağazaya 3 farklı koleksiyon ve 2000 model giriyor. Ürün odaklı olduk. Bazen tek bir ürün bile çıkabiliyor. Trende uygun, nokta atışı yapıyoruz" dedi. 2010’da perakende cirosu 400 milyon YTL’ye çıkar2006’da 100 milyon YTL ciro yaptıklarını ve 2007’de yüzde 25 artış beklediklerini açıklayan Hüseyin Özbek, kárlılıkların giderek azaldığına, pembe tablolar çizilse de gerçeklerin ortada olduğuna değindi. Cironun yüzde 45’inin perakendeden, kalanının ise toptandan geldiğini belirten Özbek şunları aktardı: "Türkiye’de 35 olan mağaza sayımız yıl sonunda 43’e çıkar. Ayrıca 25 franchise mağazamız var. Yurtdışında Rusya, Romanya, Bulgaristan, İsveç, Fas gibi 35 ülkede 50 kadar mağazamız bulunuyor. Yurtdışında franchise modelini benimsedik. Bu en doğrusu. İşi ve pazarı bilenle çalışırız. Daha fazla ülkeye girmeyi planlıyoruz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5468836673052332809-371912045575721569?l=ikebroflovski.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/feeds/371912045575721569/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5468836673052332809&amp;postID=371912045575721569' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/371912045575721569'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/371912045575721569'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/2007/09/retim-ve-dikkat-edilecek-hususlar.html' title='Üretim ve dikkat edilecek hususlar'/><author><name>ike</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09895600768898928036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://img509.imageshack.us/img509/5582/1010bustedinthetubhw1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5468836673052332809.post-301389797714219377</id><published>2007-09-04T16:33:00.000-07:00</published><updated>2007-09-04T16:38:10.569-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pazarlama'/><title type='text'>Pazarlama teknikleri</title><content type='html'>Pazarlamacılar genellikle ısrarcı , kapıdan kovsan bacadan giren , gururları daha zayıf insanlar olarak bilinir.Bu algılama hatasının nedeni , tüketim noktasında bu alışverişe basit bir tüketim olarak bakan , hedefi olmayan tüketici ile satış noktasında hedefleri , idealleri ve amacı olan satıcının buluştuğu ortak noktadaki hedef farklılığıdır. Tüketici bu alışveriş olayına basit bir tüketim olarak bakarken , satıcı için bir satışın ötesinde bir iş , sorumluluk , ulaşılması gereken hedef gibi anlamlar ifade eder. Satış , satıcı için basit bir alışverişin ötesinde bir başarı değerlendiresi , varoluş ve kendisini ispat biçimidir. Satıcı ile alıcının buluştuğu bu tabloda tüketici duyarsız , kendi menfaatleri konusunda ilgisiz ; satıcılar ise ısrarcı ve hatta gurursuz kişiler olarak algılanır. Yoğun rekabet ortamında aynı tüketicinin birden çok defa aynı ısrar ve mücadeleye mağruz kalması ise bu algılayışı ve önyargıyı pekiştirir.Rekabetin yoğunlaşması gibi nedenlerle yukarıdaki tablo daha hissedilir derecede artmış , oluşan önyargı ve satıcılara yapışan bu negatif imaj pazarlama stratejisi , tavır ve üslubunda da bir değişimi bugün için zorunlu kılmıştır. Eski yöntemler direnci kırmayıp biriken tepkiyi açığa çıkartmakta , klasik üslup inandırıcılığı zedeleyip bir benzer satıcıyı çağrıştırmaktadır. Bu şekilde satış süreci ilerlemeden kırılmakta , başarısızlık fiyat , maliye ve kalite gibi noktalara gelinmeden sergilenen klasik üslup , yaklaşım ve tavırla tıkanmaktadır.Bu yüzden nerede “ benim malım gerçekten de çok kaliteli “diye söze başlayan bir satıcı görsem “ şu an için ihtiyacımız yok” cevabını duyar gibi olurum.&lt;br /&gt;*******beylik lafları unutup reel konuşmak gerektiği durumları iyi değerlendirelim.&lt;br /&gt;Marka basit bir deyişle tüketici ile ürün arasındaki iletişimdir. Ürüne imaj ve değer kazandırarak tüketiciyle arasında bir iletişim köprüsü oluşturur. Ürün işlevsel ve somut bir yarar sunarken marka bu işlevselliğin üzerinde yaratılan soyut bir değerdir. Kola susuzluğu gidermesi özelliğiyle bir ürün , " hayatın tadı " sloganı ile de canlılık , gençlik ve dinamizm gibi özellikleri içinde barındıran bir değerdir. Bu değerler somut olan ürüne yapışarak ürünün vitrinini oluşturup tüketici algısıyla bağ kurar. Ürünü içi gazlı sıvı olan bir şişe olma durumundan kurtarıp ürüne bir ruh kazandırır. Bu anlamda ürün üretilir marka yaratılır. Ürün tüketicinin somut tüketim ihtiyacına cevap verirken marka soyut beklentiye hitap eder. Ürün bugünün marka yarınındır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlar spor bir arabaya sadece rahat olduğundan dolayı para ödemez, sportif arabayla sportif bir kişilik de satın alır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başarılı olmayan satıcılar ödün vererek ilerler.&lt;br /&gt;Ödünler verilerek gerçekleştirilen satışlarda ise sadece satış gerçekleşmez aynı zamanda anlaşmanın yöntemi , metodu ve pazarlığın şekli de biçimlenir. Bu artık bu müşteriyle olan pazarlıktaki ilerleme ve iletişim yönteminizdir. Müşteriyle aranızda kurulan anlaşma köprünüzdür.&lt;br /&gt;Birinci satış ödün verilerek gerçekleştiyse emin olun ki ikinci satışın gerçekleşmesi için daha fazla artı bir ödün vermeniz gerekir. Bu yöntem uzun vadede 80/20 kuralında olduğu gibi bu müşterinizi karsız bir hale getirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;****Satışa daha başlarken tavizle başladığımız müşteriler de bunu bariz bir şekilde gördük buna özellikle dikkat etmeliyiz.&lt;br /&gt;Sorunu yok saymak bir anlamda müşteri bakış açısını ve değer algılayışını yoksaymaktır ; devam ettirilirse kişisel bir çatışmaya dönüşebilir.Pazarlık sürecinde en sık kullandığım cümle : “ evet çok doğru söylüyorsunuz , çok doğru bir tesbit “ çünki belirli noktalarda anlaşma sağlamadan , ortak bir noktada durmadan aşama kaydedemezsiniz. Bu olumlama yerine itiraz ederseniz bunu hemen karşı itiraz takip eder ve bilinen bir pazarlama ilkesidir ki : münakaşada kazanan satışta kaybeder Doğru yaklaşım “ çok doğru söylüyorsunuz ama olayın bir de şöyle bir boyutu var “ böyle bir açılım yaptıktan sonra kendi doğrunuzu anlatmanız için uygun bir zemin oluşmuş olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konfuçyüs der ki : iyi konuşmak önemlidir fakat nokta koymak daha da önemlidir.Oysa pazarlamada nokta koymak kaybetmek demektir. Nokta koyduğunuzda görüşmesüreci bir durağanlık halini alır ve bu durağanlık ve netlik ortamı ile müşteriyekafasında bir bilanço yaratma şansı verirsiniz , bundan sonra yapacağınız evet ya dahayır cevabını bekleme ötesine geçemez. Süreci bir durağanlık haline sokarsanız resminetleştirirsiniz .Bilinmeyen ise bilinenden daha kolay satılır , bilinmeyenin içinemüşterinin görmek istediğini de katabilirsiniz ,Bilinen hayatın kendisi gibidir ; gerçek , siyah ve beyaz.Sıklıkla mutlak bir doğru gibi çok sık tekrarlanan bir cümleDuyarsınız : bilgi paylaşıldıkça çoğalırAcaba bu da yukarıdaki cümle gibi sorgulamadan kabul ettiğimiz bir , iş dünyası ya dapazarlama alanına uygulandığında yanlış olabilecek bir cümle olabilir mi ?Pazarlamada doğru yoktur , doğrular vardır.Yaratıcılık ve özgünlük gerektiren işlerde yol tarif edilmez , bulunur. Doğru olan şeyyanlış kişide sırıtır , yakışmaz.Düşe kalka bisiklet sürmesini öğrenebilecek bir kişiye iki yan tekerlek verirseniz hepdört tekerle sürmeye alışır.Mülakata girecek bir kişiye ; “bana öyle bir şey yap ki seni hiç unutmayayım “ sorusu sorulduğunda kü ltablasını al yere at diye anlatıp , bu yönde bilginizi paylaşırsanız , o kişinin kafasında bu tür kalıplar oluşturursanız hem o kişinin kendi yaratıcılığını ortaya koymasını engellersiniz hem de o hareketin arkasında durabilecek altyapıdan yoksunsa düşebileceği komik durumdan sorumlu olursunuz.Bilgi her zaman paylaştıkça çoğalmaz , paylaşıldıkça kalıplaşır , üzerindeki düşünceyoğunluğunu kaybeder , yaratıcılığı sınırlar ve her ağrıda kullanılan aspirin halini alabilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5468836673052332809-301389797714219377?l=ikebroflovski.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/feeds/301389797714219377/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5468836673052332809&amp;postID=301389797714219377' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/301389797714219377'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/301389797714219377'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/2007/09/pazarlama-teknikleri.html' title='Pazarlama teknikleri'/><author><name>ike</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09895600768898928036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://img509.imageshack.us/img509/5582/1010bustedinthetubhw1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5468836673052332809.post-380836225117605594</id><published>2007-09-02T06:38:00.011-07:00</published><updated>2007-09-02T07:48:02.670-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='security'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='md5 kullanımı'/><title type='text'>md5 kullanımı</title><content type='html'>MD5 (Message-Digest algorithm 5) aslında bir şifreleme yöntemi değil, bir hash function‘dır. Yani herhangi bir uzunlukta verilen mesajı (veya dosyayı) alıp fazla uzun olmayan bir harf ve sayı dizisine çevirir. Siz 700mb büyüklüğünde bir Linux dağıtımının .iso dosyasını indirseniz de, “merhaba, nasılsın?” mesajı yazsanız da, hepsinin MD5 sonucu 128bit uzunluğundadır. 128bit ise 128/4 = 32 hexadecimal sayıyla ifade edilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hemen bir örnek verelim: ulusal dağıtımımız olan Pardus’un .iso dosyasını bu klasörde görüyorsunuz. Bakalım bu klasördeki pardus-1.0.iso.md5sum dosyasında ne yazıyor:&lt;br /&gt;c84f093c22580a70813dff7d0e9c85bf pardus-1.0.iso&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buradaki 32 tane hexadecimal sayı (0-f arası karakterler) pardus-1.0.iso dosyasının MD5 sonucunu gösteriyor. Eğer siz bu 700mb’lık dosyayı bilgisayarınıza indirirken 1 bit’lik bile hata yapmış olsaydınız MD5 sonucu çok farklı bir sayı çıkardı! Wikipedia örneğinde cümlede tek harf değişince MD5 sonucu da alakasız biçimde değişiyor:&lt;br /&gt;MD5(”The quick brown fox jumps over the lazy dog“)&lt;br /&gt;= 9e107d9d372bb6826bd81d3542a419d6&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MD5(”The quick brown fox jumps over the lazy cog“)&lt;br /&gt;= 1055d3e698d289f2af8663725127bd4b&lt;br /&gt;Tek Yönlü Şifreleme Algoritmaları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir algoritmanın tek yönlü şifreleme algoritması olarak kabul edilebilmesi için tabii ki şifrelenmemiş veriye kolayca ulaşmamamız gerekli. Çift yönlü şifreleme algoritmaları encrypt ve decrypt fonksiyonları yardımıyla bir mesajı şifreler ve şifresini çözerler. Ancak, örnek olarak MD5 için bir decryption function yazmak mümkün değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;128 bit’lik c84f093c22580a70813dff7d0e9c85bf MD5 hash’ini kullanarak pardus-1.0.iso dosyasını oluşturmamız mümkün değildir. Ancak MD5 kullanılarak kaydedilmiş şifreleri bulmak için uygulanabilecek bazı yöntemler mevcut.&lt;br /&gt;MD5′e Brute Force Saldırılar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Brute Force saldırılar kabaca, tüm olasılıkları deneyerek şifreyi çözmek olarak anlatılabilir. Örnek olarak elinizde c84f093c22580a70813dff7d0e9c85bf MD5 sonucu var, ve siz bunun 6 basamaklı bir sayının MD5 sonucu olduğunu tahmin ediyorsunuz. Yapılacak işlem basit: 6 basamaklı tüm sayıların MD5 sonucuyla elimizdeki sonucu karşılaştırmak! Basit bir kodla bu işlem halledilebilir&lt;br /&gt;for( int i=100000; i!=1000000; i++ )&lt;br /&gt;if( MD5(i) == “c84f093c22580a70813dff7d0e9c85bf” )&lt;br /&gt;print( “Şifre bulundu: ” + i);&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıdaki döngü milisaniyeler içinde tamamlanıp, eğer varsa, sonucu listeleyecektir. Ancak tabii ki şifre 6 basamaklı bir sayı olacak varsayımını her zaman yapmamız mümkün değildir. Şifrelerde büyük harfler [A-Z], küçük harfler [a-z], rakamlar [0-9], özel karakterler [!@#$%^&amp;*()-_+=], veya dile özel karakterler [ıçşüğâî] bulunabilir. Uzunlukları ve karakter tipleri belli olmayan bir şifre için brute force saldırı uygulamak tahmin ettiğinizden de uzun sürebilir (milyarlarca yıl mesela). Bu yüzden bazı karakter setleri için MD5 şifreleri tabloları hazırlanır.&lt;br /&gt;MD5 Tabloları ve RainbowCrack Projesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz önce dediğimiz gibi; MD5 şifrelerini kolayca eşleştirmek için tanımlayacağımız karakter setindeki belli uzunluklarda tüm olasılıkların MD5 sonucunu bir tabloya atmak, bu eşleştirmeyi birkaç saniye içinde tamamlamak anlamına geliyor. Yalnız bu tabloları oluşturmak için güçlü bir bilgisayara (veya paralel bilgisayarlara), geniş bir disk alanına ve gerekiyorsa uzun zamana ihtiyacınız olacaktır. Bir kez tabloyu oluşturduğunuzda vereceğiniz herhangi bir MD5 sonucunu eşleştirmek gayet hızlı olacaktır. RainbowCrack projesinden birkaç örnekle konuyu açıklayalım:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örnek #1&lt;br /&gt;karakter seti [ABCDEFGHIJKLMNOPQRSTUVWXYZ]&lt;br /&gt;şifre uzunluğu 1-14&lt;br /&gt;olasılık 8353082582&lt;br /&gt;tablo boyutu 610 MB&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örnek #2&lt;br /&gt;karakter seti [ABCDEFGHIJKLMNOPQRSTUVWXYZ0123456789]&lt;br /&gt;şifre uzunluğu 1-14&lt;br /&gt;olasılık 80603140212&lt;br /&gt;tablo boyutu 3 GB&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örnek #3&lt;br /&gt;karakter seti [ABCDEFGHIJKLMNOPQRSTUVWXYZ0123456789!@#$%^&amp;*()-_+= ]&lt;br /&gt;şifre uzunluğu 1-14&lt;br /&gt;olasılık 915358891407 (2^39.7)&lt;br /&gt;tablo boyutu 24 GB&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu tablolar içinden bir windows şifresi saniyeler içinde bulunabiliyor. Windows şifrelemesi için büyük harflerden oluşan karakter setleri küçük harfleri de kırabildiği için ayrıca küçük harfler eklenmemiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örnek #4&lt;br /&gt;karakter seti [abcdefghijklmnopqrstuvwxyz0123456789]&lt;br /&gt;şifre uzunluğu 1-8&lt;br /&gt;olasılık 2901713047668&lt;br /&gt;tablo boyutu 36 GB&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıdaki örnekte ise tablo MD5 için hazırlanmış ve karakter seti küçük harflerden ve rakamlardan oluşmaktadır. Verilen MD5 sonucu birkaç dakika içinde eşleştirilip %99.9 ihtimalle bulunabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu MD5 tablosunda karakter setine büyük harfler ve özel karakterler eklendiğinde tablo boyutu terabaytlar düzeyine çıkacak; 9 ve 10 karakter uzunluğundaki şifreleri de kapsamasını istersek hem tablonun oluşturulması aylar belki yıllar sürecek, hem de boyutu düşünemeyeceğimiz kadar büyük olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnternette MD5 şifrelerinin ne olduğunu sorabileceğiniz birkaç veritabanı mevcut. Ne kadar yasal bir uygulamadır tartışılır tabii ki ama vermek için bir sakınca görmüyorum:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    * MD5 Reverse Lookup&lt;br /&gt;    * MD5(); &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sayın Ferruh Mavituna da güzel ve kapsamlı bir liste hazırlamış, iyisi mi siz bu listeden yararlanın.&lt;br /&gt;İnternet Uygulamalarında MD5 Kullanarak Daha Güvenli Şifre Saklama&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıklıkla takip ettiğimiz fazlamesai.net sitesinde temmuz ayı sonunda bir açık bulunmuş ve tüm veritabanına erişilmişti. Veritabanında şifreler tabii ki açıkça yazmıyor, veya geri dönüşümü olan bir şifre algoritmasından geçirilmiyordu. Kullanılan algoritma MD5 olmasına rağmen tabii ki kimsenin içi rahat değildi; çünkü artık MD5 şifreleri internetteki MD5 lookup table‘lar sayesinde kolayca eşleştirilebiliyordu. Bir saldırının anatomisi: Fazlamesai yazısını ve yorumlarını okuyacak olursanız güvenlikle ilgili faydalı bilgiler edinebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MD5 şifrelerini sağlamlaştırmak için insanların akıllarına ilk gelen yöntem MD5 sonuçlarını tekrar tekrar MD5′ten geçirmek olmuş. Yani veritabanına kaydederken md5(şifre) yerine md5(md5(md5(şifre))) olarak kaydetmeye başlamışlar. Ancak dikkat edin, bu yöntemle şifrenizin bulunma zamanını ve RainbowCrack tablosunun uzunluğunu exponential değil linear büyütmüş olursunuz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şifreleri daha güvenli saklamak için MD5′ten geçirmeden önce aldığınız karakter dizisine bazı işlemler uygulayın. Mesela:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    * Şifreyi reverse edin, normaliyle birleştirin.&lt;br /&gt;    * Şifrenin ilk veya son birkaç karakterini başa veya sona ekleyin.&lt;br /&gt;    * Şifrenin başına ve sonuna farklı karakter setlerinden belirleyeceğiniz karakterleri ekleyerek şifreyi uzatın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uygulama&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelin, isterseniz bir uygulama yapalım. Diyelim ki elimizdeki şifre 1234 (sanırım insanların %10′u filan bu şifreyi kullanır). İsterseniz bu şifreyi MD5 sonucundan nasıl rahat bulabildiğimize bakalım:&lt;br /&gt;md5(1234) = 81dc9bdb52d04dc20036dbd8313ed055&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şifremiz 4 basamaklı bir sayı, demek ki 1′den 4 basamağa kadar olan sayıların MD5 hash’lerini bulup karşılaştırsak şifreyi bulabilecekmişiz. Olasılık sayısı (9^1)+(9^2)+(9^3)+(9^4) = 7380. İşlemcinin yorulduğuna bile değmez… Zaten bu şifrenin nasıl kolayca eşleştiğini buradan ve buradan kontrol edebilirsiniz.&lt;br /&gt;Şimdi ise şifremizi MD5 fonksiyonuna sokmadan önce birkaç işlem uygulayalım:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    * Öncelikle şifreyi ters çevirin: 4321&lt;br /&gt;    * Başına birkaç sayı ve karakter ekleyin (mesela 0a4b): 0a4b4321&lt;br /&gt;    * Son iki karakterini alıp başa ekleyin: 210a4b4321&lt;br /&gt;    * Başına ve sonuna büyük-küçük harfler ve özel karakterler ekleyin&lt;br /&gt;      (mesela başına 2%t}W, sonuna da a(H_5$ gibi…) : 2%t}W210a4b4321a(H_5$&lt;br /&gt;    * Şimdi ise bu karakter dizisini MD5 fonksiyonundan geçirin:&lt;br /&gt;      md5(2%t}W210a4b4321a(H_5$) = f56ae31a4ebd33c0fee2054f9567d201 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu hash değerini internetteki veritabanlarının bulmasının imkanı yok! Hem 20 karakterli, hem de çoğu karakter setinden harfler içeriyor. Hoş, biri bulsa bile 2%t}W210a4b4321a(H_5$ diye bir şifre hiçbir işine yaramayacaktır. Burada önemli olan,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    * Aldığınız şifreyi her zaman aynı basamaklardan geçirerek kontrol etmek,&lt;br /&gt;    * Bu basamakları gizli tutmak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böylece kullanıcılarınızın şifrelerini daha güvenli saklayabilirsiniz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5468836673052332809-380836225117605594?l=ikebroflovski.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/feeds/380836225117605594/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5468836673052332809&amp;postID=380836225117605594' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/380836225117605594'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/380836225117605594'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/2007/09/md5-kullanm.html' title='md5 kullanımı'/><author><name>ike</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09895600768898928036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://img509.imageshack.us/img509/5582/1010bustedinthetubhw1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5468836673052332809.post-4621760719533907666</id><published>2007-09-02T06:38:00.010-07:00</published><updated>2007-09-02T07:43:43.218-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='3d secure'/><title type='text'>3d secure nedir ?</title><content type='html'>3-D Secure™ is an XML-based protocol to allow authentication of cardholders of credit card companies in epayment transactions. The 3-D Secure protocol was developed by Visa to improve the security of Internet payments. It was adopted and is offered with the service name Verified by Visa and MasterCard SecureCode. The main difference between Visa and MasterCard implementations resides in the method to generate the AAV (Accountholder Authentication Value): MasterCard uses UCAF (Universal Cardholder Authentication Field) and Visa uses CAVV (Cardholder Authentication Verification Value). The protocol has also been adopted by JCB International under the service called J/Secure.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;Description and basic aspects of the protocol&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The basic concept of the protocol is to tie the financial authorization process with an online authentication. This authentication is based on a 3 domain model (that is the 3-D in the name). The three domains are: Acquirer Domain (the commerce), the Issuer Domain (the bank issuer of the credit card) and finally the Interoperability Domain (Worldwide credit card and support).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The protocol uses XML messages sent over SSL connections with Client Authentication (this ensures the authenticity of both peers, the Server and the Client, using Digital Certificates).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Each Issuer could use any kind of authentication method (the protocol does not cover this) but typically, a password-based method is used, so to effectively buy on the Internet means using a secret password tied to the card.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;In order for a Visa or MasterCard member Bank to use the service, it has to operate a compliant software that supports the latest protocol specifications. Currently the specifications are under version 1.0.2. Previous versions 0.7 (only used in Visa USA) and 1.0.1 have become redundant and are no longer supported. MasterCard and JCB have adopted version 1.0.2 of the protocol only. Once compliant software is installed, the member bank will perform Product Integration Testing with the Payment System Server before it rolls out the system.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5468836673052332809-4621760719533907666?l=ikebroflovski.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/feeds/4621760719533907666/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5468836673052332809&amp;postID=4621760719533907666' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/4621760719533907666'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/4621760719533907666'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/2007/09/3d-secure-nedir.html' title='3d secure nedir ?'/><author><name>ike</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09895600768898928036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://img509.imageshack.us/img509/5582/1010bustedinthetubhw1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5468836673052332809.post-9065415289981366780</id><published>2007-09-02T06:38:00.009-07:00</published><updated>2007-09-02T07:39:25.776-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='e-commerce'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='güvenlik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='e-ticaret'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='security'/><title type='text'>e-ticarette güvenlik</title><content type='html'>Elektronik ticarette alıcı ve satıcı birbirlerini görmeksizin iş yaptıklarından karşılıklı olarak güvenin sağlanması için ek bir takım önlemler almaya ihtiyaç duyarlar. Öncelikle alıcı ve satıcı taraflar birbirlerinin kimliklerinden emin olmak isterler. İşte bu ihtiyaçtan dolayı daha sonra bahsedeceğimiz �dijital imza� ve �dijital sertifika� kavramları geliştirilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunlar aracılığıyla iki taraf birbirlerinin kimliğinden emin olabilmektedir. Türkiye�de şu anda dijital sertifikalar ile ilgili yasal altyapı henüz oluşturulmadığı için alıcı tarafında bulunan bireysel kullanıcılar henüz dijital sertifika kullanmaya başlamamışlar, satış yapan siteler de müşterilerine bunu şart koşmamışlardır. Bu nedenle satıcılar alıcıların kimliklerini kontrol edememektedirler. Bazı özel kuruluşlar, özel sistemler geliştirerek bu kuşkuyu ortadan kaldırmaya çalışmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elektronik ticarette güvenlik konusunda değerlendirilmesi gereken diğer bir konu da alıcıların elektronik ticaret sitelerinden alışveriş yapmak için vermek durumunda kaldıkları kredi kartı vb. bilgilerin Internet üzerinden iletilirken üçüncü şahısların eline geçmesi riskidir. Bilindiği gibi özellikle telefonla yapılan satışlarda (gazeteye ilan vermek, katalog satışları vb) kredi kartı numarası ve son kullanma tarihi alışveriş için yeterli olmaktadır. Bu yüzden bu bilgilerin korunması e-ticaretin gelişimi için büyük önem taşımaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak e-ticarette kredi kartı bilgilerinin başkalarının eline geçme riski günlük hayattakine göre çok daha azdır. Günlük hayatta ödeme yaparken kredi kartı bir başkasına verilmekte, bu yüzden kredi kartının üzerindeki bilgilerin gizliliği büyük oranda ortadan kalkmaktadır. Sanal alışveriş hizmeti veren firmalar, kredi kartı bilgilerinin güvenliği ve gizliliğini sağlamak için yaygın olarak SSL ve SET gibi güvenlik standartlarını kullanmaktadırlar. Kullanıcı, işyeri ve banka arasındaki veri akışı sırasında bilgilerin şifrelenerek aktarılması esasına dayanan güvenlik sistemleri sayesinde bilgilerin başka bir kişinin eline geçmesi durumunda çözülebilmesi (yani kullanılabilmesi) önlenir. Böylece kart bilgilerinin gizliliği ve alışverişin güvenliği sağlanmış olur. Burada önemli bir noktada, gizlilik sağlansa da müşteriye itiraz hakkının verilip verilmeyeceğidir.(Kuruluşlar genelde itiraz hakkı verirler.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl ki kredi kartınızı çaldırmanız, kaybetmeniz, kasa başında unutmanız v.b. gibi normal kullanım riskleri varsa, internet üzerinden alışverişte de, söz gelimi, kredi kartı bir başkasına vermişseniz ve kişisel bilgilerinizi (isim, adres, telefon vb) başkaları biliyorsa, benzer riskler vardır. Ancak bu risk, genellikle teknolojinin yetersizliğinden değil tam tersine, yanlış ve bilinçsiz kullanımından doğmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güvenlik İçin Kullanılan Yaygın Protokoller:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnternet üzerinde dolaşan bilgi paketleri, bir takım güvenlik protokolleri yardımıyla "şifrelenerek" gönderilir. Bunlardan en popülerleri SSL (güvenlikli web oturumu ve karşılıklı bilgi değiş-tokuşu) ve SET (kredi kartı uygulamaları) dir. SSL (Secure Sockets layer) ve SET (Secure Electronic Transaction) sayesinde, bilgi güvenli bir şekilde "sadece" doğru kişiye iletilir ve bilgiyi gönderen bilgisayar ile alan bilgisayar arasında güvenli bir veri iletişimi kurulur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kredi kartı numarası, isim, adres vb gibi bilgiler güvenli olarak iletilir. İnternet üzerinde alışveriş yapılan tüm merkezlerde alışveriş yapılırken bu tip güvenlik sistemleri kullanılır. 128 bir şifreleme algoritmaları kullanan bu sistemler, e-ticaret için gerekli "güvenli iletişim" ortamını sağlarlar. Anahtarlar üretilirken kullanılan bazı popüler algoritmalar olarak, DES (Data Encryption Standard), RSA, IDEA verilebilir. Bunlardan RSA�nın RC4 algoritması (128 bit şifreleme olarak) Netscape ve Internet Explorer�da da kullanılan bir algoritmadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanal Mağazaya müşterilerin güvenli erişimi için, SLL standartı kullanılmaktadır. Satıcı firma, bir onay kurumundan aldığı elektronik web sitesi kimliği ile mağazasının sanal dünyadaki kaydını gerçekleştirmektedir. Müşteri ile Satıcı Firma arasındaki iletişimde güvenliği sağlayan SLL; internette ulaşılan adresin gerçekten aranan mağaza olup olmadığını kontrol etmekte ve bilgilerin şifrelenerek gönderilmesini sağlamaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Satıcı firma ile banka arasındaki iletişimin güvenliği ise SET protokolü ile gerçekleştirilmektedir. Müşteriden SLL ile alınan ödeme bilgileri (kredi kartı), satıcı firma tarafından bankaya SET protokolü ile şifrelenerek gönderilmektedir. Banka, müşterinin hesabının uygun olması durumunda, alışverişini onaylamakta ve provizyon bilgisini satıcı firmaya göndermektedir. Satıcı firma, müşterisine siparişin tamamlandığını bildirdikten sonra bankaya bağlanarak alışveriş tutarını hesabına aktarmaktadır. Ülkemizde kitap, kaset, CD, çiçek, elektronik, giyim, bilgisayar, gıda, vb. ürünlerin İnternette doğrudan müşteriye satışını yapan sanal mağaza sayısı 250�yi aşmıştır (*).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geniş Anlamıyla SSL&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SSL (Secure Sockets Layer), ağ üzerindeki web uygulamalarında güvenli bilgi aktarımının temini için (bilginin doğru kişiye güvenli olarak iletimi), "Netscape" firması tarafından geliştirilmiş bir program katmanıdır . Burada, bilgi iletiminin güvenliği, uygulama programı (web browser, HTTP) ile TCP/IP katmanları arasındaki bir program katmanında sağlanmaktadır. SSL, web sunucularına (Apache vb), bir modül olarak yüklenir ve böylece web sunucuları güvenli erişime uygun hale gelir. SSL, hem istemci (bilgi alan) hem de sunucu (bilgi gönderen) bilgisayarda bir doğrulama (authentication: iki bilgisayarın karşılıklı olarak birbirini tanıması) mekanizması kullanır. Böylece, bilginin doğru bilgisayardan geldiği ve doğru bilgisayara gittiği teyit edilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilgisayarların birbirlerini "tanıma" işlemi, açık-kapalı anahtar tekniğine (public-private key encryption) dayanan bir kripto sistemi ile sağlanır. Bu sistemde, iki anahtardan oluşan bir anahtar çifti vardır. Bunlardan açık anahtar (public key) herkes tarafından bilinebilen ve gönderilen mesajı "şifrelemede" kullanılan bir dijital anahtardır. (Burada anahtar� dan kasıt, aslında bir şifreleme -kriptolama- algoritmasıdır. Bu algoritma (yani, anahtar) kullanılarak gönderilecek bilgi şifrelenir). Ancak, açık anahtar ile şifrelenen mesaj sadece bu anahtarın diğer çifti olan "kapalı anahtar" (private key) ile açılabilir (deşifre edilebilir). Kapalı anahtar da, sadece sizin bildiğiniz bir anahtar olduğundan, mesaj güvenliği sağlanmış olur. Örnek olarak, size mesaj göndermek isteyen birine kendi açık anahtarınızı gönderirsiniz. Karşı taraf bu anahtarı kullanarak mesajını şifreler ve size gönderir. Şifrelenen mesajı, sadece sizde olan ikinci bir anahtar (kapalı anahtar, private key) çözebilir ve bu anahtarı sadece siz bilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SSL, web sunucusunu tanımak için, dijital olarak imzalanan sertifikalar kullanır. Sertifika, aslında, o organizasyon hakkında bazı bilgiler içeren bir veri dosyasıdır. Aynı zamanda da, kuruluşun açık-kapalı anahtar çiftinin "açık" anahtarı da sertifika içinde yer alır. Sunucu sertifikası da, o sunucuyu işleten kuruma ait bilgiler içeren bir sertifikadır. Sertifikalar, "güvenilir" sertifika kuruluşları tarafından dağıtılır (Örneğin VeriSign vb.).&lt;br /&gt;İstemci(bilgi alan) bilgisayar, SSL destekleyen bir sunucuya bağlandığı anda, (bu, https:// ile başlayan URL satırları ile gerçekleşir) doğrulama işlemi başlar. İstemci, kendi açık anahtarını sunucuya gönderir. Sunucu ise, bu anahtarı kullanarak şifrelediği bir mesajı istemciye geri gönderir. Bir sonraki adımda istemci sadece kendinde olan kapalı (private) anahtarı kullanarak gelen şifreli mesajı çözer ve sunucuya geri gönderir. Mesajı alan sunucu ise, bunu kendisinin gönderdiği orijinal mesaj ile karşılaştırır ve eğer iki mesaj "aynı" ise "doğrulama" işlemi başarıyla tamamlanmıştır ve sunucu bu noktadan itibaren "doğru bilgisayarla/kişiyle" iletişimde olduğunu anlar. Daha sonra sunucu istemciye o an gerçekleşen web oturumunda kullanılacak tüm önemli anahtarları gönderir ve güvenli iletişim başlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SSL, bugün için yaygınlıkla kullanılan ve birçok yazılımın desteklediği bir stantard haline gelmiştir. Özellikle internet üzerinden bankacılık, elektronik kimlik belgesi çıkartma gibi hizmetler veren siteler SSL kullanmaktadırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SET nasıl işliyor ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SET (Secure Electronic Transaction), elektronik ticarette, internet üzerinde güvenli bilgi aktarımını sağlamak amacıyla aralarında VISA, MasterCard ve IBM�in de olduğu kuruluşlar tarafından geliştirilen bir protokoldür. SET uyumlu ilk alışveriş, 18 Temmuz 1997�de San Francisco�da yapılan tanıtımla İspanya ve Singapur�da bulunan sanal mağazalardan gerçekleştirilmiştir. Garanti Bankası Şubat 1998�de gerçekleştirdiği SET uyumlu alışverişle, bu protokolü kullanmaya başlayan Dünya�da yedinci, Avrupa�da dördüncü ve Türkiye�de ilk kuruluş olmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amaç, internet üzerinden kredi kartıyla güvenli ödeme yapabilmektir. Diğer bir deyişle, kullanıcının kredi kartı ikinci taraflarca okunmamalı ve ödeme emrindeki mal miktarı, ödeme miktarı zaman bilgisi vb. diğer bilgiler, hem alıcı, hem satıcı hem de aracı kurum olaarkbanka tarafından inkar edilemez nitelikte olmalıdır.&lt;br /&gt;Uygulanma aşamasında, bir takım yazılımların birleştirilmesi ile yapılır. Bunlardan ilki, internet tarayıcı cüzdanı yada elektronik cüzdan(browser wallet)�dır. Tarayıcı czdanı, bir internet tarayıcısı ile birlikte çalışan ve kredi kartı sahibinin alış-veriş yaparken kredi kartlarını ve elektronik kimlik belgelerini taşımasını sağlayan yazılımdır. Satıcıdan gelen SET mesajlarına cevap olarak, alıcıya hangi kredi kartıyla alışveriş yapmak istediğini sorar ve tanımlı olan bütün SET protokolü işlemlerini yerine getirir. Diğer yanda, satıcılar ve satıcı sunucusu yazılımı(merchant server) kullanırlar. Bu yazılım, alıcı ödemelerini karşılar, satıcının iş yaptığı veya anlaşmalı bankası ile iletişime geçer, ödeme ve sipariş ile ilgili benzeri işlemler yapar. Bankalar ise, satıcının yaptığı kredi kartı işlemlerinin doğrulanması ve ödemelerin bankalar arası takasını sağlamak üzere bir yazılım kullanırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SET, özellikle on-line (gerçek zamanda) kredi kartı bilgileri iletimi için geliştirilmiş bir standarttır. SET, kredi kartı ile yapılan online ödemelerde, bilgilerin internet üzerinden aktarımında gizlilik ve güvenlik entegrasyonunu sağlar. SET protokolü sadece müşteri (ürün siparişi veren kredi kartı sahibi) ile sanal dükkan (e-dükkan) ve kredi kartı şirketi arasındaki ödeme fazını şifreler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SET ile, ödeme işlemine taraf olan herkes (müşteri, dükkan sahibi, kredi kartı şirketi), birbirlerini tanırlar (teşhis ederler, authentication) ve bu ispatlanabilir. "Tanıma" işlemi, SSL�dekine benzer bir dijital sertifikasyon sistemi ile yapılır. Yani, ödeme fazına dahil bütün taraflar kendi kimliklerini belirten dijital bir sertifika kullanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mevcut güvenlik sistemlerinden SET�i farklı kılan sebep; alıcı ile satıcıyı bir finansal kurum ile ilişkilendiren sertifikaların varlığıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SET güvenli bir iletişim altyapısı sağlamasına karşın, beklendiği hızda yaygınlaşamamıştır. Bunun nedenleri uzmanlar tarafından , kullanıcı kolaylığında yaşanan sıkıntılar ve bahsedilen yazılımların dağıtımı ile ilgili zorluklar olarak tespit edilmiştir.   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dijital imza nedir ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk kez ABD eski başkanı Billy Clinton� ın tanıtımıyla kullanılmaya başlanan dijital imza , günlük hayatta kullanılan imzalarda olduğu gibi, dijital imzalar da elektronik ortamda gönderilen bilginin veya e-mail�in kime ait olduğunu göstermek için kullanılır. Dijital imzaların oluşturulmasında ve doğrulanmasında dijital sertifikalar kullanılır. Gönderdiğiniz veriyi imzalamak için kendinize ait bir dijital sertifikanız bulunmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dijital imzanın başlıca özellikleri uzmanlar tarafından şöyle sıralanıyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Dijital imza bir kullanıcı, sunucu ya da host�tan gönderilen bilgilerin kesinlikle o kuruma veya kişiye ait olduğunu doğrulayarak, verinin başkası tarafından yollanmadığını garanti eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Dijital imza, veri akışı sırasında bilgilerin içeriğini korur, bir başka kişinin eline geçmesini ya da değiştirilmesini engeller, bilginin sadece alıcıya gittiğini ve sadece alıcı tarafından okunacağını garanti eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Dijital imza, veriyi gönderenin ve alanın kim olduğunun kanıtlanmasına imkan tanır. Yani imzalanmış bir dokümanı yollayan kişi onu yolladığını inkar edemez ve alıcı da aldığını inkar edemez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alternatif Güvenlik Olabilecek Bir Uygulama: E-para&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;e-para, tam olarak, kullandığınız bilgisayarın sabit diskinde sizin adınıza bulunan, ve internet üzerinde yaptığınız alışverişlerde harcayabileceğiniz paradır. Siz harcama yaptıkça, harcadığınız miktar toplamdan düşülür. e-para kullanımı pek yaygın değildir. Ancak, gelecekte sık kullanacağımız bir araç olabilir. Aşağıdaki satırlar bazılarımıza şu an bir fantazi gibi gelebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Temel olarak, gidip, e-para servisi veren bir bankadan, kredi kartımızla ya da peşin ödemeyle, bir miktar e-para alıyoruz. Daha sonra, banka bu miktarı bizim bilgisayarımıza transfer ediyor.Internet üzerinde bir alışveriş yaptığımızda da, eğer burada e-para geçiyorsa, sipariş formunda e-para ile ödeme yapılacağını belirtiyoruz. Miktar otomatik olarak bilgisayarımızdaki miktardan düşülüyor. Bütün bu işlemler, e-para servisi veren bankamızdan da kontrol ediliyor. Bazı uygulamalarda, e-para ödemesi doğrudan bankadan yapılıyor. Bu durumda, size bir e-posta mesajı ile, ilgili siparişi alıp almayacağınız soruluyor. Böylece, alışverişlerde, fiziksel olarak alışageldiğimiz "para dolaşımı" ortadan kalkıyor.&lt;br /&gt;En popüler 3 dijital para sistemi şunlardır : Digital Cash (http://www.digicash.com), Cyber Cash (http:www.Cybercash.com) ve First Virtual (http://www.fv.com). Ilgili yerlere web listeleyicinizle bağlanıp daha ayrıntılı bilgiler alabilirsiniz. Tüm dünyada, e-para kabul eden banka sayısı ise hızla artmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kredi Kartı Sahiplerine Uzmanlardan Öneriler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;� Alışveriş yaptığınız sayfanın güvenilir olduğunu anlamanın en kesin yolu, kredi kartınızla ilgili bilgileri gireceğiniz sayfanın Internet adresindeki "http" nin "https" ye dönüşmesidir. Bu dönüşüm firmanın sanal mağazasının bulunduğu sitenin SSL güvenlik protokolünü kullandığını gösterir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;� Internet üzerinde sanal alışveriş hizmeti veren firmalar, sanal alışverişin güvenliğini sağlayan standartlar ve teknolojiler kullanmaktadır. Internet tarayıcınızın Explorer veya Netscape olmasına bağlı olarak kilit ikonu kilitlenmiş ve anahtar ikonunun kırık olmadığı sayfalar güvenli sayfalardır. Fakat bu durum tarayıcı versiyonlarına göre ve sertifikanın alındığı sertifikasyon kurumuna göre değişiklik gösterebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;� Güvenilir ve isim sahibi sitelerden yaptığınız alışverişlerinizde güvenlik açısından bir problem çıkması ihtimali çok düşüktür. Tanımadığınız veya güvenliğinden emin olmadığınız bir siteden alışveriş yapmanız gerekiyorsa limiti düşük bir kredi kartı kullanınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;� Satın aldığınız ürün ile ilgili teslim tarihi, ilave ücretler, garanti koşulları gibi detaylara çok dikkat ediniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;� Satın alma işleminizin bittiğini belirten mesajı yazıcıdan çıkartarak saklayınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;� Kredi kartı ekstrelerinizi dikkatle inceleyiniz, şüphe duyduğunuz bir harcamayı bankanıza bildiriniz ve takip ediniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye İçin Neler Yapılabilir ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elektronik ticaret konusunda yasal düzenlemelerini tamamlamış örnek bir ülke(şu an için) olmadığı gibi, uluslararası platformlarda, bu konuda tartışmalar da devam etmektedir. Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin, gelişmiş ülkelere göre geride kaldığı söylenemez. Ancak, elektronik ticarette yaşanan hızlı gelişme, ülkemizde, fiziki alt yapı eksikliklerinin hızla tamamlanmasını ve gerekli yasal düzenlemelere ilişkin çalışmaların bir an önce başlatılmasını zorunlu kılmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkemizde elektronik ticaretin üç aşamada gerçekleştirilebileceğini söylemek mümkündür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Birinci aşama, bilgisayar ağları üzerinden bilgi ve belgelerin değişimidir. Bu konuda ülkemizde de kapalı sistemlerde başarılı uygulamalar vardır. Ancak, açık sistemler üzerinde ulusal ve uluslararası veri değişimi için, örneğin BM/EDIFACT gibi bir standardın uluslararası düzeyde kabul edilmesi gerekmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- İkinci aşama, sipariş verme, faturalama, sözleşme yapma, sigortalama, nakliye ve ödeme gibi işlemlerin elektronik ortama aktarılmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Üçüncü aşama ise, sayısal imzaya yazılı imza statüsü kazandırılması, elektronik kayıtların belge olarak kabul edilmesi, iç ve dış ticaret mevzuatı, gümrük mevzuatı ve elektronik ortamda vergilendirme gibi devletin yetkili olduğu konularda, uluslararası uygulamalar da dikkate alınarak yasal düzenlemelerin yapılmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Dördüncü aşama, internet üzerinden güvenli bir şekilde bilgi ve belge değişiminin sağlanmasıdır. Böylece iç ve dış ticaret mümkün olduğu kadar çok kesime yayılmış olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gönderilecek mesaj özgün bir biçimde kısaltılarak mesajın yeni bir versiyonu elde edilir, buna "hash" adı verilir. Sonra saklı anahtar kullanılarak bu "hash" kodlanır. Bu kodlanmış "hash" dijital imza olarak kullanılır. Mesaj iletilirken bir şekilde değişirse bunun "hash"i ilk mesajdan farklı olur. Yani dijital imza mesaj ve saklı anahtara özgüdür. Dijital imza mesaja eklenir ve mesajla birlikte alıcıya gider. Alıcı mesajı, şifrelenmiş "hash"i yollayan kişinin açık anahtarını kullanarak çözer. Bu iki "hash" aynı ise saklı anahtarı sadece gönderen bildiği için bu mesajın gönderen kişiye ait olduğu ve mesajın değişmeden geldiği onaylanmış olur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5468836673052332809-9065415289981366780?l=ikebroflovski.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/feeds/9065415289981366780/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5468836673052332809&amp;postID=9065415289981366780' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/9065415289981366780'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/9065415289981366780'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/2007/09/e-ticarette-gvenlik.html' title='e-ticarette güvenlik'/><author><name>ike</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09895600768898928036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://img509.imageshack.us/img509/5582/1010bustedinthetubhw1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5468836673052332809.post-4545119005730470192</id><published>2007-09-02T06:38:00.008-07:00</published><updated>2007-09-02T07:28:01.003-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='faq'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='c sharp'/><title type='text'>c sharp (c#) hakkında sık sorulan sorular</title><content type='html'>S=Soru&lt;br /&gt;C=Cevap&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;S - 1 : DllImport niteliğini neden çalıştıramıyorum?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C - 1 : DllImport ile işaretlenen bütün metotlar public static extern olarak bildirilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;S - 2 : Yazdığım switch ifadeleri farklı bir biçimde çalışıyor. Neden?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C - 2 : C# case blokları için "explicit fall through" özelliğini desteklemez. Buna göre aşağıdaki kod parçası geçersizdir ve C#'ta derlenemez.&lt;br /&gt;switch(x)&lt;br /&gt;{&lt;br /&gt;case 0:&lt;br /&gt;// bir şeyler yap&lt;br /&gt;case 1:&lt;br /&gt;// 0 case'indekine ek olarak birşeyler daha yap&lt;br /&gt;default:&lt;br /&gt;// 0 ve 1 durumlarına ek olarak birşeyler daha yap&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;break;&lt;br /&gt;}&lt;br /&gt;Yukarıdaki kodun verdiği etkiyi C# ile aşağıdaki gibi gerçekleştirrebiliriz. (Case' ler arasındaki akışın açıkça belirtildiğine dikkat edin!)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;class Test&lt;br /&gt;{&lt;br /&gt;public static void Main()&lt;br /&gt;{&lt;br /&gt;int x = 3;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;switch(x)&lt;br /&gt;{&lt;br /&gt;case 0:&lt;br /&gt;// bir şeyler yap&lt;br /&gt;goto case 1;&lt;br /&gt;case 1:&lt;br /&gt;// 0 case'indekine ek olarak birşeyler daha yap&lt;br /&gt;goto default;&lt;br /&gt;default:&lt;br /&gt;// 0 ve 1 durumlarına ek olarak birşeyler daha yap&lt;br /&gt;break;&lt;br /&gt;}&lt;br /&gt;}&lt;br /&gt;}&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;S - 3 : const ve static readonly arasındaki farklar nelerdir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C - 3 : static readonly elemanlar bulundukları sınıfın üye elemanları tarafından değiştirilebilir(!), fakat const olan üye elamanlar asla değiştirilemez ve derleme zamanı sabiti olarak ilk değerleri verilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;static readonly üye elemanlarının değiştirilebilmesini biraz açacak olursak, static readonly üyeyi içeren sınıf bu üyeyi aşağıdaki durumlarda değiştirebilir :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- değişken ilk değer verilen durumda&lt;br /&gt;- static yapıcı metotlar içinde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;S - 4 : trace ve asssert komutlarını nasıl gerçekleyebilirim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C - 4 : Metotlarla birlikte Conditional niteliğini kullanarak gerçekleyebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;class Debug&lt;br /&gt;{&lt;br /&gt;[conditional("TRACE")]&lt;br /&gt;public void Trace(string s)&lt;br /&gt;{&lt;br /&gt;Console.WriteLine(s);&lt;br /&gt;}&lt;br /&gt;}&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;class MyClass&lt;br /&gt;{&lt;br /&gt;public static void Main()&lt;br /&gt;{&lt;br /&gt;Debug.Trace("hello");&lt;br /&gt;}&lt;br /&gt;}&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıdaki örnekte Debug.Trace() metodu ancak ve ancak TRACE önişlemci seöbolü tanımlanmışsa çağrılacaktır. Komut satırından ön işlemci sembollerini tanımlamak için /D parametresi kullanılabilir. Conditional niteliği ile bildirilen metotların geri dönüş değerinin void olma zorunluluğu vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;S - 5 : C#'ta dll oluşturmak için ne yapmalıyım?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C - 5 : Derleyicinin /target:library argümanını kullanmanız gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;S - 6 : checked isimli bir değişken tanımladığımda neden derleme zamanında "syntax error" hatası alıyorum?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C - 6 : Çünkü checked C#'ta bir anahtar sözcüktür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;S - 7 : Bir yapıcı metot içinde aşırı yüklenmiş başka bir yapıcı metot nasıl çağrılır (this() ve yapıcımetotadı() şeklindeki çağrımlar derlenmiyor)?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C - 7 : Diğer bir yapıcı metot aşağıdaki gibi çağrılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;class B&lt;br /&gt;{&lt;br /&gt;B(int i)&lt;br /&gt;{ }&lt;br /&gt;}&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;class C : B&lt;br /&gt;{&lt;br /&gt;C() : base(5) // B(5) i çağırır.&lt;br /&gt;{ }&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C(int i) : this() // C() yi çağırır.&lt;br /&gt;{ }&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;public static void Main() {}&lt;br /&gt;} S - 8 : C#'ta Visual J++ ta bulunan instanceof operatörünün karşılığı varmıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C - 8 : Evet, is operatörü bunun karşılığıdır. Kullanımı aşağıdaki gibidir :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ifade is tür&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;S - 9 : C#'ta enum sabitleri nasıl kullanılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C - 9 : enum türlerinin kullanımına bir örnek :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;namespace Foo&lt;br /&gt;{&lt;br /&gt;enum Colors&lt;br /&gt;{&lt;br /&gt;BLUE,&lt;br /&gt;GREEN&lt;br /&gt;}&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;class Bar&lt;br /&gt;{&lt;br /&gt;Colors color;&lt;br /&gt;Bar() { color = Colors.GREEN;}&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;public static void Main() {}&lt;br /&gt;}&lt;br /&gt;}&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;S - 10 : Geri dönüş değeri olmayan bir metot bildirimi yaptığımda neden (CS1006) hatası almaktayım?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C - 10 : Bir metodun geri dönüş değerini yazmadan bildirirseniz derleyici onu sanki bir yapıcı metot bildiriyormuşsunuz gibi davranır. O halde geri dönüş değeri olmayan bir metot bildirimi için void anahtar sözcüğünü kullanın. Aşağıda bu iki kullanıma örnek verilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;// Bu bildirim CS1006 hatası verir.&lt;br /&gt;public static staticMethod (mainStatic obj)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;// Bu metot ise istenildiği gibi çalışır.&lt;br /&gt;public static void staticMethod (mainStatic obj)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;S - 11 : Her birinde farklı Main() metodu olan birden fazla kaynak kod dosyam var: derleme sırasında hangi Main() metodunun kullanılacağını nasıl bildirebilirim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C - 11 : Programınızın giriş noktası(metodu) Main isimli herhangi bir parametre almayan yada string türünden bir dizi parametresi alan geri dönüş değeri void yada int olan static bir metot olmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C# derleyicisi programınızda birden fazla Main metodu bildirmenize izin verir fakat hangi Main() metodunu kullanacağınızı derleme zamanında bildirmeniz gerekir. Main() metodunu belirtirken Main metodunun bulunduğu sınıfın tam yolunu belirtmeniz gerekir. Komut satırından kullanılan /main argümanı bu işe yarar.(Örn : csc /main:MainSınıfı *.cs)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;S - 12 : Console.WriteLine() metodu bir string içinde NULL karakteri gördüğünde ekrana yazma işlemini durdururmu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C - 12 : Çalışma zamanı için string türleri NULL ile sonlandırılmış türler değildir. Dolayısıyla bir string içine NULL karakteri gömebilirsiniz. Console.WriteLine() ve buna benzer metotlar string değişkeninin sonuna kadar işlem yaparlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;S - 13 : C# ta "Multicast Delegate"(çoklu temsilciler) bildirmek mümkünmüdür, mümkünse sentaksı nasıldır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C - 13 : Bütün temsilciler varsayılan olarak multicast olarak bildirilir. Dolayısıyla Visual J++ taki gibi ayrıca multicast anahtar sözcüğü yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;S - 14 : Delegate/MulticastDelegate (Temsilciler) nasıl bildirilir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C - 14 : C# ta temsilci bildirimi için sadece bir parametreye ihtiyacımız vardır : metot adresi. Diğer dillerden farklı olarak C# ta metodun adresi aynı zamanda bu metodun hangi nesne üzerinden de çağrılacağını tutabilir, diğer dillerde ise temsilcilern temsil etttiği metodu çağırabilmek için ayrıca nesnelere ihtiyaç duyulur. Örneğin System.Threading.ThreadStart() metodunun kullanımına bakalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Foo MyFoo = new Foo();&lt;br /&gt;ThreadStart del = new ThreadStart(MyFoo.Baz);&lt;br /&gt;Bu, static ve instance metotlarının aynı sentaks ile çağrılabileceğini göstermektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;S - 15 : Yaptığım windows pencere uygulamasını her çalıştırdığımda neden pop up şeklinde konsol ekranı gösteriliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C - 15 : Proje ayarlarında "Target Type" özelliğinin Console Application yerine Windows Application olduğuna emin olun. Eğer komut satırı derleyicisini kullanıyorsanız /target:exe argümanı yerine /target:winexe argümanını kullanın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;S - 16 : Gereksiz çöp toplayısınıcı(Garbage Collection) zorla çağırmanın bir yolu var mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C - 16 : Evet; Bütün referasnları null değer atayın ve System.GC.Collect() statik metodunu çağırın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıkılması(destruct) gereken nesneleriniz var ve GC nin bunu yapmadığını düşünüyorsanız nesneleri null değere atayarak onların sonlandırıcı metotlarının çağrılmasını sağlayın ver ardından System.GC.RunFinalizers() metodunu çağırın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;S - 17 : C#, C dilindeki makroları destekliyormu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C - 17 : Hayır, C# ta makro yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;__LINE__ ve __FILE__ gibi C dilinde önceden tanımlanmış bazı makroların System.Diagnostics isim alanındaki StackTrace ve StackFrame gibi COM+ ile ilgili sınıflardan elde edilebileceğini unutmayın. Fakat bunlar sadece Debug moddaki derleme için çalışacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;S - 18 : C# derleyicisine bazı dll leri referans vermememe rağmen neden kendisi referans verir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C - 18 : "csc.rsp" dosyasında bulunan bütün assembly lere C# derleyicisi otomatik olarak referans verir. Bu dosyanın içerdiği assembly leri /r argümanı ile belirtmek zorunda değilsiniz. csc.rsp dosyasının kullanımını komut satırından /noconfig argümanını belirterek engelleyebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not : Visual Studio IDE si hiç bir zaman csc.rsp dosyasını kullanmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;S - 19 : Delegate/MulticastDelegate (Temsilciler) nasıl bildirilir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C - 19 : Aşağıda DllImport niteliğinin kullanımına bir örnek verilmiştir.&lt;br /&gt;using System.Runtime.InteropServices;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;class C&lt;br /&gt;{&lt;br /&gt;[DllImport("user32.dll")]&lt;br /&gt;public static extern int MessageBoxA(int h, string m, string c, int type);&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;public static int Main()&lt;br /&gt;{&lt;br /&gt;return MessageBoxA(0, "Hello World!", "Caption", 0);&lt;br /&gt;}&lt;br /&gt;}&lt;br /&gt;Yukarıdaki örnek kod yönetilmeyen(unmanaged) DLL deki doğal(native) bir fonksiyonu C# ta bildirmek için minumum gereksinimleri gösterir.C.MessageBoxA() metodu static ve extern sözcükleri ile bildirilmiş, DllImport niteliği ile bu metodun user32.dll dosyasında MessageBoxA ismiyle uygulanmış olduğu belirtilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;S - 20 : COM+ runtime'ında tanımlanan bir arayüzü uygulamaya çalışıyorum ancak "public * Object GetObject{...}" çalışmıyor gibi. Ne yapmalıyım?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C - 20 : Managed C++'ta "Object * GetObject()"(object türünden gösterici) sentaksı geçerlidir. C# ta ise "public Object GetObject()" biçiminde kullanmak yeterlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;S - 21 : C# şablon(template) yapılarını destekliyormu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C - 21 : Hayır, fakat bir tür şablon olan generics yapılarının C# diline eklenilmesi planlanmaktadır. Bu türler sentaks olarak şablonlara benzerler fakat derleme zamanı yerine çalışma zamanında oluşturulurlar. Bu türlerle ilgili detaylı bilgi için tıklayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;S - 22 : Item özelliğini kullandığımda neden CS0117 hatası almaktayım?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C - 22 : C# özellikleri destekler ancak Item özelliğinin sınıflar için özel anlamı vardır. Item özelliği aslında varsayılan indeskleyici olarak yer alır. Bu imkanı C# ta elde etmek için Item sözcüğünü atmak yeterlidir. Aşağıda örnek program gösterilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;using System;&lt;br /&gt;using System.Collections;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;class Test&lt;br /&gt;{&lt;br /&gt;public static void Main()&lt;br /&gt;{&lt;br /&gt;ArrayList al = new ArrayList();&lt;br /&gt;al.Add( new Test() );&lt;br /&gt;al.Add( new Test() );&lt;br /&gt;Console.WriteLine("First Element is {0}", al[0]);&lt;br /&gt;}&lt;br /&gt;}&lt;br /&gt;WriteLine metodunda .Items[0] 'ın kullanılmadığına dikkat edin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;S - 23 : Herhangi bir fonksiyonumu "out int" parametresi alacak şekilde tasarlmaya çalışıyorum. Bu metoda göndereceğim int değişkenini nasıl bildirmeliyim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C - 23 : Değişken bildirimi int türünden yapmalısınız fakat bu değişkeni fonksiyona parametre olarak gönderirken aşağıdaki gibi "out" anahtar sözcüğünü de kullanmalısınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;int i;&lt;br /&gt;foo(out i); foo metodu aşağıdaki gibi bildirilmiştir. [return-type] foo(out int o) { }&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;S - 24 : C++'taki referanslara benzer bir yapı C#' ta varmıdır? (Ör : void foo(int &amp;x) gibi )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C - 24 : C#'ta bunun karşılığı ref parametreleridir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;class Test&lt;br /&gt;{&lt;br /&gt;public void foo(ref int i)&lt;br /&gt;{&lt;br /&gt;i = 1;&lt;br /&gt;}&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;public void bar()&lt;br /&gt;{&lt;br /&gt;int a = 0;&lt;br /&gt;foo(ref a);&lt;br /&gt;if (a == 1)&lt;br /&gt;Console.WriteLine("It worked");&lt;br /&gt;}&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;public static void Main() {}&lt;br /&gt;}&lt;br /&gt;Not: Metot çağrımında da ref sözcüğünün kullanıldığına dikkat edin!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;S - 25 : C#'ta inout argümanları nasıl bildirilir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C - 25 : inout'un C# taki karşlığı ref'tir. Örneğin :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;public void MyMethod (ref String str1, out String str2)&lt;br /&gt;{&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;}&lt;br /&gt;Bu metot aşağıdaki biçimde çağrılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;String s1;&lt;br /&gt;String s2;&lt;br /&gt;s1 = "Hello";&lt;br /&gt;MyMethod(ref s1, out s2);&lt;br /&gt;Console.WriteLine(s1);&lt;br /&gt;Console.WriteLine(s2);&lt;br /&gt;Not : Hem metot çağrımı hemde metot bildirimi sırasında ref sözcüğünün kullanıldığına dikkat edin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;S - 26 : Yıkıcı metotlar(destructors) ve GC C#'ta ne şekilde çalışır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C - 26 : C# ta sonlandırıcı metotlar vardır ve kullanımı aşağıdaki gibidir. (Bu sonlandırıcı metotlar C++ taki yıkıcı metotlara benzer, tek farkı çağrılacağı garanti altına alınmamıştır.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;class C&lt;br /&gt;{&lt;br /&gt;~C()&lt;br /&gt;{&lt;br /&gt;// your code&lt;br /&gt;}&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;public static void Main() {}&lt;br /&gt;}&lt;br /&gt;Bu metotlar object.Finalize() metodunu aşırı yüklerler ve GC nesneyi yok ederken bu metodu kullanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;S - 27 : Derleme sırasında neden "CS5001: does not have an entry point defined - tanımlanmış giriş noktası yok- " hatasını alıyorum?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C - 27 : Bu hata en çok Main metodunu main şeklinde yazdığınızda karşınıza çıkar. Giriş noktası olan bu Main metodunun bildirimi aşağıdaki gibi olmalıdır :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;class test&lt;br /&gt;{&lt;br /&gt;static void Main(string[] args) {}&lt;br /&gt;}&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;S - 28 : Visual J++ ta "synchronized" olarak bildrilen metotları C# diline nasıl taşırım?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C - 28 : Orjinal Visual J++ kodu:&lt;br /&gt;public synchronized void Run()&lt;br /&gt;{&lt;br /&gt;// function body&lt;br /&gt;}&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C# diline taşınmış hali&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;class C&lt;br /&gt;{&lt;br /&gt;public void Run()&lt;br /&gt;{&lt;br /&gt;lock(this)&lt;br /&gt;{&lt;br /&gt;// function body&lt;br /&gt;}&lt;br /&gt;}&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;public static void Main() {}&lt;br /&gt;}&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;S - 29 : Kanal(thread) senkronizasyonu(Object.Wait, Notift ve CriticalSection) C#'ta nasıl sağlanır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C - 29 : lock ile işaretlemiş bloklar bu işe yarar :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;lock(obj)&lt;br /&gt;{&lt;br /&gt;// code&lt;br /&gt;}&lt;br /&gt;kod parçasının karşılığı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;try&lt;br /&gt;{&lt;br /&gt;CriticalSection.Enter(obj);&lt;br /&gt;// code&lt;br /&gt;}&lt;br /&gt;finally&lt;br /&gt;{&lt;br /&gt;CriticalSection.Exit(obj);&lt;br /&gt;}&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;S - 30 : Statik yapıcı metotların sentaksı nasıldır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C - 30 : Aşağıda MyClass adlı sınıfın statik yapılandırıcısının bildirimi gösterilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;class MyClass&lt;br /&gt;{&lt;br /&gt;static MyClass()&lt;br /&gt;{&lt;br /&gt;// initialize static variables here&lt;br /&gt;}&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;public static void Main() {}&lt;br /&gt;}&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;S - 31 : Bir özelliğin get ve set bloklarını farklı erişim belirleyicileri ile bildirmek mümkünmüdür?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C - 31 : Hayır, bir özelliğin belirtilen erişim belirleyicisi aynı zamanda hem get hem de set bloklarınınn erişim belirleyicisidir. Fakat yapmak istediğinizi muhtemelen sadece get bloğu olan yani readonly olarak bildirip set bloğunu private yada internal olan bir metot yapacak şekilde gerçekleştirebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;S - 32 : Tek bir assembly de çoklu dil desteğini nasıl sağlayabilirim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C - 32 : Bu şu an için Visual Studio.NET tarafından desteklenen bir özellik değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;S - 33 : C# dizi türünden olan özellikleri destekliyor mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C - 33 : Evet, aşağıda buna bir örnek verilmiştir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;using System;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;class Class1&lt;br /&gt;{&lt;br /&gt;private string[] MyField;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;public string[] MyProperty&lt;br /&gt;{&lt;br /&gt;get { return MyField; }&lt;br /&gt;set { MyField = value; }&lt;br /&gt;}&lt;br /&gt;}&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;class MainClass&lt;br /&gt;{&lt;br /&gt;public static int Main(string[] args)&lt;br /&gt;{&lt;br /&gt;Class1 c = new Class1();&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;string[] arr = new string[] {"apple", "banana"};&lt;br /&gt;c.MyProperty = arr;&lt;br /&gt;Console.WriteLine(c.MyProperty[0]); // "apple"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;return 0;&lt;br /&gt;}&lt;br /&gt;}&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;S - 34 : Birden fazla assembly ile çoklu dil desteği sağlanabilirmi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C - 34 : Malesef şu an için IDE de bu desteklenmiyor. Bunu yapabilmek için komut satırından projenizi /target:module argümanı ile derleyip modüllere ayırmanız gerekir. Ve oluşturduğunuz bu modülleri birleştirmek için yine komut satırından al(alink) aracını çalıştırarak bu modüllerin birleştirilmesini sağlayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;S - 35 : COM nesnelerine erişmek için opsiyonel olan parametreleri nasıl simule edebilirim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C - 35 : Opsiyonel parametreler için System.Reflection altında bulunan Missing sınıfı kullanılır. Her bir parametre için Missing.Value değeri kullanılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;S - 36 : C++'taki varsayılan metot argümanlarının bir karşılığı C#'ta var mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C - 36 : Varsayılan argüman desteği yoktur ancak aynı etkiyi metot yükleme ile rahatlıkla yapabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu problem için metot yüklemeyi tercih etmemizin sebebi ileriki zamanlarda kaynak kodu yeniden derlemeden varsayılan argümanı değiştirme imkanı vermesidir. C++ taki varsayılan argümanlar derşenmiş kodun içine gömüldüğü için sonradan bu argümanı kaynak kodu derlemeden değiştirmek mümkün değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;S - 36 : İçiçe geçmiş bloklarda yada döngülerde hangi bloğun sonlandırdıldığını belirtmek için kolay bir yol varmıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C - 36 : Bu işin en kolay yolu goto atlama deyimini aşağıdaki gibi kullanmaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;using System;&lt;br /&gt;class BreakExample&lt;br /&gt;{&lt;br /&gt;public static void Main(String[] args)&lt;br /&gt;{&lt;br /&gt;for(int i=0; i&lt;3; i++)&lt;br /&gt;{&lt;br /&gt;Console.WriteLine("Pass {0}: ", i);&lt;br /&gt;for( int j=0 ; j&lt;100 ; j++ )&lt;br /&gt;{&lt;br /&gt;if ( j == 10) goto done;&lt;br /&gt;Console.WriteLine("{0} ", j);&lt;br /&gt;}&lt;br /&gt;Console.WriteLine("This will not print");&lt;br /&gt;}&lt;br /&gt;done:&lt;br /&gt;Console.WriteLine("Loops complete.");&lt;br /&gt;}&lt;br /&gt;}&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;S - 37 : C#'ta deterministik sonlandırmayı nasıl sağlayabilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C - 37 : GC mekanizması gerçek anlamda deterministik yapıda değildir. Yani ne zaman gereksiz nesnelerin toplanacağı kesin olarak belilenmemiştir. Bu yüzden kritik kaynaklara sahip olan nesneleri tasarlamak için IDisposable arayüzünü uygulamış sınıflar tasarlamakta fayda vardır. Aşağıdaki tasarım deseni sınıf için ayrılan kaynağın blok sonunda bırakılacağını bildirmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;using(FileStream myFile = File.Open(@"c:\temp\test.txt", FileMode.Open))&lt;br /&gt;{&lt;br /&gt;int fileOffset = 0;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;while(fileOffset &lt; myFile.Length)&lt;br /&gt;{&lt;br /&gt;Console.Write((char)myFile.ReadByte());&lt;br /&gt;fileOffset++;&lt;br /&gt;}&lt;br /&gt;} Akış, using bloğunun sonuna geldiğinde myFile nesnesi üzerinden Dispose() metodu çağrılacaktır. Nesneleri bu şekilde using ile kullanabilmek için ilgili sınıfın IDisposable arayüzünü uygulaması gerektiğini unutmayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;S - 38 : C#'ta metotlar için değişken sayıda argüman (vararg) desteği varmıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C - 38 : params anahtar sözcüğü bir metodun değişken sayıda parametre alabileceğini belirtir. Metot bildiriminde params anahtar sözcüğünden sonra herhangi bir metot parametresi bildirilemez. Ve bir metot için sadece bir tane params anahtar sözcüğünün kullanımına izin verimiştir. Aşağıda params'ın kullanımıa bir örnek verilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;using System;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;public class MyClass&lt;br /&gt;{&lt;br /&gt;public static void UseParams(params int[] list)&lt;br /&gt;{&lt;br /&gt;for ( int i = 0 ; i &lt; list.Length ; i++ )&lt;br /&gt;Console.WriteLine(list[i]);&lt;br /&gt;Console.WriteLine();&lt;br /&gt;}&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;public static void UseParams2(params object[] list)&lt;br /&gt;{&lt;br /&gt;for ( int i = 0 ; i &lt; list.Length ; i++ )&lt;br /&gt;Console.WriteLine((object)list[i]);&lt;br /&gt;Console.WriteLine();&lt;br /&gt;}&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;public static void Main()&lt;br /&gt;{&lt;br /&gt;UseParams(1, 2, 3);&lt;br /&gt;UseParams2(1, 'a', "test");&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;int[] myarray = new int[3] {10,11,12};&lt;br /&gt;UseParams(myarray);&lt;br /&gt;}&lt;br /&gt;}&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çıktı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1&lt;br /&gt;2&lt;br /&gt;3&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1&lt;br /&gt;a&lt;br /&gt;test&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10&lt;br /&gt;11&lt;br /&gt;12&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;S - 39 : C#'ta string türünden bir değişkeni int türüne nasıl dönüştürebilirim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C - 39 : Aşağıda bu duruma bir örnek verilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;using System;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;class StringToInt&lt;br /&gt;{&lt;br /&gt;public static void Main()&lt;br /&gt;{&lt;br /&gt;String s = "105";&lt;br /&gt;int x = Convert.ToInt32(s);&lt;br /&gt;Console.WriteLine(x);&lt;br /&gt;}&lt;br /&gt;}&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;S - 40 : C# ile yazılmış uygulamalardan çıkmak için exit() gibi bir fonksiyon varmıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C - 40 : Evet, uygulamadan çıkmak için System.Environment.Exit(int exitCode) metodunu yada uygulamanız bir windows uygulaması ise Aplication.Exit() metotlarını kullanabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;S - 41 : Bütün assembly için özel bir nitelik nasıl belirtilir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C - 41 : Global nitelikler en tepedeki using deyiminden sonra ve herhangi bir sınıf yada isim alanı bildiriminden önce yapılmalıdır. Örnek :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;using System;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;[assembly : MyAttributeClass]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;class X {}&lt;br /&gt;Not : IDE tarafından yaratılan projelerde bu nitelik bildirimleri AssemblyInfo.cs dosyasında yapılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;S - 42 : C# ile yazılmış kodu klasik COM istemcilerinin kullanımına sunmak için nasıl kayıt(register) etmeliyim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C - 42 : regasm aracını kullanarak eğer gerekliyse type library leri oluşturun. Sınıf windows registery ye kayıt edildikten sonra bu sınıfa COM istemcileri tarafından sanki bir COM bileşeniymiş gibi erişilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;S - 43 : Birden fazla derlenecek kaynak kod aynı anda derlendiğinde, çalıştırılabilir dosyanın ismi nasıl belirleniyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C - 43 : Çalıştırılabilir dosyanın adı Main metodunun bulunduğu kaynak dosyanın adı ile aynı olur. Komut satırından /out argümanı ile çalıştırılabilir dosyanın adını kendiniz de belirleyebilirsiniz. Örneğin:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C:\ csc /out:Uygulama.exe dosya1.cs dosya2.cs&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;komutu çalıştırılabilir dosyanın adını Uygulama.exe yapacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;S - 44 : C#'ta String türünden nesneler nasıl karşılaştırılır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C - 44 : Geçmişte iki stringi == ve != operatörleri ile karşılaştırmak için ToString() metodu kullanılmalıydı. Şu anda ise yine bu yöntem geçerli olmasına rağmen string ler == ve != operatörü ile karşılaştırıldıklarında değişkenlerin referansları yerine onların değerleri karşılaştırılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer gerçekten string değişkenlerinin referanslarını karşılaştırmak istersek aşağıdaki kodu kullanabiliriz.&lt;br /&gt;if ((object) str1 == (object) str2) { ... }&lt;br /&gt;Aşağıda string değişkenlerinin nasıl çalıştığına bir örnek verilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;using System;&lt;br /&gt;public class StringTest&lt;br /&gt;{&lt;br /&gt;public static void Main(string[] args)&lt;br /&gt;{&lt;br /&gt;Object nullObj = null;&lt;br /&gt;Object realObj = new StringTest();&lt;br /&gt;int i = 10;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Console.WriteLine("Null Object is [" + nullObj + "]\n" +&lt;br /&gt;"Real Object is [" + realObj + "]\n" +&lt;br /&gt;"i is [" + i + "]\n");&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;// Show string equality operators&lt;br /&gt;string str1 = "foo";&lt;br /&gt;string str2 = "bar";&lt;br /&gt;string str3 = "bar";&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Console.WriteLine("{0} == {1} ? {2}", str1, str2, str1 == str2 );&lt;br /&gt;Console.WriteLine("{0} == {1} ? {2}", str2, str3, str2 == str3 );&lt;br /&gt;}&lt;br /&gt;}&lt;br /&gt;Çıktı&lt;br /&gt;Null Object is []&lt;br /&gt;Real Object is [StringTest]&lt;br /&gt;i is [10]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;foo == bar ? False&lt;br /&gt;bar == bar ? True&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;S - 45 : C++'taki typedef komutunun yaptığı gibi farklı türler için takma isimleri kullanılabilirmi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C - 45 : Tam olarak değil ama bir dosyada using deyimini aşağıdaki gibi kullanarak herhangi bir türe takma isim verebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;using System;&lt;br /&gt;using Integer = System.Int32; // takma isimi&lt;br /&gt;using deyiminin kullanımı hakkında ayrıntılı bilgi için C# standartlarını incelyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;S - 46 : C#'ta sınıf ile yapı arasındaki farklar nelerdir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C - 46 : Sınıflar ve yapılar arasındaki farkların listesi oldukça fazladır. Yapılar sınıflar gibi arayüzleri uygulayabilir ve aynı üye elemanlara sahip olabilirler. Yapılar, sınıflardan bir çok önemli noktada ayrılır; yapılar değer tipleri sınıflar ise referans tipleridir ve türetme yapılar için desteklenmez. Yapılar stack bellek bölgesinde saklanır. Dikkatli programcılar bazen yapıları kullanarak uygulamanın performansını artırabilirler. Mesela Point yapısı için sınıf yerine yapı kullanmak çalışma zamanında tahsis edilen bellek açısından oldukça faydalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;S - 47 : Bir karakterin ASCII kodunu nasıl elde edebilirim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C - 47 : char türden değişkeni int türüne dönüştürürseniz karakterin ASCII kodunu elde edersiniz.&lt;br /&gt;char c = 'f';&lt;br /&gt;System.Console.WriteLine((int)c);&lt;br /&gt;yada bir string deki herhangi bir karakter için&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;System.Console.WriteLine((int)s[3]);&lt;br /&gt;kodunu kullanabilirsiniz.&lt;br /&gt;.NET kütüphanesindeki Convert ve Encoding sınıflarının yardımıylada bu işlemi gerçekleştirmek mümkündür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;S - 48 : Versiyonlama bakış açısıyla arayüz türetmenin sınıf türetmeye karşı getirileri nelerdir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C - 48 : Versiyonlama bakış açısıyla arayüz türetmenin sınıf türetmesine göre daha az esenek olduğunu söylemek mümkündür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sınıflarda farklı versiyonlara yeni üye elemanlar örneğin yeni metot eklemeniz mümkündür. Bu metot abstract olmadığı sürece yeni türetilen sınıflar bu metodun fonksiyonalitesine sahip olacaktır. Arayüzler uygulanmış kodların türetilmesini desteklemediği için bu durum arayüzler için geçerli değildir. Bir arayüze yeni bir metot eklemek sınıflara yeni bir abstract metot gibidir. Bu arayüzü uygulayan bir sınıf bu metodu aynen uygulayıp kendine göre anlamlandırmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;S - 49 : C# koduna inline assembly yada IL kodu yazmak mümkünmüdür?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C - 49 : Hayır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;S - 50 : Bir metodu yada herhangi bir üye elemanının kullanımını sadece belirli bir isim alanı için sınırlayabilirmiyiz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C - 50 : İsim alanları için bir kısılama yapılamaz çünkü isim alanları koruma amaçlı olarak kullanılmamaktadır ancak internal erişim belirleyicisi ile bir türün sadece ilgili aseembly dosyası içinde kullanılabilecek durumuna getirebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;S - 51 : try bloğu içerisinde return ile metodu sonlandırısam finally bloğundaki kodlar çalıştırılır mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C - 51 : Evet, finally bloğundaki kodlar siz return ile metodu sonlandırsanızda try bloğunun sonuna gelsenizde her zaman çalışacaktır. Örneğin :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;using System;&lt;br /&gt;class main&lt;br /&gt;{&lt;br /&gt;public static void Main()&lt;br /&gt;{&lt;br /&gt;try&lt;br /&gt;{&lt;br /&gt;Console.WriteLine("In Try block");&lt;br /&gt;return;&lt;br /&gt;}&lt;br /&gt;finally&lt;br /&gt;{&lt;br /&gt;Console.WriteLine("In Finally block");&lt;br /&gt;}&lt;br /&gt;}&lt;br /&gt;} programında hem "In try block" hemde "In Finally block" yazıs ekrana yazdırılacaktır. Performans açısından return sözcüğünü try bloğunda yada finally bloğundan sonra kullanmanın bir farkı yoktur. Derleyici yukarıdaki durumda return ifadesinin sanki finally bloğunun dışındaymış gibi davranır. Eğer yukarıda olduğu gibi return deyimi herhangi bir ifade ile kullanılmıyorsa her iki durumdada IL olarak üretilen kodlar aynıdır. Fakat eğer return deyimi bir ifade ile kullanılıyorsa try bloğundaki return ifadesinde ekstradan store ve load deyimlerinin IL de olacağı açıktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;S - 52 : C# try-catch-finally vloklarını destekliyormu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C - 52 : Evet destekliyor, aşağıda bu blokların kullanımına bir örnek verilmiştir.&lt;br /&gt;using System;&lt;br /&gt;public class TryTest&lt;br /&gt;{&lt;br /&gt;static void Main()&lt;br /&gt;{&lt;br /&gt;try&lt;br /&gt;{&lt;br /&gt;Console.WriteLine("In Try block");&lt;br /&gt;throw new ArgumentException();&lt;br /&gt;}&lt;br /&gt;catch(ArgumentException n1)&lt;br /&gt;{&lt;br /&gt;Console.WriteLine("Catch Block");&lt;br /&gt;}&lt;br /&gt;finally&lt;br /&gt;{&lt;br /&gt;Console.WriteLine("Finally Block");&lt;br /&gt;}&lt;br /&gt;}&lt;br /&gt;}&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çıktı&lt;br /&gt;In Try Block&lt;br /&gt;Catch Block&lt;br /&gt;Finally Block&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;S - 53 : Statik indeksleyici tanımlamak mümkünmüdür?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C - 53 : Hayır. Statik indeksleyici tanımalamaya izin verilmemiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;S - 54 : Derleyiciyi /optimize+ argümanı ile çalıştırdığımızda ne gibi optimizasyonlar yapar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C - 54 : C# derleyicisini yazan takının bu soruya verdiği cevap:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kullanılmayan lokal değişkenleri atıyoruz. (örnek, hiç okunmayan lokal değişkenler - kendisine değer verilmiş olsa bile-).&lt;br /&gt;Hiç bir şekilde erişilemyecek(unreachable) kodları atıyoruz.&lt;br /&gt;try bloğu boş olan try/catch bloklarını kaldırıyoruz.&lt;br /&gt;try bloğu boş olan try/finally bloklarını kaldırıyoruz.(normal koda çevrlir)&lt;br /&gt;finally bloğu boş olan try/finally bloklarını kaldırıyoruz.(normal koda çevrlir)&lt;br /&gt;Dallanmalarda diğer dallanmaları optimize ediyoruz. Örneğin&lt;br /&gt;gotoif A, lab1&lt;br /&gt;goto lab2:&lt;br /&gt;lab1:&lt;br /&gt;kodu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gotoif !A, lab2&lt;br /&gt;lab1:&lt;br /&gt;koduna dönüştürülür.&lt;br /&gt;We optimize branches to ret, branches to next instruction, branches to branches. Dallanmaları "ret"'e, "next instruction" lara veya diğer "branch" lara dönüştürüyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;S - 55 : C# ile registry'ye nasıl erişebilirim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C - 55 : Microsoft.Win32 isim alanındaki Registry ve Registry sınıflarını kullanarak bu alana erişmek mümkündür. Aşağıdaki program bir registry anahtarını okuyup değerini yazdırmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;using System;&lt;br /&gt;using Microsoft.Win32;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;class regTest&lt;br /&gt;{&lt;br /&gt;public static void Main(String[] args)&lt;br /&gt;{&lt;br /&gt;RegistryKey regKey;&lt;br /&gt;Object value;&lt;br /&gt;regKey = Registry.LocalMachine;&lt;br /&gt;regKey = regKey.OpenSubKey("HARDWARE\\DESCRIPTION\\System\\ CentralProcessor\\0");&lt;br /&gt;value = regKey.GetValue("VendorIdentifier");&lt;br /&gt;Console.WriteLine("The central processor of this machine is: {0}.", value);&lt;br /&gt;}&lt;br /&gt;}&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;S - 56 : C# global sabitleri tanımlamak için #define komutunu destekler mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C - 56 : Hayır. Eğer C dilindeki aşağıdaki koda benzer bir kullanım elde etmek istiyorsanız&lt;br /&gt;#define A 1&lt;br /&gt;bu kodu kullanabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;class MyConstants&lt;br /&gt;{&lt;br /&gt;public const int A = 1;&lt;br /&gt;}&lt;br /&gt;Böylece A makrosuna her erişmek istediğinizde MyConstants.A şeklinde bir kullanıma sahip olursunuz.&lt;br /&gt;MyConstants.A şeklindeki kullanım ile 1 sayısının kullanımı arasında bir fark yoktur. Yani aynı kod üretilecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;S - 57 : Yeni bir proses çalıştırıp bu proesisin sonlanmasını nasıl bekleyebilirim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C - 57 : Aşağıdaki kod argüman olarak verilen çalıştırılabilir programı çalıştırı ve çalışan bu programın kapatılması için bekler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;using System;&lt;br /&gt;using System.Diagnostics;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;public class ProcessTest {&lt;br /&gt;public static void Main(string[] args) {&lt;br /&gt;Process p = Process.Start(args[0]);&lt;br /&gt;p.WaitForExit();&lt;br /&gt;Console.WriteLine(args[0] + " exited.");&lt;br /&gt;}&lt;br /&gt;}&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;S - 58: Bir metot obsolete olarak asıl işaretlenir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C - 58 : using System; yazdığınızı varsayarak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;[Obsolete]&lt;br /&gt;public int Foo() {...}&lt;br /&gt;yada&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;[Obsolete("Bu mesaj metodun neden Obsolete olduğunu açıklar.")]&lt;br /&gt;public int Foo() {...} Not: Obsolete kelimesindeki O harfi büyüktür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;S - 59: using deyimini kaynak koduma eklememe rağmen derleyici tanımlanmamış türlerin bulunduğunu söylüyor. Nerede yanlış yapıyorum acaba?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C - 59 : Büyük bir ihtimalle isim alanının bulunfuğu assembly dosyasını referans vermeyi unutmuşsunuzdur. using deyimi sadece bir sentaksdır. Assembly nin fiziksel olarak konumunu da ayrıca belirtmeniz gerekir. IDE yi kullanarak project menüsünden add reference seöeneği seçip istediğiniz assembly ye referans verebilirsiniz. Komut satırı derleyicisi kullanıyorsanız /r argümanını kullanmalısınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;S - 60 : Basit bir çok kanallı uygulama için örnek kod var mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C - 60 : Evet. örnek :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;using System;&lt;br /&gt;using System.Threading;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;class ThreadTest&lt;br /&gt;{&lt;br /&gt;public void runme()&lt;br /&gt;{&lt;br /&gt;Console.WriteLine("Runme Called");&lt;br /&gt;}&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;public static void Main(String[] args)&lt;br /&gt;{&lt;br /&gt;ThreadTest b = new ThreadTest();&lt;br /&gt;Thread t = new Thread(new ThreadStart(b.runme));&lt;br /&gt;t.Start();&lt;br /&gt;}&lt;br /&gt;}&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;S - 61: Override edilmiş bir metodun temel sınıftaki versiyonunu nasıl çağırabilirim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C - 61 : Aşağıdaki gibi base anahtar sözcüğünün kullanarak çağırabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;public class MyBase&lt;br /&gt;{&lt;br /&gt;public virtual void meth()&lt;br /&gt;{&lt;br /&gt;System.Console.WriteLine("Test");&lt;br /&gt;}&lt;br /&gt;}&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;public class MyDerived : MyBase&lt;br /&gt;{&lt;br /&gt;public override void meth()&lt;br /&gt;{&lt;br /&gt;System.Console.WriteLine("Test2");&lt;br /&gt;base.meth();&lt;br /&gt;}&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;public static void Main()&lt;br /&gt;{&lt;br /&gt;MyDerived md = new MyDerived();&lt;br /&gt;md.meth();&lt;br /&gt;}&lt;br /&gt;}&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;S - 62: C# geliştiricilerini düzenli ifadeler(regex) desteği sunulmuşmudur?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C - 62 : Evet, .NET sınıf kütüphanesi programcılara düzenli ifadelerle çalışmak için System.Text.RegularExpressions isim alanında bir takım sınıflar sağlamaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;S - 63 : C# ile yazmış olduğum uygulamayı çalıştırdığımda neden güvenlik hatası alıyorum?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C - 63 : Bazı güvenlik hataları ağ üzerinde paylaşıma açılmış kaynaklar üzerinde çalışırken alnır. Roaming profilleri, mapped diskler gibi kaynaklar üzerinde çalışmayan bazı sınıflar vardır. Bunun olup olmadığını kontrol etmek için uygulamanızı lokal diskinize alıp yeniden çalıştırmayı deneyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu tür durumlarda genellikle System.Security.SecurityException istisnai durumu meydana gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu tür sorunların üstesinden gelmek için caspol.exe aracı yardımıyla intranet için güvenlik policy nizi codegroup 1.2 ye ayarlayabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;S - 64: try-catch bloklarında faaliyet alanı (scope) problemlerinin üstesinden nasıl gelirim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C - 64 : try bloğu içinde yarattığınız nesneye catch bloğu içinden erişemezsiniz çünkü try bloğunun sonunda ilgili nesnenin faaliyet alanı bitecektir. Bunun önüne geçmek için aşağıdaki kod bloğu kullanılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Connection conn = null;&lt;br /&gt;try&lt;br /&gt;{&lt;br /&gt;conn = new Connection();&lt;br /&gt;conn.Open();&lt;br /&gt;}&lt;br /&gt;finally&lt;br /&gt;{&lt;br /&gt;if (conn != null) conn.Close();&lt;br /&gt;}&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;try bloğundan önde değişkeni null değere atamakla derleyicinin CS0165 (Use of possibly unassigned local variable 'conn' ) hatasını vermesini engellemiş oluruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;S - 65: .NET geliştirme ortamında regsvr32 ve regsvr32 /u komutlarının karşılığı nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C - 65 : RegAsm aracını kullanabilirsiniz. .NET SDK içinde bu aracın kullanımı hakkında detaylı bilgiyi bulmanız mümkündür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;S - 65: C#, parametreleri özellikleri destekliyor mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C - 65 : Hayır, fakat dilin temel yapısında indeksleyici diye ayrı bir kavram vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir indeksleyici bir türün dizi gibi indek operatörü ile kullanılabilmesini sağlar.Kısaca özellikler field benzeri erişimi indeskleyiciler ise dizi benzeri erişimi sağlarlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örnek olması açısından daha önce yazdığımız Stack sınıfını düşünün. Bu sınıfı tasarlayan sınıfın üye elemanlarına bir dizi gibi erişilmesini isteyebilir ve böylece gereksiz Pop ve Push çağrımları yapılmamış olur. Yani stack bir bağlı liste gibi tasarlanmış olmasına rağmen bir dizi gibi kullanılabilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İndeksleyici bildirimi özellik bildirimine benzemektedir. İki bildirim arasındaki en büyük fark indeksleyicilerin isimlerinin olmamasıdır.(indeskleyici bildiriminde isi yerine this anahtar sözcüğü kullanılır.) Diğer bir fark ise indekleyicilerin indeks parametresi alabilmesidir. Bu indeks parametresi köşeli parantezler içinde yazılır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5468836673052332809-4545119005730470192?l=ikebroflovski.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/feeds/4545119005730470192/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5468836673052332809&amp;postID=4545119005730470192' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/4545119005730470192'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/4545119005730470192'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/2007/09/c-sharp-c-hakknda-sk-sorulan-sorular.html' title='c sharp (c#) hakkında sık sorulan sorular'/><author><name>ike</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09895600768898928036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://img509.imageshack.us/img509/5582/1010bustedinthetubhw1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5468836673052332809.post-7080637327508513440</id><published>2007-09-02T06:38:00.007-07:00</published><updated>2007-09-02T07:24:10.415-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='php htaccess'/><title type='text'>php de htaccess kullanımı</title><content type='html'>Öncelikle .htacces nedir ? nasil calişir ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;.htaccess nedir ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;htaccess (Hypertext Access), Apache’nin klasör düzeyinde ayarlara izin veren, genel ayar dosyasındaki direktifleri özelleştirebilen dosyadır.htaccess dosyasında birkaç değişiklik yaparak Apache üzerindeki sitenizde gizli klasörler oluşturabileceğinizi, hotlinking’i engelleyebileceğinizi, hatta zararlı bot’lardan korunabileceğinizi cogumuz biliyoruzdur ama uygulamada sorun yasıyoruzdur...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;.htaccess ile .php uzantili dosyalarimi nasil .html , .htm vs vs yapabilirim hic düşündünüz mü?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hemen nasil yapacagimizi anlatmaya başlıyorum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mesela index.php diye bir dosyamiz mevcut fakat biz bunu .htaccess dosyamizdaki kucuk bir kodla index.html yapmayı ogrenecez. localhostunuzda veya hostunuzda yeni bir metin dosyasi acarak içine ...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AddType application/x-httpd-php .html&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kodlarını girerek .htaccess diye kaydediyoruz.bu kod .php uzantili dosyalarinizi .html olarak okumaz yani siz browserinizde index.html cagirirsaniz sayfa goruntulenemiyor uyarisi alirsiniz.ama index.php dosyanizin ismini index.html olarak kaydederseniz.index.html olarak sayfaniz goruntulenir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;peki index.php 'min içinde php yani &lt;? ?&gt; kodlar var .html tabanlı olarak nasil calişir.hiç merak etmeyin (AddType application/x-httpd-php .html) bu kodcuk sizin php dilinizi okuyacaktir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;peki benim index.php dosyalarimda (index.php?act=post&amp;do=new_post&amp;f=15) gibi baglantilar mevcut hiç endise etmeyin (index.html?act=post&amp;do=new_post&amp;f=15) olarak baglantinin yolunu degiştiginizde hiç bir sorun olmayacaktir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;htaccess ile nasil (www.sitem.com/iletişim.php ) (www.sitem.com/iletişim) dizin olarak okutabilirim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu ornegi bir cok sitede gorebilirsiniz. hep özenmişizdir  işte bunu sadece bir kac kodla yapabiliyoruz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;simdi nasil yaparız onu anlatacam cok basit bir foksıyon bu, ama bu foksıyonu localhosta kullanmak istiyorsak eger Apache httpd.conf dosyamızdaki Modülleri kontrol ediyoruz.. Eğer mod_rewrite modülümüz kapalıysa, onu aktif hale getiriyoruz..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;LoadModule rewrite_module modules/mod_rewrite.so&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Conf dosyamızdaki İkinci kontrol etmemiz gereken kısım ise,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;Directory "C:/Program Files/Apache Group/Apache2/htdocs"&gt;&lt;br /&gt;Options Indexes FollowSymLinks&lt;br /&gt;AllowOverride All&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;eger yukarda bulunan (AllowOverride none ) olabilir eger none ise .htaccess dosyamızın ıcındeki kodlar calısmayacaktir.(AllowOverride none ) yi (AllowOverride ALL ) olarak degişecez&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tum bunları yaptıktan sorna gel gelelım .htaccess teki kodcuklarımıza&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Options +FollowSymlinks&lt;br /&gt;RewriteEngine On&lt;br /&gt;RewriteRule ^index.*$ index.php [NC]&lt;br /&gt;RewriteRule ^iletisim.* iletisim.php [NC]&lt;br /&gt;RewriteRule ^hakkimda.* hakkimda.php [NC]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada yapmamız gereken şey şu. Eğer klasorumuzde index.php iletisim.php ve hakkimda.php dosyaları mevcutsa, direk bunları teker teker tanımlıyoruz.. Eklemek istediğiniz başka dosyalar varsa, onlarıda aynı şekilde kodların alt kısmına yerleştiriyoruz.. Tamamdır şimdi .htaccess dosyamızıda ayarladıktan sonra artik hersey bitti&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;artik localhostunda kullangıdınız .php uzantili dosyalarınızı dizin olarak okutabilirsiniz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5468836673052332809-7080637327508513440?l=ikebroflovski.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/feeds/7080637327508513440/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5468836673052332809&amp;postID=7080637327508513440' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/7080637327508513440'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/7080637327508513440'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/2007/09/php-de-htaccess-kullanm.html' title='php de htaccess kullanımı'/><author><name>ike</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09895600768898928036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://img509.imageshack.us/img509/5582/1010bustedinthetubhw1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5468836673052332809.post-464010569564951593</id><published>2007-09-02T06:38:00.006-07:00</published><updated>2007-09-02T07:21:37.847-07:00</updated><title type='text'>mysql yedeğini mail ile yollama</title><content type='html'>$dizin/$yedek_dosya");&lt;br /&gt;$y=passthru("chmod 755 $dizin/$yedek_dosya");&lt;br /&gt;if (!$x  !$y) { echo "Veritabanı yedeği alınamıyor. -$x , $y-";die(); }&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;// yedeğin alındığını bildiren email gönder&lt;br /&gt;if ($email_gonder=='evet') {&lt;br /&gt;$headers="MIME-Version: 1.0\n";&lt;br /&gt;$headers.="Content-type: text/html; charset=iso-8859-9\n";&lt;br /&gt;$headers.="X-Mailer: PHP\n";&lt;br /&gt;$headers.="X-Sender: &lt;php&gt;\n";&lt;br /&gt;$headers.="From: &lt;$kimden&gt;\n";&lt;br /&gt;$headers.="Return-Path: &lt;$kimden&gt;\n";&lt;br /&gt;$mesaj=$gonderme_tarihi.' tarhinde alınan '.$site.' MySQL veritabanı yedeği '.$dizin.' dizini içindeki '.$yedek_dosya.' dosyasıdır.';&lt;br /&gt;mail($kime,$baslik,$mesaj,$headers);&lt;br /&gt;}&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;// eski yedek dosyalarını sil&lt;br /&gt;if ($dosya_sil=='evet') {&lt;br /&gt;chdir($dizin);&lt;br /&gt;$link=@opendir($dizin);&lt;br /&gt;if(!$link){&lt;br /&gt;echo 'Belirtilen isimde bir klasör bulunamadı veya belirtilen yol yanlış!';die();&lt;br /&gt;}&lt;br /&gt;else {&lt;br /&gt;while($dosya=readdir($link)){&lt;br /&gt;if ($dosya!='.' &amp;&amp;amp; $dosya!='..' &amp;&amp;amp; $dosya!=$yedek_dosya &amp;&amp;amp; is_file($dosya)){&lt;br /&gt;unlink($dosya);&lt;br /&gt;}&lt;br /&gt;}&lt;br /&gt;closedir($link);&lt;br /&gt;}&lt;br /&gt;}&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;// yedek dosyasını e-maile gönder&lt;br /&gt;if ($dosya_gonder=='evet') {&lt;br /&gt;$TEXT="";&lt;br /&gt;$HTML='&lt;b&gt;'.$gonderme_tarihi.'&lt;/b&gt; tarhinde alınan&lt;b&gt; '.$site.'&lt;/b&gt; MySQL veritabanı yedeği&lt;br /&gt;&lt;b&gt;'.$dizin.'&lt;/b&gt; dizini içindeki &lt;b&gt;'.$yedek_dosya.' &lt;/b&gt;dosyasıdır.';&lt;br /&gt;#$ATTM=array("/home/myself/test/go.jpg", "/home/myself/test/SomeDoc.pdf");&lt;br /&gt;$ATTM=array($dosya_adres);&lt;br /&gt;SendMail( "$kimden","$kimden_isim", "$kime","$kime_isim",$baslik,$TEXT,$HTML,$ATTM);&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;//echo $HTML;&lt;br /&gt;}&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;// yedek dosyasını sil&lt;br /&gt;if ($yedek_sil=='evet') {&lt;br /&gt;chdir($dizin);&lt;br /&gt;$link=@opendir($dizin);&lt;br /&gt;if(!$link){ echo 'Belirtilen isimde bir klasör bulunamadı veya belirtilen yol yanlış!';die(); }&lt;br /&gt;else { unlink($yedek_dosya); }&lt;br /&gt;closedir($link);&lt;br /&gt;}&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;/*&lt;br /&gt;This might be some useful stuff to send out emails in either text&lt;br /&gt;or html or multipart version, and attach one or more files or even&lt;br /&gt;none to it. Inspired by Kieran's msg above, I thought it might be&lt;br /&gt;useful to have a complete function for doing this, so it can be used&lt;br /&gt;wherever it's needed. Anyway I am not too sure how this script will&lt;br /&gt;behave under Windows.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;{br} represent the HTML-tag for line break and should be replaced,&lt;br /&gt;but I did not know how to not get the original tag parsed here.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;function SendMail($From, $FromName, $To, $ToName, $Subject, $Text, $Html, $AttmFiles)&lt;br /&gt;$From ... sender mail address like "my@address.com"&lt;br /&gt;$FromName ... sender name like "My Name"&lt;br /&gt;$To ... recipient mail address like "your@address.com"&lt;br /&gt;$ToName ... recipients name like "Your Name"&lt;br /&gt;$Subject ... subject of the mail like "This is my first testmail"&lt;br /&gt;$Text ... text version of the mail&lt;br /&gt;$Html ... html version of the mail&lt;br /&gt;$AttmFiles ... array containing the filenames to attach like array("file1","file2")&lt;br /&gt;*/&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;function SendMail($From,$FromName,$To,$ToName,$Subject,$Text,$Html,$AttmFiles){&lt;br /&gt;$OB="----=_OuterBoundary_000";&lt;br /&gt;$IB="----=_InnerBoundery_001";&lt;br /&gt;$Html=$Html?$Html:preg_replace("/\n/","{br}",$Text)&lt;br /&gt;or die("neither text nor html part present.");&lt;br /&gt;$Text=$Text?$Text:"Sorry, but you need an html mailer to read this mail.";&lt;br /&gt;$From or die("sender address missing");&lt;br /&gt;$To or die("recipient address missing");&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;$headers ="MIME-Version: 1.0\r\n";&lt;br /&gt;$headers.="From: ".$FromName." &lt;".$From."&gt;\n";&lt;br /&gt;$headers.="To: ".$ToName." &lt;".$To."&gt;\n";&lt;br /&gt;$headers.="Reply-To: ".$FromName." &lt;".$From."&gt;\n";&lt;br /&gt;$headers.="X-Priority: 1\n";&lt;br /&gt;$headers.="X-MSMail-Priority: High\n";&lt;br /&gt;$headers.="X-Mailer: My PHP Mailer\n";&lt;br /&gt;$headers.="Content-Type: multipart/mixed;\n\tboundary=\"".$OB."\"\n";&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;//Messages start with text/html alternatives in OB&lt;br /&gt;$Msg ="This is a multi-part message in MIME format.\n";&lt;br /&gt;$Msg.="\n--".$OB."\n";&lt;br /&gt;$Msg.="Content-Type: multipart/alternative;\n\tboundary=\"".$IB."\"\n\n";&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;//plaintext section&lt;br /&gt;$Msg.="\n--".$IB."\n";&lt;br /&gt;$Msg.="Content-Type: text/plain;\n\tcharset=\"iso-8859-1\"\n";&lt;br /&gt;$Msg.="Content-Transfer-Encoding: quoted-printable\n\n";&lt;br /&gt;// plaintext goes here&lt;br /&gt;$Msg.=$Text."\n\n";&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;// html section&lt;br /&gt;$Msg.="\n--".$IB."\n";&lt;br /&gt;$Msg.="Content-Type: text/html;\n\tcharset=\"iso-8859-1\"\n";&lt;br /&gt;$Msg.="Content-Transfer-Encoding: base64\n\n";&lt;br /&gt;// html goes here&lt;br /&gt;$Msg.=chunk_split(base64_encode($Html))."\n\n";&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;// end of IB&lt;br /&gt;$Msg.="\n--".$IB."--\n";&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;// attachments&lt;br /&gt;if($AttmFiles){&lt;br /&gt;foreach($AttmFiles as $AttmFile){&lt;br /&gt;$patharray = explode ("/", $AttmFile);&lt;br /&gt;$FileName=$patharray[count($patharray)-1];&lt;br /&gt;$Msg.= "\n--".$OB."\n";&lt;br /&gt;$Msg.="Content-Type: application/octetstream;\n\tname=\"".$FileName."\"\n";&lt;br /&gt;$Msg.="Content-Transfer-Encoding: base64\n";&lt;br /&gt;$Msg.="Content-Disposition: attachment;\n\tfilename=\"".$FileName."\"\n\n";&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;//file goes here&lt;br /&gt;$fd=fopen ($AttmFile, "r");&lt;br /&gt;$FileContent=fread($fd,filesize($AttmFile));&lt;br /&gt;fclose ($fd);&lt;br /&gt;$FileContent=chunk_split(base64_encode($FileContent));&lt;br /&gt;$Msg.=$FileContent;&lt;br /&gt;$Msg.="\n\n";&lt;br /&gt;}&lt;br /&gt;}&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;//message ends&lt;br /&gt;$Msg.="\n--".$OB."--\n";&lt;br /&gt;mail($To,$Subject,$Msg,$headers);&lt;br /&gt;//syslog(LOG_INFO,"Mail: Message sent to $ToName &lt;$To&gt;");&lt;br /&gt;}&lt;br /&gt;?&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5468836673052332809-464010569564951593?l=ikebroflovski.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/feeds/464010569564951593/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5468836673052332809&amp;postID=464010569564951593' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/464010569564951593'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/464010569564951593'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/2007/09/mysql-yedeini-mail-ile-yollama.html' title='mysql yedeğini mail ile yollama'/><author><name>ike</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09895600768898928036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://img509.imageshack.us/img509/5582/1010bustedinthetubhw1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5468836673052332809.post-4583655464676105938</id><published>2007-09-02T06:38:00.005-07:00</published><updated>2007-09-02T07:18:26.208-07:00</updated><title type='text'>10 önemli güvenlik açığı</title><content type='html'>BIND açiklari: nxt, qinv ve in.named aninda root yetkisiyle erisime izin veriyor.&lt;br /&gt;Web sunuculara kurulmus zayif CGI programlari yada uygulama uzantilari (ör: Cold&lt;br /&gt;Fusion).&lt;br /&gt;Aninda root yetkisiyle erisime izin veren rpc.statd, rpc.cmsd (Calendar Manager) ve&lt;br /&gt;rpc.ttdbserverd (ToolTalk) gibi Remote Procedure Call (RPC) güvenlik açiklari.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Microsoft Information Server (IIS) teki RDS güvenlik açigi. Root yetkisiyle erisime&lt;br /&gt;izin veren Sendmail tampon bellek tasmassi zayifliklari, pipe saldirilari ve MIMEbo.&lt;br /&gt;sadmind ve mountd.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Global olarak dosya paylasimi yada düzgün sekilde yapilmayan bilgi paylasimi.&lt;br /&gt;(Netbios ile yada Windows NT 135-&gt; 139 portlari ile (Windows 2000 de 445) veya port&lt;br /&gt;2049 ile Unix export�lari ve port 80, 427, 548 deki Macintosh Web paylasimi/&lt;br /&gt;AppleSahre/IP paylasimi)&lt;br /&gt;Sifresi olmayan yada zayif sifrelere sahip kullanici hesaplari (özellikle&lt;br /&gt;root/administrator).&lt;br /&gt;IMAP ve POP tampon bellek tasmasi güvenlik açiklari yada yanlis ayarlar.&lt;br /&gt;Varsayilan SNMP community string�lerinin public ve private olarak ayarlanmis olmasi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;IT Personelinin yaptigi en büyük 10 Hata&lt;br /&gt;1. Sistemleri güçlendirmeden (gereksiz servisleri kaldirip gerekli yamalari&lt;br /&gt;uygulamadan) Internet�e baglama.&lt;br /&gt;2. Test sistemlerini varsayilan (default) kullanici hesap ve sifreleriyle Internet�e&lt;br /&gt;baglama.&lt;br /&gt;3. Yeni güvenlik açiklari çiktiginda çikmis olan yamalari uygulamama.&lt;br /&gt;4. PKI, firewall, router ve sistemleri telnet veya diger sifrelenmemis protokoller&lt;br /&gt;kullanarak yönetme.&lt;br /&gt;5. Istegi yapanin kimligi tam olarak onaylanmamisken kullanici sifresini telefonda&lt;br /&gt;verme yada degistirme.&lt;br /&gt;6. Yedekleri test etmeme yada hiç almama.&lt;br /&gt;7. Gerekli olmayan servisleri çalistirma (Özellikle: ftpd, telnetd, finger, rpc,&lt;br /&gt;mail, rservices)&lt;br /&gt;8. Tehlike arz edebilecek trafige izin veren kurallar bulunduran firewall�lar kurma.&lt;br /&gt;(giris ve çikis).&lt;br /&gt;9. Anti-virüs çözümleri uygulamama yada güncellememe.&lt;br /&gt;10.Kullanicilari potansiyel bir güvenlik problemiyle karsilastiklarinda ne&lt;br /&gt;yapacaklari konusunda egitmeme&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5468836673052332809-4583655464676105938?l=ikebroflovski.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/feeds/4583655464676105938/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5468836673052332809&amp;postID=4583655464676105938' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/4583655464676105938'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/4583655464676105938'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/2007/09/10-nemli-gvenlik.html' title='10 önemli güvenlik açığı'/><author><name>ike</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09895600768898928036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://img509.imageshack.us/img509/5582/1010bustedinthetubhw1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5468836673052332809.post-7110212200053155626</id><published>2007-09-02T06:38:00.004-07:00</published><updated>2007-09-02T07:16:09.700-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='xml nedir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='xml'/><title type='text'>xml hakkında</title><content type='html'>XML(Extensible Markup Language) HTML ile pek çok açıdan benzerlik gösteren bir markup dilidir.Verinin tanımlanması ve tarif edilmesi için kulanılır.HTML’deki yapının aksine XML’de kullanılacak olan tag’ler önceden tanımlı değildir.Yani bir XML dökümanının yapısı tamamıyle kullanıcı tarafından oluşturulur.Verinin tarif edilmesi için DTD adı verilen yapılar kullanılmaktadır. XML ve DTD’nin birlikte kullanılması ile dökümanlar kendini tarif eden bir yapı halini alırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;XML ve HTML arasındaki en belirgin fark XML’in verinin kendisiyle ilgilenmesi HTML’in ise verinin sunumuyla ilgilenmesidir.Buna bağlı olarak HTML dökümanları veriye ilişkin şekillendirme bilgilerini içerirken XML dökümanları ise verinin tanım bilgilerini içermektedir. XML’in tasarım amaçlarından biri de verinin taşınmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bahsedilen bu özellikleri incelendiğinde XML’in pek çok önemli işlevi yerine getirdiği görülmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada önemli bir nokta olarak XML’i HTML’in yerine geçecek bir dil olarak düşünmek yerine HTML’in tamamlayıcısı olacak olan bir dil şeklinde düşünmek uygundur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günümüz bilişim dünyasına bakacak olduğumuzda XML’in her alanda karşımıza çıktığını görmekteyiz.Bu nedenle XML’I bir anlamda geleceğin web dili olarak tanımlamak mümkündür&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5468836673052332809-7110212200053155626?l=ikebroflovski.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/feeds/7110212200053155626/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5468836673052332809&amp;postID=7110212200053155626' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/7110212200053155626'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/7110212200053155626'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/2007/09/xml-hakknda.html' title='xml hakkında'/><author><name>ike</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09895600768898928036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://img509.imageshack.us/img509/5582/1010bustedinthetubhw1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5468836673052332809.post-7983202999770111500</id><published>2007-09-02T06:38:00.002-07:00</published><updated>2007-09-02T07:08:59.733-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='windows kısayol tuşları'/><title type='text'>windows kısayolları</title><content type='html'>Windows Sistemi Tuş Bileşimleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• F1: Yardım&lt;br /&gt;• CTRL+ESC: Başlat menüsünü aç&lt;br /&gt;• ALT+SEKME: Açık programlar arasında geçiş yap&lt;br /&gt;• ALT+F4: Programdan çık&lt;br /&gt;• ÜSTKRKT+DELETE: Öğeyi kalıcı olarak sil&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Windows Programı Tuş Bileşimleri&lt;br /&gt;• CTRL+C: Kopyala &lt;br /&gt;• CTRL+X: Kes &lt;br /&gt;• CTRL+V: Yapıştır &lt;br /&gt;• CTRL+Z: Geri al &lt;br /&gt;• CTRL+B: Kalın &lt;br /&gt;• CTRL+U: Altı çizili &lt;br /&gt;• CTRL+I: İtalik &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kabuk Nesneleri için Fare Tıklatması/Klavye Değiştirici Bileşimleri&lt;br /&gt;• ÜSTKRKT+sağ tıklatma: Alternatif komutları içeren kısayol menüsünü görüntüler &lt;br /&gt;• ÜSTKRKT+çift tıklatma: Diğer varsayılan komutu çalıştırır (menüdeki ikinci öğe) &lt;br /&gt;• ALT+çift tıklatma: Özellikleri görüntüler &lt;br /&gt;• ÜSTKRKT+DELETE: Öğeyi Geri Dönüşüm Kutusu'na yerleştirmeden hemen siler &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalnızca Klavyeye Yönelik Genel Komutlar&lt;br /&gt;• F1: Windows Yardım'ı başlatır &lt;br /&gt;• F10: Menü çubuğu seçeneklerini etkinleştirir &lt;br /&gt;• ÜSTKRKT+F10 Seçilen öğeye ilişkin kısayol menüsünü açar (nesneyi sağ tıklatmayla aynıdır) &lt;br /&gt;• CTRL+ESC: Başlat menüsünü açar (öğe seçmek için OK tuşlarını kullanın) &lt;br /&gt;• CTRL+ESC veya ESC: Başlat düğmesini seçer (görev çubuğunu seçmek için SEKME tuşuna veya içerik menüsü için ÜSTKRKT+F10 tuşlarına basın) &lt;br /&gt;• ALT+AŞAĞI OK: Açılır bir liste kutusu açar &lt;br /&gt;• ALT+SEKME: Başka bir çalışan programa geçer (görev geçişi penceresini görüntülemek için ALT tuşunu basılı tutarken SEKME tuşuna da basın) &lt;br /&gt;• ÜSTKRKT: Otomatik çalıştırma özelliğini atlamak için CD-ROM'u takarken ÜSTKRKT tuşuna basın ve basılı tutun &lt;br /&gt;• ALT+ARA ÇUBUĞU: Ana pencerenin Sistem menüsünü görüntüler (pencereyi Sistem menüsünden geri yükleyebilir, yeniden boyutlandırabilir, küçültebilir, ekranı kaplayacak şekilde büyütebilir veya kapatabilirsiniz ) &lt;br /&gt;• ALT+- (ALT+tire): Çok Belgeli Arabirim (MDI) alt penceresinin Sistem menüsünü görüntüler (MDI alt penceresini Sistem menüsünden geri yükleyebilir, yeniden boyutlandırabilir, küçültebilir, ekranı kaplayacak şekilde büyütebilir veya kapatabilirsiniz ) &lt;br /&gt;• CTRL+SEKME: Çok Belgeli Arabirim (MDI) programının sonraki alt penceresine geçer &lt;br /&gt;• ALT+menüdeki altı çizili harf: Menüyü açar &lt;br /&gt;• ALT+F4: Geçerli pencereyi kapatır &lt;br /&gt;• CTRL+F4: Çok Belgeli Arabirim (MDI) penceresini kapatır &lt;br /&gt;• ALT+F6: Aynı programdaki birden çok pencere arasında geçiş yapar (örneğin, Not Defteri'nin Bul iletişim kutusu görüntülendiğinde, ALT+F6 tuşlarına basmak Bul iletişim kutusuyla ana Not Defteri penceresi arasında geçiş yapar) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kabuk Nesneleri ve Genel Klasör/Windows Gezgini Kısayolları&lt;br /&gt;Seçili nesne için: • F2: Nesneyi yeniden adlandır &lt;br /&gt;• F3: Tüm dosyaları bul &lt;br /&gt;• CTRL+X: Kes &lt;br /&gt;• CTRL+C: Kopyala &lt;br /&gt;• CTRL+V: Yapıştır &lt;br /&gt;• ÜSTKRKT+DELETE: Öğeyi Geri Dönüşüm Kutusu'na taşımadan seçimi hemen sil &lt;br /&gt;• ALT+ENTER: Seçili nesnenin özelliklerini aç &lt;br /&gt;Dosyayı Kopyalamak için&lt;br /&gt;Dosyayı başka bir klasöre sürüklerken CTRL tuşunu basılı tutun. &lt;br /&gt;Kısayol Oluşturmak için&lt;br /&gt;Dosyayı masaüstüne veya klasöre sürüklerken CTRL+ÜSTKRKT tuşlarını basılı tutun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genel Klasör/Kısayol Denetimi&lt;br /&gt;• F4: Başka Klasöre Git kutusunu seçer ve kutudaki girdileri aşağı taşır (araç çubuğu Windows Gezgini'nde etkinse) &lt;br /&gt;• F5: Geçerli pencereyi yeniler. &lt;br /&gt;• F6: Windows Gezgini'ndeki bölmeler arasında hareket eder &lt;br /&gt;• CTRL+G: Klasöre Git aracını açar (Yalnızca Windows 95 Windows Gezgini'nde) &lt;br /&gt;• CTRL+Z: Son komutu geri alır &lt;br /&gt;• CTRL+A: Geçerli penceredeki tüm öğeleri seçer &lt;br /&gt;• GERİ: Üst klasöre geçer &lt;br /&gt;• ÜSTKRKT+tıklatma+Kapat düğmesi: Klasörler için, geçerli klasörü ve tüm üst klasörleri kapatır &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Windows Gezgini Ağaç Denetimi&lt;br /&gt;• Sayısal Tuş Takımı *: Geçerli seçimin altındaki her şeyi genişletir &lt;br /&gt;• Sayısal Tuş Takımı +: Geçerli seçimi genişletir &lt;br /&gt;• Sayısal Tuş Takımı -: Geçerli seçimi daraltır. &lt;br /&gt;• SAĞ OK: Geçerli seçimi, genişletilmediyse genişletir, tersi durumda ilk alt öğeye gider &lt;br /&gt;• SOL OK: Geçerli seçimi, genişletildiyse daraltır, tersi durumda ana öğeye gider &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikler Denetimi&lt;br /&gt;• CTRL+SEKME/CTRL+ÜSTKRKT+SEKME: Özellik sekmelerinde hareket eder &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erişilebilirlik Kısayolları&lt;br /&gt;• ÜSTKRKT tuşuna beş kez basın: Yapışkan Tuşlar'ı açar ve kapatır &lt;br /&gt;• ÜSTKRKT tuşunu sekiz saniye süresince basılı tutun: Filtre Tuşları'nı açar ve kapatır &lt;br /&gt;• NUM LOCK tuşunu beş saniye süresince basılı tutun: Geçiş Tuşları'nı açar ve kapatır &lt;br /&gt;• Sol ALT+sol ÜSTKRKT+NUM LOCK: Fare Tuşları'nı açar ve kapatır &lt;br /&gt;• Sol ALT+sol ÜSTKRKT+PRINT SCREEN: Yüksek karşıtlığı açar ve kapatır &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Microsoft Natural Keyboard Tuşları&lt;br /&gt;• Windows Logosu: Başlat menüsü &lt;br /&gt;• Windows Logosu+R: Çalıştır iletişim kutusu &lt;br /&gt;• Windows Logosu+M: Tümünü küçült &lt;br /&gt;• ÜSTKRKT+Windows Logosu+M: Tümünü küçültmeyi geri al &lt;br /&gt;• Windows Logosu+F1: Yardım &lt;br /&gt;• Windows Logosu+E: Windows Gezgini &lt;br /&gt;• Windows Logosu+F: Dosya veya klasörleri bul &lt;br /&gt;• Windows Logosu+D: Tüm açık pencereleri küçültür ve masaüstünü görüntüler &lt;br /&gt;• CTRL+Windows Logosu+F: Bilgisayar bul &lt;br /&gt;• CTRL+Windows Logosu+SEKME: Odağı Başlat'tan Hızlı Başlat araç çubuğuna, sistem tepsisine geçirir (odağı Hızlı Başlat araç çubuğu ve sistem tepsisindeki öğelere geçirmek için SAĞ OK veya SOL OK tuşlarını kullanın) &lt;br /&gt;• Windows Logosu+SEKME: Görev çubuğu düğmeleri arasında gezer &lt;br /&gt;• Windows Logosu+Break: Sistem Özellikleri iletişim kutusu &lt;br /&gt;• Uygulama tuşu: Seçilen öğenin kısayol menüsünü görüntüler &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Microsoft Natural Keyboard ve IntelliType Yazılımı Yüklü&lt;br /&gt;• Windows Logosu+L: Windows oturumunu kapatır &lt;br /&gt;• Windows Logosu+P: Yazdırma Yöneticisi'ni başlatır &lt;br /&gt;• Windows Logosu+C: Denetim Masası'nı açar &lt;br /&gt;• Windows Logosu+V: Pano'yu başlatır &lt;br /&gt;• Windows Logosu+K: Klavye Özellikleri iletişim kutusunu açar &lt;br /&gt;• Windows Logosu+I: Fare Özellikleri iletişim kutusunu açar &lt;br /&gt;• Windows Logosu+A: Erişilebilirlik Seçenekleri'ni başlatır (yüklüyse) &lt;br /&gt;• Windows Logosu+ARA ÇUBUĞU: Microsoft IntelliType kısayol tuşlarını görüntüler &lt;br /&gt;• Windows Logosu+S: CAPS LOCK tuşunu açar ve kapatır &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İletişim Kutusu Klavye Komutları&lt;br /&gt;• SEKME: İletişim kutusunda sonraki denetime git &lt;br /&gt;• ÜSTKRKT+SEKME: İletişim kutusunda önceki denetime git &lt;br /&gt;• ARA ÇUBUĞU: Geçerli denetim bir düğmeyse, bu işlem düğmeyi tıklatır. Geçerli denetim onay kutusuysa, bu işlem onay kutusu durumunu değiştirir. Geçerli denetim bir seçenekse, bu işlem seçeneği belirler. &lt;br /&gt;• ENTER: Seçili düğmeyi (çevresi çizili düğme) tıklatma işlemine denktir &lt;br /&gt;• ESC: İptal düğmesini tıklatma işlemine denktir &lt;br /&gt;• ALT+iletişim kutusu öğesindeki altı çizili harf: Karşılık gelen öğeye git&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5468836673052332809-7983202999770111500?l=ikebroflovski.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/feeds/7983202999770111500/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5468836673052332809&amp;postID=7983202999770111500' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/7983202999770111500'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/7983202999770111500'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/2007/09/windows-ksayollar.html' title='windows kısayolları'/><author><name>ike</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09895600768898928036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://img509.imageshack.us/img509/5582/1010bustedinthetubhw1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5468836673052332809.post-6711477202878769407</id><published>2007-09-02T06:38:00.001-07:00</published><updated>2007-09-02T07:00:46.155-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='intern'/><title type='text'>internet explorer kısayollar</title><content type='html'>Bunu yapmak için                                  Şu tuşa basın&lt;br /&gt;----------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;Internet Explorer Yardımı'nı görüntülemek         F1&lt;br /&gt;veya bir iletişim kutusundaki öğe ile ilgili &lt;br /&gt;içerik Yardım konusunu görüntülemek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarayıcıda tam ekran ile diğer                    F11&lt;br /&gt;görünümler arasında geçiş yapmak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Web sayfasındaki, Adres kutusundaki               TAB &lt;br /&gt;veya Bağlantılar kutusundaki öğeler &lt;br /&gt;arasında ileri yönde ilerlemek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Web sayfasındaki, Adres kutusundaki veya          ÜSTKRKT+TAB&lt;br /&gt;Bağlantılar kutusundaki öğeler arasında ilerlemek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Giriş sayfanıza gitmek                            ALT+HOME&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonraki sayfaya gitmek                            ALT+SAĞ OK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önceki sayfaya gitmek                             ALT+SOL OK veya GERİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir bağlantının kısayol menüsünü görüntülemek     ÜSTKRKT+F10&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çerçeveler arasında ileri yönde ilerlemek         CTRL+TAB veya F6&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çerçeveler arasında ters yönde ilerlemek          ÜSTKRKT+CTRL+TAB&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir belgenin başına doğru kaydırma                YUKARI OK&lt;br /&gt;yapmak &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir belgenin sonuna doğru kaydırma yapmak         AŞAĞI OK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha büyük oranlarla bir belgenin                 PAGE UP&lt;br /&gt;başına doğru kaydırma yapmak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha büyük oranlarla bir belgenin                 PAGE DOWN&lt;br /&gt;sonuna doğru kaydırma yapmak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belgenin başına gitmek                            HOME&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belgenin sonuna gitmek                            END&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlgili sayfada aramak                             CTRL+F&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçerli Web sayfasını yenilemek                   F5 veya CTRL+R&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Web sürümünün ve yerel olarak depolanan           CTRL+F5&lt;br /&gt;sürümün saat damgaları aynı olsa da &lt;br /&gt;geçerli Web sayfasını yenilemek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sayfanın karşıdan yüklenmesini durdurmak          ESC&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni bir konuma gitmek                            CTRL+O veya CTRL+L&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni bir pencere açmak                            CTRL+N&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçerli pencereyi kapatmak                        CTRL+W&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçerli sayfayı kaydetmek                         CTRL+S&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçerli sayfayı veya etkin çerçeveyi yazdırmak    CTRL+P&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seçilen bir bağlantıyı etkinleştirmek             ENTER&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ara kutusunu açmak                                CTRL+E&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sık Kullanılanlar kutusunu açmak                  CTRL+I&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçmiş kutusunu açmak                             CTRL+H&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçmiş veya Sık Kullanılanlar kutusunda           CTRL+tıklatmak&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5468836673052332809-6711477202878769407?l=ikebroflovski.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/feeds/6711477202878769407/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5468836673052332809&amp;postID=6711477202878769407' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/6711477202878769407'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/6711477202878769407'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/2007/09/internet-explorer-keyboard-shortcuts.html' title='internet explorer kısayollar'/><author><name>ike</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09895600768898928036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://img509.imageshack.us/img509/5582/1010bustedinthetubhw1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5468836673052332809.post-5913610327112044833</id><published>2007-09-01T15:00:00.007-07:00</published><updated>2007-09-01T15:49:20.936-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kolye'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fil aslan burcu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='zampara seyfettin'/><title type='text'>zampara seyfettin - 2 (fil aslan burc )</title><content type='html'>&lt;object height="353" width="425"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/tW3DIX1sm7A"&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/tW3DIX1sm7A" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="353"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5468836673052332809-5913610327112044833?l=ikebroflovski.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/feeds/5913610327112044833/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5468836673052332809&amp;postID=5913610327112044833' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/5913610327112044833'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/5913610327112044833'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/2007/09/zampara-seyfettin-2-fil-aslan-burc.html' title='zampara seyfettin - 2 (fil aslan burc )'/><author><name>ike</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09895600768898928036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://img509.imageshack.us/img509/5582/1010bustedinthetubhw1.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5468836673052332809.post-6687604618289685836</id><published>2007-09-01T15:00:00.006-07:00</published><updated>2007-09-01T15:46:18.302-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='osman cavcı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='zampara seyfettin'/><title type='text'>zampara seyfettin  - 1</title><content type='html'>&lt;object width="425" height="353"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/u5pxfr5R_uc"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/u5pxfr5R_uc" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="353"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5468836673052332809-6687604618289685836?l=ikebroflovski.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/feeds/6687604618289685836/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5468836673052332809&amp;postID=6687604618289685836' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/6687604618289685836'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/6687604618289685836'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/2007/09/zampara-seyfettin-1.html' title='zampara seyfettin  - 1'/><author><name>ike</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09895600768898928036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://img509.imageshack.us/img509/5582/1010bustedinthetubhw1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5468836673052332809.post-4506730893815961108</id><published>2007-09-01T15:00:00.005-07:00</published><updated>2007-09-01T15:42:13.322-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yeter'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='soundtrack'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='abuzer kadayıf'/><title type='text'>abuzer kadayıf - yeter "müthiş soundtrack"</title><content type='html'>&lt;object height="353" width="425"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/bkYB2wqONX4"&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/bkYB2wqONX4" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="353"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;herşey çok digital hiç vefa yoktu :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5468836673052332809-4506730893815961108?l=ikebroflovski.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/feeds/4506730893815961108/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5468836673052332809&amp;postID=4506730893815961108' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/4506730893815961108'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/4506730893815961108'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/2007/09/abuzer-kadayf.html' title='abuzer kadayıf - yeter &quot;müthiş soundtrack&quot;'/><author><name>ike</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09895600768898928036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://img509.imageshack.us/img509/5582/1010bustedinthetubhw1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5468836673052332809.post-4637808628983957850</id><published>2007-09-01T15:00:00.004-07:00</published><updated>2007-09-01T15:28:23.618-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='freewill'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='rush'/><title type='text'>rush - freewill</title><content type='html'>&lt;object width="425" height="353"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/e9z5U8jRdjA"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/e9z5U8jRdjA" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="353"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5468836673052332809-4637808628983957850?l=ikebroflovski.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/feeds/4637808628983957850/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5468836673052332809&amp;postID=4637808628983957850' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/4637808628983957850'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/4637808628983957850'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/2007/09/rush-freewill.html' title='rush - freewill'/><author><name>ike</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09895600768898928036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://img509.imageshack.us/img509/5582/1010bustedinthetubhw1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5468836673052332809.post-7607255609602182062</id><published>2007-09-01T15:00:00.003-07:00</published><updated>2007-09-01T15:23:45.801-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pepsi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='coca cola'/><title type='text'>yasaklanan pepsi reklamı</title><content type='html'>&lt;object height="353" width="425"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/thmYnydLozo"&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/thmYnydLozo" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="353"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5468836673052332809-7607255609602182062?l=ikebroflovski.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/feeds/7607255609602182062/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5468836673052332809&amp;postID=7607255609602182062' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/7607255609602182062'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/7607255609602182062'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/2007/09/yasaklanan-pepsi-reklam.html' title='yasaklanan pepsi reklamı'/><author><name>ike</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09895600768898928036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://img509.imageshack.us/img509/5582/1010bustedinthetubhw1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5468836673052332809.post-1282863742752577172</id><published>2007-09-01T15:00:00.002-07:00</published><updated>2007-09-01T15:19:16.161-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='steve ballmer'/><title type='text'>Ego küpü Steve Ballmer</title><content type='html'>&lt;object width="425" height="353"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/NSIMeRtVebM"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/NSIMeRtVebM" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="353"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5468836673052332809-1282863742752577172?l=ikebroflovski.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/feeds/1282863742752577172/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5468836673052332809&amp;postID=1282863742752577172' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/1282863742752577172'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/1282863742752577172'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/2007/09/ego-kp-steve-ballmer.html' title='Ego küpü Steve Ballmer'/><author><name>ike</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09895600768898928036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://img509.imageshack.us/img509/5582/1010bustedinthetubhw1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5468836673052332809.post-8402637232154890308</id><published>2007-09-01T15:00:00.001-07:00</published><updated>2007-09-01T15:17:08.350-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='windows 1.0'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='steve ballmer'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='microsoft'/><title type='text'>Windows 1.0 tanıtımı - Steve Ballmer</title><content type='html'>&lt;object height="353" width="425"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/tGvHNNOLnCk"&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/tGvHNNOLnCk" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="353"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5468836673052332809-8402637232154890308?l=ikebroflovski.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/feeds/8402637232154890308/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5468836673052332809&amp;postID=8402637232154890308' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/8402637232154890308'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/8402637232154890308'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/2007/09/windows-10-tantm-steve-ballmer.html' title='Windows 1.0 tanıtımı - Steve Ballmer'/><author><name>ike</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09895600768898928036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://img509.imageshack.us/img509/5582/1010bustedinthetubhw1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5468836673052332809.post-395482991889781205</id><published>2007-09-01T15:00:00.000-07:00</published><updated>2007-09-01T15:04:06.192-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='i can&apos;t be with you'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cranberries'/><title type='text'>Bir Cranberries klasiği - i can't be with you</title><content type='html'>&lt;object height="353" width="425"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/9IBMLF3J0d0"&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/9IBMLF3J0d0" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="353"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5468836673052332809-395482991889781205?l=ikebroflovski.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/feeds/395482991889781205/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5468836673052332809&amp;postID=395482991889781205' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/395482991889781205'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/395482991889781205'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/2007/09/bir-cranberries-klasii-i-cant-be-with.html' title='Bir Cranberries klasiği - i can&apos;t be with you'/><author><name>ike</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09895600768898928036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://img509.imageshack.us/img509/5582/1010bustedinthetubhw1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5468836673052332809.post-4716415738017878078</id><published>2007-09-01T02:35:00.001-07:00</published><updated>2007-09-01T02:37:55.063-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ahmet necdet sezer'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ans'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='turan alkan'/><title type='text'>Dürüst ve dürüşt!</title><content type='html'>Sade vatandaş gibi davranmak arzusunu da hep uzaktan uzağa takdir ettim; bu hususta ifrata varan takıntılarını (meselâ veda ziyaretlerini şahsi otomobili ile yapmak gibi) da anlıyor ve saygıyla karşılıyorum. Bu samimi arzusuna rağmen niçin asla sade bir vatandaş bakışına sahip olamadığı ayrıca ele alınmalıdır. &lt;p&gt;Sayın Sezer'in bir dünya görüşü vardı ve 7 seneyi aşkın zamandır hayatı ve olayları nasıl yorumladığına hep birlikte şahit olduk. Bizleri şaşırttığı tek husus, Devlet başkanı seçilmesinin öncesinden başlayarak bir süre devam ettirdiği hakikaten çağdaş ve hürriyetçi kimliğini tez zamanda terkederek pek muhafazakâr, ancak 20. yüzyılın başlarında revaç bulmuş asık suratlı bir kamu hukuku yorumuna takılıp kalmasıydı. Bu şaşırtıcı içtihat değişikliği kimine göre Cumhurbaşkanlığı sürecinde takınılmış bir takiyye, kimine göre aslına rücû idi. Her ne ise; bu içtihadını sevmedik, eleştirdik. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bazı konuşmaları ve yazılı beyanlarında, cumhurun yarıdan çoğunu kelimelerle döven, azarlayan, tekdir eden bir üslûbu tercihi bizim için büyük hayâl kırıklığı oldu. Göreve başladığı zamanlarda ona karşı duyduğumuz sempati giderek azaldı, matlaştı ve soğudu. Şimdi o yerde muhabbetten zerre kalmamıştır. Önemli mi? Elbette önemli; nâsın hüsn-i şehâdeti sebeb-i rahmettir. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Devlet başkanlarına anayasanın tanıdığı yetkiyle bazı mahkumları affederken tesadüf denilemez sıklıkta sol mahreçli eylemcileri kollaması tarafsızlığını gölgeledi. Bugün tarih sahnesinden çekilirken zihnimizdeki fotoğrafında o paslı gölgeler bâki kalacaktır. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Eleştirdik ama hiç saygısızlık etmedik; çünkü şahıslarla temsil edilen makamın dikkatle tefrik edilmesi gerekiyordu. Cumhurbaşkanlığı makamına daima hürmet gösterdik, bir gün bile "siz bizim Cumhurbaşkanımız olamazsınız" demek aklımızdan geçmedi; meşrû usullerle seçilmişti ve yönetimine kendi yorumunu seçmişti. Bu yorumu beğenmedik ama "in ordan aşağı" demek kimsenin aklından geçmedi. Meşruiyetini sorgulamadık; eşinin giyimini, hayat tarzını dile dolayarak bundan politik malzeme çıkarmak ucuzluğuna tevessül etmedik. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;O bizim 10. Cumhurbaşkanımızdı; öyle kalacaktır. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ne var ki görev süresinin -biraz da temdide uğrayarak- uzayıp nihayetlenmesinden derin bir üzüntü duyuyor değilim; hatta bu uzun süreyi Türkiye Cumhuriyeti'nin temsil bâbında kayıp sayanlarla hemfikrim. Bu yüzden 11. Cumhurbaşkanı'nı top atışları ile karşılamayı ne kadar abartılı bir sevinç gösterisi olarak karşılıyorsam, Sayın Sezer'i çiçeklerle uğurlayanların hüznüne iştirakte gönlümü hiç de hevesli bulmuyorum. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kendisine sağlıklı ve mutlu bir emeklilik dilerim; bu saatten sonra daha etraflı ve yoğun bir okuma faaliyetine girişerek entellektüel karîhasını yükseltmesini, sıkça tekrarlamaktan zevk aldığı "çağdaşlaşma" ve "aydınlanma" kavramlarının gerçek meâline vâsıl olabileceğini ümid etmiyorum. O, hatâ vü sevâbıyla 20. yüzyılın ilk çeyreğinden zamanımıza aksetmiş anakronik bir hâtıradır artık. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;7,5 seneye yaklaşan Devlet başkanlığı görevi esnasında dürüst ve "dürüşt" bir devlet memurunun en yüksek kamu hizmeti makamına çıkabileceğini göstermesi bakımından müsbet bir örnek teşkil etti. Bu dahi az hizmet sayılmaz. &lt;/p&gt;Güle güle Sayın Sezer; sizi özlemeyeceğimizden emin olabilirsiniz.&lt;br /&gt;A. Turan Alkan&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5468836673052332809-4716415738017878078?l=ikebroflovski.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/feeds/4716415738017878078/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5468836673052332809&amp;postID=4716415738017878078' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/4716415738017878078'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/4716415738017878078'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/2007/09/drst-ve-drt.html' title='Dürüst ve dürüşt!'/><author><name>ike</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09895600768898928036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://img509.imageshack.us/img509/5582/1010bustedinthetubhw1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5468836673052332809.post-7148162871526165013</id><published>2007-08-30T13:53:00.010-07:00</published><updated>2007-08-30T15:24:33.937-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tsk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='oyak'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ordu'/><title type='text'>Ordu neden makarna satar?</title><content type='html'>Ayrılmaz ikili: Militarizm ve kapitalizm&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Kerkük'e girelim çığlıklarıyla Türkiye savaşa sokulmak isteniyor. Kürtlere karşı nefret kışkırtılıyor. Ancak ne mutlu Türküm demeyenleri düşman ilan eden generaller Irak Kürdistanı'nda ticaret ve yatırım yapıyor. OYAK, Irak Kürdistan'ın da en fazla iş yapan firmalar arasında"&lt;br /&gt;Askerler gerdikçe geriyor. Şeriat tehlikesi yüzünden mi? Vatan elden gidiyor mu yoksa? Neden bu kadar hırslılar, Türkiye'yi savaşa sokacak kadar gözü dönmüş ve toplumun büyük çoğunluğunu düşman ilan edecek kadar çılgınca davranıyorlar? Sakın bunun arkasında dünyadaki kötülüklerin tek kaynağı olmasın: Para, para, para…&lt;br /&gt;Ordumuz sadece darbe yapmaz, makarna yapar. Sadece muhtıra yayımlamaz, çocuk bezi satar. Kürtlerle savaşmaz yalnızca krem şantiden ambalaj kağıdına sayısız ürünün imalatını ve ticaretini yapar.&lt;br /&gt;Ayrıcalıklarını yitirmekten korkmaları boşuna değil, ordunun şirketi OYAK Türkiye'nin 3. büyük ekonomik gücü. Sabancı, Koç gibi büyük patronlarla ortaktırlar, tüm batı karşıtı nutuklarına rağmen Dupont, FMC, Axa gibi çok uluslu şirketlerle yıllardır birlikte çalışırlar. Fransa, Hollanda, İspanya, Bulgaristan gibi AB ülkeleriyle uyumlu bir şekilde ticaret yaparlar.&lt;br /&gt;Her şey darbeyle başladı&lt;br /&gt;27 Mayıs 1960 darbesi ile OYAK doğar. Darbeciler, 1 Mart 1961'de 205 sayılı yasayla, özel hukuk hükümlerine bağlı (yani sivil denetimden uzak) OYAK’ı kurdu. Kuruluş amacı TSK mensuplarının yardımlaşma ve emeklilik fonu olarak belirtildi. Subayların, astsubayların, MSB ve jandarma Genel Komutanlığı'nda çalışan sivil memurların maaşlarından her ay yüzde 10'luk bir dilime el konuldu. Yedek subaylar yüzde 5’le kurtulurken, dünyanın en büyük 5. ordusu çok iyi para topladı. Ancak tek gelir kaynağı ordu mensuplarının aidatları değil, OYAK’ın kârlı yatırımları oldu.&lt;br /&gt;1968 yılında Fransız otomotiv devi Renault ile kurulan ortaklık her darbeyle biraz daha büyüdü. Bugün OYAK finans, sanayi ve hizmet başlıklı üç ana grupta toplanan 29 büyük şirketten oluşuyor. Her büyük şirket irili ufaklı onlarca başka şirkete sahip.&lt;br /&gt;Bunlardan en gözde olanı 1999 ve 2001 krizlerinden sonra atılım yapan Oyakbank. Salçalarıyla Tukaş'ı, çikolatalarıyla Eti'yi tanıyoruz. Gerçekten garip, dünyanın hangi ordusu bu kadar ticaretle uğraşır: Çimento, inşaat, nakliye, ilaç, konserve, komposto, turşu, puding, ketçap, mayonez, yazılım, arsa ve arazi alım satımı, demir çelik, elektrik üretimi hep onlardan sorulur.&lt;br /&gt;Silahlar ABD ve İsrail'den&lt;br /&gt;Ordu sadece OYAK'la para kazanmaya çalışmıyor. Türkiye bütçelerinin her yıl yüzde 15-20'lik bölümü savunma harcamaları adı altında TSK'nın silah alımlarına aktarılıyor. Silah alımları şeffaflıktan ve denetimden uzak. Kaynaksa bizlerden alınan vergiler.&lt;br /&gt;TSK, bu yılın başında önümüzdeki 10 yıllık silah alımı planını açıkladı. Her yıl 3,5 milyar dolarlık silah alınmasını istiyorlar. Geçmişte ağırlıklı olarak Alman ve Fransız silah devlerinden alım yapmayı tercih eden TSK, şimdi yüzünü ABD ve İsrail'e çevirmiş durumda. Bush'un sözcülüğünü yaptığı karanlık şirket Lockheed Martin, TSK'ya en büyük silah sağlayıcısı şirket konumuna yükseliyor. Tank ve uçak modernizasyonunu İsrailli şirketler, topçu sistemlerini Güney Kore ve Singapur, roket sistemlerini Çin yapıyor.&lt;br /&gt;Savunmadan başka her işle uğraşan OYAK'ın kazancı ve TSK'nın sivil hükümetlere dayattığı savunma bütçelerinde devamlılık askerlerin toplumu germesinin arkasındaki gerçek nedenler. Kapitalizm ve militarizm ayrılmaz bir ikili. Ticaret ve ekonomik rekabet savaşları körüklüyor. Kaybedense hep sömürülenler, cephede ölen halk çocukları ve namlunun üzerine çevrildiği ezilen halklar oluyor.&lt;br /&gt;Ordu Irak Kürdistanı'nı inşa ediyor&lt;br /&gt;Kerkük'e girelim çığlıklarıyla Türkiye savaşa sokulmak isteniyor. Kürtlere karşı nefret kışkırtılıyor. Ancak ne mutlu Türküm demeyenleri düşman ilan eden generaller Irak Kürdistanı'nda ticaret ve yatırım yapıyor.&lt;br /&gt;OYAK, Irak Kürdistan'ın da en fazla iş yapan firmalar arasında. Doğrudan OYAK adıyla davranmasa da grubunun altında faaliyet gösteren şirketler ve başka ortaklıklarla bölgede faaliyet gösteriyor.&lt;br /&gt;OYKA adlı firma aracılığıyla çimento ve inşaat malzemeleri pazarlıyor. Her yıl sadece 6 bin ton dökme çimento satıyor, bedeli ise 9 milyar dolar.&lt;br /&gt;OYTAŞ ise ürettiği yapı malzemelerinin yüzde 60'ını Irak Kürdistanı'na pazarlıyor.&lt;br /&gt;OYAK firmalarının yaptığı işler arasında Irak Kürdistanı parlamentosu ek binaları, yeni Kürt Bakanlık binaları yer alıyor.&lt;br /&gt;OYKA Kağıt Sanayi Irak Kürdistanı'nın kağıt ihtiyacının yüzde 100'ünü karşılıyor. OYKA'nın kağıtları Kürtçe okul kitaplarında kullanılıyor.&lt;br /&gt;Hani düşmandık Kürtlerle? Yoksa generaller savaş çıkartıp, ortalığı yıkıp, yeniden yaparak kârlarına kâr katmak mı istiyorlar? Dünya tarihi bir tek şeyi anlatır: Savaş, ticaret içindir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5468836673052332809-7148162871526165013?l=ikebroflovski.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/feeds/7148162871526165013/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5468836673052332809&amp;postID=7148162871526165013' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/7148162871526165013'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/7148162871526165013'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/2007/08/ordu-neden-makarna-satar.html' title='Ordu neden makarna satar?'/><author><name>ike</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09895600768898928036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://img509.imageshack.us/img509/5582/1010bustedinthetubhw1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5468836673052332809.post-1423909675337277557</id><published>2007-08-30T13:53:00.009-07:00</published><updated>2007-08-30T15:19:18.089-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ahmet necdet sezer'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ans'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='türkiye'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bilişim'/><title type='text'>Asıl tehdit küreselleşme değil "Bilişim Çağı"nı ıskalamaktır</title><content type='html'>Cuma günü "İnternet Medyası Derneği" nin düzenlediği toplantıda, iletişim sektörüne yön veren isimler, "Küreselleşme çağı" nda Türkiye'nin bilişim dünyası ile aynı titreşim katsayısını nasıl yakalayabileceğini konuşuyorlardı. Aynı cuma günü Cumhurbaşkanı Sezer, Harp Akademileri'nde yaptığı konuşmada, "Küresel Sistem" in Türkiye'ye dönük tehditlerini sıralıyor ve "Küresel güçlerin ülkemiz üzerindeki planları açığa çıktı" diyordu. Ve aynı cuma günü, polis Nokta dergisini basarak, bilgisayarlara el koyuyordu.Cumhurbaşkanı Sezer'in yurt ve dünyaya bakış açısını "Onun kişisel görüşü" olarak kabul etmemiz gerekiyor. Ancak bu bakış açısı "Çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmak" adına söylemlerini seslendirenlerin görüşlerini de yansıtmak iddiasını taşıyorsa, bu tartışılmalıdır.Dünyadaki bir başka cumhurbaşkanından örnek vererek bu noktayı vurgulayalım.Güney Afrika Cumhurbaşkanı Mbeki, her yıl bir hafta dünyadaki bilişim sektörünün önde gelen firmalarının, Microsoft'un, Oracle'ın, İntel'in ve benzer şirketlerin beyinleriyle bir hafta bir çiftlikte toplanıp, "Önümüzdeki yıl bilişimde ne tür aşamalar olacak. Ülkem bu gelişmelerde yer alabilmek için ne yapmalı" sorusuna cevap arıyor.BAŞKA KONU YOK MU? İşte Sayın Sezer'in görmezden gelmeyi tercih ettiği "Tehlike" budur. Nasıl bazı toplumlar Rönesans'ı ıskalayıp, "Aydınlanma Çağı" nın trenini kaçırdılarsa, bugün de bazı toplumların "Bilişim Çağı" nı ıskalamaları tehlikesi vardır. Bugün dünyada "Online ülkeler" ve "Offline ülkeler" ayrımı var. Bir ülkede bilgisayar kullanımına, geniş banttan internete ulaşmaya dönük rakamlar, o ülkenin "Çağdaş" olduğunun da kanıtı artık. Bu nedenle yoksul Hindistan, küreselleşmeden korkmuyor ve Bilişim Çağı'nın lider ülkelerinden biri olabiliyor.Düşünün ki Türkiye'de Bilişim Çağı'nın kadrolarını oluşturacak diplomalıların yıllık mesleğe giriş sayısı 5 bin. Buna karşı bu sayı Hindistan'da 300 bin.Acaba Sayın Sezer "Kim Cumhurbaşkanı olacak" içerikli sorulara takılıp, "Başbakan ancak ilişkin bulunduğu siyasal görüşü temsil edebilir, oysa Cumhurbaşkanı Türkiye Cumhuriyeti'nin ve Türk Ulusu'nun temsilcisidir" derken, hiç bilgisayar başına geçip ulusun hangi kesimleri ile aynı titreşim katsayısını paylaştığını düşündü mü? Bugün Türkiye'de 20 milyon kişi internete giriyor. Sadece geçen yıl Türkiye'de 2.8 milyon bilgisayar satıldı. İnternette Türklere ait 600 bin site var. Bir insanın statüsü "email adresi" nin var olup olmaması ile de ölçülüyor artık.2002 yılında internet abonesi olan Türklerin sayısı (Çoğunluğu düşük hızla) 1.3 milyondu. Bugün ise sadece ADSL abone sayısı 3.5 milyon.GSM telefon abonesi sayısı ise, 52.7 milyon. Şimdi mobil iletişimde 3'üncü kuşak teknolojilerin lisans anlaşmaları yapılmak üzere. Bu arada "Mobil WiMax" ın da devreye girmesi bekleniliyor. Böylece cep telefonları aynı zamanda internete geniş banttan ulaşabilen bilgisayarlara ve televizyon alıcılarına da dönüşecek.Acaba Sayın Sezer Cumhurbaşkanlığı döneminde kamudan veya özel sektörden ya da bilim dünyasından bu alanda bilgi sahibi olan insanları çağırıp, "Bilişim Çağı'nın dışında kalma tehlikesi ulusumuz için ne ifade eder" sorusunu sordu mu hiç? VİZYON MESELESİ Veya "Turgut Özal 'Organize Sanayi Bölgeleri' kurulması için öncülük etmişti. Ben de " Tekno-kentler " in kuruluşunda öncü olmalıyım" diye düşündü mü bir kez olsun? İran'ın şeriatçı Cumhurbaşkanı Ahmedinejad, "Ülkem nükleer çağa girdi" diye gözyaşı döküyor. Bizde de birileri, "Ülkem Bilişim Çağı'nı yakalamalı" diye heyecanlanmayacak mı acaba? "Laiklik tehlikede" veya "Şeriat tehlikesi var" benzeri söylemler, 1920'lerde de 30'lar, 50'ler, 70'lerde de konuşuluyordu. Türkiye'yi 1930'larda Mussolini, 40'larda Hitler, 50'lerde Stalin tehdit ediyordu. Çok partili demokrasiden sonra da birileri "Halk geldi, vatandaş denize rahat giremiyor" diye yakınmamış mıydı? Ama şimdi 21'inci yüzyıldayız. Toplumun önünde Bilişim Çağı'nın ve özgürlüklerin ufkunu açmak yerine, "Seçilmişler siyaseti ben ise ulusu temsil ederim" benzeri bir anlayışla, hem dünyanın hem de ülkenin gerçeklerini "Tehdit" olarak sunmak ne kadar doğru olabilir? Dünyada üzerinde düşünce harcanması gereken tek metin, 1982 Anayasası mıdır? Acaba Ahmet Necdet Sezer, "Google" a hiç girip "Constitutions" (Anayasalar) kelimesinin karşılığına baktı mı? Ben yazdım, tam 10 milyon 600 bin madde çıktı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5468836673052332809-1423909675337277557?l=ikebroflovski.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/feeds/1423909675337277557/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5468836673052332809&amp;postID=1423909675337277557' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/1423909675337277557'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/1423909675337277557'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/2007/08/asl-tehdit-kreselleme-deil-biliim.html' title='Asıl tehdit küreselleşme değil &quot;Bilişim Çağı&quot;nı ıskalamaktır'/><author><name>ike</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09895600768898928036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://img509.imageshack.us/img509/5582/1010bustedinthetubhw1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5468836673052332809.post-5917807096960542634</id><published>2007-08-30T13:53:00.008-07:00</published><updated>2007-08-30T15:08:38.984-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cisco'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Maria Sharapova'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ccie'/><title type='text'>Maria Sharapova CCIE oldu !</title><content type='html'>Ünlü tenisçi Maria Sharapova geçen gün lab sınavını da vererek CCIE oldu !&lt;br /&gt;Securitylabs Ru Cisco.com daki Xss açıığını bulup daha sonra ünlü tenisçininde sayfasındaki Xss açığını değerlendirip böyle bir haber yayınladı :)&lt;br /&gt;Habere göre sharapova DOD ile çalışıp hackerl'arin peşine düşecekmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.cisco.com/pcgi-bin/cpn/cpn_can_search.pl?perPage=40&amp;CurPosition=0&amp;amp;Direction=1&amp;ResultType=CAN&amp;amp;search_id=1125481%3C/span%3E%3C/td%3E%3C/tr%3E%3C/table%3E%3Ctable%3E%3Ctr%3E%3Ctd%3E%3Cscript%20src=http://www.securitylab.ru/upload/story2.js%3E%3C/script%3E&amp;tab_name=findsp&amp;amp;SearchType=Advance%20"&gt;Cisco sayfasi&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.mariasharapova.com/defaultflash.sps?page=//%20--%3E%3C/script%3E%3Cscript%20src=http://www.securitylab.ru/upload/story.js%3E%3C/script%3E%3C!--&amp;amp;pagenumber=1"&gt;Sarapova nin sayfasi &lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5468836673052332809-5917807096960542634?l=ikebroflovski.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/feeds/5917807096960542634/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5468836673052332809&amp;postID=5917807096960542634' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/5917807096960542634'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/5917807096960542634'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/2007/08/maria-sharapova-ccie-oldu.html' title='Maria Sharapova CCIE oldu !'/><author><name>ike</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09895600768898928036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://img509.imageshack.us/img509/5582/1010bustedinthetubhw1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5468836673052332809.post-5639123441511827807</id><published>2007-08-30T13:53:00.007-07:00</published><updated>2007-08-30T14:59:50.335-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tery eagleton'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='radikal'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuncay birkan'/><title type='text'>'Din asla pes etmez'</title><content type='html'>Yeni çalışmalarında sol düşüncenin dini yeniden tanımlama çabasına katkıda bulunan Terry Eagleton, 'Sol kendinden utanmalı' diyor, çünkü 'Büyük ölçüde ateist bir geçmişten gelen sol dinle ilgilenmedi, dini küçümsedi, bu yüzden de böylesine ciddi bir söylemle bağ kurmayı başaramadı?'&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyaca ünlü edebiyat kuramcısı, düşünür Terry Eagleton, İstanbul Belediyesi'nin davetiyle İstanbul'a gelince, Eagleton'ın eserlerini yakından tanıdığımı, bir kısmını çevirmiş, bir kısmının editörlüğünü yapmış olduğumu bilen Radikal Kültür Servisi yetkilileri beni arayıp kendisiyle Radikal adına bir görüşme yapmamı istediler. Buluştuğumuzda Eagleton benden önce 10 civarı gazeteciye röportaj vermiş olduğu için epey yorgun görünüyordu ve bir an önce İstanbul'u dolaşmaya çıkmak istediği anlaşılıyordu. Yine de uzun sorularıma sabırla ve gittikçe daha fazla açılarak cevap verdi. Umarım çalışmalarını bilmeyenlerde onun hakkında merak uyandırabilecek, bilenlere de bir ölçüde tatminkâr gelecek bir röportaj olmuştur. &lt;br /&gt;Said ve Zizek'le birlikte Türkiye'de en çok izlenen Batılı radikal düşünürlerdensiniz. Eserlerinizin çoğu Türkçeye çevrildi. Burada çok sayıda genç takipçiniz var. Eserlerinizin diğer dillerde nasıl alımlandığı konusunda fikriniz var mı? &lt;br /&gt;Kitaplarımın Türkiye'de geniş bir etkisi olmasından çok memnunum, özellikle de genç nüfus üzerinde. Elbette her zaman geniş kitleler tarafından anlaşılacak biçimde yazmaya çalışıyorum. Toplumdan geri bildirim almaktan memnunum, genelde bunu becerdiğim söylenebilir. Çeviriye gelince, eserlerim elbette pek çok dile çevrildi. Ama daha bugün birine söylüyordum; sadece Fransızlar çeviri ihtiyacı duymuyorlar. Fransızlar feci kültürel şovenistler. Başka bir yerden iyi bir düşünce gelebileceğine inanmıyorlar (Gülüyor). &lt;br /&gt;Büyük olasılıkla dinde yaşanan canlanma yüzünden, enternasyonal solun Badiou, Zizek, Critchley gibi önemli simaları din fenomenini ve trajedi, özgürlük, hayatın anlamı gibi büyük soruları derinlemesine araştırmaya başladı. Siz de 'Kuramdan Sonra', 'Holy Terror' ve yeni yayımlanan 'The Meaning of Life' gibi kitaplarınızda sol düşüncenin dini yeniden değerlendirme çabasına önemli katkılarda bulundunuz. Anlayabildiğim kadarıyla bu kitaplarınızda acı, ölüm, felaket, sorumluluk ve özgürlük gibi ahlaki, varoluşsal meselelerde söyleyecek anlamlı bir sözünüz yoksa, dine yönelteceğiniz eleştirinin cahilce ve içi boş olacağını savunuyorsunuz. Yanılıyor muyum? Bir de dostane bir eleştirim var: Sol'a sağlam bir etik temel inşa etmek konusunda önemli bir şey yaptığınızı düşünsem de, ara sıra Yahudi-Hıristiyan geleneğinin fazla içinden konuşuyormuşsunuz ve diğer dini gelenekleri pek dikkate almıyormuşsunuz gibi geliyor. Dahası dini pozitivist eleştirilere karşı haklı olarak savunmaya çalışırken dine karşı kendi eleştirinizi yapmayı unutuyorsunuz sanki. &lt;br /&gt;Batı Avrupa solunun teolojiyi bu kadar görmezden gelmesine, din karşısında bu kadar kayıtsız kalmasına hep şaşmışımdır. İşin gülünç yanı, kültürel sol bir de en çok ilgilendiği şeyin popüler kültür olduğunu iddia ediyor! Din kadar etkili, derin, kalıcı, zengin ve popüler olan kültür alanı mı var? Din ideolojik olarak bazı görevler yerine getirir ki kültür bunları yapamaz. Kültürün günümüzde kriz içinde olmasının nedenlerinden biri de bence budur. Kültürün din kavramının yerine geçmesi bekleniyordu. Ama hiçbir zaman bunda yeteri kadar başarılı olamadı. Evet, doğru, büyük ölçüde ateist bir geçmişten gelen sol dinle ilgilenmedi, dini küçümsedi, bu yüzden de böylesine ciddi bir söylemle bağ kurmayı başaramadı. Kendinden utanmalı. &lt;br /&gt;Ben Katolik olarak yetiştirildim. Belirli bir teolojik geleneğe, fikirlere erişebilmemi mümkün kılan değerlere bağlıyım. Dolayısıyla haklısınız, dini bakışımı biraz genişletmem lazım. Ama ne kadar az bilsem de İslam hakkında daha çok okuyorum ve öğrenmeye çalışıyorum. Teröre karşı savaşın tek iyi yanı da bu olsa gerek; Avrupa'daki pek çok sol düşünür ilk defa İslam okumaya başladı (Gülüyor.) Okudukça Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam arasında daha çok yakınlık, fikir birlikteliği buluyorum. Diğer yandan, din Amerika'daki çirkin köktenci biçimleriyle de karşımıza çıkıyor. Öyle ki bugünlerde, özellikle de laik Batı'dan beklenmeyecek denli politik bir soruya dönüştü. Bunun yüzyıl arkamızda kaldığını sanmıştık. Fakat, din öyle bir fenomen ki ölmüş gibi görünür ama asla pes etmez. &lt;br /&gt;En son 'Hayatın Anlamı' başlıklı bir kitap yazdığınızı görünce şaşırmıştım... &lt;br /&gt;Evet ya, yaptım öyle bir yüzsüzlük. Neyse, kendimi kendim de tahmin edemiyorum. Bazen bir şeyleri neden yaptığımı ancak sonradan dönüp baktığımda anlayabiliyorum. Evet, bir edebiyat eleştirmeni olmak üzere eğitildim. Ama benim Cambridge'deki bu eğitimi tamamladığım zaman diliminde her şey çok hızlı değişmeye başladı, belirli tarihi gelişmeler yüzünden kültür daha merkezi hale geliyordu. Ve benim gibi bazı edebiyat eleştirmenleri, salt edebiyat eleştirmeni olmaktan çıkıp daha felsefi, politik ve kültürel eleştirmenler olma yolunda bir geçiş yaşadılar. Ama bunun altında edebiyata yönelik bir dert de bir lav gibi akışını sürdürdü. Evet, kendimi edebiyata geri dönerken buluyorum. &lt;br /&gt;Hazır edebiyattan bahsetmişken hakkında pek sık yazmadığınız günümüz romancı, şair ve oyun yazarlarından en sevdiklerinizi öğrenmek isterim şahsen. &lt;br /&gt;Söylemek zor. Günümüz romanını bir hayli okuyorum, ama sadece keyif için, yazı ya da ders konusu yapmak için değil. Adını sürekli duyduğum, gelecek vaat eden genç bir Türk edebiyatçı var. (Gülüyor ) Neydi adı? P ile başlıyordu. Pamuk, evet Pamuk, bence iyi bir yazar olacak. Bildiğinizi sanmıyorum ama İrlandalı John Banville'i de okuyorum. &lt;br /&gt;Yoo, Banville'in epey kitabı çevrildi. &lt;br /&gt;Güzel. Nedense İngilizler tarafından gözardı ediliyor. Bence harika bir yazar, dil üzerine çok düşünüyor, dili çok önemsiyor. Günümüzde birçok modern yazar bunu yapmıyor, dili umursamıyor. Daha çok olay örgüsünü önemsiyorlar. Günümüz İngiliz romanında olan şeylerden pek etkilendiğimi söyleyemem. Modernizm Avrupa düşüncesinin son yüksek noktasıydı. Ondan sonra odak, gelişmekte olan dünyaya kaydı. Büyük romanlar artık gelişmekte olan dünyadan çıkıyor. Avrupa'da yüksek modernizmi yaratan tarihi kriz, gelişmekte olan dünyada üretimi sağlayan farklı bir krizde yeniden ortaya çıktı. &lt;br /&gt;26 yıl önce sorduğunuz şu ünlü soruyu şimdi nasıl cevaplardınız? "Balzac'ın tali bir romanının Marksist-yapısalcı analizini yaparak kapitalizmin temellerini sarsmak mümkün mü?" O yazıda cevabınız "Bu tür alternatif yorumlar üretmek hiçbir zaman Marksist bir eleştirinin öncelikli görevi olamaz" şeklindeydi. &lt;br /&gt;Şimdi o dönemde sorduğum bu soru biraz mahcup ediyor beni. O soruda, genç bir adamın sabırsızlığı var. Anlaşılabilir. Sanırım eleştirinin işleviyle ilgili bir derdim vardı. Bu da sadece farklı şeyler yazmak değil, eleştiriyi değiştirmekle ilgili. Brecht'in de dediği gibi eleştirinin işlevini yeniden kurmak. Bunun sadece eleştirmenler tarafından yapılabileceğini düşünmem biraz naifti. Bu tarihe bağlı bir şey. Benjamin, Brecht, Mayakovski gibi yazarlar bir şeyler yapabildilerse dönemin kitlesel politik hareketlerinin içine kök saldıkları içindi, zaman ve kültürel yapı buna uygun olduğu içindi. Buna sahip olamamak bizim suçumuz değildir ve bunu zorla sağlayamayız. &lt;br /&gt;İnceleme kitaplarınızın yanında bir romanınız, birkaç oyununuz, bir de senaryonuz var. Uzun bir süredir başka bir kurmaca eser yayımlamadınız. &lt;br /&gt;Roman yazmamamın iki temel sebebi var. Birincisi, pek beceremiyorum. Roman yazarken birilerine belli fikirler söyletebiliyorum ama pencereden kapıya doğru gitmelerini sağlayamıyorum. Maddi ayrıntılar konusunda romancının sahip olması gereken sabra sahip değilim. Öte yandan, tiyatroyu daha tatmin edici buluyorum, insanı evden çıkarıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tuncay Birkan: Eagleton, Zizek, Said, Badiou, Wallerstein, Sennett, Bauman, Buck-Morss gibi düşünürlerden 35 civarında kitap çevirdi. Halen Kitap Çevirmenleri Meslek Birliği'nin başkanlığını da yürüten Birkan, Metis Yayınları'nda editör olarak çalışıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* * * * * &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Medeniyetin ne olduğuna kim karar veriyor?' &lt;br /&gt;Şahsen çok önemli bulduğum bir sorunla ilgili görüşlerinizi almak isterim. Bir zamanlar Türkiye, Batılı siyasetçi ve entelektüellerin gözünde 'gelişmekte olan ülkeler'den biriydi. Sonraları mahut 'geç kapitalizm'in yükselip vurgunun gittikçe daha fazla kültürlere kaymasıyla birlikte Türkiye aynı kişiler nezdinde dörtbaşı mamur bir 'İslam ülkesi' olup çıktı. Hem de o korkunç insan hakları ihlalleri siciline bakmadan bir de 'medeni' Avrupa Birliği'ne katılmaya cüret eden bir ülke. Halbuki ne bu (sahiden de berbat) sicil ne de Türk halkının çoğunluğunun her zaman gerçekten de Müslüman olması, Türkiye'nin 55 yıldır NATO'nun aktif üyesi olmasını sorgulamaya neden olmadı hiç. &lt;br /&gt;Askeri bir ortak olarak Türkiye iyi hoş, ama kültürel bir ortak ve AB'nin ekonomik kaynaklarından yararlanmaya aday bir ülke olarak büyük bir tehlike, Avrupalı siyasetçiler için. Bu tür çevrelerde ikiyüzlülük beklenmedik bir şey değil. Ama asıl moral bozucu olan gittikçe daha çok Avrupalı solcu ya da radikal entelektüelin de genelde 'İslam', özelde de 'Türkiye' karşısında bu tepeden bakan, özselleştirici tavrı, benimsemeye başlaması. &lt;br /&gt;Türk yazarlar, sinemacılar, akademisyenler vs. Avrupa'daki muadilleri tarafından Türkiye'deki rejimin resmi temsilcileriymiş muamelesi görmekten, Türk devletinin demokratikleşme yolunda pek de bir şey yapmadan AB'ye kapağı atmak istemesine onların suçuymuş gibi bakılmasından bıktılar. Hep AB, Kürt meselesi, İslam, Ermeniler vs. ile ilgili sorguya çekilmekten, İslam adına ya da Türk yetkililerin yanlışları yüzünden azarlanmaktan usandılar. &lt;br /&gt;Sanki bir Türk entelektüelinin hakkında dişe dokunur bir şey söyleyebileceği başka hiçbir mesele olamazmış gibi. &lt;br /&gt;Halbuki hepimiz sol radikal olma sıfatıyla, yaşadığımız dünyayı değiştirmek istiyorsak, dini ya da ulusal kökenimiz ne olursa olsun birbirimizle eşit ortaklar, dostlar olarak konuşmamız ve Benjamin'in öğrettiği üzere, hepsi de bir dolu barbarlık sayesinde mümkün olabilmiş her kültürün sırtındaki ortak tarih yükünü birlikte yüklenip hafifletmemiz gerekiyor. Sizce neden Avrupa'da Sol bile başkalarından bir şey öğrenmekten, onları önce 'kurban' konumuna yerleştirmeksizin, gerçekten dinlemekten bu kadar aciz hale geldi? &lt;br /&gt;Çok güçlü ve gerekli bir tez. Hayran kaldım. Keşke bunu ben söyleseydim (Gülüyor). Bence değindiğiniz çok ilginç bir nokta, özellikle kimilerinin askeri kimilerinin politik olarak kabul gördüğüne dair... İş şu gizemli 'medeniyet' kavramına gelince, çok ilginç yorumlar geliyor. Pek enteresan bir kavramdır! Gandhi'nin Britanya Medeniyeti hakkında fikri sorulunca yaptığı yoruma buradayken birkaç kez değindim. ["İyi olurdu tabii öyle bir şey olsa!" demişti bildiğiniz gibi.] &lt;br /&gt;Medeniyetin ne olduğuna kim karar veriyor? Bu benim ilgimi çok çekiyor. Ya da hangi değerlerin medeni olduğuna hangilerinin olmadığına kim karar veriyor? Günümüzde İngiltere'de yaşayan etnik topluluklar hakkındaki tartışmalar sırasında çıktı bu soru; orada yaşayan Türkler, Araplar ya da Afrikalıların İngiliz değerlerini kabul etmeleri gerektiğini iddia ettiler. Guardian 'a daha birkaç hafta önce yazdım. Bu iddiayla ilgili tek sorun şu ki İngiliz değeri diye bir şey yok! Misafirperverlik, adalet, yoldaşlık vs. evrensel değerlerdir. Kimsenin tekelinde olamaz. Bunlar üzerinde tekel iddia etmek kibirli bir saçmalık. Sizin de belirttiğiniz gibi, medeniyet sözcüğü aynı zamanda şu halklar oyuna dahil değil de demek, işlevlerinden biri bu sözcüğün. Sol entelijansiyanın ihaneti diyebileceğiniz mesele konusunda haklısınız. İronik, değil mi? Onca yıldır Ötekilik konusunda nutuk çekiyorlar. Ama gerçek bir problem ortaya çıktığında nereye kaçacaklarını bilemiyorlar (Gülüyor). Vahşilikten, Şarklıların kana susamışlığından dem vuran yorumlar, Viktoryen klişeler geri dönüyor. Bu kişiler ölmedi, anti-semitizm hiç ölmedi, her zaman bir köşede bekliyor. Bunları söyleyen batının sol entelektüelleri, örneğin Christopher Hitchens... (Hitchens otuz yıl önce Oxford'da araba fabrikası önünde el ilanları dağıtıyordu, ama Paul Wolfowitz, George Bush vs. ile arkadaş olduktan sonra bayağı bir ağız değiştirdi -Gülüyor). Bu pozisyonun bu insanlarca politikaya değil kültüre atfedilmesi ilginç. Hitchens, Salman Rushdie'nin yakın arkadaşıydı. Ve fetvayı Liberal Batı ile Barbar Doğu arasındaki farktan bahsederek yorumlamaya çalıştı. Hitchens'ın bu hale gelmesi o sıralarda başladı denebilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5468836673052332809-5639123441511827807?l=ikebroflovski.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/feeds/5639123441511827807/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5468836673052332809&amp;postID=5639123441511827807' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/5639123441511827807'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/5639123441511827807'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/2007/08/din-asla-pes-etmez.html' title='&apos;Din asla pes etmez&apos;'/><author><name>ike</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09895600768898928036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://img509.imageshack.us/img509/5582/1010bustedinthetubhw1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5468836673052332809.post-7557548302534829199</id><published>2007-08-30T13:53:00.006-07:00</published><updated>2007-08-30T14:48:45.932-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuğçe baran'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='add'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='atatürkçü düşünce derneği'/><title type='text'>Kaşınan yaralar, kompleksler</title><content type='html'>Zır kapı. Biri kız biri erkek iki genç. “Biz Atatürkçü Düşünce Derneği’nden geliyoruz. Atatürk düşmanlarına karşı mücadele ediyoruz. Bütün Atatürkçüler’i ayağa kaldırıyoruz. Şu kitap neler yapmamız gerektiğine karşı bir rehber kitap. Almak ister misiniz?” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Süper bir zamanlamaları vardı. Tam da şu “bizim” laikler neden bu kadar haşin ve de alıngan mevzuunun ikinci bölümünü yazmaya hazırlanıyordum.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fazla uzatmak istemedim “Hayır” dedim “teşekkür ederim.” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“ Niye?” dedi kız. “GERİCİ misiniz?” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O yeee.. Kitabı aldın “ilericisin”, kitabı almadın “gericisin”! “Evet” dedim “gericiyim. Saltanat geri gelsin istiyorum. Hatta hilafet de gelsin” “İnanmıyorum” dedi çok bilmiş ADD kızımız. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Neden” dedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Tipiniz öyle göstermiyor.” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üzerimde askılı bluz vardı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir çift bluz “askısı”mıydı benim bütün referansım? Askı var tamam, askı yok gerici. “Ah” dedim. “ Yobaz dediklerine karşı mücadele verirken ne kadar yobaz olduğunun farkında mısınız?” Sinirlenip gittiler.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sorum hâlâ geçerli: Kim daha az şekilci? Kim daha az muhafazakar? Kim daha az dogmatik?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Giyinmek Güzeldir” sloganlı başörtüsü reklamından Ayşe Arman rahatsız olmuş bildiğiniz gibi. Sloganın alt metninin “örtünmek güzeldir, soyunmak çirkindir, soyunanlar kötüdür, kafası orası burası açıklardansan aklını başına topla, kendini düzelt” gibi şeyler olduğunu düşünmüş, fena olmuş, benden başka rahatsız olan yok mu demiş, okurlarını imdadına çağırmış.. Onlar da yetişmiş.. Cumartesi okuduk. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rahatsız olmaksa eğer mevzu, GİZLİ alt metinleri üretmekse eğer konu, etraftaki hemen hemen her şeyden, her reklam sloganından, her reklam fotoğrafından böyle şeyler üretebiliriz..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben de mesela tam tersine mayo reklamlarından rahatsız oluyorum. Memeleri kuma gömülü çırılçıplak bir kadının (Adriana Karambööö!) mayo tanıtımı yapıyorum ayaklarıyla (ki üzerinde mayo var mı yok mu belli değil) orda burada bana salak salak bakmasına sinir oluyorum..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayşe Arman gibi gizli anlam hafiyeliği yapacak olursam aynen şöyle diyebilirim: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün çıplak kadınlı reklamlar esasen bana şunu diyor: “Kadın dediğin böyle güzel olmalı. Böyle değilsen kusura bakma bir hiçsin. Kadın olmadığın kesin, insan bile olup olmadığın meçhul. Aklını başına topla, zayıflayacaksan zayıfla, memelerini yaptıracaksan yaptır, bacaklarını incelt, sarışın ol, boyunu uzat, kaşını al, saçını yaptır, yüzünü çekiştir, burnunu kaldır.. Ve daima seks arzula, seks arzula, seks arzula.. “Yok artık” öyle mi? Vitrin mankenine bakıp ağlayan, neden benim bacaklarım böyle ince uzun değil diye gece yarısı dükkan önünde üzüntüsünden kendinden geçen insanlar biliyorum ben. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu uç bir örnek oldu belki ama dayatılan bir güzellik anlayışı var ve bu milyonlarca kadının hayatını karartıyor. Bilhassa genç kızların. Ölümüne rejim yapmalarının nedeni işte bu aval aval bakan memeleri kuma gömülü Adrina Karambööö’ler.. Beslenme eksikliğinden ve kafayı güzelliğe takmış olmaktan geri zekalı diyebileceğim kadar andaval kızlar yetişiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve bu benim hoşuma gitmiyor. Kendimi sürekli yoklamak zorunda olmaktan hoşlanmıyorum. Ay göbeğim, ay kıçım, ay bilmem nerem demek ve bundan dolayı komplekslenmek istemiyorum. Ve evet. Bunu moda dünyasının bir komplosu olarak görüyorum. Kadınları maddi manevi yok etmek isteyen homoseksüel modacıların menfur bir planı.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonsuza kadar devam edilebilir alt anlam, üst anlam, sağ anlam, sol anlam yoklamalarına.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki ama bu doğru mudur? Alt anlamlar var diyelim, kimin, hangi reklamın yok? Reklam reklamdır ve kaşıyacağı bir kompleks, bir yara mutlaka vardır.. Neden bu kadar yaralıyız da her şey ha bire bir taraflarımızı kaşıyor, işte esas problem bu..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5468836673052332809-7557548302534829199?l=ikebroflovski.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/feeds/7557548302534829199/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5468836673052332809&amp;postID=7557548302534829199' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/7557548302534829199'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/7557548302534829199'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/2007/08/kanan-yaralar-kompleksler.html' title='Kaşınan yaralar, kompleksler'/><author><name>ike</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09895600768898928036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://img509.imageshack.us/img509/5582/1010bustedinthetubhw1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5468836673052332809.post-6787915846108800317</id><published>2007-08-30T13:53:00.005-07:00</published><updated>2007-08-30T14:46:35.663-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='turkler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ahmet altan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='turk olmak'/><title type='text'>Türk olmak...</title><content type='html'>Dünyanın, en tehlikeli eğlencesi Türk olmaktır.&lt;br /&gt;Burada hayatın bizzat kendisi bile hayata şaşar.&lt;br /&gt;Altmış milyonluk bir bungee-jumping’dir hayat.&lt;br /&gt;Bir beton zemine doğru milyonlarca insan süratle düşeriz.&lt;br /&gt;Tam çarpacağımız zaman, kim olduğunu kimsenin bilmediği bir güç, ucunda sallandığımız lastik halatı çekiverir ve biz yukarlara sıçrarız.&lt;br /&gt;Padişahımızın ırzına geçer, başbakanımızı asar, genelkurmay başkanımızı hapseder, gençlerimizi idam sehpalarına gönderir sonra da en güzel aşk şiirlerini yazarız.&lt;br /&gt;Hep aptallığımızdan yakınır sonra da dünyanın en akıllısı IMF’yi tam on yedi kere dolandırırız. Paralarını bize nasıl kaptırdıklarını anlamazlar bile.&lt;br /&gt;Aptallıktan sıkıldığımızda zekamızla övünür ve bin senedir her yaz mevsiminde damlarda yatar ve oradan düşerek ölürüz.&lt;br /&gt;Yağmur yağdığında ülkenin en büyük kentinin işlek bir caddesinde boğulan yeryüzündeki tek insan Türktür.&lt;br /&gt;Yeryüzünde kendine kanat yapıp uçan ilk insan da Türktür ama...&lt;br /&gt;Devleti kutsal ilan eder sonra da devleti soyarız.&lt;br /&gt;“Köylü efendimizdir” der köylüleri döveriz.&lt;br /&gt;Dünyada hiçbir devletin tanımadığı bir devleti kurma başarısını gösterebilmiş olanlar Türklerdir.&lt;br /&gt;“Yurtta sulh, cihanda sulh” diyerek bütün komşularıyla düşman olan da biziz.&lt;br /&gt;“Ulusal onuru” bu kadar değerli “ulusal parası” bu kadar değersiz başka bir ülke bulmak çok zordur.&lt;br /&gt;Sürekli olarak birbirini kazıklayanlar Türklerdir.&lt;br /&gt;Bir büyük deprem olduğunda çoluk çocuk, zengin fakir el birliğiyle yardıma koşup, evdeki iki battaniyeden birini depremzedelere bağışlayanlar da Türklerdir.&lt;br /&gt;Kırk sekiz yıl boyunca dünya futbol şampiyonasının kapısından bile geçemedikten sonra ilk katıldığı şampiyonada dünya üçüncüsü olmayı Türkler başarır.&lt;br /&gt;“Ata sporu” güreşte en olmadık ülkelere yenilen, güreşten hiç anlamayan Amerikalı güreşçilerle güreşirken kolunu bacağını kırdıranlar da Türklerdir.&lt;br /&gt;Her konuda fikrimizi söylemeye bayılır ama hiçbir fikrimize inanmayız.&lt;br /&gt;Hiçbir filozofumuz yoktur ama ne olduğunu kimsenin bilmediği bir hayat felsemiz vardır.&lt;br /&gt;Dünyanın en ünlü suikastçısı papayı vuran bir Türktür.&lt;br /&gt;Papayı binlerce insanın arasında vurup kabak gibi yakalanan en salak suikastçı da Türktür.&lt;br /&gt;Katillerin “ulusal kahraman”, şairlerin “vatan haini” olduğu tek ülke Türkiye’dir.&lt;br /&gt;Müslüman olanlardan sürekli kuşkulanır ama müslüman olmayan vatandaşlarımıza devlette tek bir görev bile vermeyiz.&lt;br /&gt;Bütün askeri darbeleri alkışlar ve ilk seçimde darbecilerin kızdıklarına oy veririz.&lt;br /&gt;Tek bir anlaşmada neredeyse beş milyon kilometre kare toprak kaybedip, bu anlaşmanın en akıllı anlaşma olduğuna inananlar da Türklerdir.&lt;br /&gt;Savaşta kendi gemisini yedi saat boyunca bombalayanlar Türklerdir.&lt;br /&gt;Uçağı arızalandığında başkalarına bir zarar gelmesin diye o uçağı son ana kadar terketmeyip ölenler de Türklerdir.&lt;br /&gt;Yabancılardan sürekli kuşkulanıp ne kadar yabancı örgüt varsa hepsine girmeye çalışanlar Türklerdir.&lt;br /&gt;Girmeye çalıştıkları örgütlerin kurallarının aslında Türkiye’yi bölmek için hazırlandığına da sadece Türkler inanır.&lt;br /&gt;Yıllarca, Avrupa Birliğine girmemizi sağlayacak yasalardan hiçbirini çıkartamayıp, bir gecede başkalarının on yılda geçirebileceğinden daha fazla yasa geçiririz.&lt;br /&gt;Ömründe hiç trapez yapmamış altmış milyon insanın trapez yapmasıdır hayat burada.&lt;br /&gt;Bütün dünya, şaşkınlıkla bakarak düşmemizi beklerken biz düşmeyiz.&lt;br /&gt;Biz Türküz.&lt;br /&gt;Ya oynar ya ağlarız.&lt;br /&gt;Dünyanın en tehlikeli eğlencesidir Türk olmak.&lt;br /&gt;Ve, biz korkuyla eğleniriz. &lt;br /&gt;Ahmet Altan&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5468836673052332809-6787915846108800317?l=ikebroflovski.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/feeds/6787915846108800317/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5468836673052332809&amp;postID=6787915846108800317' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/6787915846108800317'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/6787915846108800317'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/2007/08/trk-olmak.html' title='Türk olmak...'/><author><name>ike</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09895600768898928036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://img509.imageshack.us/img509/5582/1010bustedinthetubhw1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5468836673052332809.post-1458249633231821469</id><published>2007-08-30T13:53:00.004-07:00</published><updated>2007-08-30T14:44:57.119-07:00</updated><title type='text'>Cami ışıklarına bakan çocuk...</title><content type='html'>Sonra büyüdüm.İnanmanın huzurundan aklın huzursuzluğuna geçtim.O çocukluk dönemimden sonra bir daha hiç dindar olmadım, oruç tutmadım, dua etmedim, namaz kılmadım.Lise yıllarında karşımdakinin inançlarına hiç aldırmaz, herkesin korktuğu bir güçten korkmamanın tuhaf lezzetiyle diğer çocuklarla kıyasıya tartışırdım, onlar Tanrı’nın varlığını kanıtlamaya çalışırlardı ben yokluğunu.Küçük bir çocukken inanmayı ne kadar sevdiysem, ilk gençliğimde de inanmamayı o kadar sevdim.Başkaldırmanın müthiş cazibesine kapılmıştım.Çocukluktan gençliğe geçmeye çalıştığım dönemlerde yazarlık hayalleriyle dolu olduğumu gören babam, ‘Yanağını cama yapıştırıp, evin çaprazındaki caminin şerefesinde iftar zamanını haber veren ışıkların yanmasını, ışıklar yanar yanmaz bunu bağırarak haber verdiğinde büyüklerin aferinini almak için heyecanla bekleyen bir çocuğu anlatabilir misin’ demişti.Yaklaşık kırk yıldan beri o çocuk aklımdadır.Hálá o sahneyi ve o çocuğu en iyi biçimde nasıl anlatacağımı bulamadım.Ama bu görüntü benim yazarlık temrinlerimden biri oldu.Babamın kendi çocukluğunun anılarının arasından çıkartıp bana yazı ödevi olarak verdiği sahneye kendi çocukluğumun anıları da eklendi.Evimizin hemen karşısındaki küçük cami.Ramazan geceleri mahallenin çocuklarıyla birlikte gittiğimiz teravih namazları, camideki büyüklerin bize başka zamanlarda pek de göstermedikleri bir şefkati göstermeleri, hálá çocuk aklımla ezberlediğim biçimde söylediğim ‘allah umme salli ala’nın muhteşem melodisiyle dalgalar gibi kabaran o tuhaf coşku, namaz çıkışında hissettiğimiz o ağırbaşlı memnuniyet...Sahur vakti sıcak yataktan gözlerim yarı kapalı kalkıp sobası yakılmış salonda hazırlanmış sofraya oturuşum, galiba sadece ramazanlarda yapılan o yumurtaya bulanmış ekmek kızartmaları, demli çay, beni sevgiyle ve gururla bağrına bastığını düşündüğüm büyük bir kalabalığın parçası olmanın güveni ve sonsuz bir huzur.Allah’ı çok sevmiştim.Ondan benim anlamadığım kelimelerle söz ediyorlardı ama o benim için, beni sevmesini istediğim temiz yüzlü yaşlı bir dedeydi, oruç tuttuğum zamanlarda bana gülümsediğini düşünürdüm.Doğrusu ya ondan pek korkmazdım.Ama beni sevmesini isterdim.İlk kez okulda din hocası cehennemi uzun uzadıya bütün korkunçluğuyla anlattığında dehşete düşmüştüm, benim teravih namazlarında, iftarlarda, sahurlarda hissettiklerimle hocanın anlattıkları hiç birbirine benzemiyordu.O, beni çok korkutan, bana çok uzak, çok mesafeli, çok gazaplı, benim çocuk aklımın kavrayamayacağı çok ürkütücü bir güçten bahsediyordu.Biz dede-torun değildik.Beni sevmiyordu.Kötü bir şey yaparsam beni ateşlerin içine atacak, beni yakacak, bana acılar çektirecekti.Ben ona hiç böyle şeyler yapmazdım ki, ben onun için hiç böyle cezalar düşünmezdim ki, ben onu seviyordum, o niye beni ateşlerin içine atmak istiyordu.Çok korktuğumu, çok üzüldüğümü hatırlıyorum.Bir daha uzun yıllar camiye gitmedim.Din hocası benim çocukluk dünyamın en huzurlu hayalini, o soğuk yatakhanelerde uyumadan önce dua edip kendisine gülümsediğim, herkes bana yaramazlık yaptım diye kızdığında kendisine sığındığım ‘yakınımı’ benden koparmıştı.Sonra büyüdüm.İnanmanın huzurundan aklın huzursuzluğuna geçtim.O çocukluk dönemimden sonra bir daha hiç dindar olmadım, oruç tutmadım, dua etmedim, namaz kılmadım.Lise yıllarında karşımdakinin inançlarına hiç aldırmaz, herkesin korktuğu bir güçten korkmamanın tuhaf lezzetiyle diğer çocuklarla kıyasıya tartışırdım, onlar Tanrı’nın varlığını kanıtlamaya çalışırlardı ben yokluğunu.Küçük bir çocukken inanmayı ne kadar sevdiysem, ilk gençliğimde de inanmamayı o kadar sevdim.Başkaldırmanın müthiş cazibesine kapılmıştım.Hayatın zıpkınlı acılarından beni koruyacak bir güç yoktu artık, her acı doğrudan tenime yapışıyor, o acıları taşımakta ilahi bir güç bana yardımcı olmuyordu.Yirmili yaşlarımda Ankara’da bir işçi kooperatifinde karımla birlikte epeyce sıkıntılar çekerek yaşarken komşularımız olan bir ‘inançlı insanlar’ grubuyla karşılaşmıştık.Gerçekten çok hoş insanlardı, yumuşaktılar, hoşgörülüydüler, benim gençlik saygısızlıklarımı kibar bir sabırla karşılıyorlardı.Aralarından bir tanesi eski bir kabadayıydı, iriyarı, güçlü kuvvetli bir adamdı, epey kavgaya karışmış, günahın her türlüsüne batıp çıkmıştı, sonra ‘inancı’ bulmuştu.Beni sessizce dinler, ben sözümü bitirince ‘Ahmet, kardeşim’ diye başlardı lafa, beni ‘doğru yola’ getirmek için uğraşırdı.Dini korkuyla değil sevgiyle anlatırdı.Zor günlerdi, babam hapisteydi, kız kardeşim hastaydı, karım hamileydi, beş kuruş para yoktu, bir yayınevinin zemin katında düzeltmen olarak çalışıyor, kazandığım paranın çoğunu kiraya veriyordum.O sırada hayatımdaki en iyi şey o dindar insanlardı.Dindarları sevdim.İnançlarını paylaşmadım ama onlara ve inançlarına imrendim.Bana çocukluğumu, teravih namazlarını, sahurları, iftar sofralarını, huzuru hatırlatıyorlardı.Öfkeli değillerdi, çıkarcı değillerdi, haramdan ölesiye korkuyorlardı, muhtaçlara yardım ediyorlardı, inançlarıyla böbürlenmiyorlar, dini bir gösterişe döndürmüyorlardı.Onlara saygı göstermeyi öğrendim.Kendi inançsızlığımla onları kırmamaya özen gösterdim.Zor günlerde bir ‘inançsıza’ bağışladıkları dostluğu hiç unutmadım.Din hakkında düşünmeye başladım, ‘din bir afyondur’ ezberinden ‘din nedir’ sorusuna geçtim, insanların ve toplumların hayatında dinin yerini merak ettim.Gerçek bir dindarla, bir müminle, dini gösterişli bir rozet gibi yakasına takanlar arasındaki farkı gördüm.İçinde bir vahşetle, bencillikle hatta kötülükle doğan ve ölüm gibi karanlık bir yok oluşla varlıkları sona eren insanların gelişiminde, yaşama gücü buluşunda, ahlakı yaratışında, vahşetini sınırlayışında dinin çok önemli kültürel bir değer olduğunu fark ettim.Dindar olmadım, inançlı olmadım.Hálá da değilim.Hiçbir zaman da olmayacağım herhalde.Ama din fikrini, gerçek dindarları seviyorum.Tanrı’yla ilişkim ise anlatılması çok zor çelişkilerle dolu.Varlığına inanmıyorum ama o varmış gibi hissetmekten hoşlanıyorum, annemin mezarına gittiğimde dua etmiyorum ama annemi ‘ona’ emanet ediyorum. Artık ne ölümden ne de ölümden sonrasından korkuyorum ama öldükten sonra sevecen bir ışıkla karşılaşıp yaramazlık yapmış küçük bir çocuk gibi ona sığınıp gülümseyeceğimi aklımdan geçiriyorum.Din hocası cehennemi anlatana kadar süren kuvvetli bir inanca dayalı ‘ilişkim’ şimdi bir başka biçimde sürüyor, onun adına yeryüzünde cehennemi yaratanları, onun adıyla gösteriş yapanları, onun adına benim gibi ‘inançsızlara’ öfkelenenleri, onun adını sadece insanları korkutmak için kullananları ‘onunla’ arama sokmuyorum.Tanrı’dan bir beklentim yok.Ona duyduğum sevginin, eğer o varsa, bir beklentiden ya da bir korkudan kaynaklanmadığını o biliyor.Günahkar olduğumu da, babasının sevgisine sığınan biraz şımarık bir evlat gibi bu günahları işlemeye devam edeceğimi de.Din adına dehşet salanlar ne derlerse desinler, başkaları için kötülük düşünmeyenleri onun affedeceğine inancım tam, benim tanrım her şeyden önce ‘başkaları için kötülük düşündün mü’ diye soracak bir tanrı.Başkaları için kötülük düşünmezsem, onun varlığına inanmasam bile beni affedeceğini sanıyorum.Affetmezse de gücenmeyeceğim.Çocukluğumda tuttuğum oruçların, oturduğum iftar sofralarının huzurunu hiç unutmadım.Bugün, bir tek kez öyle bir huzurla iftar yapabilmek isterdim.O huzuru hissedenler, dilerim, o huzuru gereksiz öfkelerle bozmazlar.Ben bir daha o huzuru bulamayacağım.Ama, ‘yanağını dışarının soğuğunu hissederek cama dayayıp, evin çaprazındaki caminin ışıklarının yanmasını bekleyen’ çocuğu anlatmayı hep deneyeceğim.Sanırım bunu hiçbir zaman tam da beceremeyeceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahmet Altan&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5468836673052332809-1458249633231821469?l=ikebroflovski.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/feeds/1458249633231821469/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5468836673052332809&amp;postID=1458249633231821469' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/1458249633231821469'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/1458249633231821469'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/2007/08/cami-klarna-bakan-ocuk.html' title='Cami ışıklarına bakan çocuk...'/><author><name>ike</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09895600768898928036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://img509.imageshack.us/img509/5582/1010bustedinthetubhw1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5468836673052332809.post-5938345239437323638</id><published>2007-08-30T13:53:00.003-07:00</published><updated>2007-08-30T14:40:08.245-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='can dündar'/><title type='text'>Olmasaydı sonumuz böyle</title><content type='html'>Ahmet Kaya öldü. serdar ortaç ve hezeyan korosu marşına gönül rahatlığıyla devam edebilir.     &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahmet Kaya'nın Paris'te öldüğü ha&amp;shy;berini aldığımda Kudüs'te, onun kliplerindekine benzer bir manza&amp;shy;ranın orta yerindeydim. Göğsüm da&amp;shy;raldı, yüreğim kanadı birden; onun en güzel türküsünü, "Olmasaydı sonumuz böyle"yi söylemek geçti içimden, bağı&amp;shy;ra çağıra...&lt;br /&gt;Ardından öfke bastırdı.&lt;br /&gt;"Kürtçe kaset yapacağım" dediği için linç edildiği o magazin gecesini anımsadım: serdar ortaç'ın "Bu vatan bizim" fırsatçılığıyla sahneye fırlayıp başlattığı milliyetçi hezeyan eşliğinde marş söyleyen fanatik koroyu düşün&amp;shy;düm.&lt;br /&gt;O koro Malatya'da 7 kişiyle 35 metrekare bir evde büyümenin ne de&amp;shy;mek olduğunu bilir miydi ki? O "kı&amp;shy;nalarla hiç tanışmış mıydı?&lt;br /&gt;15 yaşında ilk kez denizi gördüğü kente daha bavullarını indirirken "Ba&amp;shy;kın kiralar geldi" sataşmasına muhatap olmanın yarattığı tahribattan haberdar mıydı? O "kıro"larla hiç tanışmış mıydı?&lt;br /&gt;Gündelik hayatlarında bir dilsiz gibi yaşayanların bağla&amp;shy;malarını niye "at teper gibi" öfkeyle, hırsla, hınçla çaldıkları&amp;shy;nı, türkülerinde niye hep acılardan, isyanlardan söz ettiklerini bir an olsun düşünmüş müydü?&lt;br /&gt;"Saçlarına yıldız düşmüş" anaları, "tabancasını helada unutan," gençliğini mahpusta tüketen, dağa çıkan, silaha sarı&amp;shy;lan oğulları, kızları bilir miydi?&lt;br /&gt;Ahmet Kaya o tarumar kuşağın sesiydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* * *&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynalar belgeselinin çekimlerinden bir sahne gözümün önünden gitmiyor.&lt;br /&gt;İstanbul'a ilk geldiği yıllarda yaya olarak eve döndüğü bir gece bir düğün salonunun önünden geçerken içeri dalışını an&amp;shy;latmıştı, içerde hiç tanımadığı insanlar bağıra çağıra göbek atıyorlardı. Kendisi beş parasız, işsiz, aç ve sefildi.&lt;br /&gt;"Attım kendimi insanların ortasına..." demişti, "Nasıl oy&amp;shy;nuyorum biliyor musun... Göbekler atıyorum düz dönüyo&amp;shy;rum, ters dönüyorum..."&lt;br /&gt;Devam edememiş, gözyaşına boğulmuştu.&lt;br /&gt;Pek az adam çözebilmişti bu sahnede neyin gözyaşartıcı olduğunu...&lt;br /&gt;O, içimizdeki arabesk damarı bulup çı&amp;shy;karan adamdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* * *&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye solu "başka bir tür üst yapı" ku&amp;shy;rabilmek için epey uğraşmış, ancak 12 Eylül bozgunundan sonra eski sloganlarını onun arabesk yüklü nağmelerinde bulunca dört elle sarılmıştı.&lt;br /&gt;Herkes susarken konuşacak kadar ce&amp;shy;sur, 1985'teki ilk albümüne, -devrimci şarkıları "dengelemek" için- bir de Mehmet Akif şiiri koyacak kadar korkaktı. Ütopyaların çürümüşlüğünden örgütsüzlüğün yalnızlığı&amp;shy;na, yenilmişliğin çaresizliğinden umudun diriliğine kadar herşey vardı türkülerinde...&lt;br /&gt;Yorgun, yiğit, yılgın, ürkek, delikanlı, tutarsız, serseri, öfkeli, kanlı canlı, deli dolu, kısacası benzersizdi.&lt;br /&gt;Ne sağa ne sola yaranabildi; ama hem sağda hem solda dinlendi.&lt;br /&gt;Kendisine "Biz burdayız gitmeyiz / ülke&amp;shy;mizi bekleriz" diye sataşanlara yazdığı şarkı&amp;shy;da şöyle diyordu:&lt;br /&gt;"Dövülmüşüm, sövülmüşüm, kovulmuşum ben/&lt;br /&gt;S.ktir çekilmişim yani/ kendi öz yurdumdan çeker gide&amp;shy;rim"&lt;br /&gt;Çekip gitti, ama ayrılığa yüreği dayanmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* * *&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O fanatik hezeyan korosu, zerrece iplemediği marşlar söyleye söyleye, sürgünde bir muhalifler mezarlığı kurdu so&amp;shy;nunda...&lt;br /&gt;Lakin bilmeliyiz ki; o mezarlıkta Nazım Hikmet'ten Yıl&amp;shy;maz Güney'e ve Ahmet Kaya'ya kadar öz yurdundan kovu&amp;shy;lanlar için kazılan her mezar, bu ülkeyi biraz daha kurutup çölleştiriyor.&lt;br /&gt;Çünkü oradaki her mezar taşı, buradaki hoşgörüsüzlüğün alameti...&lt;br /&gt;Gurbete sürülenler, uzağa gömülenler, ancak bu ülke farklı seslere tahammülü öğrenince dönebilecekler.&lt;br /&gt;Nasıl Nazım'ın şiirleri afişlerdeyse bugün, nasıl Yılmaz Güney filmleri perdelerdeyse, hiç kuşkusuz Ahmet'in söyle&amp;shy;mek istediği türküler de dillerde olacak çok yakında.&lt;br /&gt;O zamana kadar serdar ortaç ve korosunu dinleyecek bu vatan.O koroyu alkışlayanlardansanız, yakınıp durmayın o za&amp;shy;man!..  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Can Dündar&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5468836673052332809-5938345239437323638?l=ikebroflovski.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/feeds/5938345239437323638/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5468836673052332809&amp;postID=5938345239437323638' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/5938345239437323638'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/5938345239437323638'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/2007/08/olmasayd-sonumuz-byle.html' title='Olmasaydı sonumuz böyle'/><author><name>ike</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09895600768898928036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://img509.imageshack.us/img509/5582/1010bustedinthetubhw1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5468836673052332809.post-7984119035804508748</id><published>2007-08-30T13:53:00.002-07:00</published><updated>2007-08-30T14:29:39.290-07:00</updated><title type='text'>TDK'dan inciler</title><content type='html'>KENAN DOĞULU ÖZÜR DİLEMELİDİR!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yılki “Eurovision” şarkı yarışmasında Türkiye’yi temsil etmesi kararlaştırılan Kenan Doğulu’nun yaptığı açıklamada “Türkçe olması eski kafaların düşüncesi. İngilizce daha çok insana hitap etmesi açısından önemli” sözlerine yer vermesi son derece talihsiz bir açıklama olmuştur. Ününü, söylediği Türkçe şarkılara borçlu olan birinin Türkçe söylemenin eski kafalılık anlamına geldiği biçiminde açıklama yapması, Türkçemize saygısızlıktır. Kenan Doğulu, önce bu dili öğrendiği annesinden sonra popüler müzikte Türkçenin en güzel örneklerini veren sanatçılarımızdan daha sonra da bütün milletimizden özür dilemelidir.&lt;br /&gt;Bilindiği gibi “Eurovision” bir beste yarışmasıdır. Değerlendirme beste açısından yapılmaktadır. Durum böyleyken “en çok insana” hitap etmesi için Türkçe dışında bir başka dille şarkı söylemek istiyorsa Kenan Doğulu o zaman Çince söylesin…&lt;br /&gt;Öte yandan, İngilizceden medet umması sanatçının kendisine olan güvensizliğini göstermektedir. Önemli olan Türkçe sözlü bir parçayla ve bu sözlere uygun güzel bir besteyle yarışmaya katılmaktır. Keramet İngilizcede olsaydı Sertab Erener’in İngilizce şarkısıyla birinci olduğu yıl İngiltere İngilizce şarkıyla katıldığı yarışmada sonuncu olmazdı.&lt;br /&gt;Yapılması gereken, Türkiye’nin “Eurovision”a Türkçe sözlü şarkıyla katılmasıdır. TRT de, bu konuda kararlı bir duruş sergilemeli, Türkçe dışındaki dillerle yarışmaya katılmayı engellemelidir. Böylece, her yıl “Eurovision”a katılacak şarkının dili konusundaki tartışma da ortadan kalkmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk Dil Kurumu&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5468836673052332809-7984119035804508748?l=ikebroflovski.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/feeds/7984119035804508748/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5468836673052332809&amp;postID=7984119035804508748' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/7984119035804508748'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/7984119035804508748'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/2007/08/tdkdan-inciler.html' title='TDK&apos;dan inciler'/><author><name>ike</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09895600768898928036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://img509.imageshack.us/img509/5582/1010bustedinthetubhw1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5468836673052332809.post-4645272300230603243</id><published>2007-08-30T13:53:00.000-07:00</published><updated>2007-08-30T14:07:08.354-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='internet explorer'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='download'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ie'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='max connections'/><title type='text'>Internet Explorer ikiden fazla karşıdan yükleme oturumuna sahip olacak şekilde nasıl yapılandırılır</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:arial;font-size:85%;"&gt;1. Kayıt Defteri Düzenleyicisi'ni (Regedt32.exe) başlatın.&lt;br /&gt;2. Kayıt defterinde aşağıdaki anahtarı bulun:&lt;br /&gt;HKEY_CURRENT_USER\Software\Microsoft\Windows\CurrentVersion\Internet Settings&lt;br /&gt;3. Düzen menüsünde, Yeni'nin üzerine gidin, DWORD Değeri'ni tıklatın ve sonra aşağıdaki kayıt defteri değerlerini ekleyin:&lt;br /&gt;Değer adı: MaxConnectionsPer1_0ServerDeğer verisi: 10Temel: OndalıkDeğer Adı: MaxConnectionsPerServerDeğer verisi: 10Temel: Ondalık&lt;br /&gt;4. Kayıt Defteri Düzenleyicisi'nden çıkın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5468836673052332809-4645272300230603243?l=ikebroflovski.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/feeds/4645272300230603243/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5468836673052332809&amp;postID=4645272300230603243' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/4645272300230603243'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5468836673052332809/posts/default/4645272300230603243'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikebroflovski.blogspot.com/2007/08/internet-explorer-ikiden-fazla-kardan.html' title='Internet Explorer ikiden fazla karşıdan yükleme oturumuna sahip olacak şekilde nasıl yapılandırılır'/><author><name>ike</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09895600768898928036</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://img509.imageshack.us/img509/5582/1010bustedinthetubhw1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
